Ana içeriğe geç
Sözlük

tüy ile cümle

tüy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
10
ORT. KELİME
Her gün, her Allah"ın günü, tüylerimi diken diken eden haberler okuyorum,Elke dag, echt elke dag
Her gün, her Allah"ın günü, tüylerimi diken diken eden haberler okuyorum,E ogni giorno, ogni singolo giorno,
Her gün, her Allah"ın günü, tüylerimi diken diken eden haberler okuyorum,E todos os dias, cada dia,
Her gün, her Allah"ın günü, tüylerimi diken diken eden haberler okuyorum,매일, 하루 하루, 저를 움찔하게 하는 기사를 읽습니다.
Her gün, her Allah"ın günü, tüylerimi diken diken eden haberler okuyorum,Und jeden Tag, jeden einzelnen Tag,
Her gün, her Allah"ın günü, tüylerimi diken diken eden haberler okuyorum,Y cada día, todos los días,
Her gün, her Allah"ın günü, tüylerimi diken diken eden haberler okuyorum,ובכל יום ויום אני קוראת חדשות הגורמות לי להתכווץ,
Her gün, her Allah"ın günü, tüylerimi diken diken eden haberler okuyorum,وكل يوم، كل يوم، أقرأ الأخبار التي تجعلني أنكمش
Her gün, her Allah"ın günü, tüylerimi diken diken eden haberler okuyorum,ぞっとする記事を目にします テキサスの子供に
Her izlediğimde tüylerim diken diken oluyor.Fico sempre com arrepios cada vez que a vejo.
Her izlediğimde tüylerim diken diken oluyor.Ich bekomme jedes Mal Gänsehaut, wenn ich sie sehe.
Her izlediğimde tüylerim diken diken oluyor.Ik krijg kippenvel telkens ik ernaar kijk.
Her izlediğimde tüylerim diken diken oluyor.J'en ai la chair de poule à chaque fois que je le regarde.
Her izlediğimde tüylerim diken diken oluyor.매번 볼때마다 항상 소름이 돋습니다.
Her izlediğimde tüylerim diken diken oluyor.Me da escalofríos cuando la veo.
Her izlediğimde tüylerim diken diken oluyor.Mindig libabőrös vagyok tőle.
Her izlediğimde tüylerim diken diken oluyor.Mi viene la pelle d'oca ogni volta che le vedo.
Her izlediğimde tüylerim diken diken oluyor.Pokaždé dostanu husí kůži, když to vidím.
Her izlediğimde tüylerim diken diken oluyor.Tôi luôn nổi da gà mỗi khi nhìn thấy nó.
Her izlediğimde tüylerim diken diken oluyor.Totdeauna mi se face pielea găinii de câte ori o văd.
Her izlediğimde tüylerim diken diken oluyor.Πάντοτε ανατριχιάζω όταν τη βλέπω.
Her izlediğimde tüylerim diken diken oluyor.Винаги настръхвам всеки път, когато я виждам.
Her izlediğimde tüylerim diken diken oluyor.אני תמיד מקבלת עור ברווז בכל פעם שאני רואה אותו.
Her izlediğimde tüylerim diken diken oluyor.و دائماً ارتعد خوفاً في كل مرة أراها.
Her izlediğimde tüylerim diken diken oluyor.これはヘリコプターで撮影しました
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.A vyšiel prvý červený, celý jako chlpatý odev, a nazvali jeho meno Ezav,
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Cel dintîi a ieşit roş de tot: ca o manta de păr, şi de aceea i-au pus numele Esau.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Den første kom frem rødlig og lodden som en Skindkappe over hele Kroppen; og de kaldte ham Esau.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Den som först kom fram var rödlätt och över hela kroppen såsom en hårmantel; och de gåvo honom namnet Esau.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Der erste, der herauskam, war rötlich, ganz rauh wie ein Fell; und sie nannten ihn Esau.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Ðứa ra trước đỏ hồng , lông cùng mình như một áo_tơi lông ; đặt tên là Ê - sau .
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Ðứa ra trước đỏ hồng, lông cùng mình như một áo tơi lông; đặt tên là Ê-sau.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.És kijöve az elsõ; vereses vala, mindenestõl szõrös, mint egy lazsnak; azért nevezék nevét Ézsaúnak.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.I vyšel první ryšavý všecken, a jako oděv chlupatý; i nazvali jméno jeho Ezau.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.I wyszedł pierwszy syn lisowaty, i wszystek jako szata kosmaty; i nazwali imię jego Ezaw.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Izide pa prvi, rjav, ves kakor kosmat plašč: zato so ga imenovali Ezava.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.먼저 나온 자는 붉고 전신이 갖옷 같아서 이름을 에서라 하였고
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Le premier sortit entièrement roux, comme un manteau de poil; et on lui donna le nom d`Ésaü.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Saiu o primeiro, ruivo, todo ele como um vestido de pelo; e chamaram-lhe Esaú.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Uscì il primo, rossiccio e tutto come un mantello di pelo, e fu chiamato Esaù
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Yang sulung warnanya kemerah-merahan, dan kulitnya seperti jubah yang berbulu. Sebab itu ia dinamakan Esau
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Y salió el primero, rojizo y todo velludo como una túnica de pieles, y llamaron su nombre Esaú
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Εξηλθε δε ο πρωτος ερυθρος και ολος ως δερμα δασυτριχος και εκαλεσαν το ονομα αυτου, Ησαυ.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Первый вышел красный, весь, как кожа, косматый; и нарекли ему имя Исав.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.Първият излезе червен, цял космат, като кожена дреха; и наименуваха го Исав*.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.ויצא הראשון אדמוני כלו כאדרת שער ויקראו שמו עשו׃
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.فخرج الاول احمر. كله كفروة شعر. فدعوا اسمه عيسو.
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.先 產 的 身 體 發 紅 、 渾 身 有 毛 、 如 同 皮 衣 . 他 們 就 給 他 起 名 叫 以 掃 。 〔 以 掃 就 是 有 毛 的 意 思
İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.先 產 的 身體發紅 、 渾身 有 毛 、 如同 皮衣 . 他 們就給 他 起名 叫 以掃 。 〔 以 掃就是 有 毛 的 意思
İpin bir ucuna vazoyu diğer ucuna da tüyü bağlayın. Ardından vazoyu kalem ile askıya alın병의 한쪽 끝에는 끈이 매어져 있고 그 끈의 끝부분은 깃털입니다.
İsimlerindeki "dalgalı" ifadesi tüylerinin üzerindeki ince desenden gelirCái tên "chim hải âu lượn sóng" là do lông chúng có những họa tiết thanh thoát.
İsimlerindeki "dalgalı" ifadesi tüylerinin üzerindeki ince desenden gelirNazývá se též "vlnitý" albatros, pro jemný vzorek ve svém peří.
İsimlerindeki "dalgalı" ifadesi tüylerinin üzerindeki ince desenden gelirNumele de albatros " creţ " , vine de la aspectul foarte delicat al penelor lor.
İsimlerindeki "dalgalı" ifadesi tüylerinin üzerindeki ince desenden gelirΤο όνομα " κυματιστό " προέρχεται από το σχέδιο στα φτερά τους.
İsimlerindeki "dalgalı" ifadesi tüylerinin üzerindeki ince desenden gelirУ ширококрылых альбатросов великолепная окраска перьев.
İsimlerindeki "dalgalı" ifadesi tüylerinin üzerindeki ince desenden gelirהשם אלבטרוס 'הגלים' נובע .מהדוגמה העדינה שעל נוצותיהם
İsimlerindeki "dalgalı" ifadesi tüylerinin üzerindeki ince desenden gelirالاسم ' القطرس المموج يأتي من النمط الحسّاس من ريشهم
İşte burada, küçük tüylü bir bebek -- gözleri fal taşı gibi açılmış.Das ist es also: ein kleines Buschbaby im Scheinwerferlicht.
İşte burada, küçük tüylü bir bebek -- gözleri fal taşı gibi açılmış.Ed eccolo lì, un piccolo bebè peloso -- illuminato dai fari.
İşte burada, küçük tüylü bir bebek -- gözleri fal taşı gibi açılmış.이것 보세요. 갈라고원숭이가 놀란 토끼눈을 하고 있네요.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod