Embriyoda şu güzel tüy var.To jest piękne pióro w embrionie.
Embriyoda şu güzel tüy var.Υπάρχει αυτό το όμορφο πούπουλο στο έμβρυο.
Embriyoda şu güzel tüy var.Ето го това красиво перо в ембриона.
Eskimo çulluğu için, Karayip keşiş foku için, tüylü mamut için.에스키모 마도요, 카리브해 몽크 물범, 털북숭이 매머드에게도 할 수 있습니다.
Eskimo çulluğu için, Karayip keşiş foku için, tüylü mamut için.לחרטומן הצפוני, לאריה הים הנזירי בקריביים, ולממותה השעירה.
Eskimo çulluğu için, Karayip keşiş foku için, tüylü mamut için.وكروان الإسكيمووفقمة الراهب الكاريبية والماموث الصوفي.
Eskimo çulluğu için, Karayip keşiş foku için, tüylü mamut için.マンモスに応用できます 事実上 人間は過去1万年に渡り
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Dia jawab, "Ya, bulu, kulit, tulang, dan lain-lain, dikeringkan, dan diproses jadi pakan."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Disse: "Sì, penne, pelle, ossa, scarti vari, seccati e processati a mangime."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.El a spus, "Mda, pene, piele, făină de oase, resturi, uscate şi procesate în hrană."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Ele disse: "Sim, feita com penas, peles, ossos, restos, "secos e processados para rações."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Erre ő: "Aha, tollak, bőr, csont por, hulladék, amit kiszárítottak és földolgoztak táppá."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Er sagte: "Ja, Federn, Haut, Knochenmehl, Reste, getrocknet und zu Futter verarbeitet."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Ha sa, "Ja, fjädrar, skinn, benmjöl, rester, torkat och processerat till föda."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Hij zei: "Ja, veren, huid, gemalen botten, schaafsel, gedroogd en verwerkt tot voer."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.돈은 "네, 깃털, 껍질, 뼈,찌꺼기 같은 걸 건조 처리해서 사료로 만든 거에요."라고 했습니다.
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Me dijo, "Si, plumas, piel, hueso, restos, secados y procesados en alimento."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.On řekl: "No jo, peří, kůže, kostní moučka, bioodpad, sušené a lisované do granulí."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi."Ναι" είπε, "πούπουλα, δέρμα, οστεάλευρο, αποφάγια, αποξηραμένα και μεταποιημένα σε τροφή."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Он ответил,- "Да, перья, кожа, костная мука, остатки, высушенные и переработанные в корм".
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Той отвърна, "Да - пера, кожа, костно брашно, остатъци, изсушени и преработени в захранка."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.והוא אמר, "כן, נוצות, עור, עצמות, שיירים, מיובשים ומעובדים להאכלה."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.قال " نعم فالريش , الجلد ... العظام , الزوائد , تجفف وتعالج إلى أطعمة "
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.「骨粉 くず肉」 「それを乾かして加工して 飼料にするんだ」 何パーセント
[Fuzzy Wuzzy bir ayıydı, Fuzzy Wuzzy'nin saçı yoktu. Fuzzy Wuzzy, çok da tüylü değildi, değil mi?]Fuzzy Wuzzy wasn't very fuzzy,
Günümüzde, tüysüz kalın derili memelilerin hepsinin suda yaşamış ataları olduğu biliniyor.Daraus geht hervor, dass all diese nackten Dickhäuter aquatische Vorfahren haben.
Günümüzde, tüysüz kalın derili memelilerin hepsinin suda yaşamış ataları olduğu biliniyor.Dat is nu uitgebreid zodat nu al die naakte dikhuiden voorouders in het water hebben.
Günümüzde, tüysüz kalın derili memelilerin hepsinin suda yaşamış ataları olduğu biliniyor.Ez derült ki minden csupasz vastagbőrűnél, hogy volt vízben élő őse.
Günümüzde, tüysüz kalın derili memelilerin hepsinin suda yaşamış ataları olduğu biliniyor.Infatti, tutti quei pachidermi senza peli hanno avuto antenati acquatici.
Günümüzde, tüysüz kalın derili memelilerin hepsinin suda yaşamış ataları olduğu biliniyor.이것은 모든 털 없는 후피 동물이 수생 조상을 가진다는 걸로 바뀌었습니다.
Günümüzde, tüysüz kalın derili memelilerin hepsinin suda yaşamış ataları olduğu biliniyor.Nakonec se zjistilo, že všichni nazí tlustokožci mají vodní předky.
Günümüzde, tüysüz kalın derili memelilerin hepsinin suda yaşamış ataları olduğu biliniyor.Nu hedder det, at alle de nøgne tykhudede dyr har en akvatisk forfader.
Günümüzde, tüysüz kalın derili memelilerin hepsinin suda yaşamış ataları olduğu biliniyor.Resulta pues que todos esos paquidermos sin pelo tienen ancestros acuáticos.
Günümüzde, tüysüz kalın derili memelilerin hepsinin suda yaşamış ataları olduğu biliniyor.S-a ajuns să se creadă că toate pahidermele fără păr au strămoși acvatici.
Günümüzde, tüysüz kalın derili memelilerin hepsinin suda yaşamış ataları olduğu biliniyor.Uważa się, że wszystkie nagie gruboskórce mają wodnych przodków.
Günümüzde, tüysüz kalın derili memelilerin hepsinin suda yaşamış ataları olduğu biliniyor.Veio a verificar-se que todos os paquidermes nus tinham antepassados aquáticos.
Günümüzde, tüysüz kalın derili memelilerin hepsinin suda yaşamış ataları olduğu biliniyor.Αυτό συνεπάγεται ότι όλα τα γυμνά παχύδερμα έχουν υδρόβιους προγόνους.
Günümüzde, tüysüz kalın derili memelilerin hepsinin suda yaşamış ataları olduğu biliniyor.Оказва се, че всички тези голи дебелокожи са имали морски предци.
Günümüzde, tüysüz kalın derili memelilerin hepsinin suda yaşamış ataları olduğu biliniyor.Сейчас принято считать, что все голые "толстокожие" имеют водного предка.
Günümüzde, tüysüz kalın derili memelilerin hepsinin suda yaşamış ataları olduğu biliniyor.הגענו לדעה שלכל עבי-העור העירומים היה אב קדמון ימי.
Günümüzde, tüysüz kalın derili memelilerin hepsinin suda yaşamış ataları olduğu biliniyor.و هذا ما جعل الفيلة حيوانات عارية وجود الاسلاف المائية
Günümüzde, tüysüz kalın derili memelilerin hepsinin suda yaşamış ataları olduğu biliniyor.認められており 最後の例外はサイになるはずでしたが
Hatta tavuk tüyleri bile besin oluyor.Anche le piume di pollo diventano cibo.
Hatta tavuk tüyleri bile besin oluyor.Sogar Hühnerfedern werden zu Nahrungsmitteln verarbeitet.
Hatta tavuk tüyleri bile besin oluyor.אפילו נוצות תרנגולות הופכות למזון.
Her dinleyişimde, tüylerim diken diken oluyor.Cada vez que escucho esto, se me pone la piel de gallina.
Her dinleyişimde, tüylerim diken diken oluyor.Chaque fois que j'écoute ça, j'ai la chair de poule.
Her dinleyişimde, tüylerim diken diken oluyor.De fiecare dată când ascult asta, mi se face piele de găină.
Her dinleyişimde, tüylerim diken diken oluyor.Iedere keer dat ik het hoor, krijg ik kippenvel.
Her dinleyişimde, tüylerim diken diken oluyor.Jedes Mal, wenn ich das höre, bekomme ich Gänsehaut.
Her dinleyişimde, tüylerim diken diken oluyor.저는 그걸 들을 때마다, 소름이 돋죠.
Her dinleyişimde, tüylerim diken diken oluyor.Mỗi lần nghe tôi đều nổi da gà.
Her dinleyişimde, tüylerim diken diken oluyor. O kadar şaşırtıcı, o kadar heyecan verici ki.Ma ogni volta che ascolto quello, mi viene la pelle d'oca. è così bello, così eccitante.
Her dinleyişimde, tüylerim diken diken oluyor.Za każdym razem gdy tego słucham dostaję gęsiej skórki.
Her dinleyişimde, tüylerim diken diken oluyor.Всеки път, когато слушам това, настръхвам.
Her dinleyişimde, tüylerim diken diken oluyor.Каждый раз, когда я это слышу, у меня мурашки по коже.
Her dinleyişimde, tüylerim diken diken oluyor.בכל פעם שאני מאזין לזה, עורי נעשה חידודין חידודין.
Her dinleyişimde, tüylerim diken diken oluyor.كل مرة أستمع فيها لذلك , تنتابنى القشعريرة.
Her dinleyişimde, tüylerim diken diken oluyor.素晴らしくてわくわくします。
Her gün, her Allah"ın günü, tüylerimi diken diken eden haberler okuyorum,Dar multe instituții blochează accesul.