tütün ile cümle

tütün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kentte özellikle ayakkabı, dokuma ile tütün işleme endüstrileri bulunur.A városban fémfeldolgozó, dohányipar, cipő és textilipar található.
A. Turabî Tütüncü.Anticyrai tobák.
Günümüzde tütüncülük pek kalmamıştır.Manapság már egyre több nem dohányzó terület van.
Tütüncülük yapılır.Dohányt termeszt.
Tütün ve kahveyi yasakladı.Dohányt és bort termeszt.
"Silahlarınıza Sıkı Tutunun".Dobjatok le fegyvereket!”
Amerikan Yerlileri (Kızılderililer) Avrupalılar kıtaya gelmeden önce tütün kullanmaktaydılar.Az indián őslakosok jóval az európaiak megérkezése előtt pipáikban szívták a dohányt.
Tütün başlıca gelir kaynağıdır.Napjainkban leginkább a dohányzás elengedhetetlen kelléke.
Bir ara tütün deposu olarak da kullanıldı.Ezután raktárként használták.
Herkes can havliyle hayatın bir ucundan tutunmaya çalışmaktadır.Mindegyikük ragadozó életmódot folytat.
Ailesi pamuk ve tütün toplayıcılığı ile geçinmekteydi.Apja cipész- és kőművesmunkával tartotta el családját.
"İçime tutunmuşlar, çok güçlüler." dedi Castiel."Annyit végzünk kézzel, amennyit csak lehet," mondta Kok.
Yavrular doğdukları zaman vajinadan annenin kıllarına tutunarak keseye giderler.A kölykök születésükkor képesek anyjuk szőrébe kapaszkodni.
Daha önce icra edilen tütün tarımcılığı günümüzde hemen hemen hiç kalmamıştır.Manapság már tilos dohányárut reklámozni, ez nem volt mindig így.
Aşağıya inebilmek için birbirlerine tutunmak zorunda kalırlar.Ezután már tovább bent kell tartani őket, hogy összeszokjanak.
Tütün harmanının yaklaşık 1/3’ü kadar kıyılmış kuru karanfil tomurcuğu eklenir.Ízesítésként a dohánykeverék mintegy 1/3 részét kitevő darált, szárított szegfűszegbimbót adnak a keverékhez.
Ayakları sıçramaya ve tutunmaya elverişlidir.A lábujjai ívesek és zártak.
Aynı zamanda mekanik tutunmayı düşürmek için oluklu lastikler geliştirildi.A mechanikus feltöltő áttételét is csökkentették.
Vücudunuzu doğru ölçmek için mezuranızı kaydırmadan düz tutunuz.Gyorsan tipord le, még mielőtt átégetné testedet.
Diğer tüm tütün tüketim biçimleri gibi pipo içiminin de sağlığa zararlı olduğu kesindir.Elterjedt nézetté vált, hogy az abszint minden összetevője káros az egészségre.
Bunun yanında tütün üretimi de yapılmaktadır.A dohánytermelésről.
Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durmayı ifade eder.A párisi világkiállítás dohányai és dohánygyártmányai.
Kabı sıkıca kapalı tutun.Hold nem kering körülötte.
Albümün çıkış parçası Tutunamadım oldu.Az album slágerlistás helyezést nem ért el.
Imperial Brands plc (eskiden Imperial Tobacco Group plc), Birleşik Krallık merkezli bir tütün şirketidir.Imperial Brands plc (aiemmin Imperial Tobacco Group plc) on brittiläinen tupakkayhtiö.
Her aile tütün yetiştirir.Silti kaikki viljelivät tupakkaa.
İlk haftalarını annesinin karnına tutunarak geçirir.Ne viettävät ensimmäisen puoli vuotta elämästään roikkuen emon vatsasta.
Daha sonra ise tütün mozaik virüsü ve polio virüsler için yaptığı araştırmalarla dikkat çekmiştir.Hän tutki hedelmäkärpäsen geenejä ja bakteerien viruksia.
Kazım Emin Tütün Deposu, 1920'ler, Bursa.Hämeenlinna: Hämeen kustannustoimisto, 1920.
Kabı sıkıca kapalı tutun.Pidä minua lujasti, korpraali).
Roma kuvvetleri Kuzey Afrika'da tutunamadı.Suurlähettiläs ei pelkää Pohjois-Afrikkaa.
3 Yemin; Kılıcınızı masumların bedeninden uzak tutun.Heart Breaker: Lyö vastustajiaan miekallaan tärkeisiin ruumiinosiin.
Ayrıca tütün de yetiştirilir.Myytäväksi kasvatetaan myös tupakkaa.
Bu kişilerden yarıdan fazlasının ise alkol, uyuşturucu, tütün ve seks bağımlısı olduğu gözleniyor.Albumin budjetista kuitenkin puolet kului alkoholiin, huumeisiin ja ruokatarvikkeisiin.
Bu bir Bir yılda kişi başına tütün sigarası tüketiminin ülkelere göre listesi dır.Se lasketaan kertomalla päivittäin poltettujen askien määrä tupakoinnin kestolla vuosina.
Arnavutlar tütün ürünlerine yılda yaklaşık 300.000.000 Euro'dan fazla para harcamaktadır.Euroopan unioni käyttää noin miljardi euroa vuosittain tupakan tuotannon tukemiseen.
En büyük geçim kaynağı tütündür.Sen merkittävin riskitekijä on tupakointi.
İnsanlar bu malumata kendilerini korkutacak bir şey olarak tutundular.He ovat pitäneet kiinni näistä uskomuksista voidakseen pelotella niillä itseään.
Tütün ayrıca geçim kaynağıydı.Sitten tupakoinnista tuli erottamisperuste.
Tütün kullanan insanların %20'si KOAH hastalığına yakalanır.On arvioitu, että 20 % oireistosta kärsivistä saa leukemian.
Her iki unsur diyalektik bir etkileşimde teraziye tutunmaktadır.Kummassakin tapauksessa vaikuttavat voimat johtuvat gravitaatiosta.
Yetiştirilen tütünler kurutularak işlenir.Syntynyt tuote puhdistetaan tislaamalla.
Dansçılar, küçük parmaklarıyla birbirlerine tutunurlar.Tanssijat pitävät toisistaan kiinni ojennetuin käsin.
Arka cebinde tütün tabakası olduğu için, ona bir şey olmaz.Takakäpälien peukalovarvas on sen sijaan surkastunut.
Her aile tütün yetiştirir.Οι κάτοικοι καλλιεργούν καπνά.
WHO, bu tür yasaklamaların uygulamaya girdiği yerlerde tütün kullanımının %16 azaldığını belirlemiştir.Αξιολογούν ότι τέτοιες απαγορεύσεις μείωσαν την κατανάλωση καπνού κατά 16%, όπου ασκήθηκαν.
İstanbul'da içki ve tütün kullanımını yasaklamıştır.Τότε απαγορεύθηκε στην Κωνσταντινούπολη ο καφές, το αλκοόλ και ο καπνός..
Tabloda sandalyenin üzerinde bir pipo ve bir torba pipo tütünü görülmektedir.Πάνω στο κάθισμα της καρέκλας υπάρχει μια διακοσμημένη πίπα και μια σακούλα καπνού πίπας.
Kabı sıkıca kapalı tutun.Κρατάει τα χαλινάρια σφιχτά.
Uzun süre tütün kaçakçılığı yaparak yaşamını sürdürdü.Ωστόσο σταμάτησε για λίγο καιρό το κάπνισμα από τη θλίψη του.
"Silahlarınıza Sıkı Tutunun".«ΘΑΝΑΣΗ ΠΑΡΕ Τ' ΟΠΛΟ ΣΟΥ».
Ayrıca kaliteli tütün yetiştirme konusunda köy halkı yörede ün yapmıştır.Ο Ξενόπουλος μας πληροφορεί ότι το χωριό παρήγαγε εξαιρετικής ποιότητας καπνά.
Vantuz bir yüzeye tutunduğunda bu iki yapı arasındaki açıklık kapanır.Όταν ένας μυζητήρας προσκολλάται σε μια επιφάνεια, το άνοιγμα μεταξύ των δύο δομών σφραγίζεται.
KOAH'ın en temel nedeni tütün kullanımıdır.Η συνηθέστερη αιτία που προκαλεί ΧΑΠ είναι το κάπνισμα.
İnsanlar bu malumata kendilerini korkutacak bir şey olarak tutundular.Γραπώθηκαν από αυτές τις πληροφορίες σε μια προσπάθεια να τρομάξουν τους εαυτούς τους.
Risk faktörleri, tütün dumanına, toza ve diğer hava kirliliğine maruz kalmayı içerir.ΟΙ παράγοντες κινδύνου περιλαμβάνουν την έκθεση σε καπνό τσιγάρου, σκόνη, και άλλους αέριους ρύπους.
Napolyon’un 195 bin kişilik ordusu, Koalisyon güçlerinin 365 bin kişilik ordusu karşısında tutunamamıştır.Το έθνος των 450.000 δεν μπορούσε να αντισταθεί στην Τριπλή Συμμαχία των 11 εκατομμυρίων.
Tüp ayaklar dalga şeklinde, bir ayak yere tutunurken diğerinin bırakmasıyla hareket eder.Τα δάχτυλα του ενός ποδιού ακουμπούν το έδαφος, ενώ με το άλλο κάνει άλμα προς τα εμπρός.
Arkadan yapılan bir sarma taarruzu Almanların nihayet bu bölgede bir tutunma noktası elde etmesini sağladı.Et omgående angreb bagfra gav til sidst tyskerne et ståsted i denne del af byen.
2005 - Birleşik Krallık'ta demir yollarında tütün mamulleri kullanımı tamamen yasaklandı.2005 - Rygning bliver forbudt i britiske tog.

İlgili Sayfalar