tütün ile cümle

tütün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kişisel veya pasif olarak tütün dumanı da riski arttırır.O risco aumenta também com a inalação de fumo de tabaco ou exposição a fumo passivo.
Tütüncülük yapılır.Ganharam tabaco.
Şehirde şarap ve tütün üretimi yaygındır.Em todo o mundo, a cocriação de produtos e serviços é incipiente.
Imperial Brands plc (eskiden Imperial Tobacco Group plc), Birleşik Krallık merkezli bir tütün şirketidir.Imperial Brands (antigamente Imperial Tobacco) é uma multinacional britânica que atua no setor de cigarros.
Komandolar ucu kancalı kalın demir çubuklarla gemiye tutunmaya başladı.Os couraçados eram navios chapados com pranchas de ferro grossas.
Küresel olarak KOAH'ın bir numaralı risk faktörü tütün kullanımıdır.Em todo o mundo, o principal fator de risco para a DPOC é fumar.
Ek olarak, kadınlar erkeklere oranla tütünün zararlarına karşı daha büyük hassasiyet gösterirler.As mulheres são mais suscetíveis aos efeitos nocivos do fumo do tabaco do que os homens.
Bir ara tütün deposu olarak da kullanıldı.Também é usado no tabaco como aditivo.
Tüm bunlara rağmen bu faktörlerin, tütün kullanımına oranlar daha düşük risk taşıdığına inanılmaktadır.No entanto, acredita-se que em comparação com o fumo de tabaco, o seu papel seja menor.
1989 yılında, Douwe Egberts, Hollanda'nın ana rakibi olan kahve, çay ve tütünde Van Nelle'i satın aldı.1989 - A DE adquire a Van Nelle, sua principal concorrente holandêsa no café, chá e tabaco.
Cibali tütün reisi işçileri greve gitti.Os ciclistas entraram em greve.
ABD dışında satılan ve Küba tütününden yapılmış olan aynı adllı.É semelhante à Powerade, bebida da mesma companhia, comercializada nos Estados Unidos.
Zafer kazanan Persler yakın zamanda elde ettikleri Bizans topraklarında tutunmayı başardılar.Os persas, vitoriosos, conseguiram manter o controle do território recém-conquistado aos bizantinos.
İğ iplikleri kardeş kromatitlere tutunur.Ele pediu a seus irmãos que preparassem leitos de frondes de coco.
Kuyruğundan bir yerlere tutunup sallanmayı sever.Adoram aprisionar as pessoas numa colcha.
Bu bir Bir yılda kişi başına tütün sigarası tüketiminin ülkelere göre listesi dır.Esta é uma lista de países por emissões totais de gases de efeito de estufa per capita por ano.
Çocukları göletten uzak tutun.Mantenha as crianças longe do lago.
İstanbul'da içki ve tütün kullanımını yasaklamıştır.Hij verbood tevens alcohol en tabak in Istanboel op straffe van executie.
WHO, bu tür yasaklamaların uygulamaya girdiği yerlerde tütün kullanımının %16 azaldığını belirlemiştir.Waar zo'n verbod is ingevoerd, is het gebruik van tabak naar schatting met 16% afgenomen.
"Silahlarınıza Sıkı Tutunun".Neem je eigen wapens mee.
Geçim kaynağı ilk başta tütün iken tütünün yasaklanması ile pamukçuluğa yönelme olmuştur.Na zijn winst kwam zijn eerste single uit: Playing with Fire.
Törende Ayşe Tütüncü ve Perküsyon Grubu misafirlere keyifli anlar yaşattı.Animatie is het voorzien van vermaak aan een groep gasten of bewoners van een verblijf.
Doğu yönündeki bu çıkıntıda 9. Ordu’nun, uzun süre tutunamayacağı bir duruma düştüğü açıktı."De saillant waarin het Duitse 9e leger zich bevond en die ver naar het oosten reikte was onhoudbaar."
Babası ile birlikte tütün ticareti yapıyordu.Hij werkte in de verfhandel met zijn vader en broer.
Hayata tutunmak istiyorsanız acele etseniz iyi olur.Als u besluit toch af te reizen, bereid u dan zeer goed voor.
Tütünün ilk kez Fransa'ya gelişi.Daar zagen ze voor het eerst tabak.
Önceleri tütün ekimi çok yaygın olarak yapılmaktaydı.Het rook er in het begin ook nog heel erg naar tabak.
Tütün ekimi bırakılmıştır.De sigaret is echter weggeretoucheerd.
İngiltere'ye ilk domates, patates ve tütün ürünlerini ulaştırdı.Hij verkocht horloges, sinaasappels en tabak.
KOAH'ın en temel nedeni tütün kullanımıdır.De belangrijkste risicofactor voor COPD is het roken van tabak.
En büyük geçim kaynağı tütündür.De belangrijkste oorzaak is roken.
Tütün ve fasulye yetiştirilmektedir.Voor spek en bonen meedoen.
Kendinize ileride faydalı olabilece­ğine inandığınız notlar tutun, mümkünse günlük tutun.Breng de handen achter de rug zover mogelijk naar elkaar toe, indien mogelijk in elkaar gevouwen.
Bütün maymunların arasında tutunmak için kullanılan kuyruk geliştirmiş türler sırf bu grupta bulunur.Ook de enige nachtactieve apen behoren tot deze groep.
Hollywood'da bile şansını denedi ama burada da tutunamadı.Hij probeerde het scenario in Hollywood te slijten, maar dat mislukte.
Bunların haricinde muz, tütün, palmiye yağı gibi ürünlerinde ekimi yapılmaktadır.Soorten als de hagedisslang en de katslang eten enkel en alleen hagedissen (saurivoor).
Başka alıcı bulamayan üretici, tütünü değerinden çok ucuza satmak zorunda kalır.Wie hem koopt kan hem niet meer goedkoper verkopen en is verdoemd.
Köy sakinleri 1960'lı yıllara kadar tütün ekimi ile meşgul oldular.De buurtschap heeft tot in de jaren 1960 een tabakszaak gehad.
Çiğneme tütününe tat vermek için katılır.Hij ondervindt moeilijkheden om zijn sigarettenmerk van de grond te krijgen.
Mahallede eskiden su kanalları vardı, çeltik ve tütün yapılırdı.Hier waren vroeger de Tekelfabrieken, waar een staatsconcessie alcohol en sigaretten produceerde.
Türk tütünü, güneşte kurutulmuş, oldukça aromatik, küçük yapraklı bir tütün çeşididir.De Japanse groene thee heeft een wat meer plantaardig, bijna grasachtige smaak.
Puro veya sigar; silindir şeklinde sarılmış tütün yapraklarından oluşan bir tütün mamülü.Een peuk is het restant van een sigaret of sigaar wanneer deze is opgerookt.
80'lerde ise tütün ekilirdi.In de jaren '80 stond er een sigarenfabriek.
Tütün ve kahveyi yasakladı.Verder wordt er tabak en koffie verbouwd.
Odada tütün kokuyordu.In de kamer stonk het naar tabak.
Hayata tutunmak istiyorsanız acele etseniz iyi olur.Kto z pośpiechem doby życia przebiera może iść dalej.
Tütün karşıtı organizasyonlar ayrıca alkollü içeceklerin tüketimine de karşıydılar.Organizacje antynikotynowe były również przeciwne spożywaniu alkoholu.
Kolordu halen Cottbus'da tutunuyordu.Korpus wciąż stacjonował w Cottbus.
İlk haftalarını annesinin karnına tutunarak geçirir.Pierwsze tygodnie życia młode spędza chwytając się brzucha matki.
Kabı sıkıca kapalı tutun.Przytul mnie mocno.
Ayrıca kaliteli tütün yetiştirme konusunda köy halkı yörede ün yapmıştır.Miejscowość słynie z uprawy wysokiej jakości tytoniu papierosowego.
Berlin’de küçük bir dükkân açarak tütün ticareti ile uğraştı.W Dublinie otworzył sklep z tytoniem.
Bu hücrelerde aynı zamanda hücre-hücre tutunmasının artışına rastlanmıştır.Tak samo i w takich samych celach powleka się kapsułki.
Hollywood'da bile şansını denedi ama burada da tutunamadı.Próbował też swoich sił na Broadwayu, lecz również tam nie odnosił sukcesów.
Dansçılar, küçük parmaklarıyla birbirlerine tutunurlar.Owija wszystkich młodych chłopaków wokół małego palca.
Kesede geçen zamanın ardından genç yavrular, geceleyin anne besin ararken annelerinin sırtına tutunurlar.Przez całe lato, młode podążają za matką.
Fakat burada tutunamadı.Nie możecie mnie tutaj trzymać!
Sloganı "Gözlerinizi ödülden uzak tutun!"'dur.Jego powiedzenie to „Zejdź mi z oczu!”.
Tütün içme adeti, tütünün vatanı olan Amerika’da başlamıştır.Tytoń przywieziony z Ameryki uprawiał we Francji.
Arka cebinde tütün tabakası olduğu için, ona bir şey olmaz.Drugie odgałęzienie przedniej żyłki kubitalnej nie miało odnóg tylnych.

İlgili Sayfalar