tütün ile cümle

tütün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu risk alkol ve tütünün bırakılmasıyla azaltılabilir.This risk may be reduced by quitting alcohol and tobacco.[citation needed]
Sınıfınızı temiz tutun.Haltet euer Klassenzimmer sauber.
Onu daha düşük bir ısıda tutun.Haltet es in einer niedrigeren Temperatur.
Sıkıca tutunmaya çalış.Versuche es fest zu halten.
Çocuklardan uzak tutunuz.Für Kinder unzugänglich aufbewahren!
Pencereleri açık tutun.Lass die Fenster offen!
P235 Soğuk tutun.P235 Kühl halten.
"Silahlarınıza Sıkı Tutunun".Ihr sollt eure Waffen behalten.
Kabı sıkıca kapalı tutun.Dann den Knoten fest zuziehen.
Ayet Aydın Çakus: Niye Ter tutunamadı...Begreift ihr denn nicht?
P220 Kıyafetlerden/.. ./yanıcı malzemelerden uzak tutun/saklayın.P220 Von Kleidung und anderen brennbaren Materialien fernhalten.
P233 Kabı sıkıca kapalı tutun.P233 Behälter dicht verschlossen halten.
Çocukların erişiminden uzak tutun.Nicht in Reichweite von Kindern aufbewahren.
Ama yine de ağzınızı sıkı tutun.Dein Maul zu halten.
Sloganı "Gözlerinizi ödülden uzak tutun!"'dur.Halte immer genau Ausblick. „Keep your finger out“.
P230 ... ile ıslak tutun.P230 Feucht halten mit … .
Soğuk tutun.Kühl halten.
Yeni doğan yavru 100 Gram olur ve içgüdüsel annenin karnına tutunur.Neugeborene Nachtaffen wiegen rund 100 Gramm und klammern sich zunächst instinktiv an den Bauch der Mutter.
Tütüncülük şimdi tamamen bırakılmıştır.Heute sind die Raucherbereiche komplett abgeschafft.
Tütün yetiştiriciliği yaygındır.Weit verbreitet ist der Tabakanbau.
Ailesi pamuk ve tütün toplayıcılığı ile geçinmekteydi.Ihre Eltern bauten Tabak und Baumwolle an.
Bunun yanında tütün üretimi de yapılmaktadır.Dazu zählt auch die Herstellung von Tabakdosen.
Tütün malları gibi mallara boykot düzenlediler.Schlehenblätter dienten als Tabakersatz.
Ayakları sıçramaya ve tutunmaya elverişlidir.Es hockt die Beine an, in Erwartung, getragen zu werden.
Hizmet tasarımında temel ilkesi "mümkün olduğunca basit, ama bundan daha tutunma" olmasıdır.Die Ausschreibungen sahen vor, dass das Design „so einfach wie möglich, ohne Verzierung“ sein sollte.
Tütün ve zeytin tarımı yapılmaktadır.Es werden Tabak und Oliven angebaut.
Tutunca, teleme haline gelince teleme peynir süzeğe konur, suyu süzülür ve ateşe koyulur.Als er von der übermütigen Irma bedient wird, ist er gleich Feuer und Flamme für sie.
Arka cebinde tütün tabakası olduğu için, ona bir şey olmaz.Bei den hinteren Sitzen in den Schiebetüren hat er Scheiben.
P244 Kısma vanalarını gres ve yağdan uzak tutun.P244 Druckminderer frei von Fett und Öl halten.
Tütün en çok sigara ve puro halinde kullanılmaktadır.Das Erlernen des Zigarettenrauchens war leichter als bei Pfeife und Zigarre.
Daha sonra ise tütün mozaik virüsü ve polio virüsler için yaptığı araştırmalarla dikkat çekmiştir.Später faßte er seine Ergebnisse zur Stereochemie von Fumarsäure und Maleinsäure zusammen.
KOAH'ın en temel nedeni tütün kullanımıdır.Das wichtigste Produkt des Viñales-Tales ist der Tabak.
Çiğneme tütünü en eski tütün tüketim yollarından biridir.Das Anbohren einer Zigarre gehört zu einer der ältesten Methoden, Zigarren zu öffnen.
Arka ayakları ile otlara tutunurlar ve öndeki bir çift ayakları ile konağa tutunmak üzere beklerler.Am Boden hüpfen sie mit den Hinterbeinen und strecken die Vorderbeine zur Balance in die Höhe.
Henüz 11 yaşında tütün çiftçisi ve mesahacı olan babasını kaybetti.Im Alter von 11 Jahren verlor er seinen Vater, einen Steinhauermeister.
Lateralde ise scapulanın acromion ve spina scapula kısımlarına tutunur.Proximal steht sie mit dem Acromion, dem Schlüsselbein und der Spina scapulae in Verbindung.
Özellikle 19. yüzyılda yaygınlaşan tütün ekimi halkın en önemli gelir kaynağı hâline gelmiştir.Besonders der Hopfenanbau entwickelte sich im 19. Jahrhundert zur wichtigsten Einnahmequelle.
A. Turabî Tütüncü.In: Thuner Tageblatt.
Eskiden Tütün ve Hasıcılık yapılmaktaydı.Er wurde früher als Heil- und Zunderpilz genutzt.
Tarım ürünü olarak özellikle tütün üretimi ağırlıktadır.Immer noch eine große Rolle spielt die Landwirtschaft und hier insbesondere der Tabakanbau.
İlçede 90'lı yılların sonuna kadar, tütün oldukça önemli bir yere sahipti.Seit den 1990er Jahren erlangte der Ort starke touristische Bedeutung.
Babası ile birlikte tütün ticareti yapıyordu.Danach betrieb er zusammen mit seinem Vater ein Handelsgeschäft.
Harry son görevi Cedric Diggory'i ile beraber anahtara tutunarak bitirmiştir.Er ist zusammen mit Cedric Diggory Erstplatzierter.
Onu gözetim altında tutun.Gardez-le sous surveillance.
"Silahlarınıza Sıkı Tutunun".Faites usage de vos armes ! ».
1612'de Rolfe'un yeni tütün türleri başarıyla üretilmeye ve ihraç edilmeye başlandı.Dès 1612, les nouvelles graines de tabac de Rolfe avaient été cultivées et exportées.
Diğerlerindan biraz daha güçlü görünen bir tanesi kapıya tutunarak ayakta durabiliyordu.Un homme plus fort que les autres se tenait à la porte.
Bu bir Bir yılda kişi başına tütün sigarası tüketiminin ülkelere göre listesi dır.Cet article contient une liste de pays par nombre de cigarettes fumées par an et par habitant.
Tüp ayaklar dalga şeklinde, bir ayak yere tutunurken diğerinin bırakmasıyla hareket eder.Leurs pas touchent doucement le sol, et ce qu'ils font avec un pied, ils le font ensuite avec l'autre.
İnsanlar bu malumata kendilerini korkutacak bir şey olarak tutundular.Ils s’agrippaient à ces informations comme à quelque chose avec lequel s’effrayer.
Tütün karşıtı organizasyonlar ayrıca alkollü içeceklerin tüketimine de karşıydılar.Les organisations anti-tabac sont également impliquées dans la lutte contre la consommation d'alcool.
Hastanın yakınındaki insanları sakin tutun.Suivent les patients de l’infirmerie.
Diğer tüm tütün tüketim biçimleri gibi pipo içiminin de sağlığa zararlı olduğu kesindir.A l'instar du tabagisme par cigarette, la pipe a des effets néfastes sur la santé.
Tütün en çok sigara ve puro halinde kullanılmaktadır.Le tabac est essentiellement utilisé pour la production de cigarettes et de cigares.
Fakat burada tutunamadı.Mais il ne put s'y maintenir.
Daha sonra kıyılarda tutunamayacaklarını görerek gemiye geri döndüler.Puis ils s'embrassent sur le quai de la gare sans savoir s'ils se reverront.
Yetiştirilen ayrı tütün çeşitleri de Virginia, Burley ve Oryental'dır.La gamme de produits de la holding comprend des tabacs de type Virginia et Burley.
WHO, bu tür yasaklamaların uygulamaya girdiği yerlerde tütün kullanımının %16 azaldığını belirlemiştir.Elle a estimé que ce genre d'interdiction a réduit la consommation de 16 % là où il a été institué.
Tütünün ilk kez Fransa'ya gelişi.Il participe pour la première fois au Tour de France.
A. Turabî Tütüncü.Bourgmestre de Tubize.

İlgili Sayfalar