Ana içeriğe geç
Sözlük

tüccar ile cümle

tüccar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Paris'e yerleşmiş bir tüccarın oğluydu.Párizsban élő unokájának ajándéka.
Bu gayet başarılı olarak tüccarlık yapmış ve asil olmayan Domenico Flabanico idi.Ebben igen nagy szerepe volt a lázadást vezető Domenico Flabanciónak is.
Bunlar, Güneydoğu Asya'daki birçok Japon tüccarı ve maceracıyı götürmüşlerdir.Ne toivat monia japanilaisia kauppiaita Kaakkois-Aasian satamiin.
1454 - Amerigo Vespucci, İtalyan tüccar ve haritacı (ö.1454 – Amerigo Vespucci, italialainen tutkimusmatkailija ja kartantekijä (k.
Annesi zengin bir tüccarın kızı idi.Äiti oli rikkaan moskovalaisen kauppiaan tytär.
O zamana dek sigorta işi tüccarlar tarafından yapılıyordu.Tähän saakka liikenteenohjaus tapahtui tavaramakasiinista käsin.
O sene ressam tabloyu sanat tüccarı Paul Durand-Ruel'ya teslim etti.Tärkein impressionistien tukija oli taidekauppias Paul Durand-Ruel.
Rembrandt'la, ressam ve sanat tüccarı olan kuzeni Hendrick van Uylenburgh vasıtasıyla tanıştı.Saskia tapasi Rembrandtin serkkunsa taidemaalarin ja -kauppiaan Hendrick van Uylenburghin välityksellä.
Böyle bir durum sonucunda tüccara ödeme yapılmaz.Poliittisista syistä tällaista veroa ei kuitenkaan suosita.
Bu tüccarların en düşük kastıdır.Se on pienimpiä huuhkajia.
Sistem içinde tüccarlar ve Yahudilerin önemli bir yeri vardı.Kaupungissa asui myös genovalaisia ja juutalaisia kauppiaita.
Babası bir tüccardı.Hänen isänsä oli kauppias.
Genellikle şehir tüccarları ve sanatçıydılar.Monet kaupungin asukkaat olivat kauppiaita ja käsityöläisiä.
Bizzat İslam Peygamberinin tüccar olması bu iddianın zayıf noktasıdır.Islamissa myös profeetta Muhammadin solvaaminen on jumalanpilkkaa.
Orta Avrupa'da Yahudi tüccarlar aktif haldeydi.Jopa juutalaisia kauppiaita kävi Kiinassa.
Zengin tüccar çocuğu evlatlık aldı ve onu mirasçısı yaptı.Rikas kauppias adoptoi pojan ja teki hänestä perillisensä.
1299 yılında serbest bırakıldıktan sonra zengin bir tüccar olmuş, evlenmiş ve üç çocuğu olmuştur.Αφέθηκε ελεύθερος το 1299 και έγινε ένας πλούσιος έμπορος, παντρεύτηκε και απέκτησε τρία παιδιά.
Emmy’nin babası Max Noether, Almanya’da tüccar bir aileden geliyordu.Ο πατέρας της Έμι, ο Μαξ Νέτερ, καταγόταν από οικογένεια εμπόρων στη Γερμανία.
Köleler ayrıca esnaf ve tüccar olarak kullanılmıştır.Οι δούλοι επίσης χρησιμοποιούνταν ως τεχνίτες και έμποροι.
Oyun boyunca tüccarlar, periler, şehir halkı ve diğer rehberler şifreli ipuçları vererek Link'e yardımcı olur.Κατά τη διάρκεια του παιχνιδιού, έμποροι, κάτοικοι, και άλλοι οδηγούν τον Link στα απόκρυφα στοιχεία.
RedFoo CNBC'deki bir dizideMad Money ve Jim Cramer ile bir tüccarı canlardırmıştır.Ο Redfoo είναι πρώην χρηματιστής και έχει εμφανιστεί στην εκπομπή του CNBC, Mad Money με τον Τζιμ Κράμερ.
Burada yabancı tüccara satılmaktadır.Σε κεντρικά σημεία πώλησης προσφέρεται ξένος τύπος.
Babası bir tüccardı.Ο πατέρας του ήταν έμπορος.
Rubinstein, zengin bir tüccar ailesinde doğdu.Γεννήθηκε στο Βούκοβαρ σε πλούσια οικογένεια εμπόρων.
Bir tüccar olmuştur.Ήταν έμπορος.
Apgar ailesi, Güney Doğu Asya'nın bütün bölgelerinde esnaflık ve tüccarlık yapmaktadır.Η οικογένεια Αμπγκάρ έγιναν επιτυχημένοι έμποροι στη Νοτιοανατολική Ασία.
Sonuç olarak ticaret son derece karlıydı ve tüccarların elinde büyük bir servet birikiyordu.Η επιχείρηση πήγαινε πολύ καλά και τα κέρδη ήταν πολλά για το αφεντικό.
Kurosava'nın annesi, Osaka'da yaşayan bir tüccar aileden geliyordu.Η μητέρα του ήταν κόρη εμπόρου από την Οσάκα.
Alphonse Daudet, Nimes'de bir tüccar ailenin çocuğuydu.Ο Νικόλαος Δάβης ήταν παιδί ενός έμπορα από την Αμοργό.
Meslek olarak tüccarlık mesleğini seçti.Ήταν έμπορος το επάγγελμα.
Orta Avrupa'da Yahudi tüccarlar aktif haldeydi.Οι Εβραίοι γνώρισαν διώξεις στη δυτική Ευρώπη κατά το Μεσαίωνα.
1794'te Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı Sakız Adası'nda doğdu. Kökeni Bizanslı bir tüccar aileden gelmektedir.Γεννήθηκε το 1794 στη Χίο και καταγόταν από Βυζαντινή εμπορική οικογένεια.
Bir süre sonra grup arkadaşları Meksikalı bir tüccarın Smith'in özel eşyalarını sattığını görmüşlerdir.Kort tid efter opdagede de rejsende en mexicansk købmand, der solgte flere af Smiths personlige ejendele.
Bernoulli ler tüccar ve akademisyenlerden oluşan İsviçre'nin Basel şehrinde yaşamış ailedir .Bernoulli er en schweizisk familie af købmænd og lærde fra Basel.
Zamanında kervansarayın misafirleri özellikle yabancı tüccarlarmış.Særligt er forslag om at sælge til udenlandske købere meget upopulært.
1454 - Amerigo Vespucci, İtalyan tüccar ve haritacı (ö.1454 - Amerigo Vespucci, italiensk opdagelsesrejsende og kartograf (død 1512).
Tüccarlık daha çok Yahudilerin elindeydi.Du er mere nedrig end jøderne.
Annesi zengin bir tüccarın kızı idi.Hun var datter af en rig apoteker.
Tüccar yardımını esirgemedi.De blev støttet af købstædernes borgerskab.
Abdülkerim, Buharalı bir tüccar.“Uldhandleren”, en frigiven slave.
Bu arada varlıklı ipek tüccarı Otto Wesendonck ve eşi Mathilde ile tanıştı.Den anden inspirationskilde var forfatterinden Mathilde Wesendonck, silkehandler Otto von Wesendoncks kone.
Göktürk tüccarları ise genellikle hayvan sürülerinin ticareti ile ilgilenmekteydi.Man kan købe frosne mus i de fleste dyrehandlere.
Tüccarlar kredi kurumlarının ve finans şirketlerinin çalışanlarıdır.Typisk udbydes disse lån af internetbanker eller finansielle virksomheder.
Oskar Niedermayer, Regensburg'dan tüccar bir aileden geldi.Duckwitz stammede fra en købmandsfamilie fra Bremen.
Bir kömür tüccarının oğluydu.Han var søn af en købmand.
Âşık Garip isimli genç zengin bir tüccarın kızına âşık olur.Og hvorfor føler han sig så forbundet med den mærkelige lille dreng, Tao?
Tüccar, 1625 yılında Amsterdam'a taşınmaya karar verdi.Daniel flyttede i 1655 til Amsterdam.
Bir tüccar olmuştur.Der var også en købmand.
Bir süre sonra grup arkadaşları Meksikalı bir tüccarın Smith'in özel eşyalarını sattığını görmüşlerdir.Kort tid etter oppdaget de reisende en meksikansk kjøpmann der solgte flere av Smiths personlige eiendeler.
Köleler ayrıca esnaf ve tüccar olarak kullanılmıştır.Slaver ble også brukt som håndverkere og handelsfolk.
13 ve 14. yüzyıla gelindiğinde ise İtalyan tüccarlar Candelore veya Cardelloro ismini kullanmışlardır.På 1200- og 1300-tallet kalte italienske handelsmenn byen for Candelore eller Cardelloro.
1637 Şubat ayında, lale tüccarları iyice artan fiyatlardan alıcı bulamaz hale geldiler.I februar 1637 var det ikke lenger mulig for tulipanhandlere å finne nye, villige kjøpere til høyere priser.
İlk başlarda Wokou; Japonya’dan askerler, roninler, tüccarlar ve kaçakçılardan oluşuyordu.En liten andel var japanske soldater, ronin, smuglere og handelsmenn.
Io'nun küçük bir tüccar Yunan kolonisi olduğu düşünülmektedir.Io kan ha vært en liten tidlig koloni av greske handelsfolk.
1825 yılında tüccar Peter Dillon, Erromango adasında sandal ağacı varlığını keşfetti.I 1825 oppdaget handelsmannen Peter Dillon sandeltre på øyen Erromango.
Antik Yunan ticaretinde iş yapan başlıca kişiler empori (ἕμποροι) adı verilen tüccarlar sınıfıydı.De viktigste deltagerne i gresk handel var handelsklassen kjent som emporoi (ἕμποροι).
1298/99'de prens Ulus Buka Karakurum'daki tüccarevlerini ve tahıl ambarlarını yağmaladı.I 1298/99 plyndret fyrst Ulus Buqa markedene og kornlagrene.
1832'de tüccar denizci kaptanı belgesi aldı.I 1832 ble han sertifisert som sjøkaptein.
Evlendiklerinden sonra, çift Whitechapel’daki ticaret caddesinde bir tüccar dükkanında yaşamaya gittiler.Etter deres bryllup, dro paret for å leve i en pantelåner-butikk ved 1.
İlk üyeleri yabancı para işlemi yapan tüccarlar olmuştur.Men de var ikke de første som fungerte som finansielle mellommenn.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod