Ana içeriğe geç
Sözlük

tüccar ile cümle

tüccar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Babası Hac Abbaskoli Tabrizi (1954'te öldü), Çarşı'da kendi imalatı yapan bir tüccar ve dini bir aktivistti.Hans far, Hajj Abbasquoli Tabrizi (död 1954), var köpman och religiös aktivist.
Bir süre sonra grup arkadaşları Meksikalı bir tüccarın Smith'in özel eşyalarını sattığını görmüşlerdir.Han fanns inte där, men de fann en mexikansk köpman som sålde flera av Smiths personliga tillhörigheter.
Babası, zengin bir tüccar idi.Hans far var en förmögen handelsman.
Tüccarlar kredi kurumlarının ve finans şirketlerinin çalışanlarıdır.Finansförmedlare är exempelvis kreditinstitut och försäkringsbolag.
רדהנים Radhanim; Arapça الرذنية ar-Raðaniyya), Orta Çağ'da etkin olmuş Yahudi gezgin tüccar kabileleri.רדהנים Radhanim; arabiska الرذنية ar-Raðaniyya) var medeltida judiska handelsmän.
Dedesi zengin bir çiftliğe sahip ve tüccardı.Hennes far var en förmögen jordägare och handelsman.
Köleler ayrıca esnaf ve tüccar olarak kullanılmıştır.Dessutom har smycken använts som valuta eller handelsvara.
Anadolulu kadın tüccarların genellikle köle ticareti yaptıkları belgelerden anlaşılmaktadır.Ibland beskrivs hur gifta kvinnor insisterade på försäljning.
18. Yüzyılda İzmir pek çok Avrupalı tüccar ve şirketlerini mıknatıs gibi kendisine çekmeye başlamıştır.Under 1500-talet drog Japan till sig manga europeiska köpmän och missionärer.
Aynı yıllarda kentte bulunan İngiliz tüccarlar kraliyet ailesi tarafından özel haklara kavuşturuldu.Även hästar som var gåvor från de många kungliga familjerna i Europa avlades in i rasen.
Ayaşlı İbrahim Bey, Kastamonulu yaşlı bir tüccar.Hästskötare åt Willy, före detta narkoman.
O zamana dek sigorta işi tüccarlar tarafından yapılıyordu.Livförsäkringen hade dittills bedrivits av utländska bolag.
Çiftçilik, tüccarlık yapmıştır.Gården har haft handelsträdgård.
Ticaret, büyük oranda tüccar aileler tarafından yürütülmekteydi.Dessa hantverk distribuerades troligen genom ett omfattande handelsnätverk.
Rubinstein, zengin bir tüccar ailesinde doğdu.Ye Jianying föddes i en förmögen köpmannafamilj.
İlk başlarda tüccarlık yaptı, sonrasında Piero della Francescadan eğitim aldı.Under sin tid i Paris fick han också kännedom om Piero della Francesca.
Babası bir tüccardı.Hennes far var kolhandlare.
Genellikle şehir tüccarları ve sanatçıydılar.De flesta invånarna i städerna förefaller ha varit handelsmän och hantverkare.
Âşık Garip isimli genç zengin bir tüccarın kızına âşık olur.Там вона закохується в сина багатого бізнесмена.
Tüccar yardımını esirgemedi.Підтримка вітчизняного товаровиробника.
On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı.Чотирнадцятирічним хлопцем пішов із села в широкий світ у пошуках свого місця в ньому.
Tüccarın vurgunculuk yapmasını yasakladı.Була заборонена позабіржова торгівля.
İlk üyeleri yabancı para işlemi yapan tüccarlar olmuştur.Він був першим монархом, який відкрив торгівлю з іноземцями.
Bir tüccar olmuştur.Він був купцем.
Hemen hepsinin Romalı tüccarlar vasıtası ile Romalılarla bağlantıları bulunmaktaydı.Напевне тут діяли римські торгівці та фискали.
Otomobil tamirini ve servisini bile bisiklet tüccarları yapmaktaydı.Особливо успішними були їхні таксі та торгові автомобілі.
Kardeşlerin hüküm sürdüğü bölge yabancı tüccarların da ilgi alanıydı.Торгівля іноземними товарами була для братів головною статтею прибутків.
1825 yılında tüccar Peter Dillon, Erromango adasında sandal ağacı varlığını keşfetti.Obchodník Peter Dillon v roce 1825 objevil na ostrově Erromango zdroje santalového dřeva.
Apgar ailesi, Güney Doğu Asya'nın bütün bölgelerinde esnaflık ve tüccarlık yapmaktadır.Rodina Abgarů se stala úspěšnými obchodníky po celé jihovýchodní Asii.
1905'te Galat'tan boşandı ve Natalia Konstantinovna Uşkova'yla, varlıklı bir çay tüccarının kızıyla evlendi.V roce 1905 se rozvedl a znovu oženil s Natálií Uškovou, dcerou obchodníka s čajem.
Fransız tüccarlar bölgedeki ilk kaleyi 1738 yılında yaptı.První francouzský důstojník dorazil do oblasti v roce 1738.
Şirketin hisseleri zengin tüccarlara ve asilzadelere aitti.Ta byla v rukou bohatých obchodníků a vlastníků pozemků.
1526'da, Kamiya Jutei adlı Japon tüccar tarafından geliştirildi.Důl začal rozvíjet významný japonský obchodník Kamija Džutei v roce 1526.
Uşak'lı tüccarlar ilk yün ipliği fabrikasının yapımına giriştiler.Vinohradech první, který výrobu uzenářského zboží po továrnicku provozoval.
Babası oğlunun da kendisi gibi tüccar olmasını istiyordu.Otec rozhodl, že jeden z jeho synů se stane obchodníkem.
Sonuç olarak ticaret son derece karlıydı ve tüccarların elinde büyük bir servet birikiyordu.Znamenalo to pro ně velmi výnosný obchod, na kterém značně zbohatli.
2015 yılında bitcoin kabul eden tüccar sayısı 100.000 aştı.La nivel global, în anul 2015, numărul de comercianți care acceptă Bitcoin a depășit 100 000.
13 Haziran 1750'de Afrika'da ticaretle uğraşan tüccarlar Gambiya'nın yönetimini ele geçirdi.La 13 iunie 1750 compania de comerț din Africa și-a asumat administrația Gambiei.
Bir tüccar olmuştur.A fost comerciant.
Tanınmış bir Yahudi kökenli tüccar ailenin mensubu idi.Ea era fiica unui comerciant evreu bine situat.
Cochimetl: Tüccar ve tüccarların tanrısı.Xaman Ek Zeul călătorilor și negustorilor.
Bu anlamda, tüccarların oluşturduğu loncalar büyük bir önem kazanmıştır.Sigur, au existat comercianți care au profitat mult.
Dedesi zengin bir çiftliğe sahip ve tüccardı.Tatăl său era un fermier bogat și membru al Consiliului orășenesc.
Bir kömür tüccarının oğluydu.A fost fiul unui proprietar de autovehicule și comerciant de mărfuri.
Avrupalı kürk tüccarları 1800 lerin ortalarında İç Alaska'ya gelmeye başlamışlardır.Aranjamentele florale în Europa Aranjamentele florale ajung în Europa în jurul anului 1000 d.
1237'de Latin İmparatoru II. Baudouin, Dikenli taçı 13.134 altın sikke karşılığı Venedikli bir tüccara verdi.În 1237, Balduin al II-lea a amanetat Coroana cu spini a Mântuitorului către un negustor venețian.
Oyunda büyük bir tüccar ya da güçlü bir korsan olunabilir.Iar acolo ca să poți să ai o pâine pe masă trebuie să te faci terorist sau pirat din nefericire.
13 ve 14. yüzyıla gelindiğinde ise İtalyan tüccarlar Candelore veya Cardelloro ismini kullanmışlardır.A 13. és 14. században olasz kereskedők Candalore vagy Cardelloro néven ismerték.
Babası bir tekstil tüccarıydı.Apja textilkereskedő volt.
Roma tüccarlar MÖ 1. yüzyılda Arrabona'ya taşındı.I. században római kereskedők költöztek Arrabonába.
Genellikle şehir tüccarları ve sanatçıydılar.Ezek többnyire kereskedők és kézművesek voltak.
Yün ticareti yapan birçok varlıklı tüccar, kasabanın gelişmesine katkıda bulundu.Számos kereskedőcsalád is megtelepedett, hozzájárulva a város gazdasági fejlődéséhez.
Bu tüccar çocuğu olmadığı için üzgündür.Süsüke nem örül, mert neki nincs gyerekjátszótársa.
Varlıklı bir tüccar ailedendi.Gazdag kereskedőcsalád sarja volt.
Tanınmış bir Yahudi kökenli tüccar ailenin mensubu idi.Nagypolgári zsidó régiség-kereskedő családban látta meg a napvilágot.
Şirketin hisseleri zengin tüccarlara ve asilzadelere aitti.A nagybirtokok tulajdonosai vagyonos iparosok vagy borkereskedők voltak.
Bu ekonominin yerini kendi işlerine sahip özel mülkiyete dayalı tüccar sınıfı almaya başladı.Ehelyett saját tulajdonú kiadó ágazatát használja.
Devletin rekabet ettiği bir alanda çiftçiler ve tüccarlar rekabet edemez.Nem volt szabad a kapitalistákkal és a gazdagokkal egy területen mozogniuk.
İngiliz tüccarlar, iç ticarette en imtiyazlı yerli tüccardan daha fazla vergi ödemeyecekti.Ezzel a brit kereskedők olcsóbban árulhatták a teát, mint a helyi kereskedők.
Kitapta yazar insanları 4 sınıfa ayırır: askerler, alimler, çiftçiler, sanatçılar ve tüccarlar.Szétválasztotta a japán társadalmat négy fő osztályra: szamurájok, földművesek, kézművesek, kereskedők.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod