Babası Avram Skinazi bir halı tüccarıydı.Seu pai, Avram Skinazi, era um vendedor de têxteis.
Bu anlamda, tüccarların oluşturduğu loncalar büyük bir önem kazanmıştır.Efetivamente, os lucros de alguns comerciantes foram notáveis.
1454 - Amerigo Vespucci, İtalyan tüccar ve haritacı (ö.1454 — Américo Vespúcio, explorador e cartógrafo italiano (m. 1512).
Siyasetle ilgilenmeyip öğretmenlik ve tüccarlıkla geçinmeye çalıştı.Não exerceu a advogacia dedicando-se à política e aos negócios.
Paris'e yerleşmiş bir tüccarın oğluydu.Filho de um médio comerciante nascido em Portugal.
1299 yılında serbest bırakıldıktan sonra zengin bir tüccar olmuş, evlenmiş ve üç çocuğu olmuştur.Foi libertado em 1299, tornando-se um rico mercador.
İnşaat işleri, bankacılık tesisleri ve tüccar birlikleri ile birlikte gelişti.O comércio de construção floresceu, ao lado do negócio bancário e das associações mercantes.
Emmy’nin babası Max Noether, Almanya’da tüccar bir aileden geliyordu.Seu pai era o matemático Max Noether, descendente de uma família de mercadores de lã.
Kıbrıs Krallığı 14. yüzyılda Cenevizli tüccarların eline geçti.O reino acabou sendo dominado cada vez mais no século XIV pelos mercadores de Gênova.
Latince konuşan çoğunluğun arasında Yunan tüccar ve köleler de bulunuyordu.Uma grande minoria grega, incluindo escravos e mercadores, coexistia com a maioria de língua latina.
Denizlerde tüccar olarak çalıştı ve yurtdışında biraz vakit geçirdi.Viajou pelo mundo por trabalhar na marinha mercante e ficou contaminado pela tuberculose no exterior.
Ticaret, büyük oranda tüccar aileler tarafından yürütülmekteydi.A rua logo começou a ser ocupada por grandes casas comerciais.
Yacatecuhtli: Seyahat ve Tüccarlığın Tanrısıydı.Yacatecuhtli, deus do comércio e da troca.
Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu.Era negociante matriculado da Praça de Lisboa.
Geri kalanın &33'ü Hint çelik tüccarı Lakshmi Mittal ve ailesine aittir.Mittal Steel foi um grupo siderúrgico de propriedade do bilionário indiano Lakshmi Mittal.
Fakat bu kişilerin muhtemelen Etruria'dan gelen tüccarlar olduğu da söylenir.No entanto, foram estes mercenários pontuais que se tornariam nos ashigaru.
Bir kömür tüccarının oğluydu.Era filho de um mercador.
Bir tüccar olmuştur.É um mercenário.
Uşak'lı tüccarlar ilk yün ipliği fabrikasının yapımına giriştiler.Os filhos do primeiro casamento resolveram fazer da fazenda um empreendimento imobiliário.
Pullar, pul koleksiyoncularına ve tüccarlara Paris'te 1924 yılında satıldı.De postzegels werden dan maar verkocht aan verzamelaars en handelaars in Parijs in 1924.
1237'de Latin İmparatoru II. Baudouin, Dikenli taçı 13.134 altın sikke karşılığı Venedikli bir tüccara verdi.In 1237 verpandde Boudewijn de Doornenkroon aan een Venetiaanse koopman voor 13.134 goudstukken.
Lucille (Proulx) Mattis ve bir tüccar gemicisi olan John West Mattis'in (1915-1988) oğludur.Hij is de zoon van Lucille Proulx (*1922) en John West Mattis (1915–1988), een koopvaardij marineman.
Köleler ayrıca esnaf ve tüccar olarak kullanılmıştır.Slaven werden ook gebruikt als ambachtslieden en vakmannen.
Babası oğlunun da kendisi gibi tüccar olmasını istiyordu.Hij was voorbestemd om, net als zijn vader, handelaar te worden.
1896 yılında, Elsa tekstil tüccar Max Lowenthal (1864-1914) evlendi, Max Lowenthal den üç çocuğu oldu.In 1896 trouwde Elsa met de textielhandelaar Max Löwenthal (1864-1914), uit Berlijn.
Babası, zengin bir tüccar idi.Zijn vader was een rijke koopman.
İlk Müslüman tarihçilere göre tüccardı.Hij was een van de eerste fusionmuzikanten.
Bir tüccar olmuştur.Waarschijnlijk was hij koopman.
O sene ressam tabloyu sanat tüccarı Paul Durand-Ruel'ya teslim etti.Hij was geassocieerd met de kunsthandelaar Paul Durand-Ruel.
Kurosava'nın annesi, Osaka'da yaşayan bir tüccar aileden geliyordu.Zijn moeder was de dochter van een koopman uit Osaka.
Rubinstein, zengin bir tüccar ailesinde doğdu.Pauw werd geboren in een rijke handelsfamilie.
Dedesi zengin bir çiftliğe sahip ve tüccardı.Zijn vader was een veehandelaar en grootgrondbezitter.
Tüccar olduklarından kısa zamanda varlıklı hale geldiler.Ze stichtten daar al snel eigen rijken.
Daha sonradan ülke, bölgeye gelen tüccarların etkisiyle İslam dinine geçmişlerdir.Later kwam de islam op in het gebied doordat mensen werden bekeerd door handelaren uit het Midden-Oosten.
Tüccar sınıfının büyümemesi için çaba gösterilmiştir.De organisatiegraad van de koopmansklasse nam toe.
Fakat bu kişilerin muhtemelen Etruria'dan gelen tüccarlar olduğu da söylenir.De bemiddelaars tussen de partijen waren dan vermoedelijk de Etrusken.
Zamanında kervansarayın misafirleri özellikle yabancı tüccarlarmış.Zulke bezoekers zijn nu eens vreemde hovelingen, dan weer handelaars.
Burada yabancı tüccara satılmaktadır.Vnl. koper wordt verhandeld.
Bu anlamda, tüccarların oluşturduğu loncalar büyük bir önem kazanmıştır.Het gevoel van isolement moet, volgens mensen die er geweest zijn, enorm zijn.
Myasnikyan bir tüccar çocuğuydu.Thierack was de zoon van een koopman.
Tarımla da uğraşan Frizler, aynı zamanda denizci ve tüccar bir halktı.Een der oudere matrozen was daarom naast visserman tevens kok.
13 ve 14. yüzyıla gelindiğinde ise İtalyan tüccarlar Candelore veya Cardelloro ismini kullanmışlardır.W XIII i XIV wieku włoscy handlarze nazywali to miasto Candelore lub Cardelloro.
İlk başlarda Wokou; Japonya’dan askerler, roninler, tüccarlar ve kaçakçılardan oluşuyordu.W pierwszym okresie piraci wywodzili się głównie spośród japońskich żołnierzy, rōninów, przemytników i kupców.
Çoğunlukla eski tüccarlar tarafından işletilen merkezi hükümet tekelleri kurdu.Utworzył rządowe monopole zarządzane przeważnie przez byłych kupców (shang).
Babası Avram Skinazi bir halı tüccarıydı.Jej ojciec, Avram Skinazi, był handlarzem starzyzną.
Türk tüccarlar bu binayı kullanmaya 1838 yılına kadar devam ettiler.Kupcy tureccy użytkowali jednak Fondaco aż do 1838 roku.
Ada, 1808 yılında Rus tüccar Belkov tarafından keşfedilmiştir.Wyspa została odkryta w 1808 roku przez rosyjskiego kupca Bielkowa.
Tüccarlık daha çok Yahudilerin elindeydi.Handel znajdował się w rękach Żydów.
Babası, zengin bir tüccar idi.Jej ojciec był niegdyś zamożnym kupcem.
Dedesi zengin bir çiftliğe sahip ve tüccardı.Jej ojciec był zamożnym rolnikiem i posiadaczem ziemskim.
Bir tüccar olmuştur.Został kupcem.
Ayrıca bu dönemde İtalyan sanat tüccarları ile de çalışmalar yaptı.W tym czasie odbył też podróż naukowo-artystyczną do Włoch.
1621'den itibaren Türk tüccarlar sarayı ticaret merkezi olarak kullanmaya başladılar.W 1621 roku budynek stał się siedzibą kupców tureckich.
Toptancı tücarlar küçük tüccarlarla irtibatı sağlamak için uzun mesafeler katetmekteydiler.Guts nie zagrzał jednak długo miejsca wśród najemników.
Senin tüccarların dünyanın büyükleriydi.Jego klienci to ludzie ze świata przestępczego.
Latince konuşan çoğunluğun arasında Yunan tüccar ve köleler de bulunuyordu.Językiem malajskim i portugalskim posługiwała się na Przylądku większość sprowadzanych niewolników.
Yöneticiler ve tüccarların Amman'a gitmeye başlamasıyla nüfus azalmaya başladı.Spowodowało to spadek liczby ludności, a wielu kupców i przedsiębiorców przeniosło się do Ammanu.
İlerleyen yıllarda, çobanlık yaptı, çoğunlukla tüccar olarak çalıştı.Przez wiele lat był aktywnym krótkofalowcem, pracującym głównie telegrafią.
Mahallede tüccarlık vardır.Na terenie miasta działają markety.
Ada, 1808 yılında Rus tüccar Belkov tarafından keşfedilmiştir.Ön upptäcktes 1808 av den ryske pälshandlaren Belkov.