‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Og Jordens Købmænd græde og sørge over hende, fordi ingen mere køber deres Ladning:
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Og kjøbmennene på jorden skal gråte og sørge over henne, fordi ingen mere kjøper deres skibsladninger,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Und die Kaufleute auf Erden werden weinen und Leid tragen über sie, weil ihre Ware niemand mehr kaufen wird,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık."Y los comerciantes de la tierra lloran y se lamentan por ella, porque ya nadie compra más su mercadería
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Και οι εμποροι της γης κλαιουσι και πενθουσι δι' αυτην, διοτι ουδεις αγοραζει πλεον τας πραγματειας αυτων,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.И купцы земные восплачут и возрыдают о ней, потому что товаров их никто уже не покупает,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.І купці земні заплачуть, і засумують по нїй; товару бо їх нїхто вже не купить,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.וסחרי הארץ בכים ומתאבלים עליה כי עתה לא יקנה עוד איש את משא אניותם׃
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.ويبكي تجار الارض وينوحون عليها لان بضائعهم لا يشتريها احد فيما بعد
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.地 上 的 客 商 也 都 為 他 哭 泣 悲 哀 、 因 為 沒 有 人 再 買 他 們 的 貨 物 了
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.地上 的 客商 也 都 為 他 哭泣 悲哀 、 因為沒 有 人 再 買 他 們的貨物了
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.(12:8) Éphraïm est un marchand qui a dans sa main des balances fausses, Il aime à tromper.
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.( 12 : 8 ) Nó là người buôn_bán cầm những cân dối_trá trong tay mình ; nó ưa gian_lận .
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.(12:8) Nó là người buôn bán cầm những cân dối trá trong tay mình; nó ưa gian lận.
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.(-) Aber Kanaan hat eine falsche Waage in seiner Hand und betrügt gern.
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.Como mercader que tiene en su mano balanza falsa, él ama la opresión
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.Dlatego będę im jako lew srogi, jako lampart przy drodze będę czyhał.
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever."Drag du nu hjem med din Gud, tag Vare på Kærlighed og Ret og bi bestandig på din Gud!"
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.Efraim este un negustor care are în mînă o cumpănă mincinoasă. Îi place să înşele.
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.Efraim je tržec, v roki njegovi je lažniva tehtnica, rad opehari.
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.Ja sinä - käänny Jumalasi tykö, noudata laupeutta ja oikeutta ja pane alati toivosi Jumalaasi.
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.Kanaans folk går med falsk våg i sin hand, det älskar orättrådig vinning;
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.저는 상고여늘 손에 거짓 저울을 가지고 사취하기를 좋아하는도다
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.Kramářem jest, v jehož ruce jsou vážky falešné, rád utiskuje,
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.Kramár-Kanaán, v jeho ruke sú falošné vážky, rád utiskuje.
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.naánita [õ!] Hamis mértékek vannak kezében; szeret [mást] megcsalni.
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.Og du - til din Gud skal du vende om; hold fast ved miskunnhet og rett, og bi stadig på din Gud!
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.Quanto a Canaã, tem nas mãos balança enganadora; ama a opressão.
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.Tu ritorna al tuo Dio, osserva la bontà e la giustizia e nel tuo Dio poni la tua speranza, sempre
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.Ο Εφραιμ ειναι εμπορος ζυγια απατης ειναι εν τη χειρι αυτου αγαπα να αδικη.
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.Ефрем е търговец; Неверни къпони има в ръката му; Той обича да мами.
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.Хананеянин с неверными весами в руке любит обижать;
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.כנען בידו מאזני מרמה לעשק אהב׃
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.مثل الكنعاني في يده موازين الغش. يحب ان يظلم.
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.以 法 蓮 是 商 人 、 手 裡 有 詭 詐 的 天 平 、 愛 行 欺 騙
Efrayim tüccardır, Hileli terazi kullanır, Aldatmayı sever.以法 蓮 是 商人 、 手裡 有 詭詐 的 天平 、 愛行 欺騙
Eşi açık artırmada satılacak oldu, bak, ve oğlu, bir tüccar tüm gönderdi.누구의 아내가 경매에 판매하는 것이었다, 보라, 그리고 아들이 상인 모든 보내 수
Eşi açık artırmada satılacak oldu, bak, ve oğlu, bir tüccar tüm gönderdi.قد تبدو ، الذي كانت زوجته ليتم بيعها في مزاد علني ، وابنه إرسالها إلى التاجر ، وكلها
Eşi açık artırmada satılacak oldu, bak, ve oğlu, bir tüccar tüm gönderdi.キリスト教国の法律のシェルターの下に。
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!Ammutolite, abitanti della costa, mercanti di Sidòne, i cui agenti attraversavan
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!Bli stille, I som bor på kysten som Sidons sjøfarende kjøbmenn opfylte!
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!Calai-vos, moradores do litoral, vós a quem encheram os mercadores de Sidom, navegando pelo mar.
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!Callad, oh moradores de la costa, mercaderes de Sidón, que cruzando el mar te han llenado
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!Det er ude med Kystlandets Folk, med Zidons Købmænd, hvis Sendebud for over Havet,
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!Die Einwohner der Insel sind still geworden. Die Kaufleute zu Sidon, die durchs Meer zogen, füllten dich,
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!Hỡi dân cư bờ biển, là nơi những lái buôn Si-đôn, là những kẻ vượt biển chở đồ hàng đến, hãy nín lặng!
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!Hỡi dân_cư bờ biển , là nơi những lái_buôn Si-đôn , là những kẻ vượt biển chở đồ_hàng đến , hãy nín_lặng !
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!바다에 왕래하는 시돈 상고로 말미암아 부요하게 된 너희 해변 거민들아 잠잠하라
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!Molčite, prebivalci otoka Tirskega! Kupci sidonski, ki se prepeljavajo po morju, so te napolnjevali;
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!muljatok meg lakosi e partvidéknek, a melyet Sidon kalmárai, a kik tengeren járnak, töltöttek be [egykor.]
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!Mykistykää, te rantamaan asukkaat! Siidonin kauppamiehet, merenkulkijat, täyttivät sinut.
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!Sitten stumma, I kustlandets invånare! Köpmän från Sidon, sjöfarande män, uppfyllde dig;
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!Soyez muets d`effroi, habitants de la côte, Que remplissaient les marchands de Sidon, parcourant la mer!
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!To mi o nich objawiono. Umilknijcież, obywatele wyspy! którą kupcy Sydoóscy pływając przez morze napełniali.
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!Umlknětež obyvatelé ostrovu, kterýž kupci Sidonští, plavíce se přes moře, naplňovali,
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!Umĺknite, obyvatelia ostrova! Sidonskí kupci, ktorí sa plavili morom, plnili ťa bohatstvom.
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!Млъкнете, вие жители на крайморието, Да! ти, когото сидонските търговци, Минаващи през морето, са обогатили
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!Умолкните, обитатели острова, который наполняли купцы Сидонские, плавающие по морю.
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!דמו ישבי אי סחר צידון עבר ים מלאוך׃
Ey kıyı halkı ve denizcilerin zenginleştirdiği Sayda tüccarları, susun!اندهشوا يا سكان الساحل. تجار صيدون العابرون البحر ملأوك.