Tüccar, 1625 yılında Amsterdam'a taşınmaya karar verdi.През 1670-те се мести да живее в Амстердам.
Babası zengin bir tahıl tüccarıdır.Баща му е богат търговец на дървен материал.
Varlıklı bir tüccar ailedendi.Произхожда от богато семейство на търговци.
İbni Süneyne, Yahudi tüccar.Židovskog je podrijetla, sin skromnih trgovaca.
1526'da, Kamiya Jutei adlı Japon tüccar tarafından geliştirildi.Rudnike je nadalje dao razviti japanski trgovac Kamiya Jutei od 1526. godine.
1825 yılında tüccar Peter Dillon, Erromango adasında sandal ağacı varlığını keşfetti.1825. je trgovac Peter Dillon otkrio drvo sandal na otoku Erromango, te je započelo naseljavanje Europljana.
Latince konuşan çoğunluğun arasında Yunan tüccar ve köleler de bulunuyordu.U gradu je živjela i veća grčka manjina trgovaca i robova.
Müslüman tüccarlar bölgeye İslamı getirdiler.Arapska osvajanja donijela su islam u ove krajeve.
Köleler ayrıca esnaf ve tüccar olarak kullanılmıştır.Robovi su radili i u obrtu i trgovini.
1637 Şubat ayında, lale tüccarları iyice artan fiyatlardan alıcı bulamaz hale geldiler.U svibnju 1637. lukovice tulipana postale su gotovo bezvrijedne.
Tüketilebilir malzemeler ile yakıt vb. limanlardaki tüccarlardan satın alınabilir.Stlačeni vodik može se kupiti od većine trgovaca plinom.
Senin tüccarların dünyanın büyükleriydi.Smatrali su ih gospodarima svijeta.
1904'te Yahudi bir tüccar tarafından evlatlık olarak alındı.Rođen je 1903. kao četvrto dijete u obitelji židovskih ljekarnika.
Mandarin formu ilk defa 1559'de Portekizli tüccarlar tarafından kullanılmıştır.Naziv mandola prvi put se koristi 1589. godine u Firenci.
Tool, Cehennem Melekleri'ne yardımcı olup Ross'un eski ekibinden bir silah tüccarı.Angel - anđeo je štit za igrače iz vlastite ekipe koji štiti od napada iz protivničke ekipe.
Denizlerde tüccar olarak çalıştı ve yurtdışında biraz vakit geçirdi.Začal pracovať ako námorník, čo znamenalo, že trávil veľa času v zahraničí.
Tüccarlar kredi kurumlarının ve finans şirketlerinin çalışanlarıdır.Zastupuje sporiace a pôžičkové inštitúcie ako napríklad úverové družstvá.
Babası bir tüccardı.Jeho otec bol obchodníkom.
Arsenal'in resmî olmayan ürünlerini satan yerel bir tüccarla ile uzun süren bir hukuki mücadeleye girişildi.Tiež viedol dlhú právnu bitku s pouličným obchodníkom, ktorý predával „neoficiálne veci“ Arsenalu.
Bu tüccar aileler kendilerini İngiliz soylularından saydıkları için Büyük Britanya Kralı'na sadıktılar.Obchodníci považovali samých seba za anglickú šľachtu, a preto boli lojálni kráľovi.
Gezici bir tüccar olduğunu söylüyordu.V civilnom zamestnaní bol obchodník.
Sistem içinde tüccarlar ve Yahudilerin önemli bir yeri vardı.Medzi obyvateľmi mesta významný zástoj mali Nemci a Židia.
Ürünler, tüccarın web sitesinde resimler, açıklamalar, fiyat ve web adreslerine bağlantılar içerebilir.Osoba umiestnená v cele môže podávať návrhy, podnety a sťažnosti.
13 ve 14. yüzyıla gelindiğinde ise İtalyan tüccarlar Candelore veya Cardelloro ismini kullanmışlardır.V 13. in 14. stoletju so italijanski trgovci mesto imenovali Candelore ali Cardelloro.
Dedesi zengin bir çiftliğe sahip ve tüccardı.Njen ded je bil premožen kmet in trgovec.
Io'nun küçük bir tüccar Yunan kolonisi olduğu düşünülmektedir.Io je morda bila majhna zgodnja kolonija trgovcev Grkov (Javan).
Tüccar yardımını esirgemedi.Izučil se je za trgovskega pomočnika.
Abdülkerim, Buharalı bir tüccar.Ošaben, lesni trgovec.
Babası bir tüccardı.Njegov oče je bil najbrž trgovec.
Ticaret, büyük oranda tüccar aileler tarafından yürütülmekteydi.But Who's Buying? so se prodajali v velikih nakladah.
13 ve 14. yüzyıla gelindiğinde ise İtalyan tüccarlar Candelore veya Cardelloro ismini kullanmışlardır.XII–XIV a. italų pirkliai miestą vadino it. Candelore arba it. Cardelloro.
Babası bir tekstil tüccarıydı.Jo tėvas buvo pasiturintis tekstilės prekiautojas.
Varlıklı bir tüccar ailedendi.Gimė turtingoje prekybininkų šeimoje.
Tüccar, çeşitli adlarda vergiler ödemekteydi.Gyventojai apdėti įvairiais mokesčiais.
Mahallede tüccarlık vardır.Miestelyje pagyvėjo prekyba.
Babası, zengin bir tüccar idi.Jo tėvas buvo pasiturintis prekiautojas.
Genellikle şehir tüccarları ve sanatçıydılar.Daugiausia miestiečiais buvo pirkliai ir amatininkai.
Stella, 1959 yılında, sanat tüccarı Leo Castelli'yle çalışmaya başladı.Jį propaguoti 1959 m. apsiėmė meno dileris Leo Castelli.
Cenevre tüccarının oğlu.Georgijaus Dekanidzės sūnus.
Bu tüccarların en düşük kastıdır.Tai žemiausia dabartinės Zakiusalos vieta.
Böyle bir durum sonucunda tüccara ödeme yapılmaz.Tokiu atveju tikėti kaip tik neapsimokėtų.
1454 - Amerigo Vespucci, İtalyan tüccar ve haritacı (ö.1454 m. – Amerigas Vespučis, italų jūrininkas ir geografas, kurio vardu pavadinta Amerika.
Gençliğinde bir tüccar ve asker olarak seyahat etmiştir ve Orta Doğu'yu da tanıma imkanı bulmuştur.Oma nooruses oli Mauro kaupmehe ja sõdurina palju reisinud ning ta oli tuttav ka Lähis-Idaga.
11 “Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor.Neid 11 maailma kutsutaksegi ühiselt Kãmaloka’ks.
Skufas iş için Rusya'ya tüccar olarak gitti.Sellest, kes reisis Venemaale sai tubli kaupmees.
Lucille (Proulx) Mattis ve bir tüccar gemicisi olan John West Mattis'in (1915-1988) oğludur.Ta on John West Mattise (1915-1988) ja Lucille Mattise (sündinud Proulx) poeg.
Kitapta yazar insanları 4 sınıfa ayırır: askerler, alimler, çiftçiler, sanatçılar ve tüccarlar.Kogu ühiskond jagunes nelja klassi: samuraid, põllumehed, käsitöölised ja kaupmehed.
Adını Rus tüccar ve vali Aleksandr Baranov'dan almaktadır.Saarestik on nime saanud vene kaupmehe ja esimese Alaska kuberneri Aleksandr Baranovi järgi.
Bu sebepten, halk genellikle denizci veya tüccardı.Need tulijad olid enamjaolt meremehed ja kaupmehed.
İlk başlarda tüccarlık yaptı, sonrasında Piero della Francescadan eğitim aldı.Perspektiivi võis ta õppida Piero della Francescalt.
Sistem içinde tüccarlar ve Yahudilerin önemli bir yeri vardı.Linnas olid suured juudi ja armeenia kaupmeeste kogukonnad.
Babası tüccardır.Viki isa on müüja.
Zwolle yerleşkesi M.S. 800 yıllarında Frisyalı tüccarlar ve Şarlman'ın askerleri tarafındnan kurulmuştur.Tänapäevase linna asutasid 800. aasta paiku friisi kaupmehed ja Karl Suure väed.
Babası oğlunun da kendisi gibi tüccar olmasını istiyordu.Vanemad soovisid, et pojast tuleks kaupmees või ärimees.
Bu bina olmadan Tüccar Loncasından bir şey alamazsınız.Telgi peale ei tohi piksevarrast konstrueerida.
Yabancı tüccarlar yerli tüccarlarla aynı haklara sahip oldu.Vene kaupmeestega samadel alustel olid kaitstud ka välismaiste kaupmeeste õigused.
Dünya tüccarları Onun aşırı sefahatiyle zenginleştiler.”Härrastemaja interjöör oli rikkalikult kaunistatud.
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.Arrancó la punta de su renuevo, lo llevó a una tierra de mercaderes, y la puso en una ciudad de comerciantes
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.A rupt ramura cea mai înaltă a lui, a dus -o într'o ţară de negoţ, şi a pus -o într'o cetate de negustori;
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.Gyönge ágainak hegyét letépte, és vivé azt a kalmárok földére, az árusok városában tevé le.