Günde sadece bir hamburger yemenin susuzluktan ölme riskimi artıracağının bilincindeydim.Sabia que con tan sólo comer una hamburguesa al día el riesgo de muerte es tres veces más alto.
Günde sadece bir hamburger yemenin susuzluktan ölme riskimi artıracağının bilincindeydim.Sapevo che mangiare un solo hamburger al giorno può aumentare di un terzo il rischio di morte.
Günde sadece bir hamburger yemenin susuzluktan ölme riskimi artıracağının bilincindeydim.Saya sadar bahwa melahap seporsi hamburger sehari saja bisa meningkatkan resiko kematian hingga sepertiga.
Günde sadece bir hamburger yemenin susuzluktan ölme riskimi artıracağının bilincindeydim.Ştiam că a mânca chiar numai un hamburger pe zi poate să-mi mărească riscul de a muri cu o treime.
Günde sadece bir hamburger yemenin susuzluktan ölme riskimi artıracağının bilincindeydim.Tôi biết dù chỉ ăn 1 cái hamburger 1 ngày có thể tăng nguy cơ tử vong đến 1/3
Günde sadece bir hamburger yemenin susuzluktan ölme riskimi artıracağının bilincindeydim.Tudtam, hogy napi egyetlen hamburger elfogyasztása harmadával növeli a halálom esélyét.
Günde sadece bir hamburger yemenin susuzluktan ölme riskimi artıracağının bilincindeydim.Věděl jsem, že když budu jíst přibližně jeden hamburger denně, můžu zvýšit riziko své smrti o třetinu.
Günde sadece bir hamburger yemenin susuzluktan ölme riskimi artıracağının bilincindeydim.Vedel som, že zjedenie jedného hamburgera za deň môže riziko smrti zvýšiť o tretinu.
Günde sadece bir hamburger yemenin susuzluktan ölme riskimi artıracağının bilincindeydim.Vem da, če poješ en sam hamburger na dan, lahko povečaš možnosti prezgodnje smrti za tretjino.
Günde sadece bir hamburger yemenin susuzluktan ölme riskimi artıracağının bilincindeydim.Wiedziałem, że jeden hamburger dziennie zwiększa ryzyko śmierci o jedną trzecią .
Günde sadece bir hamburger yemenin susuzluktan ölme riskimi artıracağının bilincindeydim.Знаех, че ако ям само един хамбургер дневно мога да увелича риска си от преждевременна смърт с една трета.
Günde sadece bir hamburger yemenin susuzluktan ölme riskimi artıracağının bilincindeydim.Я ведь знаю, что если съедать всего один гамбургер в день то риск смерти увеличится на одну треть.
Günde sadece bir hamburger yemenin susuzluktan ölme riskimi artıracağının bilincindeydim.Я знаю, що один гамбургер в день, може збільшити ризик смерті на третину.
Günde sadece bir hamburger yemenin susuzluktan ölme riskimi artıracağının bilincindeydim.ידעתי שעצם האכילה של המבורגר אחד ליום עלולה להגביר את סיכוני התמותה שלי בשליש.
Günde sadece bir hamburger yemenin susuzluktan ölme riskimi artıracağının bilincindeydim.لقد علمت أن أكل سندوتش هامبرجر يومياً يمكن أن يزيد مخاطر موتي بالثلث.
Günde sadece bir hamburger yemenin susuzluktan ölme riskimi artıracağının bilincindeydim.死の危険が30%増加することも知っていました 動物への虐待については
Her yıl iki milyon çocuk susuzluktan ölüyor.Au fait que vous étiez complètement malade.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.A drugie padło na opokę, a gdy wzeszło, uschło, przeto iż nie miało wilgotności.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.A iné padlo na skalu a vzíduc uschlo, pretože nemalo vlahy.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.A jiné padlo na skálu, a vzešlé uvadlo, nebo nemělo vláhy.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.És némely esék a kõsziklára; és mikor kikelt, elszárada, mert nem vala nedvessége.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.In drugo pade na skalo, in bržko vzraste, usahne, ker nima vlage.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Ja osa putosi kalliolle, ja oraalle noustuaan se kuivettui, kun sillä ei ollut kosteutta.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.더러는 바위 위에 떨어지매 났다가 습기가 없으므로 말랐고
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Một phần khác rơi ra nơi đất đá sỏi, khi mới mọc lên, liền héo đi, vì không có hơi ẩm.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Một phần khác rơi ra nơi đất_đá sỏi , khi mới mọc lên , liền héo đi , vì không có hơi ẩm .
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.O altă parte a căzut pe stîncă; şi, cum a răsărit, s'a uscat, pentrucă n'avea umezeală.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Og noget faldt på Klippen; og da det voksede op, visnede det, fordi det ikke havde Væde.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Og noget falt på stengrunn; og da det var vokset op, visnet det, fordi det ikke hadde væte.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Otra parte cayó sobre la roca, y cuando creció, se secó, porque no tenía humedad
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Outra caiu sobre pedra; e, nascida, secou-se porque não havia umidade.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Un'altra parte cadde sulla pietra e appena germogliata inaridì per mancanza di umidità
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Und etliches fiel auf den Fels; und da es aufging, verdorrte es, darum daß es nicht Saft hatte.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Une autre partie tomba sur le roc: quand elle fut levée, elle sécha, parce qu`elle n`avait point d`humidité.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.αλλο δε επεσεν επι την πετραν και αναφυεν εξηρανθη, διοτι δεν ειχεν ικμαδα
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.А друго падна на канарата; и щом поникна изсъхна, защото нямаше влага.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.а иное упало на камень и, взойдя, засохло, потому что не имело влаги;
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.А инше впало на камінь; і посходивши, посохло, бо не мало вогкости.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.ויש אשר נפל על הסלע ויצמח וייבש כי לא היתה לו לחה׃
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.وسقط آخر على الصخر فلما نبت جف لانه لم تكن له رطوبة.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.有 落 在 磐 石 上 的 、 一 出 來 就 枯 乾 了 、 因 為 得 不 著 滋 潤
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.有 落在 磐石 上 的 、 一 出 來 就 枯乾 了 、 因 為 得 不 著 滋潤
Ne uyku kalacak ne de açlık ve susuzluk hissedeceğim kederimden...De peine, je n'ai plus faim, plus soif, plus sommeil
Ne uyku kalacak ne de açlık ve susuzluk hissedeceğim kederimden...Ik voel geen honger meer, geen dorst of geen slaap van de smart
Ne uyku kalacak ne de açlık ve susuzluk hissedeceğim kederimden...La tristeza me ha quitado las ganas de comer, de beber y de dormir
Ne uyku kalacak ne de açlık ve susuzluk hissedeceğim kederimden...لا يجيني الجوع أو العطاش و النعس من الهمّ
O gün güzel kızlar, Yiğitler susuzluktan bayılacak.Azon a napon elepednek a deli szûzek, meg az ifjak is, a szomjúság miatt!
O gün güzel kızlar, Yiğitler susuzluktan bayılacak.Den Dag vansmægter af Tørst de fagre Jomfruer og unge Mænd,
O gün güzel kızlar, Yiğitler susuzluktan bayılacak.Dnia onego pomdleją panienki piękne, nawet i młodzieńcy od onego pragnienia;
O gün güzel kızlar, Yiğitler susuzluktan bayılacak.En aquel día desmayarán de sed las bellas muchachas y los jóvenes
O gün güzel kızlar, Yiğitler susuzluktan bayılacak.En ce jour, les belles jeunes filles et les jeunes hommes mourront de soif.
O gün güzel kızlar, Yiğitler susuzluktan bayılacak.In die tijd zullen zowel mooie meisjes als flinke jongemannen vermoeid neerzitten.
O gün güzel kızlar, Yiğitler susuzluktan bayılacak.In quel giorno appassiranno le belle fanciulle e i giovani per la sete
O gün güzel kızlar, Yiğitler susuzluktan bayılacak.În ziua aceea se vor topi de sete fetele frumoase şi flăcăii.
O gün güzel kızlar, Yiğitler susuzluktan bayılacak.그 날에 아름다운 처녀와 젊은 남자가 다 갈하여 피곤하리라
O gün güzel kızlar, Yiğitler susuzluktan bayılacak.Naquele dia as virgens formosas e os mancebos desmaiarão de sede.
O gün güzel kızlar, Yiğitler susuzluktan bayılacak.Pada hari itu bahkan orang-orang muda yang sehat-sehat pun akan pingsan karena kehausan
O gün güzel kızlar, Yiğitler susuzluktan bayılacak.På den dagen skola de försmäkta av törst, edra sköna jungfrur och edra unga män,
O gün güzel kızlar, Yiğitler susuzluktan bayılacak.På den dag skal de fagre jomfruer og de unge menn vansmekte av tørst,
O gün güzel kızlar, Yiğitler susuzluktan bayılacak.Sinä päivänä nääntyvät janoon kauniit neitsyet ja nuorukaiset,