Susuz kalmasın diye bazı sıvılar önerdim ve arkadaşıma onu değerlendirmesini söyledim.Παρήγγειλα κάποια υγρά για να τον ενυδατώσω και ζήτησα από το συνάδελφό μου να κάνει επανεκτίμηση.
Susuz kalmasın diye bazı sıvılar önerdim ve arkadaşıma onu değerlendirmesini söyledim.Изписах му течности за да го хидратират и помолих колегата ми да го прегледа отново.
Susuz kalmasın diye bazı sıvılar önerdim ve arkadaşıma onu değerlendirmesini söyledim.Я виписав один розчин, щоб поповнити організм водою, і попросив колегу повторно оглянути пацієнта.
Susuz kalmasın diye bazı sıvılar önerdim ve arkadaşıma onu değerlendirmesini söyledim.Я прописал ему жидкость и спросил коллегу осмотреть его.
Susuz kalmasın diye bazı sıvılar önerdim ve arkadaşıma onu değerlendirmesini söyledim.הוריתי לתת לו נוזלים כדי להרוות אותו וביקשתי מעמיתי לעשות לו איבחון חוזר.
Susuz kalmasın diye bazı sıvılar önerdim ve arkadaşıma onu değerlendirmesini söyledim.أمرت ببعض السوائل لترطيبه وطلبت من احد الزملاء بمراجعته.
Susuz kalmasın diye bazı sıvılar önerdim ve arkadaşıma onu değerlendirmesini söyledim.同僚にもう一度診察を頼んだのでした 彼は患者を診察すると
Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor, Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.A língua do que mama fica pegada pela sede ao seu paladar; os meninos pedem pão, e ninguém lho reparte.
Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor, Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.Bayi-bayi tak disusui, sehingga mati kehausan. Anak-anak minta makan, tapi tak ada yang memberikan
Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor, Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.Con mới đẻ khao khát lắm, lưỡi nó dính với cúa họng. Trẻ nhỏ đòi bánh chẳng ai bẻ cho.
Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor, Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.Con mới đẻ khao_khát lắm , lưỡi nó dính với cúa họng . Trẻ nhỏ đòi bánh chẳng ai bẻ cho .
Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor, Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.Den spædes Tunge hang fast ved Ganen af Tørst, Børnene tigged om Brød, og ingen gav dem.
Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor, Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.Diebarnets tunge henger fast ved ganen av tørst; små barn ber om brød, det er ingen som deler ut til dem,
Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor, Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.Jazyk prsí požívajícího přilnul žízní k dásním jeho; děti prosí za chléb, ale není žádného, kdo by lámal jim.
Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor, Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.Jezik lepí dojenčku na nebesu od žeje; otročiči prosijo kruha, a ni ga, da bi ga delil.
Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor, Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.젖먹이가 목말라서 혀가 입천장에 붙음이여 어린 아이가 떡을 구하나 떼어 줄 사람이 없도다
Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor, Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.Limba sugătorului i se lipeşte de cerul gurii, uscată de sete; copiii cer pîne, dar nimeni nu le -o dă.
Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor, Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.Spenabarnets tunga låder av törst vid dess gom; le späda barnen bedja om bröd, men ingen bryter sådant åt dem.
Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor, Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.Защото езикът на бозайничето се залепя на небцето му от жажда; Децата искат хляб, но няма кой да им отчупи.
Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor, Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.Язык грудного младенца прилипает к гортани его от жажды; дети просят хлеба, и никто не подает им.
Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor, Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.דבק לשון יונק אל חכו בצמא עוללים שאלו לחם פרש אין להם׃
Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor, Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.لصق لسان الراضع بحنكه من العطش. الاطفال يسألون خبزا وليس من يكسره لهم.
Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor, Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.喫 奶 孩 子 的 舌 頭 、 因 乾 渴 貼 住 上 膛 . 孩 童 求 餅 、 無 人 擘 給 他 們
Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor, Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.喫奶 孩子 的 舌頭 、 因乾 渴 貼住 上膛 . 孩童 求 餅 、 無人 擘給 他 們
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.c'est la photo d'une petite fille mourant de soif.
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.Đó là tấm hình chụp một bé gái đang chết dần vì khát.
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.É a foto de uma menina a morrer de sede.
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.E fotografia unei fetițe care moare de sete.
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.E' l'immagine di una bambina che sta morendo di sete.
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.Es la foto de una niña que muere de sed.
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.Es zeigt das Bild eines kleinen, verdurstenden Mädchens.
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.Gambar dari seorang gadis kecil yang sekarat karena kehausan.
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.Het is een foto van een klein meisje dat van dorst sterft.
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.Je to obrázek malé dívky umírající žízní.
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.그건 목이 말라 죽어가는 작은 소녀의 사진입니다
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.Przedstawia dziewczynkę umierającą z pragnienia.
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.Είναι μια εικόνα ενός μικρού κοριτσιού που πεθαίνει από δίψα.
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.Това е снимка на малко момиче, което умира от жажда.
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.Це фото маленької дівчинки, що помирає від спраги.
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.Это фотография маленькой девочки, умирающей от жажды.
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.זו תמונה של ילדה קטנה גוססת מצמא.
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.إنها صورة طفلة صغيرة تموت من العطش.
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.どう見ても絶対に間違っています
Susuz parmağını, diline bastırıyor, ve tuzu tadıyor.Cancella il dolore dal viso, e mette il dito assetato sulla lingua assetata, e sente il sapore del sale.
Susuz parmağını, diline bastırıyor, ve tuzu tadıyor.Il efface le chagrin de son visage, met son doigt assoiffé sur sa langue assoiffée, et goûte le sel.
Susuz parmağını, diline bastırıyor, ve tuzu tadıyor.Îşi şterge durere de pe faţă, şi-şi pune degetul însetat pe limba sa însetată, şi gustă sarea.
Susuz parmağını, diline bastırıyor, ve tuzu tadıyor.목마른 손가락을 목마른 혀에 갖다 대어 소금의 짠 맛을 느낍니다.
Susuz parmağını, diline bastırıyor, ve tuzu tadıyor.Letörli arcáról a bánatot, szomjas ujját, szomjas nyelvéhez érinti és megkóstolja a sót.
Susuz parmağını, diline bastırıyor, ve tuzu tadıyor.Limpa a mágoa da sua cara, e põe o dedo sedento na sua língua sedenta, e saboreia o sal.
Susuz parmağını, diline bastırıyor, ve tuzu tadıyor.Limpia la pena de su rostro, y pone su dedo sediento en su sedienta lengua, y prueba la sal.
Susuz parmağını, diline bastırıyor, ve tuzu tadıyor.Ociera twarz ze smutku, przykłada spragniony palec do spragnionego języka i smakuje sól.
Susuz parmağını, diline bastırıyor, ve tuzu tadıyor.Và đưa tay khát vào lưỡi khát, Và nếm vị mặn.
Susuz parmağını, diline bastırıyor, ve tuzu tadıyor.Він витирає скорботу з обличчя і прикладає спраглий палець до пересохлого язика, і відчуває сіль.
Susuz parmağını, diline bastırıyor, ve tuzu tadıyor.Он стирает скорбь с лица, и прикладывает свой пересохший палец к пересохшему языку, и ощущает вкус соли.
Susuz parmağını, diline bastırıyor, ve tuzu tadıyor.Той изтрива мъката от лицето си, допира жадния си пръст до жадния си език и вкусва солта.
Susuz parmağını, diline bastırıyor, ve tuzu tadıyor.ותוחב את אצבעו הצמאה ללשונו הצמאה, וטועם את המלח.
Susuz parmağını, diline bastırıyor, ve tuzu tadıyor.ويضع اصبعه العطشان، على لسانه العطشان، ويتذوق الملح.
Susuz parmağını, diline bastırıyor, ve tuzu tadıyor.塩を味わう
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.A ci, którzy między murami ich wyciskają oliwę i prasy tłoczą, pragną.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Az õ kerítéseik közt ütik az olajat, és tapossák a kádakat, de szomjuhoznak.