Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Chúng ép dầu trong kho chủ mình , Ðạp trái nho nơi thùng , mà bị khát .
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Chúng ép dầu trong kho chủ mình, Ðạp trái nho nơi thùng, mà bị khát.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Dans les enclos de l`impie ils font de l`huile, Ils foulent le pressoir, et ils ont soif;
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Dari zaitun ia membuat minyak dan dari buah anggur, minuman, tetapi ia sendiri sangat kehausan
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Entre sus muros exprimen el aceite; pisan uvas en lagares, pero siguen sedientos
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Espremem o azeite dentro dos muros daqueles homens; pisam os seus lagares, e ainda têm sede.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.în grădinile nelegiuitului ei fac untdelemn, calcă teascul, şi le este sete;
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Inom sina förtryckares murar måste de bereda olja, de få trampa vinpressar och därvid lida törst.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Jumalattomain muuritarhoissa he pusertavat öljyä, he polkevat viinikuurnaa ja ovat itse janoissansa.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.그 사람의 담 안에서 기름을 짜며 목말라하면서 술 틀을 밟느니라
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Medzi ich múrami tlačia olej; šliapu hrozno v prešoch a sú smädní.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Mellem de ugudeliges murer perser de olje; de treder vinpersene og tørster.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.mellem Murene presser de Olie. de træder Persen og tørster.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Sie zwingen sie, Öl zu machen auf ihrer Mühle und ihre Kelter zu treten, und lassen sie doch Durst leiden.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Ti, jenž mezi zdmi jejich olej vytlačují, a presy tlačí, žíznějí.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Tra i filari frangono le olive, pigiano l'uva e soffrono la sete
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.v njih hramih jim morajo delati olje, tlačijo v tlačilnici in žeje se suše.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Οι εκπιεζοντες το ελαιον εντος των τοιχων αυτων και πατουντες τους ληνους αυτων, διψωσιν.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.Изтискват дървено масло в техните огради, Тъпчат линовете им, а остават жадни.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.между стенами выжимают масло оливковое, топчут в точилах и жаждут.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.בין שורתם יצהירו יקבים דרכו ויצמאו׃
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.يعصرون الزيت داخل اسوارهم. يدوسون المعاصر ويعطشون.
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.在 那 些 人 的 圍 牆 內 造 油 、 醡 酒 、 自 己 還 口 渴
Teraslar arasında zeytin eziyor, Susuzluktan kavrulurken Şarap için üzüm sıkıyorlar.在 那些 人 的 圍牆內 造 油 、 醡酒 、 自己 還 口渴
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.A pochopivše, uvrhli jej do čisterny. Čisterna pak ta byla prázdná, v níž nebylo vody.
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.A porwawszy go, wrzucili go w studnią, która studnia była czcza, i nie było w niej wody.
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.a vzali ho a hodili ho do cisterny. A cisterna bola prázdna; nebolo v nej vody.
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.És megragadák õt és beleveték a kútba; a kút pedig üres vala, nem vala víz benne.
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.e tomando-o, lançaram-no na cova; mas a cova estava vazia, não havia água nela.
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.Ils le prirent, et le jetèrent dans la citerne. Cette citerne était vide; il n`y avait point d`eau.
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.in ga vzemo ter vržejo v tisti vodnjak. Vodnjak pa je bil prazen, vode ni bilo v njem.
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.ja ottivat hänet ja heittivät hänet kaivoon; mutta kaivo oli tyhjä, siinä ei ollut vettä.
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.그를 잡아 구덩이에 던지니 그 구덩이는 빈 것이라 그 속에 물이 없었더라
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.Lalu mereka menyeret dia dan melemparkannya ke dalam sumur yang kering
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.L-au luat şi l-au aruncat în groapă. Groapa aceasta era goală: nu era apă în ea.
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.Lo tomaron y lo echaron en la cisterna. Pero la cisterna estaba vacía, sin agua
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.och grepo honom och kastade honom i brunnen; men brunnen var tom, intet vatten fanns däri.
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.Og de tok og kastet ham ned i brønnen; men brønnen var tom, det var intet vann i den.
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.poi lo afferrarono e lo gettarono nella cisterna: era una cisterna vuota, senz'acqua
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.rồi , bắt chàng đem quăng trong hố nước . Vả , hố khô cạn , chẳng có nước .
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.rồi, bắt chàng đem quăng trong hố nước. Vả, hố khô cạn, chẳng có nước.
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.tog ham og kastede ham i Citernen; men Cisternen var tom, der var intet Vand i den.
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.und nahmen ihn und warfen ihn in die Grube; aber die Grube war leer und kein Wasser darin.
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.και λαβοντες αυτον, ερριψαν εις τον λακκον ο δε λακκος ητο κενος δεν ειχεν υδωρ.
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.и взяли его и бросили его в ров; ров же тот был пуст; воды в нем небыло.
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.Тогава го взеха и го хвърлиха в рова; а ровът беше празен, нямаше вода.
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.ויקחהו וישלכו אתו הברה והבור רק אין בו מים׃
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.واخذوه وطرحوه في البئر. واما البئر فكانت فارغة ليس فيها ماء
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.把 他 丟 在 坑 裡 . 那 坑 是 空 的 、 裡 頭 沒 有 水
ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.把 他 丟在 坑裡 . 那 坑 是 空 的 、 裡頭沒 有水
Yani bu bitki susuz kaldığında, bir arama yapabilir,그러니까 식물이 목이 마를 때, 실제로 전화를 걸거나
Yani bu bitki susuz kaldığında, bir arama yapabilir, Veya Twitter'da olduğu gibi bir ileti bırakabilir.Ainsi lorsque la plante a soif, elle passe un coup de fil ou passe son message par un service comme Twitter.
Yani bu bitki susuz kaldığında, bir arama yapabilir, Veya Twitter'da olduğu gibi bir ileti bırakabilir.Así, cuando una planta tiene sed, puede llamar por teléfono, o enviar un mensaje a un servicio, como Twitter.
Yani bu bitki susuz kaldığında, bir arama yapabilir, Veya Twitter'da olduğu gibi bir ileti bırakabilir.Astfel, când o plantă e însetată, poate da un telefon sau posta un mesaj pe un serviciu precum Twitter.
Yani bu bitki susuz kaldığında, bir arama yapabilir, Veya Twitter'da olduğu gibi bir ileti bırakabilir.Dus als een plant dorstig is, kan ze zelfs iemand bellen of een bericht posten op Twitter.
Yani bu bitki susuz kaldığında, bir arama yapabilir, Veya Twitter'da olduğu gibi bir ileti bırakabilir.Jadi jika haus, tanaman bisa menelepon atau mengirim pesan ke layanan seperti Twitter.
Yani bu bitki susuz kaldığında, bir arama yapabilir, Veya Twitter'da olduğu gibi bir ileti bırakabilir.Kiedy roślina jest sucha może zadzwonić lub zostawić wiadomość na serwisach takich jak Twitter.
Yani bu bitki susuz kaldığında, bir arama yapabilir, Veya Twitter'da olduğu gibi bir ileti bırakabilir.Nên khi chúng thiếu nước, chúng có thể gọi điện hay để lại một tin nhắn trên Twitter.
Yani bu bitki susuz kaldığında, bir arama yapabilir, Veya Twitter'da olduğu gibi bir ileti bırakabilir.Takže, keď je nejaká rastlina smädná, môže normálne zatelefonovať alebo zverejniť odkaz v službe ako Twitter.
Yani bu bitki susuz kaldığında, bir arama yapabilir, Veya Twitter'da olduğu gibi bir ileti bırakabilir.Έτσι όταν ένα φυτό είναι διψασμένο, μπορεί να τηλεφωνήσει ή να στείλει μήνυμα σε μια υπηρεσία όπως το twitter.