Ana içeriğe geç
Sözlük

susma ile cümle

susma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Öyle ki, gönlüm seni ilahilerle övsün, susmasın! Ya RAB Tanrım, sana sürekli şükredeceğim.pentruca inima mea să-Ţi cînte, şi să nu stea mută. Doamne, Dumnezeule, eu pururea Te voi lăuda!
Öyle ki, gönlüm seni ilahilerle övsün, susmasın! Ya RAB Tanrım, sana sürekli şükredeceğim.Por eso mi alma te cantará y no callará. Oh Jehovah, Dios mío, te alabaré para siempre
Öyle ki, gönlüm seni ilahilerle övsün, susmasın! Ya RAB Tanrım, sana sürekli şükredeceğim.Siralmamat vígságra fordítottad, leoldoztad gyászruhámat, körülöveztél örömmel.
Öyle ki, gönlüm seni ilahilerle övsün, susmasın! Ya RAB Tanrım, sana sürekli şükredeceğim.Tedyś odmienił płacz mój w pląsanie; zdjąłeś ze mnie wór mój, a przepasałeś mię radością.
Öyle ki, gönlüm seni ilahilerle övsün, susmasın! Ya RAB Tanrım, sana sürekli şükredeceğim.δια να ψαλμωδη εις σε η δοξα μου και να μη σιωπα. Κυριε ο Θεος μου, εις τον αιωνα θελω σε υμνει.
Öyle ki, gönlüm seni ilahilerle övsün, susmasın! Ya RAB Tanrım, sana sürekli şükredeceğim.За да Ти пее хвала душата ми и да не млъква. Господи Боже мой, до века ще Те хваля.
Öyle ki, gönlüm seni ilahilerle övsün, susmasın! Ya RAB Tanrım, sana sürekli şükredeceğim.למען יזמרך כבוד ולא ידם יהוה אלהי לעולם אודך׃
Öyle ki, gönlüm seni ilahilerle övsün, susmasın! Ya RAB Tanrım, sana sürekli şükredeceğim.لكي تترنم لك روحي ولا تسكت. يا رب الهي الى الابد احمدك
Öyle ki, gönlüm seni ilahilerle övsün, susmasın! Ya RAB Tanrım, sana sürekli şükredeceğim.好 叫 我 的 靈 〔 原 文 作 榮 耀 〕 歌 頌 你 、 並 不 住 聲 。 耶 和 華 我 的 神 阿 、 我 要 稱 謝 你 、 直 到 永 遠
Öyle ki, gönlüm seni ilahilerle övsün, susmasın! Ya RAB Tanrım, sana sürekli şükredeceğim.好 叫 我的靈 〔 原文 作 榮耀 〕 歌頌 你 、 並 不 住 聲 。 耶和華 我 的 神阿 、 我 要 稱謝 你 、 直到 永遠
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;at han sitter ene og tier, når han* legger byrder på ham, / {* Herren.}
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;daß ein Verlassener geduldig sei, wenn ihn etwas überfällt,
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Egyedül ül és hallgat, mert felvette magára.
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Han sidde ensom og tavs, når han lægger det på ham;
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Hij kan rustig in eenzaamheid zitten en zwijgen als God dat van hem vraagt.
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Il se tiendra solitaire et silencieux, Parce que l`Éternel le lui impose;
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Istukoon hän yksin ja hiljaa, kun Herra on sen hänen päällensä pannut.
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Jod. Nech sedí o samote a mlčí, keď naloží na neho.
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;혼자 앉아서 잠잠할 것은 주께서 그것을 메우셨음이라
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Kterýž by pak byl opuštěn, trpělivě se má v tom, což na něj vloženo,
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Który będąc opuszczony, cierpliwym jest w tem, co nań włożono;
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Må han sitta ensam och tyst, när ett sådant pålägges honom.
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Pada waktu TUHAN memberi penderitaan, hendaklah kita duduk sendirian dengan diam
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Phải , nó phải ngồi một_mình và làm_thinh , vì Ngài đã gán ách trên mình .
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Phải, nó phải ngồi một mình và làm thinh, vì Ngài đã gán ách trên mình.
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Que se assente ele, sozinho, e fique calado, porquanto Deus o pôs sobre ele.
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Samoten naj sedi in molči, ker mu ga je naložil Gospod.
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Să stea singur şi să tacă, pentrucă Domnul i l -a pus pe grumaz;
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Se sentará solo y callará, porque Dios se lo ha impuesto
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Sieda costui solitario e resti in silenzio, poiché egli glielo ha imposto
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Θελει καθησθαι κατα μονας και σιωπα, επειδη ο Θεος επεβαλε φορτιον επ' αυτον.
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Нека седи насаме и мълчи, когато Господ му го наложи.
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;сидит уединенно и молчит, ибо Он наложил его на него;
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;ישב בדד וידם כי נטל עליו׃
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;يجلس وحده ويسكت لانه قد وضعه عليه.
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;他 當 獨 坐 無 言 、 因 為 這 是 耶 和 華 加 在 他 身 上 的
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;他 當獨 坐 無言 、 因 為這 是 耶和華 加在 他 身上 的
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.Aika on reväistä rikki ja aika ommella yhteen. Aika on olla vaiti ja aika puhua.
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.å sønderrive har sin tid og å sy sammen har sin tid; å tie har sin tid og å tale har sin tid;
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.čas, da se raztrga, in čas, da se sešije, čas molčanja in čas govorjenja,
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.Čas roztrhování a čas sšívání, čas mlčení a čas mluvení;
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.čas trhaniu a čas sošívaniu, čas mlčaniu a čas hovoreniu,
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.có kỳ xé rách , và có kỳ may ; có kỳ nín_lặng , có kỳ nói ra ;
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.có kỳ xé rách, và có kỳ may; có kỳ nín lặng, có kỳ nói ra;
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.Czas rozdzierania, i czas zszywania; czas milczenia, i czas mówienia;
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.een tijd om te scheuren en een tijd om te herstellen; een tijd om stil te zijn en een tijd om te spreken;
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.eje [van] a szakgatásnak és ideje a megvarrásnak; ideje a hallgatásnak és ideje a szólásnak.
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.찢을 때가 있고 꿰멜 때가 있으며 잠잠할 때가 있고 말할 때가 있으며
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.Riva sönder har sin tid, och sy ihop har sin tid. Tiga har sin tid, och tala har sin tid.
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.tempo de rasgar, e tempo de coser; tempo de estar calado, e tempo de falar;
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.Tid til at flænge og Tid til at sy, Tid til at tie og Tid til at tale,
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.tiempo de romper y tiempo de coser; tiempo de callar y tiempo de hablar
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.Un tempo per stracciare e un tempo per cucire, un tempo per tacere e un tempo per parlare
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.un temps pour déchirer, et un temps pour coudre; un temps pour se taire, et un temps pour parler;
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.waktu untuk merobek dan waktu untuk menjahit, waktu untuk berdiam diri dan waktu untuk berbicara
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.zerreißen und zunähen, schweigen und reden,
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.καιρος του σχιζειν και καιρος του ραπτειν καιρος του σιγαν και καιρος του λαλειν
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.Време за раздиране, и време за шиене; Време за мълчание, и време за говорене;
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.время раздирать, и время сшивать; время молчать, и время говорить;
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var. Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.עת לקרוע ועת לתפור עת לחשות ועת לדבר׃
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod