Ancak yağmurlu mevsimlerde susuzluklarını gidermek için tatlı su havuzlarının çevrelerinde tolpanırlarNhưng suốt mùa mưa, chúng tập trung đến uống nước ở những vũng nước nằm rải rác để xua đi cơn khát.
Ancak yağmurlu mevsimlerde susuzluklarını gidermek için tatlı su havuzlarının çevrelerinde tolpanırlar'Ομως στην υγρή εποχή... ξεδιψά στις διάσπαρτες λιμνούλες γλυκού νερού.
Ancak yağmurlu mevsimlerde susuzluklarını gidermek için tatlı su havuzlarının çevrelerinde tolpanırlarОднако в течение сезона дождей они стараются восполнить недостаток воды в организме.
Ancak yağmurlu mevsimlerde susuzluklarını gidermek için tatlı su havuzlarının çevrelerinde tolpanırlar,אך במהלך עונת הגשמים הם נאספים לרוות את צימאונם .בין בריכות מים מפוזרות
Ancak yağmurlu mevsimlerde susuzluklarını gidermek için tatlı su havuzlarının çevrelerinde tolpanırlarلكن أثناء الفصل الأكثر بللا يتجمّعون لرواية عطشهم بين تبعثر الماء العذب المتجمع
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Édesanyja közeledett Gregor szobájában sír az izgatott öröm, de elhallgatott az ajtón.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Hänen äitinsä lähestyi Gregor n huone huudot innoissaan iloa, mutta hän vaikeni ovella.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Hans mor henvendte Gregor værelse med råb af spændte glæde, men hun tav ved døren.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Hans mor närmade Gregor rum med rop av glada glädje, men hon tystnade på dörren.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Ibunya mendekati kamar Gregor dengan teriakan sukacita bersemangat, tapi dia terdiam di pintu.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Jego matka podeszła pokój Gregora z okrzykami radości podekscytowany, ale umilkła przy drzwiach.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Jeho matka sa priblížil Gregor izbe s výkrikmi nadšenia radosť, ale ona zmĺkla pri dverách.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Jeho matka se přiblížil Gregor pokoji s výkřiky nadšení radost, ale ona zmlkla u dveří.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.그의 어머니는 흥분 기쁨의 기합 소리와 함께 그레고르의 방으로 접근하지만, 그녀는 침묵했다
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Mama lui a abordat camera lui Gregor cu strigăte de bucurie excitat, dar ea tăcu la uşă.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Mẹ của ông đã tiếp cận phòng Gregor với tiếng khóc của niềm vui phấn khởi, nhưng cô đã im lặng cửa.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Njegova mati je približal Gregor soba s kriki veselja razburjen, vendar je padla tiho pri vratih.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Sa mère approché chambre de Gregor avec des cris de joie enthousiaste, mais elle se tut à la porte.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Seine Mutter kam Gregors Zimmer mit Schreien von aufgeregten Freude, aber sie schwiegen an der Tür.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Sua madre si avvicinava stanza di Gregor con grida di gioia eccitata, ma lei rimase in silenzio alla porta.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Sua mãe se aproximou quarto de Gregor com gritos de alegria animado, mas ela se calou na porta.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Zijn moeder kwam Gregor's kamer met kreten van opgewonden vreugde, maar ze viel stil aan de deur.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Η μητέρα του πλησίασε δωμάτιο Gregor με κραυγές χαράς ενθουσιασμένος, αλλά σώπασε στην πόρτα.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Майка му се приближи стаята на Грегор с крясъците на развълнувани радост, но тя замълча на вратата.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Мати підійшла кімнату Грегора з вигуками порушених радість, але вона замовкла у двері.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.Мать подошла комнату Грегора с криками возбужденных радость, но она умолкла в дверь.
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.אמו ניגשה לחדר של גרגור בקריאות שמחה נרגש, אבל היא השתתקה
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.اتصلت والدته غرفة غريغور مع صرخات الفرح متحمس ، لكنها صمتت
Annesi heyecan sevinç çığlıkları ile Gregor odasına yaklaştı, ama sustu kapıda.ドアで。もちろん、彼の妹は、最初かどうかをチェックする
- Anne...! - Tamam, susuyorum.Έχω 284 παρόμοια περιστατικά.
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.Chúng sẽ không đói không khát nữa ; cũng không có mặt_trời , hoặc cơn nắng gắt nào hại đến mình .
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.Chúng sẽ không đói không khát nữa; cũng không có mặt trời, hoặc cơn nắng gắt nào hại đến mình.
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.De skal ikke hungre mere, heller ikke tørste mere; solen skal heller ikke falle på dem, eller nogen hete;
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.De skulle ikke hungre mere, ej heller tørste mere, ej heller skal Solen eller nogen Hede falde på dem.
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.Ei heidän enää tule nälkä eikä enää jano, eikä aurinko ole sattuva heihin, eikä mikään helle,
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.ils n`auront plus faim, ils n`auront plus soif, et le soleil ne les frappera point, ni aucune chaleur.
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.저희가 다시 주리지도 아니하며 목마르지도 아니하고 해나 아무 뜨거운 기운에 상하지 아니할찌니
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.Mereka tidak akan lagi merasa lapar atau haus; matahari ataupun panas terik tidak lagi akan membakar mereka
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.Nebudouť lačněti ani žízniti více, a nebude bíti na ně slunce, ani žádné horko.
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.Nebudú viacej lačnieť ani nebudú viacej žízniť, ani nebude na nich dorážať slnce ani nijaké horko.
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.Nem éheznek többé, sem nem szomjúhoznak többé; sem a nap nem tûz rájok, sem semmi hõség:
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.Nie będą więcej łaknąć i nie będą więcej pragnąć, i nie uderzy na nich słońce, ani żadne gorąco
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.Non avranno più fame, né avranno più sete, né li colpirà il sole, né arsura di sorta
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.No tendrán más hambre, ni tendrán más sed, ni caerá sobre ellos el sol ni ningún otro calor
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.Nu le va mai fi foame, nu le va mai fi sete; nu -i va mai dogori nici soarele, nici vreo altă arşiţă.
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.Nunca mais terão fome, nunca mais terão sede; nem cairá sobre eles o sol, nem calor algum;
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.Sie wird nicht mehr hungern noch dürsten; es wird auch nicht auf sie fallen die Sonne oder irgend eine Hitze;
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.Δεν θελουσι πεινασει πλεον ουδε θελουσι διψησει πλεον, ουδε θελει πεσει επ' αυτους ο ηλιος ουδε κανεν καυμα,
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.Вже не будуть голодні, анї жадні, анї падати ме на них сонце, анї жадна спека;
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.Они не будут уже ни алкать, ни жаждать, и не будет палить их солнце и никакой зной:
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.та измря третата част от одушевените същества, които бяха в морето; и третата част от корабите биде унищожена.
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.לא ירעבו עוד ולא יצמאו ולא יכם שמש ושרב׃
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.لن يجوعوا بعد ولن يعطشوا بعد ولا تقع عليهم الشمس ولا شيء من الحرّ
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.他 們 不 再 飢 、 不 再 渴 . 日 頭 和 炎 熱 、 也 必 不 傷 害 他 們
Artık acıkmayacak, Artık susamayacaklar. Ne güneş ne kavurucu sıcak Çarpacak onları.他 們 不 再 飢 、 不 再 渴 . 日頭 和 炎熱 、 也 必 不 傷害 他 們
Asıl sustukları zaman endişelenmen gerekir.3つめは認知機能に与える影響です
Asıl sustukları zaman endişelenmen gerekir.Als ze stoppen, moet je je zorgen maken.
Asıl sustukları zaman endişelenmen gerekir.Bát bychom se měli, až když zpívat přestanou.
Asıl sustukları zaman endişelenmen gerekir.C'est quand ils s'arrêtent qu'il faut s'inquiéter.
Asıl sustukları zaman endişelenmen gerekir.Det er når de stopper at man skal være bekymret.