Durdu, ama ne olduğunu seçemedim. Bir suret duruyordu gözümün önünde, Çıt çıkmazken bir ses duydum:Hij stond stil, maar ik kon hem niet goed zien en ik hoorde een gedempte stem zeggen:
Durdu, ama ne olduğunu seçemedim. Bir suret duruyordu gözümün önünde, Çıt çıkmazken bir ses duydum:그 영이 서는데 그 형상을 분변치는 못하여도 오직 한 형상이 내 눈앞에 있었느니라 그 때 내가 종용한 중에 목소리를 들으니 이르기를
Durdu, ama ne olduğunu seçemedim. Bir suret duruyordu gözümün önünde, Çıt çıkmazken bir ses duydum:Och något trädde inför mina ögon, en skepnad vars form jag icke skönjde; och jag hörde en susning och en röst:
Durdu, ama ne olduğunu seçemedim. Bir suret duruyordu gözümün önünde, Çıt çıkmazken bir ses duydum:Se detuvo, pero yo no reconocí su semblante. Ante mis ojos había una imagen, y oí una voz apacible
Durdu, ama ne olduğunu seçemedim. Bir suret duruyordu gözümün önünde, Çıt çıkmazken bir ses duydum:Siinä seisoi - sen näköä en erottanut - haamu minun silmäini edessä; minä kuulin kuiskaavan äänen:
Durdu, ama ne olduğunu seçemedim. Bir suret duruyordu gözümün önünde, Çıt çıkmazken bir ses duydum:Un chip cu o înfăţişare necunoscută era înaintea ochilor mei. Şi am auzit un glas care şoptea încetişor:
Durdu, ama ne olduğunu seçemedim. Bir suret duruyordu gözümün önünde, Çıt çıkmazken bir ses duydum:Une figure d`un aspect inconnu était devant mes yeux, Et j`entendis une voix qui murmurait doucement:
Durdu, ama ne olduğunu seçemedim. Bir suret duruyordu gözümün önünde, Çıt çıkmazken bir ses duydum:Ustopil se je, a nisem mu spoznal obraza, podoba mi je bila pred očmi, šepet in glas sem začul:
Durdu, ama ne olduğunu seçemedim. Bir suret duruyordu gözümün önünde, Çıt çıkmazken bir ses duydum:Zastavil se, ale neznal jsem tváři jeho; tvárnost jen byla před očima mýma. Mezi tím mlče, slyšel jsem hlas:
Durdu, ama ne olduğunu seçemedim. Bir suret duruyordu gözümün önünde, Çıt çıkmazken bir ses duydum:Он стал, – но я не распознал вида его, – только облик был пред глазами моими; тихое веяние, – и я слышу голос:
Durdu, ama ne olduğunu seçemedim. Bir suret duruyordu gözümün önünde, Çıt çıkmazken bir ses duydum:Той застана, но не можах да позная образа му; Призрак се яви пред очите ми; В тишина чух тоя глас:
Durdu, ama ne olduğunu seçemedim. Bir suret duruyordu gözümün önünde, Çıt çıkmazken bir ses duydum:יעמד ולא אכיר מראהו תמונה לנגד עיני דממה וקול אשמע׃
Durdu, ama ne olduğunu seçemedim. Bir suret duruyordu gözümün önünde, Çıt çıkmazken bir ses duydum:وقفت ولكني لم اعرف منظرها. شبه قدام عينيّ. سمعت صوتا منخفضا
Durdu, ama ne olduğunu seçemedim. Bir suret duruyordu gözümün önünde, Çıt çıkmazken bir ses duydum:那 靈 停 住 、 我 卻 不 能 辨 其 形 狀 . 有 影 像 在 我 眼 前 . 我 在 靜 默 中 、 聽 見 有 聲 音 、 說
Durdu, ama ne olduğunu seçemedim. Bir suret duruyordu gözümün önünde, Çıt çıkmazken bir ses duydum:那靈 停住 、 我 卻 不 能 辨 其 形狀 . 有 影像 在 我 眼前 . 我 在 靜默 中 、 聽見 有 聲音 、 說
Hiç bir surette kıyas yoktur.Il n'y a aucune comparaison.
Hiç bir surette kıyas yoktur.Kein anderer Bereich kommt ihr nahe.
Hiç bir surette kıyas yoktur.이에 비교될 만한 것은 아무것도 없습니다.
Hiç bir surette kıyas yoktur.Nici nu se poate compara.
Hiç bir surette kıyas yoktur.Nie ma żadnego porównania.
Hiç bir surette kıyas yoktur.No hay comparación posible.
Hiç bir surette kıyas yoktur.Non c'è affatto paragone.
Hiç bir surette kıyas yoktur.Изобщо няма сравнение.
Hiç bir surette kıyas yoktur.Нигде в мире нет подобного.
Hiç bir surette kıyas yoktur.אין כל מקום להשוואה.
Hiç bir surette kıyas yoktur.ليس هناك مجال للمقارنة
Hiç bir surette kıyas yoktur.アフリカでは死因第1 位の心血管疾患が完全に無視されています
Konutu inşa eden müteahite başvurmak suretiyle de kısmi mülkiyetine sahip olunan bir konutu edinebilirsiniz.Du kan ansöka om en delägarbostad med en ansökan riktad till bostadens byggherre.
Konutu inşa eden müteahite başvurmak suretiyle de kısmi mülkiyetine sahip olunan bir konutu edinebilirsiniz.Puede solicitar una vivienda en copropiedad mediante una solicitud al constructor de la vivienda.
Konutu inşa eden müteahite başvurmak suretiyle de kısmi mülkiyetine sahip olunan bir konutu edinebilirsiniz.Voit hakea osaomistusasuntoa hakemuksella asunnon rakennuttajalta.
Konutu inşa eden müteahite başvurmak suretiyle de kısmi mülkiyetine sahip olunan bir konutu edinebilirsiniz.Vous pouvez faire une demande de logement en propriété partielle auprès du promoteur.
Konutu inşa eden müteahite başvurmak suretiyle de kısmi mülkiyetine sahip olunan bir konutu edinebilirsiniz.Вы можете подать заявление застройщику на приобретение квартиры с частичным правом собственности.
labaratuvara götürmek üzere paketleyip hazır hale getirmek suretiyle tamamlandı.굽고, 모으고, 실험실로 가져갈 수 있도록 준비하는 절차였죠.
labaratuvara götürmek üzere paketleyip hazır hale getirmek suretiyle tamamlandı.Он состоял из маринования куриц, приготовления их на гриле и подготовки к транспортировке в лабораторию.
labaratuvara götürmek üzere paketleyip hazır hale getirmek suretiyle tamamlandı.צליה בגריל של העוף, איסוף שלו והכנה לשליחת העוף למעבדה.
labaratuvara götürmek üzere paketleyip hazır hale getirmek suretiyle tamamlandı.و شويه و جمعه .و تجهيزه ليُنقل إلى المختبر
labaratuvara götürmek üzere paketleyip hazır hale getirmek suretiyle tamamlandı.研究施設に持って行く準備をしました 第二段階はペンシルバニア大学の
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar.As gerações anteriores não podiam fazer esta experiência.
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar.Eerdere generaties konden deze experimenten absoluut niet doen.
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar.Frühere Generationen konnten diese Experimente überhaupt nicht machen.
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar.Generasi sebelumnya tidak dapat melakukan percobaan sama sekali.
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar.Generațiile anterioare nu puteau face acest experiment deloc.
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar.Generazioni precedenti non potevano assolutamente fare questo esperimento.
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar.이전의 세대에서는 절대 할 수 없었던 실험들이지요.
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar.Korábbi generációk egyáltalán nem tudták volna végrehajtani ezeket a kísérleteket.
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar.Las generaciones anteriores no pudieron de ninguna manera hacer este experimento.
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar.Les générations précédentes ne pouvaient absolument pas faire ces expériences.
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar.Những thế hệ trước đâu có thể thực hiện thực nghiệm này
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar.Poprzednie pokolenia nie mogły prowadzić takich badań.
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar.Predchádzajúce generácie nemohli takto experimentovať.
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar. Tamemen başka bir nesilde bence başarmış olacağızПредыдущие поколения не могли осуществить этот эксперимент, а для следующего поколения он увенчается успехом.
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar.Tidligere generationer kunne ikke lave samme eksperimenter.
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar.Οι προηγούμενες γενιές δεν μπορούσαν να κάνουν αυτό το πείραμα καθόλου.
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar.Предишните поколения изобщо не са можели да направят този експеримент.
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar.דורות קודמים לא יכלו בכלל לעשות את הניסוי הזה.
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar.الأجيال السابقة لم يكن بمقدورها القيام بهذه التجارب.
Önceki nesiller bu deneyleri hiçbir suretle yapamadılar.しかし一世代後では
Onların arasında iğrenç suretleri, ağaçtan, taştan, altından, gümüşten yapılmış putları gördünüz.Aţi văzut urîciunile şi idolii lor, lemnul şi piatra, argintul şi aurul, cari erau la ele.
Onların arasında iğrenç suretleri, ağaçtan, taştan, altından, gümüşten yapılmış putları gördünüz.A viděli jste ohavnosti jejich i modly jejich, dřevo i kámen, stříbro i zlato, kteréž jest při nich.
Onların arasında iğrenç suretleri, ağaçtan, taştan, altından, gümüşten yapılmış putları gördünüz.A videli ste ich ohavnosti a ich ukydané modly, drevo a kameň, striebro a zlato, čo bolo u nich.