Ana içeriğe geç
Sözlük

suret ile cümle

suret kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.오히려 구름은 사실 가장 다양하고, 좋은 생각을 떠올리게 하는 자연의 시적 면모를 가지고 있습니다.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Lång därifrån. De är faktiskt naturen mest mångfaldiga, fantasieggande, poetiska aspekt.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Nici gând. De fapt, ei sunt aspectul cel mai divers, evocator și poetic al naturii.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Sőt.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Tutt'altro. In realtà sono l'aspetto della natura più evocativo, poetico e diversificato.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Verre van. Ze zijn het meest diverse, evocatieve, poëtische aspect van de natuur.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Αντιθέτως, είναι στην πραγματικότητα η πιο πολυποίκιλη, υποβλητική και ποιητική όψη της φύσης.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Навпаки. Вони становлять найбільш різноманітну, хвилюючу, поетичну частину природи.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.На самом деле они наиболее разнообразное, экспрессивное, поэтическое проявление природы.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Нищо подобно. Те са, всъщност, най-разнообразните, емоционално наситени, поетични аспекти на природата.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.עננים הם לא משהו לקטר עליו.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.على العكس، فهي في الواقع، من أكثر جوانب الطبيعة تنوعًا وشاعرية وإثارةً للعواطف
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.雲は 自然の中でも最も多様で 感動を与え 詩的なものなのです ときには雲のなかで心を遊ばせることで
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.플로피 디스크에 0을 써 넣어서 지운 다음 파일 시스템을 생성합니다.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.A floppy adatterülete felül lesz írva nullákkal, majd újból ki lesz alakítva a fájlrendszer.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.Ce mode efface la disquette en écrivant des zéros, puis crée le système de fichiers.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.Detta rensar först disketten genom att skriva nollor, och skapar därefter filsystemet.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.Dette rydder først disketten ved at skrive nuller, og laver derefter filsystemet.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.Dit wist de diskette door het vol te schrijven met nullen, waarna het bestandssysteem wordt aangemaakt.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.Esta opción inicializa primero el disquete escribiendo ceros en él y luego crea el sistema de archivos.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.Isto primeiro limpa a disquete, escrevendo zeros em toda ela, e depois cria o sistema de ficheiros.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.Questo prima cancella il dischetto scrivendo degli zeri e poi crea il filesystem.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.Tämä poistaa levykkeen tiedot kirjoittamalla nollia ja sitten luo tiedostojärjestelmän.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.Tato volba nejprve smaže disketu tak, že ji zaplní samými nulami a následně vytvoří souborový systém.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.Táto voľba vymaže disketu tak, že ju najprv zapíše samými nulami a potom vytvorí súborový systém.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.To najpierw kasuje dyskietkę, zapełniając ją zerami, a dopiero potem tworzy system plików.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.To zbriše disketo tako da se ta prepiše z ničlami, nato pa je ustvarjen datotečni sistem.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.Zuerst werden auf die Diskette überall Nullen geschrieben, und anschließend wird das Dateisystem geschrieben.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.Αυτό πρώτα σβήνει τη δισκέτα γράφοντας μηδενικά και στη συνέχεια δημιουργεί το σύστημα αρχείων.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.Будет произведена очистка дискеты и создание на ней файловой системы.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.Спочатку витирає дискету через записування нулів, а після цього створює файлову систему.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.يقوم هذا أولا بمسح القرص المرن عن طريق كتابة أصفار عليه ثم ينشئ نظام ملفات.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.これは最初に 0 を書き込むことでフロッピーを消去し、それからファイルシステムを作成します。
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.Celem było określenie obozów do przeniesienia na podstawie pierwszeństwa potrzeb.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.Das menschliche Ziel war hier, Camps für Umsiedlung zu identifizieren, basierend auf vorrangigem Bedarf.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.Het humanitaire doel was om kampen voor verplaatsing te identificeren, gebaseerd op prioritaire noodzaak.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.이 경우, 사람들의 목표는 필요한 우선 순위에 의해 이동시켜야 할 피난소를 정하는 것이었습니다
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.La meta humana era identificar los campamentos a trasladar en función de las necesidades prioritarias.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.L'obiettivo era identificare campi per l'allocazione secondo le priorità.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.L'objectif humain ici était d'identifier les camps à utiliser selon l'urgence.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.Mục tiêu của con người ở đây là để xác định những trại cho việc tái định cư dựa trên nhu cầu ưu tiên.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.O objetivo era identificar os campos a utilizar segundo as necessidades prioritárias.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.Scopul uman aici era de a identifica tabere pentru relocare bazat pe necesități prioritare.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.Задачей для человека здесь стало определение лагеря для перемещения на основе приоритета потребностей.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.המטרה האנושית כאן היתה לזהות מחנות לשם העברתם למיקום חדש שמבוססת על צורכי עדיפות.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.كان الهدف الإنساني هنا، أن نحدد أماكن لنقل الناس بناء على الاحتياجات ذات الأولوية .
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.避難所の優先順位をつけることでした そのためにコンピューターは膨大な
Bu suretle, büyük baba kçleliğin içinde bir bebek gibi doğdu.Das heisst, der Grossvater wurde als Baby in die Sklaverei hinein geboren.
Bu suretle, büyük baba kçleliğin içinde bir bebek gibi doğdu.De opa werd in slavernij geboren.
Bu suretle, büyük baba kçleliğin içinde bir bebek gibi doğdu.Dziadek urodził się już w niewoli.
Bu suretle, büyük baba kçleliğin içinde bir bebek gibi doğdu.Jadi kakeknya di sana, terlahir, sebagai budak.
Bu suretle, büyük baba kçleliğin içinde bir bebek gibi doğdu.저 할아버지는 태어날 때부터 노예지만,
Bu suretle, büyük baba kçleliğin içinde bir bebek gibi doğdu.le grand-père était né esclave,
Bu suretle, büyük baba kçleliğin içinde bir bebek gibi doğdu.Δηλαδή, ο παππούς, γεννήθηκε ως μωρό μέσα στη σκλαβιά.
Bu suretle, büyük baba kçleliğin içinde bir bebek gibi doğdu.Ось цей дідусь із самого народження був у рабстві.
Bu suretle, büyük baba kçleliğin içinde bir bebek gibi doğdu.Так что этот дедушка при рождении стал рабом.
Bu suretle, büyük baba kçleliğin içinde bir bebek gibi doğdu.אז, הסבא שם, נולד כתינוק, לתוך עבדות.
Bu suretle, büyük baba kçleliğin içinde bir bebek gibi doğdu.وإذن ذاك الحفيد، كان قد ولد، كمولود ليكون عبدا.
Bu suretle, büyük baba kçleliğin içinde bir bebek gibi doğdu.償却原価合計を見ると
Durdu, ama ne olduğunu seçemedim. Bir suret duruyordu gözümün önünde, Çıt çıkmazken bir ses duydum:gálla, de ábrázatját föl nem ismerém, egy alak vala szemeim elõtt, mély csend, és [ilyen] szót hallék:
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod