Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi.Adam žil sto tridsať rokov a splodil syna na svoju podobu a podľa svojho obrazu a nazval jeho meno Set.
Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi.Cuando Adán tenía 130 años, engendró un hijo a su semejanza, conforme a su imagen, y llamó su nombre Set
Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi.Da Adam havde levet i 130 År, avlede han en Søn, som var ham lig og i hans Billede, og han kaldte ham Set;
Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi.Ketika Adam berumur 130 tahun, ia mendapat anak laki-laki yang mirip dengan dirinya, lalu diberinya nama Set
Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi.아담이 일백 삼십세에 자기 모양 곧 자기 형상과 같은 아들을 낳아 이름을 셋이라 하였고
Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi.Und Adam war hundertunddreißig Jahre alt und zeugte einen Sohn, der seinem Bild ähnlich war und hieß ihn Seth
Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi.Vả , A-đam được một_trăm ba_mươi tuổi , sanh một con_trai giống như hình_tượng mình , đặt tên là Sết .
Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi.Vả, A-đam được một trăm ba mươi tuổi, sanh một con trai giống như hình tượng mình, đặt tên là Sết.
Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi.Адам живя сто и тридесет години, и роди син по свое подобие по своя образ и наименува го Сит.
Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi.Адам жил сто тридцать лет и родил сына по подобию своему по образу своему, и нарек ему имя: Сиф.
Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi.ויחי אדם שלשים ומאת שנה ויולד בדמותו כצלמו ויקרא את שמו שת׃
Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi.وعاش آدم مئة وثلاثين سنة وولد ولدا على شبهه كصورته ودعا اسمه شيثا.
Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi.亞 當 活 到 一 百 三 十 歲 、 生 了 一 個 兒 子 、 形 像 樣 式 和 自 己 相 似 、 就 給 他 起 名 叫 塞 特
Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi.亞當 活到 一百三十 歲 、 生了 一 個 兒子 、 形像 樣式 和 自己 相似 、 就 給 他 起名 叫 塞特
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.(16:15) А я в правде буду взирать на лице Твое; пробудившись, буду насыщаться образом Твоим.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Ale ja chcem v spravedlivosti hľadieť na tvoju tvár a nasýtiť sa, keď sa prebudím, tvojím obrazom.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Ale ja w sprawiedliwości oglądam oblicze twoje; gdy się ocucę, nasycony będę obrazem obliczności twojej.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Dar eu, în nevinovăţia mea, voi vedea Faţa Ta: cum mă voi trezi, mă voi sătura de chipul Tău.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.En cuanto a mí, en justicia veré tu rostro; quedaré satisfecho cuando despierte a tu semejanza
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Én igazságban nézem a te orczádat, megelégszem a te ábrázatoddal, midõn felserkenek.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Ich aber will schauen dein Antlitz in Gerechtigkeit; ich will satt werden, wenn ich erwache, an deinem Bilde.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Já pak v spravedlnosti spatřovati budu tvář tvou; nasycen budu obrazem tvým, když procítím.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Jaz pa bom v pravičnosti gledal obličje tvoje, sitil se bom, ko se zbudim, s podobo tvojo.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Jeg skal i rettferdighet skue ditt åsyn, jeg skal, når jeg våkner, mettes ved din skikkelse.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.나는 의로운 중에 주의 얼굴을 보리니 깰 때에 주의 형상으로 만족하리이다
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Ma io per la giustizia contemplerò il tuo volto, al risveglio mi sazierò della tua presenza
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Men jag skall skåda ditt ansikte i rättfärdighet; när jag uppvaknar, vill jag mätta mig av din åsyn.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Men jeg skal i Retfærd skue dit Åsyn, mættes ved din Skikkelse, når jeg vågner.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Mutta minä saan nähdä sinun kasvosi vanhurskaudessa, herätessäni ravita itseni sinun muotosi katselemisella.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Pour moi, dans mon innocence, je verrai ta face; Dès le réveil, je me rassasierai de ton image.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Quanto a mim, em retidão contemplarei a tua face; eu me satisfarei com a tua semelhança quando acordar.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.Εγω δε εν δικαιοσυνη θελω ιδει το προσωπον σου θελω χορτασθη απο της θεωριας σου, οταν εξεγερθω.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.А аз ще видя лицето Ти в правда; Когато се събудя ще се наситя от изгледа Ти.
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.אני בצדק אחזה פניך אשבעה בהקיץ תמונתך׃
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.اما انا فبالبر انظر وجهك. اشبع اذا استيقظت بشبهك
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.至 於 我 、 我 必 在 義 中 見 你 的 面 . 我 醒 了 的 時 候 、 得 見 你 的 形 像 、 〔 見 或 作 看 〕 就 心 滿 意 足 了
Ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin, Uyanınca suretini görmeye doyacağım.至於 我 、 我 必 在 義中見 你 的 面 . 我 醒了 的 時候 、 得見 你 的 形像 、 〔 見 或 作 看 〕 就 心滿意 足 了
Birinci atışta ne olduğu ikinci atışı hiçbir surette etkilemez.우리는 독립적이지 않으나 독립적이지 않은 일들인 4개의 시나리오를 공부했습니다, 첫 번째 튕김에서 무엇이 발생하고, 두번째 튕김에서 어떤 영향을 끼치는지
Birinci atışta ne olduğu ikinci atışı hiçbir surette etkilemez.Hvad der sker ved første kast, kan på ingen måde påvirke hvad der sker ved næste kast.
Birinci atışta ne olduğu ikinci atışı hiçbir surette etkilemez.そして、これは実際に多くの人は気づいていません。
Biz kesin surette teröristlerle konuşuyoruz, hiç şüphesiz.Bez wątpienia z terrorystami należy rozmawiać.
Biz kesin surette teröristlerle konuşuyoruz, hiç şüphesiz.Dat we praten met terroristen, daarover bestaat geen twijfel.
Biz kesin surette teröristlerle konuşuyoruz, hiç şüphesiz.Fără îndoială vorbim cu teroriştii.
Biz kesin surette teröristlerle konuşuyoruz, hiç şüphesiz.Il est certain que nous parlons aux terroristes, pas doute là dessus.
Biz kesin surette teröristlerle konuşuyoruz, hiç şüphesiz.Keine Frage: Natürlich sprechen wir mit Terroristen.
Biz kesin surette teröristlerle konuşuyoruz, hiç şüphesiz.우린 테러리스트들에 대해 분명히 많은 이야기를 나눕니다
Biz kesin surette teröristlerle konuşuyoruz, hiç şüphesiz.Non c'è alcun dubbio riguardo al fatto che dialoghiamo con i terroristi.
Biz kesin surette teröristlerle konuşuyoruz, hiç şüphesiz.Nós certamente conversamos com terroristas, sem nenhuma dúvida.
Biz kesin surette teröristlerle konuşuyoruz, hiç şüphesiz.Sin duda, hablamos a menudo de terrorismo.
Biz kesin surette teröristlerle konuşuyoruz, hiç şüphesiz.Tidak diragukan lagi, kita berkomunikasi dengan para teroris.
Biz kesin surette teröristlerle konuşuyoruz, hiç şüphesiz.Безусловно, мы говорим с террористами, никаких сомнений в этом нет.
Biz kesin surette teröristlerle konuşuyoruz, hiç şüphesiz.אנו בהחלט מדברים עם טרוריסטים. אין כל ספק בכך.
Biz kesin surette teröristlerle konuşuyoruz, hiç şüphesiz.لابد وأننا نتحدث عن الإرهابيين، ما من شك في ذلك.
Biz kesin surette teröristlerle konuşuyoruz, hiç şüphesiz.私達が闘っているテロは かつてのテロとは違います
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Al contrario. Son, de hecho, el aspecto más variado, evocador y poético de la naturaleza.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Awan, kenyataanya, adalah satu aspek dari alam yang paling beragam, menggugah dan puitis.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Bien au contraire. Ils sont, en fait, l'image de la nature la plus variée, la plus évocatrice, et poétique.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Bởi vì chúng, thực chất, là khía cạnh đa dạng, gợi hình và nên thơ nhất của thiên nhiên.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Chmury to najbardziej zróżnicowany, sugestywny, poetycki aspekt przyrody.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Im Gegenteil. Sie sind tatsächlich das Vielfältigste, Evokativste und Poetischte, was die Natur zu bieten hat.