Bu suretle kağıdın damlayacak şekilde ıslak bulunması ve döşemenin ilacı iyice emmesi sağlanır.Kertas nantinya akan basah dan diukur panjang kertas yang basah tersebut.
Ehécatl, tanrı Quetzalcoatl’ın suretlerindendir.Cortes juga dibantu oleh dongeng Aztec mengenai dewa Quetzalcoatl.
Bu suretle Uşak muharebesi başladı.Dari situ mulai solidlah Koes Bersaudara.
Bu suretle bir kare ve çember birbirlerinin homeomorfudurlar, fakat bir küre ve delinmiş küre değildirler.Sehingga, persegi dan lingkaran merupakan homeomorfik satu sama lain, tapi tidak dengan kulit bola dan torus.
Tanrı'ın birbirini izleyen yedi suretinin olduğuna inanırlar.Akhirnya tinggallah 7 negara besar yang saling bermusuhan satu sama lain.
İlk sureti dünyayı yaratan Havandagar, ikinci sureti Ali'dir.Ngày thứ sáu là ngày con người được dựng lên từ đất; người đầu tiên đó chính là Adam.
O acı hatırlatılacak surette oynanır.Khương Duy đau lòng đành phải phụng chiếu.
Bu bakımdan, gerçekte bir maddi dünyanın var olduğunu hiçbir surette söyleyemem."Bởi vì tôi không bao giờ có thể dựa vào một nơi vật chất nào đó."
Asetilit (Al2(C2)3), ısıtılmış alüminyum üzerinden asetilen geçirmek suretiyle üretilir.Axêtylua, Al2(C2)3, được điều chế bằng cách cho axêtylen đi qua nhôm nóng.
Muharebe bu suretle birkaç saat devam etti.この戦闘は数時間続いた。
Hani sureti takındığını görmelerini istiyorum.サリン噴霧に使おうとしたとされる。
(Vezir, Eflatun'a) Sen, baktığım tek suretsin...06. あなたに、あなたのみにわたしは罪を犯し 御目(おんめ)に悪事と見られることをしました。
Sonunda altın yağdırmak suretiyle kendini kurtarır.黄金水をかけて体力を回復させてくれる。
Önerme yerine, önerme yapan kişi tartışma konusu edilerek iddialara karşı çıkmak suretiyle yapılır.愚痴代弁 代わりに言って欲しい愚痴を募集。
Bu kullanım şeklinde silahın tetiği çekilmek suretiyle direkt ateş edilir.この場合、発射は引き金を引くことで行われた。
Başka bir çözüm yolu ise IP adresini başka kaynaklardan öğrenmek suretiyle DNS'i es geçmektir.他の回避方法としては、他の手段でIPアドレスを調べDNSを使用しないという方法もある。
İnanışa göre Allah onu Rahman suretinde yaratmış ve ona kendi ruhundan üflemiştir.他們又認為真主所造之物是受他的支配,生命的意義是為了崇拜他。
Reçeli (marmelatı da) geleneksel olarak meyvelerinin şekerle karıştırılıp kaynatılması suretiyle olur.對花總是露出本性,常用傲慢的命令口氣。
(Vezir, Eflatun'a) Sen, baktığım tek suretsin...梵王見已,作是念言:此諸有情,是我化作。
Çünkü o diğer dostları gibi belli bir surete bürünmezdi.你不再跟她像朋友般聊天。
Yiyecek, canlıların hayatlarını devam ettirebilmeleri için yemek suretiyle tüketmeleri gereken maddeler.然而他們的食物卻是宰殺活人而出的肉。
Zira suret yazmak şeriatımızda memnudur (yasaklanmıştır)”.그는 그 일 절을 우리의 책에 나오는 대로 인용하는 대신 다음과 같이 인용하였다.
Bu surette verici gücümüzü arttırmadan alan şiddetimizi arttırmış olacağız.이렇게 행동의 빈도를 증가시키는 강화와 대별되는 것이 벌이다.
(Vezir, Eflatun'a) Sen, baktığım tek suretsin...오(悟)를 집착하여 아(我)라 하는 것. ② 인상.
Günümüzde her yıl birkaç yunus balık ağlarına takılmak suretiyle ölmektedir.매년 많은 까치돌고래가 고기잡이 그물에 걸려 죽는다.
Çünkü o diğer dostları gibi belli bir surete bürünmezdi.그는 자기 형제들처럼 눈에 띄는 삶을 살지 않았다.
Hani sureti takındığını görmelerini istiyorum.만약 만들어 배치시킨다고 가정하자.
Sonunda altın yağdırmak suretiyle kendini kurtarır.בסופו של דבר היו גורסים את המלח לגרגירים באמצעות רחיים.
Bu suretle elektronun hareketinde önemli bir değişme olmayacaktır.נרצה שתחת סיבוב כזה האנרגיה החופשית לא תשתנה.
Filmin sonundaki yazılardan Tess'in cinayetten suçlu bulunarak asılmak suretiyle idam edildiğini öğreniriz.הולי מספרת בסופו של הסרט שקיט הוצא להורג בשל פשעיו.
En sonunda da Halid, Hürmüz'ün kafasını kesmek suretiyle hayatına son vermiştir.Най-накрая отрязал главата на Ганеша с тризъбеца си.
Bu tutanağın bir sureti de ilgiliye verilir.Аз знам, че и на мен ми е отредена такава участ.
Organik maddeler hiçbir suretle bek veya elektrikli ısıtıcıda ısıtılmamalıdır.Няма материя, върху която не биха могли да се развият при наличие на топлина и влага.
Havan araçtan indirilmek suretiyle ateşlenecek şekilde taşarlanmıştı.Опитът им да се измъкнат през вратата е посрещнат с картечен огън.
Ruh, Tanrı'dır ve insan O'nun suretinde ve O'nun benzeridir.Bog je u čovjeku, ili, čovjek je, na neki način, mjesto (ha'makom) obitavanja Boga.
Ehécatl, tanrı Quetzalcoatl’ın suretlerindendir.Bila je posvećena bogu Quetzalcoatlu.
Bu suretle otomobil üretimi, güçlü bir yan sanayiini oluşturarak diğer taşıtların üretimine de destek olur.Proizvodnja auto dijelova koja opskrbljuje tvornice automobila također je izrazito zastupljena.
Bu suretle malzeme ekonomik şekilde kullanılmış olur.Ove materijale tek treba komercijalno iskoristiti.
Düşünür ki bu insan olsun o düşündükçe çamur insan suretine bürünür.U to se možemo uvjeriti ako na nekoj daljini promatramo čovjeka koji cijepa drva.
Ruh, Tanrı'dır ve insan O'nun suretinde ve O'nun benzeridir.Človek je svojou dušou podobný Bohu.
Baskı kalıbı bir kağıda bastırılmak suretiyle istenilen baskı elde edilir.Vytlačené vystrihovačky sa odporúča tlačiť na tvrdší papier.
Bloke edici azınlık ise, nüfus esası dikkate alınmak suretiyle en az 4 üye devlet olarak belirlendi.Blokujúcu menšinu by mysela tvoriť najmenej štyria členovia Rady.
Bu suretle Uşak muharebesi başladı.Okamžite začne vypočúvať služobníctvo.
Şehir içindeki kale ise lağımlar açılmak suretiyle burçları yıkılarak fethedildi.V jazere, ktoré zostalo, začala ťažba štrkopieskov na účely stavebníctva.
Üçüncü etabı bitirememiş olan Charles Laeser, dördüncü etabı bu suretle kazanmıştı.Charles Laeser, zmagovalec četrte etape, ni dokončal tretje etape.
Sıyrılmamaları için kuşakları muhakkak surette bağlanmalıdır.Proti njima (מפנין, Mefannin): stvari, ki se jih ne sme dotakniti.
Bu mabuttan tecelli etmek suretiyle üç mabut daha ortaya çıkmıştı.Ta zaklad so nekoč šli iskat trije možje.
2004 tarihinde adaylığını koyduğu ABD Senatosu'nuna % 70'lik bir oy çoğunluğu almak suretiyle seçildi.Į JAV Senatą buvo išrinktas surinkęs 70 proc. balsų.
Baskı kalıbı bir kağıda bastırılmak suretiyle istenilen baskı elde edilir.Preso pagalba spaudžiama an drėgno popieriaus.
Kendisini bu suretle selamladılar.Baigė ją su pagyrimu.
Muharebe bu suretle birkaç saat devam etti.Kova galėjo tęstis keletą valandų.
Bu suretle kıtadaki nüfusu azalan İngiltere'ye Gaskonya'nın küçük bir bölgesi kaldı.Pietų Angoloje yra likę šių gyventojų likučiai.
Dikenli tel, iki ayrı düz telin birbirine burularak sarılması suretiyle kuvvetlendirilir.Galva didelė, abi šnervės atsiveria viršugalvyje atskirai.
1924 - İdam cezası: ABD'de idam cezasını gaz kullanmak suretiyle gerçekleştiren ilk eyalet Nevada oldu.1924 – Nevada osariigis hukati esmakordselt USA-s gaasikambris inimene.
Bu kullanım şeklinde silahın tetiği çekilmek suretiyle direkt ateş edilir.Selleks, et sooritada lask peab piisavalt tugevalt vajutama päästikule.
Doğanın her türlü suretine karşı duyulan sevgiye.Armastus looduse vastu.
Çünkü o diğer dostları gibi belli bir surete bürünmezdi.Ta ei võtnud kutset vastu, nagu mõned teisedki tema saatusekaaslased.
Köy nüfusu devamlı suretle azalmaktadır.Valla elanikkond vähenes pidevalt.
Bu surette verici gücümüzü arttırmadan alan şiddetimizi arttırmış olacağız.Sel viisil kõrvaldame iga võimaluse meie võimu vastu mässu tõsta!
Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi.Adamo aveva centotrenta anni quando generò a sua immagine, a sua somiglianza, un figlio e lo chiamò Set