Gerçeği, şüphesiz bir surette bilenler yanında hükmü, Allah'tan daha güzel olan kimdir ki?But who could be a better judge than God for those who are firm in their faith?
Andolsun ki biz Âdem'i, kuru, kokmuş, şekil ve suret verilmiş balçıktan yarattık.Man We fashioned from fermented clay dried tingling hard,
Ve bu suretle karınlarında ne varsa o da eritilecek, derileri de.Which will dissolve everything within their bellies, and their skins.
O yaşayıp geçinmeleri, onları herhangi bir suretle kurtarabilir mi ki?Of what avail shall their enjoyment be to them?
Delillerimiz, gözle görünür bir surette onlara gösterilince bu, apaçık bir büyü dediler.And when Our signs came as distinct proofs, they said: "This is only magic."
O gün pek şiddetli bir surette tutar, cezalandırırız, şüphe yok ki öc alırız biz.The day that We shall seize them with a grievous hold, We will indeed castigate them.
Derken Firavun, peygambere isyan etmişti de onu, pek şiddetli bir surette helak etmiştik.But the Pharaoh disobeyed the apostle; so We seized him with a grievous punishment.
Dilediği surete de benzetti seni.Shaping you into any form He pleased?
Gerçekten de biz, insanı, en güzel bir surete sahip olarak yarattık.That We created man of finest possibilities,
Öyle ise, muhakkak surette biz de sana, aynen onun gibi bir büyü getireceğiz.We shall certainly meet you with like magic.
(Bu suretle) Âdem Rabbine asi olup yolunu şaşırdı.Adam disobeyed his Lord, and went astray.
Şüphe yok ki Allah, onlara yardıma mutlak surette kadirdir.God is certainly able to give help to those
Onlar, (Bu aciz putları Allah'a ortak koşmak suretiyle) Allah'ın kadrini hakkıyla bilemediler.They do not esteem God with the right estimation.
Bu suretle çoğalmanızı sağlamıştır.He multiplies you in this way.
Bu suretle orada ekinler bitirdik,And We made corn grow,
Bu suretle orada ekinler bitirdik.And We made corn grow,
Tükenmeyen, eksilmeyen, hiçbir surette esirgenmeyen birçok meyveler içindedirler.And fruits numberless,
Ve seni dilediği bir surette terkib eden?Shaping you into any form He pleased?
Bu, Rabbin'in mutlak surette gerçekleşecek sözüdür.This is a promise incumbent on your Lord which will certainly be fulfilled.
Fakat azabımız, suçlu topluluktan hiçbir suretle geriye çevrilemez.Our might will never be turned back from the people of the sinners.
Kuru, kokmuş, şekil ve suret verilmiş balçıktan yarattığın insana dedi, ben secde etmem.Said he, 'I would never bow myself before a mortal whom Thou hast created of a clay of mud moulded.'
Üstlerini cennet yaprağı ile örtmeye çalıştılar. (Bu suretle) Âdem Rabbine asi olup yolunu şaşırdı.And Adam disobeyed his Lord, and so he erred.
Bu suretle çoğalmanızı sağlamıştır. O'nun benzeri hiçbir şey yoktur.Like Him there is naught; He is the All-hearing, the All-seeing.
Çünkü (uzun vâdede) cezamız, suçlu toplumlardan hiçbir surette geri çevrilmez.Our might will never be turned back from the people of the sinners.
(Bu suretle O), sizin tevbenizi kabul buyurmuş olur.Then He relented toward you; verily He!
Öyleyse, siz üstün (bir durumda) iken, barışa çağırmak suretiyle gevşekliğe düşmeyin.Wherefore faint not, nor cry out for peace; and ye shall be triumphant.
Bu suretle Allah, dünya hayatında onlara rezilliği tattırdı.So Allah made them taste humiliation in the life of the world.
Ben, size yasakladığım şeylere (kendim sahiplenmek suretiyle) size aykırı düşmek istemiyorum.I wish not, in contradiction to you, to do that which I forbid you.
Allah, kendisine (kendi dinine) yardım edenlere muhakkak surette yardım eder.Verily, Allah will help those who help His (Cause).
Zira siz Bizden hiçbir surette yardıma mazhar olmayacaksınız.”Certainly, you shall not be helped by Us.
Onlar size hiçbir suretle zarar veremezler, ancak incitirler sizi.They will do you no harm, beyond insulting you.
Kim de onu(n hayatını kurtarmak suretiyle) yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur.And whoever saves one - it is as if he had saved mankind entirely.
Bu, önce disket' i Sıfır' lar yazmak suretiyle siler, sonra dosya sistemini yaratır.This first erases the floppy by writing zeros and then it creates the file system.
Nenova soyadlı hemşire, bileklerindeki damarları kemirmek suretiyle intihara kalkıştı.One, Nenova, tried to commit suicide by gnawing the veins in her wrists.
Virüs, göçmen kuşlarla taşınmak suretiyle aralıklarla ülkede ortaya çıkıyor.The virus appears at intervals in the country, coming by way of migratory birds.
Minikes, bunun için "azınlık haklarına saygının mutlak surette gerekli olduğunu" söyledi.For this, he said, "respect for minority rights is absolutely required".
Mesiç: Avrupa'ya göre bu hikaye kesin surette bitti.Mesic: According to Europe, the story is definitely finished.
200 °C'de kuru hava akımında iyodik asidi kurutmak suretiyle üretilir: [1]It is produced by dehydrating iodic acid at 200 °C in a stream of dry air:[1]
1945'in başlarında Saratoga, gece avcı uçağı taşımak suretiyle Iwo Jima Muharebesi'ne katıldı.In early 1945, Saratoga participated in the Battle of Iwo Jima as a dedicated night fighter carrier.
Squat, çeşitli derinliklere inme suretiyle yapılabilir.Squats can be performed to varying depths.
Diğer zaman türleri yukarıdaki temellere bağlı kalmak suretiyle çekimlenebilir.Other tenses can be formed on the basis of these.
Bizi Kendi suretinde yaratmıştır; kusurlar üstümüze bindirilmiştir.He created us in His image; faults are superimposed.
Ne erkek ne de kadın "Tanrı'nın sureti ve benzerliği" değil, yalnızca androjindir.Neither man nor woman is the "image and likeness of God" but only the androgyne.
İnanışa göre Allah onu Rahman suretinde yaratmış ve ona kendi ruhundan üflemiştir.Inzwischen ist Gott jedoch seiner Schöpfung und der mit ihr verbundenen Enttäuschungen überdrüssig.
Ruh, Tanrı'dır ve insan O'nun suretinde ve O'nun benzeridir.Geist ist Gott, und der Mensch ist Sein Bild und Gleichnis.
"İnsan biçiminde ilâh tasavvur edip suretlendiren bâtıl inanış" mânâsında kullanılmaktadır.Der Mensch kann sich selbst verleugnen und ganz im Glauben aufgehen.
Meyvelerde ergin ve nimfleri emgi yapmak suretiyle zararlı olurlar.Daraufhin befahl Yopinai den Frauen deshalb nur Kohle und Erde zu essen, um unfruchtbar zu werden.
Ehécatl, tanrı Quetzalcoatl’ın suretlerindendir.Der Anhänger zeigt den Maya-Gott Quetzalcoatl.
Genellikle öküzler tarafından çekilmek suretiyle, bazen de at veya eşekle de kullanılır.Manchmal werden sie von einem Knappen, einem Pferd oder häufig auch einem Hund begleitet.
Bu suretle Berena'da Karadağlıların eline geçti.So blieb diese Belastung an Berlau hängen.
Bu suretle verilen işlerin yapılması mecburidir.Für dieses musste zwingend der ausgeübte Beruf angegeben werden.
Filmin teması surete aşık olmadır.Im Film ist er immer noch in sie verliebt.
Her boyun meşhur olmuş bahşıları, halk destanlarını ağızdan ağza nakletmek suretiyle yaşatmışlardır.Wenn seine Geschichten gut sind, sitzt eine ganze Traube von Menschen um ihn herum.
Kendisini bu suretle selamladılar.Er war damit Prodekan.
İkizler, Dirce'yi bir boğanın boynuzlarına bağlamak suretiyle öldürülmüşlerdir.Auf der linken Seite wird Saturninus an einen Stier gebunden zu Tode geschleift.
Bu hayvanlar, dövüşte devamlı surette bağımsız olarak bazı etkiler kullanarak size yardımcı olurlar.Sie helfen im Kampf, indem sie selbständig bestimmte Effekte anwenden.
Şehir içindeki kale ise lağımlar açılmak suretiyle burçları yıkılarak fethedildi.Im Hafen wurden Pfähle errichtet, an denen stehlende Hungernde sofort ausgepeitscht werden konnten.
İlk sureti dünyayı yaratan Havandagar, ikinci sureti Ali'dir.Wer zuerst alle Karten abgelegt hat, ist Der Große Dalmuti.
Sorgulayıcı yalnız soru sormak suretiyle hangisinin insan hangisinin bilgisayar olduğunu saptamaya çalışır.In dieser Zwangslage versucht sie auf eigene Faust zu ermitteln, wer der mögliche Terrorist sein kann.
16 Ekim 2017'de arabasına yerleştirilen bombanın patlaması suretiyle suikast sonucu öldürüldü.Im Oktober 2017 wurde sie durch ein Attentat mit einer Autobombe ermordet.