Onlar i subay istemiyorum dedi Burada yolda kapıDe sa att jag inte vill att officeren på dörren på vägen hit
Onlar i subay istemiyorum dedi Burada yolda kapı사람들은 제가 경찰에 신고를하지 않으려는 말했다 오는 길에 문
Onlar i subay istemiyorum dedi Burada yolda kapıהם אמרו שאני לא רוצה קצין על הדלת בדרך לכאן
Onlar i subay istemiyorum dedi Burada yolda kapıقالوا أنني لا أريد الضابط على باب على الطريق هنا
Onlar i subay istemiyorum dedi Burada yolda kapıあなたがすることが起こるのですかまだローエル それらに戻ってまわり
Ordumuzun bütün subaylarına görev düşüyor.Στην Ευρώπη δεν υπάρχει χώρα πιο ασφαλής από τη δική μας.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Auzise că el era un ofiţer foarte tineri care au venit tocmai din Anglia.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Aveva sentito che lui era un ufficiale molto giovane che era appena arrivato dall'Inghilterra.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Cô đã nghe nói rằng ông là một sĩ quan rất trẻ, những người vừa mới đến từ Anh.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Dia pernah mendengar bahwa dia adalah seorang perwira yang sangat muda yang baru saja datang dari Inggris.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Dopočula sa, že on bol veľmi mladý dôstojník, ktorý sa práve vrátil z Anglicka.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Doslechla se, že on byl velmi mladý důstojník, který se právě vrátil z Anglie.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Ela tinha ouvido falar que ele era um oficial muito jovem que tinha acabado de chegar da Inglaterra.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Elle avait entendu dire qu'il était un officier très jeune qui venait d'Angleterre.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Había oído que era un oficial muy joven, que acababa de llegar de Inglaterra.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Hallotta, hogy ő egy nagyon fiatal tiszt, aki most jött Angliából.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Hän oli kuullut, että hän oli hyvin nuori upseeri, joka oli juuri tullut Englannista.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Hon hade hört att han var en mycket ung officer som just hade kommit från England.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Hun havde hørt, at han var en meget ung officer, der lige var kommet fra England.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Imela je slišal, da je bil zelo mlad častnik, ki je pravkar prišel iz Anglije.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.그녀는 그가 영국에서 왔었는데, 아주 젊은 장교라고 들었소.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Sie hatte gehört, dass er ein sehr junger Offizier, der gerade aus England gekommen war.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Słyszała, że był bardzo młody oficer, który właśnie wrócił z Anglii.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Ze had gehoord dat hij was een zeer jonge officier die net uit Engeland.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Είχε ακούσει ότι ήταν ένα πολύ νεαρό αξιωματικό που μόλις είχε έρθει από την Αγγλία.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Вона чула, що він був дуже молодий офіцер, який щойно приїхав з Англії.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Она слышала, что он был очень молодой офицер, который только что приехал из Англии.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.Тя беше чул, че той е много млад офицер, който току-що дошъл от Англия.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.היא שמעה שהוא היה קצין צעיר מאוד שבא רק מאנגליה.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.وقد سمعت أنه كان ضابطا صغيرا جدا الذي خرج لتوه من انجلترا.
O sadece İngiltere'den gelmiş bir çok genç subay olduğunu duymuştum.子供は彼を見つめていたが、彼女は彼女の母親で大部分を見つめていた。
O subayları bu yüzden öldürdün, değil mi?Det var därför som du dödade officerarna.
O subayları bu yüzden öldürdün, değil mi?Det var derfor, du dræbte officererne.
O subayları bu yüzden öldürdün, değil mi?Dlatego zabiłeś tych oficerów?
O subayları bu yüzden öldürdün, değil mi?È per questo che hai ucciso quegli ufficiali, vero?
O subayları bu yüzden öldürdün, değil mi?Etkö tappanutkin upseerit sen takia?
O subayları bu yüzden öldürdün, değil mi?Foi por isso que mataste aqueles oficiais, certo?
O subayları bu yüzden öldürdün, değil mi?Por eso mataste a esos dos oficiales, ¿verdad?
O subayları bu yüzden öldürdün, değil mi?Για αυτό σκότωσες αυτούς τους αξιωματικούς.
O subayları bu yüzden öldürdün, değil mi?И поэтому ты убил всех этих офицеров?
O subayları öldürmek istediğim için öldürdüm, hepsi bu.Ho ucciso quei tipi perché volevo ucciderli, nulla più.
O subayları öldürmek istediğim için öldürdüm, hepsi bu.Jag dödade dem bara för att jag ville döda dem.
O subayları öldürmek istediğim için öldürdüm, hepsi bu.Jeg dræbte dem kun, fordi jeg havde lyst til det.
O subayları öldürmek istediğim için öldürdüm, hepsi bu.Maté a esos tipos porque quería, así de simple.
O subayları öldürmek istediğim için öldürdüm, hepsi bu.Matei aqueles tipos porque quis matá-los, nada mais.
O subayları öldürmek istediğim için öldürdüm, hepsi bu.Tapoin heidät, koska halusin. Siinä kaikki.
O subayları öldürmek istediğim için öldürdüm, hepsi bu.Zabiłem ich, bo chciałem - nic więcej.
O subayları öldürmek istediğim için öldürdüm, hepsi bu.Τους σκότωσα γιατί ήθελα να τους σκοτώσω, τίποτα παραπάνω.
O subayları öldürmek istediğim için öldürdüm, hepsi bu.Я убил этих людей лишь потому, что хотел их убить.
Sanheribin subayları RAB Tanrıya ve kulu Hizkiyaya karşı daha birçok şey söylediler.A ešte i viac hovorili jeho služobníci proti Hospodinovi, Bohu, a proti Ezechiášovi, jeho služobníkovi.
Sanheribin subayları RAB Tanrıya ve kulu Hizkiyaya karşı daha birçok şey söylediler.Dazu redeten seine Knechte noch mehr wider Gott den HERRN und wider seinen Knecht Hiskia.
Sanheribin subayları RAB Tanrıya ve kulu Hizkiyaya karşı daha birçok şey söylediler.E os servos de Senaqueribe falaram ainda mais contra o Senhor Deus, e contra o seu servo Ezequias.
Sanheribin subayları RAB Tanrıya ve kulu Hizkiyaya karşı daha birçok şey söylediler.Estas y otras cosas hablaron sus servidores contra Jehovah Dios y contra su siervo Ezequías
Sanheribin subayları RAB Tanrıya ve kulu Hizkiyaya karşı daha birçok şey söylediler.In še več so govorili hlapci njegovi zoper GOSPODA Boga in zoper hlapca njegovega Ezekija.
Sanheribin subayları RAB Tanrıya ve kulu Hizkiyaya karşı daha birçok şey söylediler.Ja hänen palvelijansa puhuivat vielä enemmän Herraa Jumalaa ja hänen palvelijaansa Hiskiaa vastaan.
Sanheribin subayları RAB Tanrıya ve kulu Hizkiyaya karşı daha birçok şey söylediler.산헤립의 신복들도 더욱 여호와 하나님과 그 종 히스기야를 비방하였으며
Sanheribin subayları RAB Tanrıya ve kulu Hizkiyaya karşı daha birçok şey söylediler.Les serviteurs de Sanchérib parlèrent encore contre l`Éternel Dieu, et contre Ézéchias, son serviteur.
Sanheribin subayları RAB Tanrıya ve kulu Hizkiyaya karşı daha birçok şey söylediler.Och hans tjänare talade ännu mer mot HERREN Gud och mot hans tjänare Hiskia.
Sanheribin subayları RAB Tanrıya ve kulu Hizkiyaya karşı daha birçok şey söylediler.Og ennu flere ord talte hans tjenere mot Gud Herren og mot hans tjener Esekias.
Sanheribin subayları RAB Tanrıya ve kulu Hizkiyaya karşı daha birçok şey söylediler.Og hans Tjenere talte endnu flere Ord mod Gud HERREN og mod hans Tjener Ezekias.