Buradaki çoğu subay daha önce Rusya İmparatorluğu Genel Kurmay'ında görev yapmıştı.Більшість із них були колишніми офіцерами Російської імператорської армії.
Savaştan sonra, cesur bir subay SSCB Silahlı Kuvvetlerinde hizmet etmeye devam etmiştir.Після війни відважний воїн продовжував служити в лавах Збройних Сил СРСР.
Paraşütçü subay oldu.Офіцер, десантник.
Tartışma sürerken Nöbetçi subay gelir.Після строкової служби — військовослужбовець за контрактом.
Arap Philip ve Valerian zamanında Roma ordusunda subaydı.Він належав до стану вершників, був офіцером Римської армії за часів правління Філіппа Араба і Валеріана.
Daha sonra subay olur.Згодом став офіцером.
Duplicarius: Temel ücretin 2 katı maaş alan bir subay.Doppelsöldner — укр. подвійноплатний), що отримували подвійну плату.
Askerlik sonrası (yedek subay) Diyarbakır Lisesi'nde iki yıl çalıştı.Потім 2 роки служив у військовому (піхотному) училищі.
Okulu bitirdikten sonra N'Djamena Subay Okuluna girdi.Після закінчення середньої школи вступив до Офіцерської школи в Нджамені.
Askerlerini ve subaylarını vahşice cezalandırırdı.Демонстрантів жорстоко побили солдати та поліціянти.
Geminin subay ve eratı (1909).Офіцер Гвардійського Екіпажа (з 1906).
20 yaşında subay oldu.В 18 років став офіцером.
1940 yılında, 18 yaşındayken, bir piyade subayı olarak Wehrmacht'a katıldı.В 18 років, у 1940, став солдатом армії Вермахту.
Babası deniz subayıydı.Його батько — військовий моряк.
Büyük dedesi Torino’ya taşınmış ve İtalyan bir kadınla evlenmiş bir Fransız ordusu subayıydı.Батько був французьким дипломатом в Римі, що одружився з італійкою.
Bir başkan, ikisi üye olmak üzere üç subaydan oluşur.Шеф поліції вирішує зробити напарниками двох поліцейських.
Kendisi de Parlamento hizmetinde subay olarak askerliğe başlamıştı.Навіть в армії з рядового солдата він став сержантом.
Genç subaylar ise (Teğmen, Komutan) olarak adlandırılır.Г. присвоєно звання «молодший лейтенант».
Bazı üst rütbeli subayların ise görev yerleri değiştirildi.Був змінений ряд керівних чиновників у воєводстві.
Bu olayda bir subay öldü.Під час події загинула одна людина.
Lipova'daki subayların maaşlarını ulaştıracaklardı.Нагородженню підлягали військовослужбовці Люфтваффе.
Fakat Prenses Phani bir İspanyol subay olan Don Carlos'a aşıktır.Ta je ale vyvolenou španělského důstojníka Dona Carlose.
Subay için, o şüpheli görünüyordu.Tehdy se uváděl coby úředník spořitelny.
Aynı zamanda Alman fırtına birlikleri subaylarından biriydi.V Německé armádě to byly mimo jiné rakety Orkan.
Otto von Feldmann (6 Ağustos 1873, Berlin - 20 Mayıs 1945, Hannover), Alman subay ve siyasetçi.Otto von Feldmann (6. srpna 1873 Berlín – 20. května 1945 Hannover) byl německý důstojník a politik.
Babası subaydı.Otec byl důstojníkem.
Katyn Katliamı sırasında öldürülen Polonyalı asker ve subaylar bu dönemde esir edilmiştir.V roce 1940 byli povražděni polští váleční a civilní zajatci v tzv. Katyňském masakru.
Tartışma sürerken Nöbetçi subay gelir.Časoměřič sleduje čas v průběhu utkání.
Savaşın geri kalanını kurmay subay olarak geçirdi.Zbytek války poté strávil ve štábních funkcích.
Bu nedenle subaylar ve doktorlar arasında tanınır.Jsou mezi nimi lékaři i vojáci.
Messalina bir subay tarafından hançerlendikten sonra cenazesi Lepida'ya verildi.Poté, co byla Messalina bodnuta důstojníkovou dýkou, bylo její těla odevzdáno Lepidě.
Perçemciler partinin yönetimini ele geçirdiklerinde, ordudaki subayların %80'i Halçılardan oluşamaktaydı.Spiklenci z navábova dvora údajně ovládali až 80% jeho armády.
Kuzey Amerika’daki Fransız savaşlarında, Amerikan gönüllüler ordusunda subay olarak görev yapmıştır.Za americké občanské války (války Severu proti Jihu) pracoval jako dobrovolný ošetřovatel.
Aynı gece 17 subay daha benzer suçlarla tutuklanır.Při podobném incidentu 7. října byli zadrženi další 4 ozbrojenci.
Aynı anda Almanların komutanı bu subayı ziyarete gelir.Němci chtějí mluvit s velitelem.
Öyküye göre 1774 yılında Pigot adlı bir Fransız subayı, bu elması Hindistan'dan satın alarak ülkesine götürür.Pověst vypráví, že v 18. století francouzský úředník Pigot dostal tento diamant od indického maháradži.
Bu amaçla, savaş uçuşu eğitimine katılmaları için 1910'un sonlarında Avrupa'ya subaylar gönderildi.Leteckému boji se učili osmanští důstojníci v Evropě, kam byli za tímto účelem vysláni ke konci roku 1910.
Subay ve Centilmen, orijinal adı "An Officer and a Gentleman" olan 1982 tarihli klasik film.První velký úspěch zaznamenal filmem Důstojník a gentleman (1982).
Bunun yerine, Varşova Savaş İşleri Bakanlığında kurmay subay oldu.Stal se štábním důstojníkem ve Varšavě.
Erlerine, birlikte bulunan subayları tanıtır.Totéž zopakoval svým důstojníkům a všem členům posádky, které potkal.
Bölgeye 3 subay, 100 erden oluşan bir bölük Revanduz'a gönderilmişti.Každý z těchto tří eunuchů-velitelů dostal ku pomoci sto eunuchů.
I.Dünya Savaşı esnasında tabur karargâh subayıydı ve üç kere yaralandı.Během první světové války se stal plukovníkem a byl pětkrát zraněn.
Personel kapasitesi 9 subay, 29 erdir.Velmi komfortní, kapacita 9 míst.
Bu olayda bir subay öldü.Jeden člověk při této nehodě zemřel.
Süvari subayı olarak görev yapıyordu.Začínal jako důstojník jezdectva.
Başka subaylar da onların yanına gelirler.Přivedou ho až strážníci.
Bunun için Don Alfonso ve iki subay epeyce büyük bir meblağa bahse girerler.Dva mladí důstojníci se vsázejí s donem Alfonsem o věrnost svých snoubenek.
Tek başına bir düşman subayını esir almak.Za to poskytnou jednoho důstojníka jako rukojmí.
Fakat buna karşılık bugün Kut'ta 13 general, 481 subay ve 13 bin 300 er teslim alıyorum.V jejich řadách slouží 20 tisíc profesionálních vojáků, 113 tisíc branců a 460 tisíc rezervistů.
İngiltere ordusunda subaylık yaptı.Byl důstojníkem britské armády.
Sağ kalan subaylar hapis altında tutuldular.Obklopen osobní stráží žil jako ve vězení.
15 Ocak 1941 tarihinde Topçu subayı olarak Kara Harp Okulu'nu bitirdi.Od 15. ledna do 31. července absolvoval školu pro důstojníky pěchoty.
Hatta birlikler arasında yer değiştirerek rütbelerini artıran subaylar da görülmüştür.Změnila se i společnost, která se dostala snad i na úroveň vojenského náčelnictví.
Birinci Dünya Savaşı sırasında piyade subaylığı yaptı ve kaptanlık rütbesine yükseldi.V době první světové války sloužil u pěchoty, dosáhl hodnosti kapitána a byl několikrát zraněn.
Subaylığa kadar yükseldi.Byl povýšen do důstojnické hodnosti.
Fakat bu yeni subaylar eğitim ve deneyimlerden yoksundu.Takoví vojáci samozřejmě postrádali veškerý výcvik.
Hakkâri'de görevli sekiz subay, iki astsubay ve bir er öldü.Momentálně je k městu na plný úvazek přiděleno osm strážníků, jeden důstojník a jeden náčelník.
Örneğin 1941 yılında subayların % 75'i, bir yıldan az bir süredir bulundukları yerdeydi.De exemplu, în 1941, 75% dintre ofițeri se aflau la comandă de mai puțin de un an.
Bir deniz subayıyla kaçtığı ileri sürüldü.S-a spus că a fugit cu un ofițer de marină.
Lightoller felaketten kurtulan en yüksek rütbeli subaydı.Lightoller era cel mai în vârstă ofițer care a supraviețuit dezastrului.