1816'ya kadar bu birlikte subaylık yaptı.Hij bleef in functie tot in 1816.
Francisco Franco da kuruluşa katılan subaylardan biriydi.Francisco Franco was een bekend bevelhebber.
Sepp Dietrich için emir subayı yapıldı.Dit gebeurde op verzoek van Sepp Dietrich.
Bir süre güverte subayı olarak görev yaptı.Hij is enige tijd werkzaam geweest als stuurman in de scheepvaart.
Sağ kalan subaylar hapis altında tutuldular.De overlevenden werden opgesloten in de gevangenis.
Bundan kısa bir süre sonra adaya altı subay daha gönderildi.Later die nacht werden nog eens drie personen door de politie naar het bureau gebracht.
Kazada; Bitlis ile 3 subay, 1 astsubay ve 1 PTT görevlisi öldü.3 doden: 1 agent en het koppel Fourez-Dewit.
Bir topçu subayının oğluydu.Hij was een zoon van een brandweerman.
20 Temmuz suikast girişiminde Alman ordusuna bağlı bir grup subay Hitler'e suikast girişiminde bulundu.Een groep Duitse officieren pleegde op 20 juli 1944 een aanslag op Hitler.
Benzer bir durum Britanya Doğu Hindistan Şirketi ordusundaki subaylar için de söz konusuydu.De East India Company had een eigen leger waarin ook Britse officieren dienden.
Kendisi de Parlamento hizmetinde subay olarak askerliğe başlamıştı.Wellicht was hij als militair in dienst van het Staatse leger.
Bir Osmanlı subayının yazılı mesajı şöyledir.Er is echter een dagboek van een Mexicaanse officier gevonden die dit tegenspreekt.
Genç subaylar ise (Teğmen, Komutan) olarak adlandırılır.Alle officieren werden 'commandant' genoemd.
Yunan Ordusu subaylarından Vassilios Panagoulis ve Athena'nın ikinci oğludur.Panagoulis werd geboren als tweede zoon van de legerofficier Vassilios Panagoulis en diens echtgenote Athena.
Gelen destek kuvvet özellikle subaylardan seçilmiştir.De optio werd gekozen uit de manschappen.
Artık binayı subaylar kullanmaktadır.Het leger maakt gebruik van dienstplichtigen.
Ayrıca subaylar arasında da giderek ciddi bir hoşnutsuzluk baş gösterdi.Onder zijn officieren had hij onder andere hierdoor een uiterst slechte reputatie.
Aynı yıl, sekiz subay daha Fransa'ya uçuş eğitimine gönderildi.W tym samym roku jeszcze 8 oficerów tureckich zostało wysłanych na szkolenie do Francji.
Bir deniz subayıyla kaçtığı ileri sürüldü.Mówiono wtedy, że uciekła z oficerem marynarki.
Mart-Ekim 1950 arasında Siros adasında Piyade Yedek Subay Akademisinde eğitim gördü.Od marca do października 1950 roku, studiował w Akademii Oficerów Rezerwy na wyspie Siros.
Daha sonra subay olur.Później urzędnik.
Fakat Prenses Phani bir İspanyol subay olan Don Carlos'a aşıktır.Piękna Indianka Phani jest zakochana w hiszpańskim oficerze o imieniu Carlos.
Subay için, o şüpheli görünüyordu.Całość wydała się policjantom bardzo podejrzana.
Ocak 1895'te Cunard Hattına katıldı ve okyanus gemisi RMS Umbria'da dördüncü subay olarak görev aldı.W styczniu 1895 podjął pracę dla Cunard Line jako czwarty oficer na statku pasażerskim Umbria.
Prusya ordusunda bir subay.Oficer w armii pruskiej.
Babası Hava Kuvvetleri subayıydı.Mąż jest oficerem sił powietrznych.
Hans Wilhelm Langsdorff (20 Mart 1894 - 20 Aralık 1939), Alman bir deniz subayı.Hans Wilhelm Langsdorff (ur. 20 marca 1894, zm. 20 grudnia 1939) – niemiecki oficer marynarki.
Uçuş ekibi bir pilot ve bir radar subayından oluşur.Załoga składała się z pilota i operatora radaru.
İster istemez daha çok talim subayına ihtiyaç vardı.Wiele do życzenia pozostawiał dobór kadry oficerskiej.
1992'e kadar Izet Nanić Yugoslavya ordusunda subaydı.Do 1992 roku był oficerem Jugosłowiańskiej Armii Ludowej.
En iyi subaylarının çoğu yokolmuştu.Większość oficerów było Finami.
Alois Estermann (29 Ekim 1954 - 4 Mayıs 1998), Vatikan'da öldürülen kıdemli İsviçreli Muhafızlar subayı.Alois Estermann (ur. 29 października 1955, zm. 4 maja 1998) – Szwajcar, komendant Gwardii Szwajcarskiej.
Emir subayı olarak Hitler'in günlük programlarından mesuldüm.Generalna Gubernia w planach hitlerowskich.
Smith, Mart 1880'de, White Star Line'a Celtic'in dördüncü subayı olarak katıldı.W 1880 roku został zatrudniony przez White Star Line i rozpoczął pracę jako czwarty oficer na SS Celtic.
Personel kapasitesi 9 subay, 29 erdir.Centrum Zgody – 29 mandatów.
Süvari subayı olarak görev yapıyordu.Walczył jako oficer kawalerii.
20 yaşında subay oldu.W wieku 22 lat zostaje porucznikiem.
Genç subaylar savaş içinde giderek deneyim kazandılar.Oficerowie młodsi i starsi aktywnie wykorzystywali zgromadzone doświadczenie bojowe.
İstihbarat subayı ise görevden alınır.Doświadczeni funkcjonariusze odchodzą ze służby.
Gazetenin yazı kadrosu, o sırada cepheden dönen yedek subaylarla daha da güçlendi.Zawsze okazywał się dość podejrzliwie w stosunku do nowo przybyłych członków wydziału.
Birinci Dünya Savaşı'nın başında 19. Yedek Piyade Tugayı'nda Tugay emir subayı olarak görev yaptı.Na początku I wojny światowej służył jako adiutant w 19 Rezerwowej Brygadzie Piechoty.
Hemen hemen tüm subayları vurulmuştur.Prawie wszyscy zostali rozstrzelani.
Bu olayda bir subay öldü.W ataku zginął jeden z funkcjonariuszy.
Brandenburg an der Havel'de Prusyalı bir subayın oğlu olarak doğdu.Urodził się w Brandenburgii jako syn pruskiego oficera.
Von Kleist, Sovyet tutsaklığında ölen en yüksek sayılan Alman subayıydı.Von Kleist był jedynym feldmarszałkiem III Rzeszy, który zmarł w radzieckiej niewoli.
Lipova'daki subayların maaşlarını ulaştıracaklardı.Służył w lejbgwardii Pułku Husarzy.
Selâmlık Üniforma - Binbaşının astı subayların giydiği bir üniformadır.Mundur policyjny – uniform przeznaczony dla funkcjonariuszy policji.
Burada bulunan İngiliz subaylar ve memurlar tutuklandı.Z początku umieszczono tutaj oficerów brytyjskich i francuskich.
Gemilerde CIA operasyon subaylarının yanı sıra balıkadam ekipleri ve bomba uzmanları bulunmaktaydı.Na jego pokładzie znajdowali się m.in. czynni oficerowie SS wraz z rodzinami oraz kadeci marynarki wojennej.
Richard Oswalt Covey (d.1 Ağustos 1946) Emekli Hava Kuvvetleri Subayı ve Amerikan astronot. ^Richard Oswalt Covey (ur. 1 sierpnia 1946 w Fayetteville w Arkansas) – amerykański pilot i astronauta.
Buna rağmen çok yüksek rütbeli bir İngiliz ordu subayının kızı ile evlenmişti.Jego córka wyszła za mąż za niemieckiego oficera.
Keşif subayı olarak katıldığı Çanakkale Savaşında sağ kolunu omuz hizasında kaybetti.W bitwie pod Kulm stracił lewe ramię.
Yüzbaşılığa terfi etti ve daha sonra Deniz Kuvvetleri'nde Karargâh subayı oldu.Początkowo był zastępcą szefa, a następnie szefem Oddziału Operacyjnego w Sztabie Marynarki Wojennej.
Onlar bir Waffen-SS subayının yakınlardaki bir köy olan Oradour-sur-Vayres de esir edildiğini iddiaa ettiler.W dodatku spacyfikowano nie tę miejscowość – oficera SS zabito w Oradour-sur-Vayres.
Elrond, Gil-Galad'ın emir subayı olur.Jednocześnie Elrond został namiestnikiem Gil-galada w Eriadorze.
Subaylığa kadar yükseldi.Doszedł do stopnia oficerskiego.
1. Tabur'un emir subayı olarak görev yaptı.Pełnił funkcję zastępcy dowódcy 1 batalionu.
Seyrüsefer Silah sistem subayı (SSS)Pociąg pancerny "Strzelec Siczowy" (ukr.
Bu subay birliğindeki subaylara şunları söylemiştir.Całość zadedykował swoim kolegom z oddziału.
Geminin toplamda 744 subay ve erattan oluşan mürettebatı bulunuyordu.Załoga liczyła 741 oficerów i marynarzy.