Özellikle subay kayıpları yüksekti.Потери были все же очень велики, особенно в офицерах.
Keşif subayı olarak katıldığı Çanakkale Savaşında sağ kolunu omuz hizasında kaybetti.В результате несчастного случая на охоте потерял пальцы правой руки.
Eva Amerika istihbarat subayı.Тайный агент советской разведки.
Durumu düzeltmeye çalışan Avusturyalı subaylar Halt !Австрийцы пытаются исправить положение атакой кавалерии.
Bu Ensar muhafız birliği komutsnlsri ve subaylarına malikaneler ve araziler verilmekte idi.Разгрузкой этих эшелонов и занимались мы, офицеры и служащие штаба объекта.
Brocard Ordre des Palmes Académiques ve Légion d'honneur subayı nişanına layık görüldü.Офицер ордена Почетного легиона, командор орденов «За заслуги» и Академических пальм.
Sovyetler ölen subaylarının cesetlerini iade etmesiyle dikkat çekti.Кавалеристы были вынуждены бросить свои орудия, чтобы вынести тела погибших друзей.
Seyrüsefer Silah sistem subayı (SSS)Отдельный отряд Сечевых стрельцов (О.о.С.с.
Devamında ordu subayları jandarma kuvvetlerinin emir-komutasını devraldı.Так же, как и прежде, гражданская власть осталась в руках командования отряда.
Ayrıca Hitler'in kişisel kararname subayıydı.Я был адъютантом Гитлера.
Kendisini gelecek vadeden bir genç subay olarak görüyordu.Тогда же ему было присвоено воинское звание Младший лейтенант.
Nathan James muhribinin komutan subayı.Наполеоновский маршал Мюрат.
Nikolay'ın en sevdiği ders askerlikti, iyi bir subay olmak istiyordu.Николай был прирождённым актёром… Любимым занятием Николая была политика.
Bu müzakereler sırasında elçi Türk subaylardan birisine bir tokat atıldı.При этом посол получил удар в нос от голландского полицейского.
Edebiyatla uğraşmak adına subaylıktan ayrıldı.По увольнении из армии занялся литературной работой.
Subaylara ve erlere, paşalarının eşyalarını almaları için yalvarıyorum, kimse beni dinlemiyor.Предлагаю, чтобы вы на своих танках и самолетах поставили афганские знаки, и никто ничего не узнает.
Buna rağmen çok yüksek rütbeli bir İngiliz ordu subayının kızı ile evlenmişti.بيد أنه تزوج من ابنة ضابط كبير في الجيش الإنجليزي.
Subaylarımızla bir toplantı yaptık.عقد اجتماعاً مع مسؤولي الدار.
Norveç Ordusunda bugüne kadar en az bir tane denizaltı komutanı kadın subay bulunmaktadır.وحتي يومنا هذا، يوجد في الجيش النرويجي أقل عدد من الضباط النسائية قائدات الغواصة.
Almanya'dan subay, askeri teçhizat ve mayın getirtti.كما أحضر الضباط، و التجهيزات العسكرية، و الألغام من ألمانيا.
Sabah olunca başlarındaki subayla temasa geçtik.تكلمت مع قائد السرية في صباح اليوم..
Tüm personel kaybı 10 subay ve 25 erdi.فقد جميع العاملين و10 من الظباط وأتي 25 .
Bu gemi komuta subayı tarafından yakalanmadan, dört gün boyunca denizde hareket etti.ظلت السفينة تبحر في عرض البحر لمدة أربعة أيام قبل أن يتمكن الضابط من الصعود على متنها.
Aralarında Almanların da bulunduğu 7 subay ve 33 er ölmüştü.وقد توفى سبعةُ ضباط و ثلاثة و ثلاثون جندياً من الألمان الذين عثر عليهم .....
28 Şubat 364 günü Pannonialı subay Valentinianus Bitinya'da Nikaia'da Augustus seçildi.في 28 فبراير, 364, تم انتخاب الظابط فالانتينيان أنا كأوغسطس في نيقية, البيثنية.
Nijerya Hava Kuvvetleri'nde dört yıldızlı bayrak subayı olarak hazır bulunmuştur.وتمتلك القوات الجوية بالنيجر أربعة طائرات للإبرار الجوي.
6 Eylül 1914 tarihinde, donanmada ıslahat için görev yapan Britanyalı subaylar Osmanlı Devleti'ni terk etti.السادس من سبتمبر 1914 ترك الضباط الإنجليز الأصلاحات التي كانوا يقومون بها للأسطول العثماني.
Ancak 70 binin üzerinde erat ve subay öldü ya da teslim oldu.يقولون إنه مات وقد قارب السبعين أو جاوزها .
Başaran yedek subay okulundan çavuş olarak çıkarılınca üç yıl onu bekledi.و عندما أسُتبعد بشاران من مدرسة الظباط كضابط إحتياطي قامت خاتون بإنتظاره ثلاث أعوام.
Bu olayda bir subay öldü.وكان أحد الضباط الناجيين من الحادثة.
"Plevne Meydan Muharebesi Bir İngiliz Subayının Anıları".«جواسيس الجبهة أو ذكريات ضابط استخبارات ألماني».
27 Mayıs 1960 tarihinde, Millî Birlik Komitesi adında bir grup subay yönetime el koydu.وفي يوم 27 مايو عام 1960، تولت مجموعة من الضباط ُتعرف بلجنة الوحدة الوطنية إدارة البلاد.
Siyahi subayların beyaz subaylar için ayrılmış olan mekanları kullanmasına izin verilmez.لم يتمكن الأمناء السود من العمل للمهنيين البيض.
Gamble'nin ardından Britanya subayı Sir H. P. Williams geldi.وجاء من بعد جامبل الضابط الإنجليزي وليام(H.P) .
Film deniz subayı K. M. Nanavati'nin başından geçen gerçek bir olaydan esinlenmiştir.ويستند الفيلم على الحياة الحقيقية في حادثة ضابط في البحرية يدعى K. M. Nanavati ورجل الأعمال بريم أهوجا.
Sadece Mesudiye ve Barbaros Hayreddin zırhlılarının batışında 31 subay, 262 er yaşamını yitirdi.خسر في غرق مدرعات ماسوديا وبرابوس خير الدين 262 مدني و31 ظابط فقط.
Edward Fletcher, Altıncı Subay James Moody rolünde: Felakette ölen tek düşük rütbeli subay.إدوارد فليتشر بدور الضابط السادس جيمس بول مودي: أصغر الضُباط على متن السفينة وقد توفي ليلتها.
Boğaz savunma sistemlerinin komutanlıklarına da Alman subaylar yerleşti.تم تعيين الضباط الألمان في مراكز قيادات النظم الدفاعية بالمضيق.
Hemen hemen tüm subayları vurulmuştur.العديد من القادة قتلوا.
Her kısımın amiral rütbesinde bir sorumlu subayı bulunuyordu.و عين ضابط إنجليزي على رأس كل مديرية.
Karamanlı Hamit, Amerikan subayı William Eaton tarafından işe alındı.وجهزت قوة من المرتزقة بقيادة ضابط الجيش الاميركي وليام ايتون.
Paraschos Zardinidis büyüdü ve Yunan Hava Kuvvetlerinde üst düzey bir subay oldu.وهناك وافقت عائلة والده على دعمه فترعرع باراساشوس زاردينيديس وأصبح ضابطاً كبيرًا في سلاح الطيران اليوناني.
Kara kuvvetleri toplam 36,553 olmak üzere 6,166 subay ve 28,477 askerden oluşur.ويتكون منتسبو الجيش من 666,576 عسكري و 53 ألف 434 موظف مدني.
Taktik anlamda zafer kazanan Fransız ordusu, binlerce asker ve 49 yüksek rütbeli subay kaybetti.وعلى الرغم من تحقيق فرنسا النصر بالمعركة إلا أن ثمنه كان غاليا بوفاة الألاف من الجنود و 49 ضابطا.
Plan ortaya çıkarıldı, Falco kendi adına özür diledi ama darbenin arkasındaki birkaç subay idam edildi.كانت مؤامرة خيانة ، فالكو نفسه اخذ عفوا ولكن العديد من ضباط الانقلاب أعدموا.
1894 yılında piyade subayı olarak mezun oldu.تخرج في الكلية الحربية عام 1958 كضابط مشاة.
Büyük atalarından birisi orta dereceden bir subay olarak İkinci Pön Savaşları'na katılmıştır.وأنا أرجو كفارس قديم أن ينجح واحد من الفرسان في مهمة خطيرة..
Légion d'honneur Büyük Subayı 1939-1945 Savaş Nişanı Rozetli Direniş Madalyasıحصلت على جوائز منها: فارس وسام جوقة الشرف صليب الجيش 1939–1945 ميدالية المقاومة .
Askerliğini Türk ordusunda yedek subay olarak 1961 ile 1963 yıllarında yapmıştır.خدم أيضًا في الجيش الهندي من عام 1963 إلى عام 1966.
Babası da Prusya ordusunda subaydı.كان والده موظفاً في الدولة البروسية.
Kokpitte bulunan pilot veya sistem subayı da silahı ateşler.والشخص المتحكم في القذائف، الطيار أو ضابط نظم الأسلحة، قد استهدف الجسر.
Aslerlik Şubesine başvurup süvari yedek subay okuluna kabul edilmiştir.اركض إلى الطبقة الأعلى وكن مستعد لجندي مدرع آخر.
Uçuş ekibi bir pilot ve bir radar subayından oluşur.الطاقم يتكون من الطيار ومساعده.
27 Aralık 1967), Adolf Hitler'in baş yardımcısı ve emir subayı.في 26 نوفمبر ، مع نائب الأدميرال مارتن والأدميرال ف.
Bahriye Subayı - Deve tüyü renginde çuhadan bir ceket ve aynı renkte pantolon giyerlerdi.ضابط البحرية كانوا يرتدوا جاكيت من القماش جملى اللون وبنفس اللون البنطلون.
Nöbetçi subayı Yüzbaşı Thomas Selvester, rutin bir sorgulama başlattı.O oficial de serviço, o capitão Thomas Selvester, começou o interrogatório de rotina.
Kevin De La Noy, Üçüncü Subay Herbert Pitman rolünde: 5 numaralı filikanın yönetimindeki subay.Kevin De La Noy como Terceiro Oficial Herbert Pitman: ele é encarregado do Bote 5.
Almanca dilini bildiği için, askeri bir istihbarat subayı olarak yurtdışına gönderildi.Por causa de seus conhecimentos da língua alemã, ele foi enviado ao exterior como oficial de inteligência.
Andronikos emri göz ardı edip subaylarından sakladı.Andrónico ignorou a ordem e manteve-a escondida de seus oficiais.
Buna rağmen çok yüksek rütbeli bir İngiliz ordu subayının kızı ile evlenmişti.Ainda assim, casou com a filha de um oficial do exército britânico.