Mahir artık bundan sonra babasının suçsuz olduğunu kanıtlamak için uğraşacaktır.Ele agora precisa contar com a ajuda dela para poder provar a sua inocência.
2000 yılında Federal Yargıtay, Malta'yı suçsuz buldu.[2] [3] [4] [5] [6]Enquanto esteve casada, era conhecida como Rosane Collor de Mello.
Suçsuz bir adamın ölümünden bizi sorumlu tutma.Sla geen onschuldige dood.
Kathy onun suçsuz olduğunu düşünmektedir.Suu Kyi verklaarde zich onschuldig.
Theodore Briseno mahkemede suçsuz bulunduktan sonra görevinden istifa etmiştir.Theodore Briseño is weggegaan nadat hij vrijgesproken was.
Adil, suçsuzluğunu kanıtlayamaz ve hapse mahkûm olur.Hij is onschuldig, maar kan dit niet bewijzen en vliegt de cel in.
Suçsuz bulunmuştur.Jest niewinny?
Kathy onun suçsuz olduğunu düşünmektedir.Uważa, że Danny jest winny.
Suçsuz olduklarını bir türlü ispatlayamazlar.Podatnicy nie udowodnią niewinności.
Ancak, suçsuz bulundu.Ja jestem niesłusznie oskarżany.
Mektupta Senusret'in Amenemhat'ın ölümünde suçsuz olduğunun bilindiği aktarılmaktadır.Umierający Solimar zaświadcza o niewinności Amenaidy.
Kendini suçsuz görüyordu.Uważa siebie za nieśmiertelnego.
Zaten jüri de teğmeni suçsuz bulmuştur.Sędziego i ławy przysięgłych nie przekonują zeznania porucznika i zostaje on skazany na śmierć.
Kendini suçsuz görüyordu.Hon förklarar sig oskyldig.
Yapılan mahkemede suçsuz yere suçlandı.Var den dömde i detta fall oskyldig?
Suçsuz bulunmuştur.Oskyldigt dömd.
Fakat onların suçsuz oldukları açıklandı.Icke desto mindre visade det sig att de var oskyldiga.
Kendisinin dostları ise Behzat'ın suçsuzluğunu ispatlar.Själv hävdar han sin oskuld.
Suçsuz bulunmuştur.Несправедливо обвинувачені.
Adil, suçsuzluğunu kanıtlayamaz ve hapse mahkûm olur.Довести свою невинність таксисту не вдається, і він потрапляє до в'язниці.
Fakat onların suçsuz oldukları açıklandı.Однак вони абсолютно впевнені в його невинності...
Camm, cinayetlerden suçsuz bulunarak beraat etmiştir.Томаш визнав себе винним за висунутими звинуваченнями.
Suçsuz bulunmuştur.Jsem nevinen!
Sonuç itibarıyla de jüri onu suçsuz bulur.Porota ho nakonec shledala nevinným.
Kathy onun suçsuz olduğunu düşünmektedir.Homer je prý nevinný.
Yapılan mahkemede suçsuz yere suçlandı.Výbor na obranu nespravedlivě stíhaných.
Mahkemede suçlu bulunacağını bilmesine rağmen kendini attırmak için suçsuz olduğunu iddia etti.Dokud však nebyl prohlášen vinným, je pokládán za nevinného.
Suçsuz olduklarını bir türlü ispatlayamazlar.Nici nu a proclamat că ar fi fost nevinovați.
Zaten jüri de teğmeni suçsuz bulmuştur.Membrii laici ai juriului l-au găsit vinovat, iar cei doi membrii juridici l-au găsit nevinovat.
(O-erkek) Na, ar įtikinsi mus savo nekaltumu? : Eee, bizi suçsuz olduğuna ikna edecek misin?În dialog: – A recunoscut că el este vinovatul? – Ei, pe dracul!
Kendini suçsuz görüyordu.Profesorul s-a dovedit nevinovat.
Suçsuz bir adamın ölümünden bizi sorumlu tutma.Să nu te încarci cu un păcat din pricina aproapelui tău.
O, olasılıkla suçsuzdu.Probabil că ea este nevinovată.
Adil, suçsuzluğunu kanıtlayamaz ve hapse mahkûm olur.A rendőrség nem hisz az ártatlanságában és börtönbe zárják.
Zaten jüri de teğmeni suçsuz bulmuştur.Azonban az esküdtszék bűnösnek találta őket.
Yapılan mahkemede suçsuz yere suçlandı.Ő a tárgyaláson ártatlannak vallotta magát.
Kendisinin dostları ise Behzat'ın suçsuzluğunu ispatlar.Közös barátjukat, Bobbyt gyanúsítja.
Zaten jüri de teğmeni suçsuz bulmuştur.Valamiehistö totesi hänet syyttömäksi.
Suçsuz bulunmuştur.Todistettavasti syyllinen.
Kendini suçsuz görüyordu.Hän uskoi itse olevansa täysin syytön.
Ancak, suçsuz bulundu.Hänet todettiin kuitenkin pian syyttömäksi.
Yapılan mahkemede suçsuz yere suçlandı.Oikeudessa hänet kuitenkin todettiin tekoon syyttömäksi.
Fakat onların suçsuz oldukları açıklandı.Hän kuitenkin sanoi, ettei ole syytön.
Ancak, suçsuz bulundu.Ωστόσο αθωώθηκε.
Mahir artık bundan sonra babasının suçsuz olduğunu kanıtlamak için uğraşacaktır.Τώρα πια ο δικαστής κρίνει ότι πρέπει να αθωώσει τον πατέρα της.
Zaten jüri de teğmeni suçsuz bulmuştur.Οι αποδείξεις ενοχής κρίθηκαν μη επαρκείς και οι ένορκοι τον αθώωσαν.
Suçsuz olduklarını bir türlü ispatlayamazlar.De må derfor bevise at de er uskyldige.
2007'de suçsuz olduğu anlaşıldı.Han havde i september 2007 erklæret sig selv skyldig.
Zaten jüri de teğmeni suçsuz bulmuştur.Juryen fandt han, normal og skyldig, og dommeren gav en dødsdom.
Kendini suçsuz görüyordu.Han erklærer sig ikke skyldig.
24 Ağustos 2012 tarihinde mahkeme önünde suçsuz olduğunu iddia etti.Den 4. juni 2012 kendte retten dem skyldige.
Priebke, mahkemede kendini suçsuz ilan etti.I retten erklærte Priebke seg uskyldig.
2007'de suçsuz olduğu anlaşıldı.Han hadde i september 2007 erklært seg skyldig.
Oyuncular suçlu oyu, suçsuz oyu verebilir veya hiç oy vermeyebilir.Spillerne kan velge mellom å dømme skyldig, uskyldig eller å ignorere.
Kathy onun suçsuz olduğunu düşünmektedir.Ruby ble ansett uskyldig.
Zaten jüri de teğmeni suçsuz bulmuştur.McCoy ble kjent ikke skyldig av juryen.
Dava, tüm sanıkların suçsuz bulunduğu 1961 yılına dek sürmüştür.Det skulle imidlertid gå helt til 1955 før alle anklager mot ham var avvist.
Priebke, mahkemede kendini suçsuz ilan etti.Valentine menyatakan dirinya tidak bersalah di pengadilan.
Kathy onun suçsuz olduğunu düşünmektedir.Ayub merasa dirinya tidak bersalah.
Ancak, suçsuz bulundu.(Ya), Aku mengaku bersalah.