Ana içeriğe geç
Sözlük

suçsuz ile cümle

suçsuz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Her iki adam da suçsuz olduğunu iddia etti.Both men pleaded not guilty.[18][26]
O sürekli suçsuz olduğunu iddia etti.Sie hat immer wieder beteuert, dass sie unschuldig sei.
Tom'un suçsuz olduğunu zaten biliyordun, değil mi?Du wusstest bereits, dass Tom unschuldig ist, nicht wahr?
Zaten jüri de teğmeni suçsuz bulmuştur.Er wird daraufhin von den Geschworenen für nicht schuldig befunden.
Hayatını fuhuş yaparak kazanmak zorunda kalır, ta ki suçsuz olduğu bir cinayette sanık durumuna düşene kadar.Sie können aber erst in Frieden ruhen, wenn ihr Mord gerächt ist.
Suçsuz bir adamın ölümünden bizi sorumlu tutma.Mache dich am Sterben des Reviers nicht mitschuldig.
Kathy onun suçsuz olduğunu düşünmektedir.Tom behauptet, er sei unschuldig.
Böylece Johnny Van Owen suçsuzluğunu kanıtlamış olur.Mit der Hilfe von Odell Martin kann jedoch seine Unschuld bewiesen werden.
Daha sonra kendisini suçsuz bulan mahkeme heyetindeki hâkim üyeler ordudan ihraç edildi.Er fragte dabei, ob die Schuldigen in der Armee zur Rechenschaft gezogen würden.
22 yıl sonra bir kadın avukat tarafından suçsuzluğu ispatlanan Veer, serbest bırakılır.Nun, 22 Jahre später, kündigt sich eine Schwarzwälder Delegation an, um die Qualität der Uhren zu testen.
Er Utku Kali suçsuz bulunduğu için serbest bırakıldı.Nach zehn Tagen wurde er freigelassen, da man ihn unschuldig gesprochen hatte.
Kendini suçsuz görüyordu.Sie selbst halten sich für unschuldig.
Onun suçsuz olduğunu doğruladı.Il affirme qu'elle est innocente.
On sanığın tümü suçsuz olduklarını öne sürmüş, ancak hiçbirinin itirazı kabul edilmemiştir.Chacun des dix accusés plaide non coupable.
Soruşturmalar sonucunda, Temmuz 1840'ta Yahudilerin suçsuz olduğuna karar verildi.En juillet 1840, l'enquête conclut à l'innocence de la communauté juive.
Osmanlı hükümeti tarafından yapılan araştırmada Yahudiler suçsuz bulundu.Une enquête menée par le gouvernement central ottoman démontre l'innocence des Juifs.
Ancak, suçsuz bulundu.Seulement, il est innocenté.
Yapılan mahkemede suçsuz yere suçlandı.Elle s'effectue à l’endroit où a eu lieu la faute.
Eğer sehpaya çıktıysanız insanların sizin defansınıza güvenip size suçsuz oyu verme olasılığı %50'den azdır.Si vous jouez petit de votre main vers le Roi, vous aurez 50% de chance de le faire.
(O-erkek) Na, ar įtikinsi mus savo nekaltumu? : Eee, bizi suçsuz olduğuna ikna edecek misin?On étouffait. - Pourquoi ne pas vous plaindre aussi ? - Nous l'avons fait.
Kathy onun suçsuz olduğunu düşünmektedir.Kane le croit innocent.
Mahir artık bundan sonra babasının suçsuz olduğunu kanıtlamak için uğraşacaktır.Elle doit s'enfuir pour prouver son innocence.
Notta adı geçen dört kişi delil yetersizliğinden suçsuz bulundu.Les quatre officiers plaidèrent non coupable.
Tom'un suçsuz olduğuna inanıyorum.Yo creo que Tom es inocente.
(O-erkek) Na, ar įtikinsi mus savo nekaltumu? : Eee, bizi suçsuz olduğuna ikna edecek misin?¿Me estás diciendo que confías en mi? - Somos amigas, ¿verdad? - Amigas...
Sekiz sanığın cezası ömür boyu hapse çevrilirken Lionel Bernstein suçsuz bulunmuştur.Ocho acusados fueron sentenciados a cadena perpetua; Lionel Bernstein fue absuelto.
Kendini suçsuz görüyordu.Se proclamó inocente.
Zaten jüri de teğmeni suçsuz bulmuştur.El jurado lo declara inocente.
Soruşturmalar sonucunda, Temmuz 1840'ta Yahudilerin suçsuz olduğuna karar verildi.En julio de 1840, la investigación formal estableció la inocencia de los judíos.
15 Nisan 1987'de Hoffman ve diğerleri suçsuz bulundu.El 1 de enero de 1975, todos excepto Parkinson fueron encontrados culpables.
2007'de suçsuz olduğu anlaşıldı.Pero fue declarado inocente en 2002.
On sanığın tümü suçsuz olduklarını öne sürmüş, ancak hiçbirinin itirazı kabul edilmemiştir.Cada uno de los diez acusados se declararon no culpables.
Erişim tarihi: 8 Temmuz 2016. ^ "Clinton suçsuz bulundu".Consultado el 28 de julio de 2016. «¿Tyson era inocente?».
Suçsuz bir adamın ölümünden bizi sorumlu tutma.No asesinar al inocente 35.
Adil, suçsuzluğunu kanıtlayamaz ve hapse mahkûm olur.Guys, incapaz de probar su inocencia, es condenado a cadena perpetua.
Suçsuz bulunmuştur.Es inocente.
Kathy onun suçsuz olduğunu düşünmektedir.Le convence de que ella es inocente.
Mahir artık bundan sonra babasının suçsuz olduğunu kanıtlamak için uğraşacaktır.Tom dovrà faticare moltissimo per provare la propria innocenza.
Suçsuz bulunmuştur.Sono innocente.
Zaten jüri de teğmeni suçsuz bulmuştur.A questo punto la giuria decide per l'innocenza dell'imputato.
Dava, tüm sanıkların suçsuz bulunduğu 1961 yılına dek sürmüştür.Seguì un aggressivo processo, durato dal 1956 al 1961, al termine del quale tutti gli imputati furono assolti.
Kendini suçsuz görüyordu.Lei si proclamò innocente.
Sekiz sanığın cezası ömür boyu hapse çevrilirken Lionel Bernstein suçsuz bulunmuştur.Восемь обвиняемых были приговорены к пожизненному заключению, Лионель Бернстайн был оправдан.
Zaten jüri de teğmeni suçsuz bulmuştur.Жюри присяжных признаёт Чета невиновным.
2007'de suçsuz olduğu anlaşıldı.Его невиновность была доказана лишь в 2007 году.
Dava, tüm sanıkların suçsuz bulunduğu 1961 yılına dek sürmüştür.Результатом судебного процесса, продлившегося с 1956 по 1961 год, стало оправдание всех обвиняемых.
Adil, suçsuzluğunu kanıtlayamaz ve hapse mahkûm olur.Доказать свою невиновность таксисту не удалось, и он угодил в тюрьму.
Suçsuz bulunmuştur.Признан невиновным.
Komisyon kendisini yargılatmak istemişse de sonunda suçsuz bulunmuştur.Хотя первоначально он не признавал свою вину суд в итоге признал его виновным..
Mahir artık bundan sonra babasının suçsuz olduğunu kanıtlamak için uğraşacaktır.Очень скоро капитану предоставляется возможность доказать свою невиновность.
Suçsuz bir adamın ölümünden bizi sorumlu tutma.Никто не хочет брать на душу убийство невинной женщины.
William öfkesine hakim olmak için hiçbir şey yapmadı, suçsuz da suçluyla beraber cezalandırıldı.Он не был злым человеком, и осуждал казнь невиновного.
Yapılan mahkemede suçsuz yere suçlandı.В суде его признали невиновным.
On sanığın tümü suçsuz olduklarını öne sürmüş, ancak hiçbirinin itirazı kabul edilmemiştir.كان هناك ستة أشخاص في قفص الاتهام ، ولم يعترف أي منهم بالذنب.
Soruşturmalar sonucunda, Temmuz 1840'ta Yahudilerin suçsuz olduğuna karar verildi.Em julho de 1840, uma investigação concluiu que os judeus eram inocentes.
Kendini suçsuz görüyordu.Ele se declara inocente.
Zaten jüri de teğmeni suçsuz bulmuştur.No entanto, Walker foi absolvido pelo júri.
Chris Taylor ise suçsuz insanlara zarar veren askerlerle tartışmaktadır.Para Adam Smith, o Estado é quem atrapalhava a liberdade dos indivíduos.
Yapılan yargılama sonunda suçsuzluğu anlaşıldı ve beraat etti.O processo terminou declarando a sua inocência.
Aynı sebeple sevk edilmiş 63 kişiden 12'si ceza alırken, 51 kişi suçsuz bulundu.Ou seja, de 21 penalidades cobradas, apenas nove entraram.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod