suçlu ile cümle

suçlu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sonradan bu öyküler “Onursuz Suçlu” adı altında yeniden basıldı.Így ragadt rájuk később az Avari (vonakodó, visszautasító) név.
Freeman suçlu bulundu ve yalnızca bir gün hapis yattı.Freemant elítélték, de csak egy napot töltött börtönben.
Herhangi bir görevli, bu kânuna uyulmadığını gördüğü hâlde bunu ihbâr etmezse aynı şekilde suçludur.Aki nem tett hasonlóképp, azt bűnösnek látta.
Asıl suçlu onlar, ben masumum.Halljátok végszavam: ártatlan vagyok!
Donna Anna, Don Ottavio, Donna Elvira, Zerlina ve Masetto suçluyu yakalamak niyetiyle sahneye girerler.Megérkezik Donna Anna, Don Ottavio, Donna Elvira, Zerlina és Masetto, és keresik Don Giovannit.
Bunun yanı Avrupa'dan bazen de suçlular gelir.Néha, elvétve, Európába is eljut egy-egy példány.
Öldükten sonra suçluların cezalandırılmak üzere gittiği yerdir.A munkát a bűnözők halála után azok leszármazottai végzik tovább.
Gandi büyük bir suçluluk duydu ve kendini hiçbir zaman affedemedi.Monk a történtekért önmagát hibáztatta, sohasem tudott magának megbocsátani.
1996 Dünya Şampiyonası'nda, Mike Ganley'e saldırmaktan O'Sullivan'ı snooker yönetim kurulu onu suçlu buldu.Az 1996-os világbajnokság alatt a sznúkerszövetség bűnösnek találta egy újságíró, Mike Ganley megtámadásában.
Evet, ben bir suçluyum.Én vagyok a fullajtár.
Suçlu bu kelime.Bűnös, milyen rossz szó ez itt!
Suçluyum Yollar Ayrılır Sen Miydin Sevdalım ?A naiv kérdések sokkjának kitéve Szeressem felebarátomat?
O kardeşini öldürdüğü için suçluluk hissediyor.Magát okolja bátyja haláláért.
Bu konuda hissettiğim suçluluk duygusunu tarif etmeye kelimeler yetmez.Elmondhatatlan bűntudatom van mindezen dolgok miatt.
Nürnberg mahkemelerinde savaş suçlusu olarak yargılandı.Nürnbergben háborús bűnökért elítélték.
Ama buralara sıradan suçlular değil, siyasal tutuklular kapatılırdı.Körülbelül 1935-től nem csak politikai foglyokat vittek a táborba, hanem közönséges bűnözőket is.
"Suçluların adalet önüne çıkarılması gerekir." dedi.A tetteseket meg kell büntetni.”
Bir ceza yargılamasında suçlanan kişi, suçluluğu ispatlanıncaya değin sanık olarak adlandırılır.A holtnak nyilvánított személyt az ellenkező bizonyításáig halottnak kell tekinteni.
Gladyatörlerin çoğu suçlular ya da köleler arasından yetişirdi.A legtöbb nevelő rabszolga, vagy szegény szabados volt.
Üstelik halk, suçluları cezalandırdığı için katili desteklemektedir.A katolikus egyházfő egyúttal a bűnösök megbüntetését szorgalmazta.
Savaştan sonra 1946 yılında suçlu bulunarak hapse mahkûm edildi.A háború után 1945-ben háborús kitüntetése miatt letartóztatták.
Mahkemede suçlu bulunan Höhler altı yıl hapse mahkûm edilir.A nagyváradi katonai törvényszék hat évi börtönre ítélte.
II. Dünya Savaşı'ndan sonra Heißmeyer bir savaş suçlusu olarak bir hapis cezasına çarptırıldı.A második világháború után, mint háborús bűnöst kivégezték.
Ayrıca, Herzl’in, Dreyfus’u suçlu bulduğunu da iletti.Végül az új vezetés elismeri Dreyfus ártatlanságát.
O, cinayetten suçlu değildir.Nem vétkes a gyilkosságban.
Suçluluk duygusuna kapılan Bobby, bir gün annesinin kendisini kabul edeceğini umarak kuzenine taşınır.Syyllisyyden kalvama Bobby muuttaa serkkunsa luokse toivoen, että joku päivä hänen äitinsä hyväksyisi hänet.
Milyonlarca suçluyu barındırır.Miten miljoonia huijataan.
2008 - Bosna Savaş Suçlusu Radovan Karadzic Sırbistan'da yakalandı.2008 – Bosnian sodan ajan sotarikoksista syytetty serbijohtaja Radovan Karadžić pidätettiin Belgradissa.
Eisenhower, savaş suçlusu olarak ilan edilen Himmler ile herhangi bir şekilde muhatap olmayı reddetti.Eisenhower torjui sotarikolliseksi luokitellun Himmlerin ehdotuksen.
Ama buralara sıradan suçlular değil, siyasal tutuklular kapatılırdı.Tavallisten rikollisten lisäksi sinne lähetettiin poliittisia vankeja.
Neredeyse 800 Alman suçlunun 100'den fazlası eşcinseldi ve 7 tane Yehova Şahitleri üyesi vardı.Leirillä oli myös 800 Saksan kansalaista, joista yli sata oli homoseksuaaleja ja seitsemän Jehovan todistajia.
Cinayetten suçlu bulunmuştur.Syyllinen on löydettävä.
Savaştan sonra savaş suçlusu ilan edildi, fakat daha sonra affedildi.Hänet tuomittiin sodan jälkeen vankilaan sotarikoksista, mutta vapautettiin myöhemmin.
Polisler olay yerine vardığında suçlular çoktan kaçmıştı.Poliisit saapuvat pian paikalle, mutta rikolliset ovat kerenneet jo karata.
Bütün suçlamalardan suçlu bulundu.Kaikki ovat järkyttyneitä syytteistä.
Bunun yanı Avrupa'dan bazen de suçlular gelir.Vaeltaneita yksilöitä satunnaisesti Keski-Euroopastakin.
O kardeşini öldürdüğü için suçluluk hissediyor.Poika sanoo tappaneensa veljensä.
Avukatı Jonathan Marks onun suçlu olmadığını savunmuştur.Hänen asianajajansa Jonathan Marks vetosi mielisairaudesta johtuvaan syyntakeettomuuteen.
Suçluları köpeği ve yeğeni sayesinde tutuklar.Koirasusi on suden ja koiran risteymä.
Suçun kalbinden geldiği için suçu ve suçluları çok iyi tanımaktadır.Hänet tunnetaan erityisesti tuottamastaan rikossarjasta Kova laki ja sen sisarsarjoista.
Böylece suçlular suç olmadan yakalamaktadır.Syyllisiä ei ole saatu kiinni.
21 Haziran 2006 tarihinde, yolsuzluktan suçlu bulundu ve üç ay ertelenmiş hapis cezası verildi.Hänet tuomittiin kesäkuussa 2006 korruptiosta kolmeksi kuukaudeksi ehdolliseen vankeuteen.
Eski bir suçludur.Oli itse entinen vanki.
Konferansta savaş suçlularının etkin şekilde cezalandırılması konusu da ele alındı.Sodan päämääriin kuului myös sotarikollisten rankaiseminen.
1983 - Lyon Kasabı olarak da bilinen Nazi savaş suçlusu Klaus Barbie, Bolivya'da tutuklandı.19. tammikuuta – Klaus Barbie, saksalainen sotarikollinen, pidätettiin Boliviassa.
Ona yalan söylediği için kendini suçlu hisetmektedir.Yle puolestaan kiisti syyllistyneensä vääristelyyn.
Dünyayı bütün suçlulardan arındırmak ister.Tämän jälkeen hän on vannonut kostavansa kaikille maailman rikollisille.
Yoksa ayıplanır, aşağılanır, kişi kendini suçlu hisseder.Syytetty ja häpäisty Väinämöinen suuttuu ja häpeää.
Brad Dourif - Charles Lee Ray (Chucky): Suçlu bir seri katil.Brad Dourif – Charles Lee Ray elokuvissa Child's Play ja Curse of Chucky.
Nürnberg duruşmalarında savaş suçlusu olarak hüküm giydi ve idam edildi.Hänet tuomittiin Nürnbergin oikeudenkäynneissä kuolemaan ja teloitettiin.
Suçluları temsil eden Dalton kardeşler; Joe, William, Jack ve Averel birçok macerada yer alırlar.Daltonin veljekset: Joe, Jack, William ja Averell.
Suçluların %50'sinden fazlası kurbanların akrabaları, aile dostları ya da tanıdıklarıdır.Yli 80 prosenttia kävijöistä tulee ystävien tai perheen kanssa.
Tom suçlu bulundu.Tom todettiin syylliseksi.
Ben onun hakkında suçlu hissediyorum.Tunnen syyllisyyttä siitä.
Freeman suçlu bulundu ve yalnızca bir gün hapis yattı.Ο Freeman καταδικάστηκε ως ένοχος αλλά μπήκε στην φυλακή για μόλις μια ημέρα.
Evet, ben bir suçluyum.Δεν είμαι εγκληματίας.
Bunun yanı Avrupa'dan bazen de suçlular gelir.Στη συνέχεια κατά κανόνα επικρατούν αθλητές από την Ευρώπη.
Savaştan sonra savaş suçlusu ilan edildi, fakat daha sonra affedildi.Καταδικάστηκε σε θάνατο, μετά τον πόλεμο, ως εγκληματίας πολέμου, αργότερα, όμως, του δόθηκε χάρη.
Bu suçlardan suçlu bulundu.Για αυτές τις κατηγορίες αθωώθηκε.
Öldükten sonra suçluların cezalandırılmak üzere gittiği yerdir.Δηλαδή οι αμαρτωλοί, μόλις βρουν τον θάνατο, οδηγούνται εκεί.

İlgili Sayfalar