suçlu ile cümle
suçlu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Pişmanlık suçluluk duygusu içerebilir ama genel anlamda suçluluktan farklıdır.Reakcja uczuciowa jest podobna do zmysłowej w postawie, ale różni się co do treści.
Gandi büyük bir suçluluk duydu ve kendini hiçbir zaman affedemedi.Gandhi kände oerhörd skuld och kunde aldrig förlåta sig själv.
Ona yalan söylediği için kendini suçlu hisetmektedir.Hon beskyller honom för att ha bedragit henne.
Cezalandırma, suçlunun ailesini de kapsayabilirdi.Straff kunde ibland även utdömas mot förbrytarens familj.
1978 ve 1990 yılları arasında 53 kadın ve çocuğu öldürmekten suçlu bulundu.Han dömdes till döden för morden på 52 kvinnor och barn mellan 1978 och 1990.
4. SSSS gibi bir suçlu organizasyona üyelik.Då som en medlem av den internationella brottsorganisationen S.C.U.M..
Gerçek suçlu kimdir?Vem är den skyldige?
Ama o da Anne Boleyn gibi zinadan suçlu bulundu ve idam edildi.Han deltog även i rättegången mot Anne Boleyn och bevittnade hennes avrättning.
Bütün suçlamalardan suçlu bulundu.Samtliga friades från anklagelserna.
İkisi de bu suçlunun peşine düşerler.Båda blev dömda för detta brott.
Suçlu olarak, Nero Hristiyanlar olarak bilinen bir tarikatı hedef gösterdi.För att avvärja beskyllningarna från sig själv utsåg Nero de kristna till måltavla.
Azkaban Hapishanesi, suçlu büyücülerin tutulduğu bir hapishanedir.Dementorerna är väktare på trollkarlsfängelset Azkaban.
Mahkemede hakim konumunda bulunan dokuz subay Slovik’i suçlu bulur ve idama mahkûm eder.De nio officerare som utgjorde juryn fann Slovik skyldig och dömde honom till döden.
Sürekli şerifin astığı ilanlardaki suçluları yakalar ve başlarına konan ödülleri alırlar.Till slut blir förbrytarna gripna och detektiverna får sin belöning.
Donna Anna, Don Ottavio, Donna Elvira, Zerlina ve Masetto suçluyu yakalamak niyetiyle sahneye girerler.Donna Anna, don Ottavio och donna Elvira kommer maskerade till don Juans fest.
Freeman suçlu bulundu ve yalnızca bir gün hapis yattı.Fraser erkände sig skyldig och fick sitta en tid i fängelse.
Bunları öylesine yapmıştı fakat daha sonraları büyük bir suçlu psikolojisine girmişti.Allt detta trots hans synnerligen kriminella liv.
Suç filmleri, suç teşkil eden eylemleri veya suçluların hayatlarını konu alan filmlerdir.Kriminalfilmer är filmer, som fokuserar på livet för kriminella.
1831) 1909 - Cesare Lombroso, İtalyan kriminolog (suçluluğun bilimsel olarak incelenmesinin öncüsü) (d.1909 – Cesare Lombroso, italiensk läkare som lade grunden för kriminologin.
MÖ 7 I. Mariamne'nin oğulları suçlu bulunarak idam edildi.Marjanes farbror döms till döden.
Nürnberg duruşmalarında savaş suçlusu olarak hüküm giydi ve idam edildi.Bormann åtalades i sin frånvaro vid Nürnbergprocessen och dömdes till döden.
Evet, ben bir suçluyum.En syndare jag är.
Ensestten suçlu bulunma en fazla 10 yıllık hapisle cezalandırılabilir.Om någon befinns skyldig till anklagelserna riskerar de upp till tio års fängelse.
Cinayetten suçlu bulunmuştur.Han har erkänt brottet.
Totonero skandalında suçlu bulunup bir süre futboldan yasaklı kaldı.Där blev han inblandad i spelskandalen Totonero och avstängd de kommande två åren.
1973) 1887 - Charles Lucky Luciano, İtalyan asıllı Amerikalı suçlu (ö.1897 – Charles Luciano, född Salvatore Lucania, italiensk-amerikansk maffiaboss.
Küba’ya göç edecek olan binlerce insanın içerisinde azılı suçlular ve akıl hastaları da vardır.Vissa länder tillämpar därutöver ytterligare begränsningar för brottslingar och sinnessjuka.
13 Haziran 2017 tarihinde MİT Tırları davasında suçlu bulunarak 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı.I augusti 1958 dömdes Böhme till femton års fängelse för medhjälp till mord i 3 907 fall.
Savaştan sonra 1946 yılında suçlu bulunarak hapse mahkûm edildi.Efter kriget satt han häktad 1945 till 1946 misstänkt för brott mot mänskligheten.
Müttefiklerin Uluslararası Askerî Mahkeme heyetinin tüm üyeleri onu suçlu buldu.Samtliga medlemmar i militärligan dömdes för grova brott.
Suçluların adaya getirilmesi 1840 ve 1864 yılları arasında aralıklarla devam ettirilmiştir.Transporten av fångar till Australien fasades ut mellan 1840 och 1868.
Suça karışan dört asker Mart ve Nisan 1967'de tecavüz ve cinayetten suçlu bulundu.De fyra skyldiga soldaterna dömdes var och en för våldtäkt och mord i mars och april 1967.
Cezalandırma, suçlunun ailesini de kapsayabilirdi.Покарання також могло накладатись на сім'ю злочинця.
Cinayetten suçlu bulunmuştur.Він змушений був учинити злочин.
Bütün suçlamalardan suçlu bulundu.Він був виправданий за всіма пунктами звинувачення.
Yoksa ayıplanır, aşağılanır, kişi kendini suçlu hisseder.Гопники самостверджуються, принижуючи, кривдячи, ображаючи інших людей.
Bunun yanı Avrupa'dan bazen de suçlular gelir.Сюди приїжджають пілоти з багатьох країн Європи а також з інших континентів.
Suçlunun ismini bile söyler.Він запам'ятав ім'я автора.
Suçlunun suçunu asla yanına koymaz.Свою вину у злочинах ніколи не визнавав.
Suçlular yakalanır adalete teslim edilirler.Солдатів було арештовано за кримінальними звинуваченнями.
İdam mangaları ayrıca politik suçluları cezalandırmak için de kullanıldı.Вона здавна використовувалась як місце заслання політичних злочинців.
Freeman suçlu bulundu ve yalnızca bir gün hapis yattı.Фріман був визнаний винним, але поміщений у в'язницю на один день.
Şehrin en saf suçlularıdır.Вони — найкрутіші поліцейські в місті.
Yargılanır, kralın idamına dahil olmaktan suçlu bulunur.Леді Судчан запідозрили у вбивстві короля.
Bu suçlardan suçlu bulundu.А такі звинувачення були.
Reoch suçlu bulundu ve idam edildi, boğuldu ve aynı gün vücudu yakıldı.Теон заборонив йому робити це і спалив тіла дітей в той же день.
Bu nedenle de suçludur.Йому залишається лише знайти винуватця.
İkisi de bu suçlunun peşine düşerler.Тому обох розшукують як злочинців.
Ensestten suçlu bulunma en fazla 10 yıllık hapisle cezalandırılabilir.У разі засудження Екклстоуну загрожувало до десяти років в'язниці.
Bu zamana kadar zaten bütün savaş suçluları afla salıverildi.Бо всі вони були до того часу розпродані.
Yargı sistemi tek celsede Yahudileri suçlu buldu.Суд визнав підозрюваних євреїв винними.
Birkaç suçlu yangından kaçıp ormanda saklanırlar.Багато жителів почали втікати і переховуватись у лісі.
Suçlu gittiğinde Griffinler Quahog'daki evlerine geri döner.Після цього майбутня королева їде назад в Хетфілд-хаус.
O suçlu bulundu ama Frank James aleyhinde konuşması karşılığında affedildi.Френка мали повісити, однак несподівано його помилували.
Tony suçluluk duygusuyla mahvolur.Тони серця глухі.
Tutuklananlar göstermelik bir duruşmada yargılandı ve 14'ü suçlu bulundu.Суд визнав його винним у викраданні і вбивстві 14 осіб.
Tom bir suçlu gibi görünüyor.Том схожий на злочинця.
Neden sadece Tom'u suçluyorsun?Чому звинувачувати лише Тома?
Yujin Kitagawa (daha sonra müzik ikilisi olan Yuzu'nun üyesi oldu) baş suçluyu oynadı.Júdžin Kitagawa (později člen hudebního dua Yuzu) hrál hlavního pachatele.
Neredeyse 800 Alman suçlunun 100'den fazlası eşcinseldi ve 7 tane Yehova Şahitleri üyesi vardı.Téměř 800 dalších byli němečtí kriminálníci, více než 100 homosexuálové a 7 Svědci Jehovovi.