suçlu ile cümle
suçlu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sharpe askeri mahkemede yargılanır ve suçlu bulunur.Cofresí werd berecht door een militair tribunaal en schuldig bevonden.
O kardeşini öldürdüğü için suçluluk hissediyor.Hierdoor is hij verplicht zijn broer te doden.
Bütün suçlamalardan suçlu bulundu.Hij werd vrijgesproken van alle klachten.
Bu nedenle de suçludur.De schuldige zijt gij!
Bilginlerin 460'tan fazlası Xianyang'da suçlu bulundu ve gömülerek îdam edildiler.460 of meer geleerden levend hebben laten begraven.
Ona yalan söylediği için kendini suçlu hisetmektedir.Hij wordt razend op haar omdat ze hierover loog.
Buna örnek olarak hakim suçlu teşbihi gösterilir.Een voorbeeld hiervan is het plegen van een strafbaar feit.
Uzun uğraşmalardan sonra suçlu yakalanır, bir ağaca asılır.Twee dagen later werd hij na een showproces ter dood veroordeeld en aan een boom opgehangen.
Ebu Abbas İtalyan makamlarınca gıyabında yargılandı ve suçlu bulundu.Abu Abbas verliet het rechtsgebied van Italië en werd bij verstek veroordeeld.
Bu suçluluk duygusundan dolayı Ichigo, sevdiklerini korumak için daha fazla güç elde etmeye karar verir.Haar dood zorgt ervoor dat Ichigo er alles aan doet om degene die hij lief heeft te beschermen.
Polisler olay yerine vardığında suçlular çoktan kaçmıştı.Toen de politie verscheen sloegen de overvallers op de vlucht.
Suçlunun ismini bile söyler.Verder staat er de naam van de staat.
Duruşmasına alkollü gelmesinden ötürü mahkeme tarafından suçlu bulundu.Hij kwam in aanraking met het gerecht wegens alcoholmisbruik.
2 gardiyan da suçlu bulundu ve ömür boyu hapis cezası aldılar.De twee overvallers werden later gearresteerd en veroordeeld tot een levenslange gevangenisstraf.
Filmin sonundaki yazılardan Tess'in cinayetten suçlu bulunarak asılmak suretiyle idam edildiğini öğreniriz.Het slot van deel twee wordt omschreven als de ophanging van Tess.
Mahkeme edilip suçlu bulunduktan sonra 1938’de idam edildi.In 1938 werd hij tijdens een geheim proces veroordeeld en geëxecuteerd.
Bilginin peşinden gidiyoruz. ve siz bize suçlu dediniz.Hij speelt het slim en de kennis laat de aanklacht vallen.
Ayrıca iki hapishane dışında devlet suçlularının hapsedildiği zindanlardan da birisiydi.Waarschijnlijk betrof het in beide gevallen uit gevangenschap ontsnapte vogels.
Eski bir suçludur.Hij is een antiquair.
İnternet tarayıcıları, yaygın dağıtım ve kullanımları nedeniyle suçlular için özel bir hedeftir.Webbrowsers zijn een bijzonder doelwit vanwege hun grote verspreiding en gebruik.
Şimdi öteevrene suçlu gideyim Öyle mi?Zijn ze bang vermoord te worden? 10/5.
(Madde 7) Madde 8, İade anlaşmalarında, işkence suçlularının da iadesinin yer almasını düzenler.Artikel 6:108 van het Burgerlijk Wetboek regelt hetzelfde in geval van overlijden van de dierbare.
II. Dünya Savaşı'ndan sonra Heißmeyer bir savaş suçlusu olarak bir hapis cezasına çarptırıldı.Na de Tweede Wereldoorlog werd hij als oorlogsmisdadiger veroordeeld.
Diğeri ise kendini suçlu hissetmiş ve kısa süre sonra da o da ölmüş.De een is dood en de ander krijgt kort daarna een aanval en is ook dood.
Öykünün son sahnesi ise, anlatıcının suçluluk duygusunun sonucudur.Jednak finalna scena noweli jest rezultatem poczucia winy.
1946 yılına gelindiğinde yüzlerce savaş suçlusu, binlerce Nazi ve faşist İspanya'da bulunmaktadır.W 1946 do Hiszpanii dotarły setki zbrodniarzy wojennych oraz tysiące nazistów i faszystów.
Ona yalan söylediği için kendini suçlu hisetmektedir.Argumentuje to tym, że go okłamała.
Evet, ben bir suçluyum.Jest przestępcą.
Britanya, 1840 yılına kadar Yeni Güney Galler'e suçlu göndermeye devam etti.Wielka Brytania wysyłała transporty skazańców do Nowej Południowej Walii aż do 1840.
Dünyayı bütün suçlulardan arındırmak ister.Stara się oczyścić miasto z przestępców.
Suçluları cezalandırır.Poradnik dla grzeszników.
Irak ayrıca Kuveyt'i OPEC'in petrol üretimi için belirlediği kotayı aşmakla suçluyordu.Irak zarzucał też Kuwejtowi naruszanie limitu określonego przez OPEC w wydobywaniu ropy naftowej.
7 Nisan 1962’de tümü suçlu bulunup 30 yıla mahkûm edilir.7 kwietnia 1962 wszyscy zostali skazani na 30 lat więzienia.
Mandiç suçlu bulundu ve 6 Haziran 1945 ölüm cezasına çarptırıldı.Szybko osądzony, a 6 czerwca 1945 skazany na karę śmierci.
Bütün suçlamalardan suçlu bulundu.Uznano go winnym wszystkich zarzutów.
Sokrates az bir farkla suçlu bulundu.Sokrates zostaje uznany za winnego niewielką przewagą głosów.
Bu nedenle de suçludur.Ten okazuje się być winnym.
Student suçlu bulundu ve beş yıl hapis cezasına çarptırıldı.Stypendystę oskarżono o przeklinanie i skazano na 5 dni więzienia.
Suçluları suç işlemekten caydırmıyor.Jednak przestępcy nie dają o sobie zapomnieć.
Suçlu bu kelime.W tym kryminalne.
Çok tehlikeli bir suçlu olarak görülmektedir.Traktowany był jako więzień niebezpieczny.
Islah olmayı kabullenmez ama suçluluk da duymaz.Jest też nieśmiały i nie potrafi się przyznać do winy.
Neredeyse 800 Alman suçlunun 100'den fazlası eşcinseldi ve 7 tane Yehova Şahitleri üyesi vardı.Gestapo odebrało ponad 800 dzieci rodzicom Świadkom Jehowy.
En azılı suçlular bir anda hapishanede özgür kalır.Przynajmniej jeden podejrzany nadal pozostaje na wolności.
Nürnberg duruşmalarında savaş suçlusu olarak hüküm giydi ve idam edildi.W procesach norymberskich, już po śmierci, oskarżony jako zbrodniarz wojenny.
Bu zamana kadar zaten bütün savaş suçluları afla salıverildi.Zwolniono wówczas wszystkich więźniów kryminalnych.
Vicdan azabı pişmanlığın en güçlü şeklidir ve çok daha derin bir suçluluk bileşenine sahiptir.Opętanie jest zniewoleniem wewnętrznym i najwyższą formą demonicznej ingerencji.
2008 - Bosna Savaş Suçlusu Radovan Karadzic Sırbistan'da yakalandı.W Belgradzie został aresztowany serbski zbrodniarz wojenny Radovan Karadžić.
Suçlu 13 adam 2001 yılında soykırım suçundan mahkûm edilmiştir.Sprawca zabójstwa został w marcu 2001 skazany na 30 lat więzienia.
Üstelik halk, suçluları cezalandırdığı için katili desteklemektedir.Monarsze w ściganiu sprawców zbrodni pomagali także lokalni urzędnicy.
Savaş suçlusu olarak çalıştırıldı ve ölüm cezasına çarptırıldı.Uznany za zbrodniarza wojennego i skazany na karę śmierci.
Aslında bunlar büyük politik suçlular değil, büyük suçlu politikacılardır.Postacie te to nie są po prostu zbrodniarze, ale indywidua psychopatyczne.
Hedefinde çeteler, gangsterler, komünistler ve müşterek suçlular vardır.W jego skład wchodzą przestępcy polityczni, dezerterzy oraz zwykli kryminaliści.
Böylece suçlular suç olmadan yakalamaktadır.Ekipa Chudego postanawia złapać kryminalistów.
Büyük Temizlik sırasında suçlu bulunarak idam edilmiştir.W okresie wielkiej czystki prześladowany.
Yasalara karşı gelmek onu suçlu kılar.Działając poza prawem, wymierzał im sprawiedliwość.
Suçlu bulunup idam edilirler.Uznano ich za winnych i stracono.
Onları "cumhuriyetçilik, paganizm ve kumpas" ile suçluyordu.Przeprowadził remont kościoła, budynków parafialnych i plebanii.
Bu sorgulamalarla birlikte suikastta birinci derecede suçlu olanların sorgusu tamamlanmış oldu.Dwie osoby, które na początku jednocześnie przyznały się do zabicia pułkownika, rzeczywiście są winne.
O kardeşini öldürdüğü için suçluluk hissediyor.Ze złości zabił więc brata.