Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Geef mij niet de schuld als je te laat op school komt en loop gewoon voor me
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Gib' mir nicht die Schuld, wenn du zu spät zur Schule kommst und geh einfach vor.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Jangan salahkan aku bila kamu terlambat ke sekolah, dan berjalan saja di depanku.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Klandra inte mig om du kommer sent till skolan. och gå bara framför mig.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.또 나 놓쳐서 학교 못갔다고 울구불구 하지말고 니가 앞에가.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Ne me blâme pas quand tu arriveras en retard à l'école et marche devant moi.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Neobviňuj ma, keď budeš meškať do školy, a choď predo mnou.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Nie wiń mnie kiedy się spóźnisz do szkoły. i po prostu idź przede mną.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Non biasimarmi quando arriverai a scuola in ritardo e vai davanti a me.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Nu ma invinovati cand intarzii la scoala si ia-o inainte.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Tới trường trễ thì đừng trách tôi đấy
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Μην με κατηγορήσεις εμένα αν αργήσεις για το σχολείο, και απλώς πήγαινε μπροστά μου
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Не вини меня, когда опоздаешь в школу. и просто иди впереди меня.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Не хвърляй вината върху мен , когато закъснееш за училище. а просто върви пред мен .
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.אל תאשימי אותי כאשר תאחרי לבית הספר. ורק תלכי לפניי.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.لا تلوميني عندما تصلين إلى المدرسة متأخرة وفقط أذهبي أمامي
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.お前が先に行けよ 後を付いてくから
Olanlar için onu suçlayıp suçlamadığını!Chiederti se tu ce l'avessi con lui per ciò che è successo!
Olanlar için onu suçlayıp suçlamadığını!De si le guardabas rencor por lo ocurrido.
Olanlar için onu suçlayıp suçlamadığını!Det er, om du hader ham på grund af det, der skete.
Olanlar için onu suçlayıp suçlamadığını!Om du hatar honom för vad som hände.
Olanlar için onu suçlayıp suçlamadığını!O tym, czy go obwiniasz za to, co się stało.
Olanlar için onu suçlayıp suçlamadığını!Se lhe tinhas rancor ou não por causa do que aconteceu!
Olanlar için onu suçlayıp suçlamadığını!Siitä, vihaatko sinä häntä sen takia, mitä tapahtui.
Olanlar için onu suçlayıp suçlamadığını!Για το αν τον μισείς για ό,τι συνέβη!
Olanlar için onu suçlayıp suçlamadığını!О том, испытываешь ли ты к нему ненависть из-за того, что было!
On dört Müslümanın, saldırı suçlamalarıyla yargılanmasına karar verildi.14 이슬람교도 서 다음 명령 했다 폭행 혐의로 재판.
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.C`était à eux de paraître en ta présence et de se porter accusateurs, s`ils avaient quelque chose contre moi.
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.Ei înşişi ar trebui să se înfăţişeze înaintea ta, şi să mă pîrască, dacă au ceva împotriva mea.
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.Ellos deberían comparecer delante de ti y traer acusaciones, si es que tienen algo contra mí
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.heidän tulisi nyt olla saapuvilla sinun edessäsi ja syyttää, jos heillä olisi jotakin minua vastaan.
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.ki bi morali tu pred teboj stati in tožiti, če imajo kaj zoper mene.
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.Kiknek ide kellett volna te elõdbe jõni és vádolni, ha valami panaszuk volna ellenem.
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.저희가 만일 나를 반대할 사건이 있으면 마땅히 당신 앞에 와서 송사하였을 것이요
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.Kteříž by měli tuto také před tebou státi a žalovati, měli-li by co proti mně.
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.ktorí by mali byť tu pred tebou a žalovať, ak by mali niečo proti mne.
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.Którzy też tu mieli stanąć przed tobą i skarżyć, jeźliby co mieli przeciwko mnie.
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.Nếu họ có điều gì kiện tôi, thì có lẽ đến hầu trước mặt quan mà cáo đi.
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.Nếu họ có_điều gì kiện tôi , thì có_lẽ đến hầu trước mặt quan mà cáo đi .
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.og de burde nu være til Stede hos dig og klage, om de have noget på mig at sige.
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.og disse burde trede frem for dig og komme med sin klage om de hadde noget å si på mig.
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.os quais deviam comparecer diante de ti e acusar-me se tivessem alguma coisa contra mim;
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.οιτινες επρεπε να παρασταθωσιν ενωπιον σου και να με κατηγορησωσιν, εαν ειχον τι κατ' εμου.
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.котрим би треба перед тебе прийти й винувати, коли б що мали проти мене.
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.אשר עליהם היה לעמד הנה לפניך ולענות בי אם היה להם דבר נגדי׃
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.كان ينبغي ان يحضروا لديك ويشتكوا ان كان لهم عليّ شيء.
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.他 們 若 有 告 我 的 事 、 就 應 當 到 你 面 前 來 告 我
Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını belirtmeleri gerekir.他 們 若 有 告 我 的 事 、 就 應當 到 你 面前 來告我
Onun sağa dönüldüğünde, babasının o olmadığını anne suçlamaktan dolusu오른쪽에 의존하고, 아버지는 그녀가 아니라고 어머니에 reproaches을 heaped
Onun sağa dönüldüğünde, babasının o olmadığını anne suçlamaktan dolusuנפנה לימינו, האב הרעיף נזיפות על האם שהיא לא
Onun sağa dönüldüğünde, babasının o olmadığını anne suçlamaktan dolusuتحول إلى حق حقه ، وتنهال الأب اللوم على الأم أنها لم تكن
Onun sağa dönüldüğünde, babasının o olmadığını anne suçlamaktan dolusu妹からグレゴールの部屋の掃除を引き継ぐと、彼の、左に回すために、
Oradaki Yahudiler de anlatılanların doğru olduğunu söyleyerek bu suçlamalara katıldılar.A dokladali k tomu aj Židia a hovorili, že je tak.
Oradaki Yahudiler de anlatılanların doğru olduğunu söyleyerek bu suçlamalara katıldılar.A k tomu se přimluvili i Židé, pravíce, že to tak jest.
Oradaki Yahudiler de anlatılanların doğru olduğunu söyleyerek bu suçlamalara katıldılar.De andere Joden vielen Tertullus bij en zeiden dat hij gelijk had.
Oradaki Yahudiler de anlatılanların doğru olduğunu söyleyerek bu suçlamalara katıldılar.De andra judarna instämde häri och påstodo att det förhöll sig så.
Oradaki Yahudiler de anlatılanların doğru olduğunu söyleyerek bu suçlamalara katıldılar.Ðến phiên các người Giu-đa cũng hùa theo lời đó , quyết rằng thật có như_vậy .
Oradaki Yahudiler de anlatılanların doğru olduğunu söyleyerek bu suçlamalara katıldılar.Ðến phiên các người Giu-đa cũng hùa theo lời đó, quyết rằng thật có như vậy.
Oradaki Yahudiler de anlatılanların doğru olduğunu söyleyerek bu suçlamalara katıldılar.Die Juden aber redeten auch dazu und sprachen, es verhielte sich also.
Oradaki Yahudiler de anlatılanların doğru olduğunu söyleyerek bu suçlamalara katıldılar.Helybenhagyák pedig a zsidók is, mondogatván, hogy úgy vannak ezek.