Kendimi suçlamak için daha fazla sebebim yok.ليس هناك أي سبب لألقي اللوم على نفسي.
Kendimi suçlamak için daha fazla sebebim yok.自分を責めなければならないなら 理由は百万でも思いつくでしょう
Kimi suçlamaya çalışıyorsun?Kit akarsz hibáztatni?
Kimse seni suçlamaz.Ingen kommer att anklaga dig.
Kimse seni suçlamaz.Ingen vil bebrejde dig.
Kimse seni suçlamaz.Kukaan ei ihmettele.
Kimse seni suçlamaz.Nadie te lo tendrá en cuenta.
Kimse seni suçlamaz.Nessuno ti rimprovererà.
Kimse seni suçlamaz.Nikt nie będzie miał pretensji.
Kimse seni suçlamaz.Ninguém te censurará.
Kimse seni suçlamaz.Κανείς δεν θα σε κατηγορήσει.
Kimse seni suçlamaz.Вас никто не станет в этом винить.
Kötü eğitimi ve yanlış değerleri suçlamamız gerekiyor.Así que podemos culparlo del pobre programa educativo y la promoción de valores falsos.
Kraliyet ailesi hakkındaki suçlamalar kalktı ve Prenses benden ölesiye nefret ediyor.Az uralkodó család neve tisztázódott, a hercegnő pedig gyűlöl.
Kraliyet ailesi hakkındaki suçlamalar kalktı ve Prenses benden ölesiye nefret ediyor.La Famille Impériale est blanchie, la princesse me déteste.
Kraliyet ailesi hakkındaki suçlamalar kalktı ve Prenses benden ölesiye nefret ediyor.Η Βασιλική Οικογένεια είναι ελεύθερη από όποια κατηγορία και η Πριγκίπισσα με μισεί μέχρι θανάτου.
Kraliyet ailesi hakkındaki suçlamalar kalktı ve Prenses benden ölesiye nefret ediyor.العائلة الملكية تخلصت من التهم, والاميرة تكرهني الى حد الموت
Kraliyet Vakfı, Prens'e yöneltilen her asılsız... ...suçlamaya karşı dava açacaktır.Az uralkodó családdal és Lee Han herceggel kapcsolatos hírek szándékosan kerültek terjesztésre.
Kraliyet Vakfı, Prens'e yöneltilen her asılsız... ...suçlamaya karşı dava açacaktır.المؤسسة الملكية ستتخد اجراءات ضد اي اشاعة كاذبة حول الامير
"Manal al-Sharif kamu düzenini bozma ve kadınları sürmeye teşvif etme suçlamalarıyla yüzleşiyor."마날 알 샤리프가 사회 질서를 어지럽히고 여성이 운전하도록 선동한 혐의를 받다."
"Manal al-Sharif kamu düzenini bozma ve kadınları sürmeye teşvif etme suçlamalarıyla yüzleşiyor."Mana al-Sharif mengahdapi tuduhan mengganggu ketenangan publik dan menghasut wanita untuk mengemudi."
"Manal al-Sharif kamu düzenini bozma ve kadınları sürmeye teşvif etme suçlamalarıyla yüzleşiyor."Manal al-Sharif affronta le accuse di disturbo dell'ordine pubblico e incitamento alla guida delle donne".
"Manal al-Sharif kamu düzenini bozma ve kadınları sürmeye teşvif etme suçlamalarıyla yüzleşiyor.Manal al-Sharif afronta cargos de alteración del orden público e incitar a las mujeres a conducir".
"Manal al-Sharif kamu düzenini bozma ve kadınları sürmeye teşvif etme suçlamalarıyla yüzleşiyor."Manal al-Sharif åtalas för att ha stört den allmänna ordningen och uppviglat kvinnor att köra."
"Manal al-Sharif kamu düzenini bozma ve kadınları sürmeye teşvif etme suçlamalarıyla yüzleşiyor."Manal al-Sharif čelí obvineniam z narúšania verejného poriaku a povzbudzovania žien k šoférovaniu."
"Manal al-Sharif kamu düzenini bozma ve kadınları sürmeye teşvif etme suçlamalarıyla yüzleşiyor."Manal al-Sharif čelí obvinění z narušování veřejného pořádku a podněcování žen k řízení."
"Manal al-Sharif kamu düzenini bozma ve kadınları sürmeye teşvif etme suçlamalarıyla yüzleşiyor."Manal al-Sharif đối mặt với các cáo buộc vi phạm an ninh công cộng và xúi giục phụ nữ lái xe."
"Manal al-Sharif kamu düzenini bozma ve kadınları sürmeye teşvif etme suçlamalarıyla yüzleşiyor."Manal al-Sharif e acuzată de perturbarea ordinii publice şi incitarea femeilor la condus."
"Manal al-Sharif kamu düzenini bozma ve kadınları sürmeye teşvif etme suçlamalarıyla yüzleşiyor."Manal al-Sharif enfrenta acusações de perturbação da ordem pública "e de incitar as mulheres a conduzir."
"Manal al-Sharif kamu düzenini bozma ve kadınları sürmeye teşvif etme suçlamalarıyla yüzleşiyor."Manal al-Sharifet a közrend megzavarásával és nők vezetésre buzdításával vádolják."
"Manal al-Sharif kamu düzenini bozma ve kadınları sürmeye teşvif etme suçlamalarıyla yüzleşiyor."Manal al-Sharif oskarżona o zakłócanie porządku publicznego i nakłanianie kobiet do jazdy".
"Manal al-Sharif kamu düzenini bozma ve kadınları sürmeye teşvif etme suçlamalarıyla yüzleşiyor.Знаю, знаю.
"Manal al-Sharif kamu düzenini bozma ve kadınları sürmeye teşvif etme suçlamalarıyla yüzleşiyor."Манал ал-Шариф e обвиненa за нарушаване на обществения ред и подстрекателство на жените към шофиране".
"Manal al-Sharif kamu düzenini bozma ve kadınları sürmeye teşvif etme suçlamalarıyla yüzleşiyor."מנאל אל-שריף מתמודדת עם האשמות של הפרת הסדר הציבורי והסתת נשים לנהוג."
"Manal al-Sharif kamu düzenini bozma ve kadınları sürmeye teşvif etme suçlamalarıyla yüzleşiyor."منال الشريف تواجه تهمة الإخلال بالنظام العام وتحريض النساء على القيادة."
"Manal al-Sharif kamu düzenini bozma ve kadınları sürmeye teşvif etme suçlamalarıyla yüzleşiyor."女性に車の運転をそそのかす扇動者" ひどいでしょう
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Các người kiện cáo đều đã có mặt, song không kiện nó về một tội gì như tôi đã dè chừng.
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Các người kiện_cáo đều đã có_mặt , song không kiện nó về một tội_gì như tôi đã dè_chừng .
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Er was geen sprake van een overtreding of een misdaad.
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Gli accusatori gli si misero attorno, ma non addussero nessuna delle imputazioni criminose che io immaginavo
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Jehožto žalobníci tu stojíce, z ničeho takového nevinili ho, čehož jsem já se domníval.
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Ki ellen, mikor vádlói elõálltak, semmi bûnt nem hoztak fel azok közül, a miket én sejtettem:
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.원고들이 서서 나의 짐작하던 것 같은 악행의 사건은 하나도 제출치 아니하고
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.ktorého obstúpili žalobníci, ale ho nevinili nijakými takými zločinmi, o jakých som sa ja domnieval.
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Les accusateurs, s`étant présentés, ne lui imputèrent rien de ce que je supposais;
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Men da Anklagerne stode omkring ham, fremførte de ingen sådan Beskyldning, som jeg havde formodet;
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Men da anklagerne stod omkring ham, fremførte de ikke nogen klage for slikt som jeg hadde tenkt;
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Njegovi tožniki pa, ko so nastopili, mu niso očitali nobene take krivice, kakršne sem pričakoval jaz,
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Pîrîşii, cînd s'au înfăţişat, nu l-au învinuit de nici unul din lucrurile rele, pe cari mi le închipuiam eu.
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Przeciw któremu stanąwszy ci, co nań skarżyli, żadnej winy nie przynieśli z tych, którychem się ja spodziewał.
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.und da seine Verkläger auftraten, brachten sie der Ursachen keine auf, deren ich mich versah.
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.περι του οποιου οι κατηγοροι παρασταθεντες δεν επεφεραν ουδεμιαν κατηγοριαν εξ οσων εγω υπενοουν,
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Обступив его, обвинители не представили ни одного из обвинений, какие я предполагал;
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.Обступивши його винувателї, нїякої вини не принесли, про які я думав,
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.ויעמדו עליו שטניו ולא הביאו עליו דבר רע מאשר הייתי חשד אתו׃
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.فلما وقف المشتكون حوله لم يأتوا بعلّة واحدة مما كنت اظن.
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.告 他 的 人 站 著 告 他 . 所 告 的 、 並 沒 有 我 所 逆 料 的 那 等 惡 事
Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.告 他 的 人 站著 告 他 . 所 告 的 、 並沒 有 我 所 逆料 的 那 等 惡事
O da harikulade bir Vermeer tablosu yaptı. Ve sonra vatana ihanet suçlaması düştü.Naslikal je čudovitega Vermeera in nato so bile obtožbe izdaje opuščene.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Bebrejd mig ikke når du kommer for sent til skole og bare gå foran mig