Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.Tetapi dia tidak mengaku sebagai pengkhianat. Dia berkata," Saya tidak menjual karya agung kepada Nazi.
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım."Yo no le vendí una gran obra maestra a ese nazi.
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.Αλλά όχι για προδοσία. Είπε "Δεν πούλησα ένα σπουδαίο αριστούργημα σε αυτό το Ναζί.
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.Але він зізнавався не в державній зраді. Він сказав: "Я продав тому нацисту не справжній шедевр.
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.Но той не си признал за предателство. "Не продадох голям шедьовър на този нацист.
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım."Я не продавал великое произведение искусства этому нацисту.
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.אך הוא לא הודה בבגידה. הוא אמר, "אני לא מכרתי יצירת אומנות גדולה לנאצי הזה.
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.ولكنه لم يعترف بالخيانة فقال " انا لم أبع لوحة فريدة لذاك النازي ..
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.「あのナチに素晴らしい巨匠の作品を 売ったりなどしてません あれは自分で描いた贋作です」
Ama midene oturursam beni suçlama, peder!Ma non prendertela con me se ti farò venire mal di stomaco, papà!
Ama midene oturursam beni suçlama, peder!Mas, se ficar com dores de estômago, não me culpe, Papá!
Ama midene oturursam beni suçlama, peder!¡No te enfades si te produzco una indigestión, papá, señor!
Ama midene oturursam beni suçlama, peder!Skyd ikke skylden på mig, hvis du får dårlig mave, Farmand!
Ama midene oturursam beni suçlama, peder!Skyll inte på mig om du blir dålig i magen, Pappsen, sir!
Ama midene oturursam beni suçlama, peder!Tylko się nie skarż, tatku, jak ci zaszkodzę na żołądek.
Ama midene oturursam beni suçlama, peder!Όμως, μην με κατηγορήσεις αν βαρυστομαχιάσεις, μπαμπάκα!
Ama midene oturursam beni suçlama, peder!Но не сердись, если я расстрою тебе желудок, папа!
Ama sakatlanmamdan dolayı kimseyi suçlamamam gerektiği gerçeğiyle yüzleşmek zorundaydım.J'ai dû me regarder dans le miroir et me rendre compte que je voulais toujours faire de la compétition.
Ama sakatlanmamdan dolayı kimseyi suçlamamam gerektiği gerçeğiyle yüzleşmek zorundaydım.그렇지만 다치는 것을 두고 누구도 탓할 수 없다는 사실을직면해야 했어요.
Ama sakatlanmamdan dolayı kimseyi suçlamamam gerektiği gerçeğiyle yüzleşmek zorundaydım.Ma dovevo affrontare la realtà che non era colpa degli infortuni.
Ama sakatlanmamdan dolayı kimseyi suçlamamam gerektiği gerçeğiyle yüzleşmek zorundaydım.Pero tuve que enfrentar la realidad de que mis lesiones no eran para culparse en otra parte.
Ama sakatlanmamdan dolayı kimseyi suçlamamam gerektiği gerçeğiyle yüzleşmek zorundaydım.Tinha que enfrentar o facto de que as minhas lesões não eram culpa de ninguém.
Ama sakatlanmamdan dolayı kimseyi suçlamamam gerektiği gerçeğiyle yüzleşmek zorundaydım.Tôi phải đối mặt với sự thật rằng, không thể đổ lỗi cho ai khác.
Ama sakatlanmamdan dolayı kimseyi suçlamamam gerektiği gerçeğiyle yüzleşmek zorundaydım.עדיין רציתי להצליח. אבל הייתי חייב להתמודד עם המציאות שאי אפשר להאשים מישהו אחר בפציעות שלי.
Ama sakatlanmamdan dolayı kimseyi suçlamamam gerektiği gerçeğiyle yüzleşmek zorundaydım.لكن كان علي مواجهة حقيقة أن إصابتي لن تواجه بالملامة بأي مكان.
Ama sakatlanmamdan dolayı kimseyi suçlamamam gerektiği gerçeğiyle yüzleşmek zorundaydım.自分に問題があるなら 自分で変えなければいけないのだ
‹‹Ancak kimse kimseyle çekişmesin, Kimse kimseyi suçlamasın, Çünkü halkın kâhinle çekişenlere benziyor.Älköön vain kukaan nuhdelko, älköön kukaan ojentako, vaikka sinun kansasi on kuin pappien nuhtelijoita!
‹‹Ancak kimse kimseyle çekişmesin, Kimse kimseyi suçlamasın, Çünkü halkın kâhinle çekişenlere benziyor.A však žádný jim nedomlouvej, aniž jich kdo tresci; nebo lid tvůj podobni jsou těm, kteříž se vadí s knězem.
‹‹Ancak kimse kimseyle çekişmesin, Kimse kimseyi suçlamasın, Çünkü halkın kâhinle çekişenlere benziyor.Dầu vậy , chớ có ai biện_luận , chớ có ai quở_trách ! Vì dân ngươi giống như những người cãi_lẫy thầy tế_lễ .
‹‹Ancak kimse kimseyle çekişmesin, Kimse kimseyi suçlamasın, Çünkü halkın kâhinle çekişenlere benziyor.Dầu vậy, chớ có ai biện luận, chớ có ai quở trách! Vì dân ngươi giống như những người cãi lẫy thầy tế lễ.
‹‹Ancak kimse kimseyle çekişmesin, Kimse kimseyi suçlamasın, Çünkü halkın kâhinle çekişenlere benziyor.Doch man darf nicht schelten noch jemand strafen; denn dein Volk ist wie die, so den Priester schelten.
‹‹Ancak kimse kimseyle çekişmesin, Kimse kimseyi suçlamasın, Çünkü halkın kâhinle çekişenlere benziyor.Dog skænde man ej, dog revse man ej, når mit Folk kun er som dets Præster.
‹‹Ancak kimse kimseyle çekişmesin, Kimse kimseyi suçlamasın, Çünkü halkın kâhinle çekişenlere benziyor.그러나 아무 사람이든지 다투지도 말며 책망하지도 말라 네 백성들이 제사장과 다투는 자같이 되었음이니라
‹‹Ancak kimse kimseyle çekişmesin, Kimse kimseyi suçlamasın, Çünkü halkın kâhinle çekişenlere benziyor.Ma nessuno accusi, nessuno contesti; contro di te, sacerdote, muovo l'accusa
‹‹Ancak kimse kimseyle çekişmesin, Kimse kimseyi suçlamasın, Çünkü halkın kâhinle çekişenlere benziyor."Nadie contienda ni amoneste a ninguno, porque es contigo con quien tengo pleito, oh sacerdote
‹‹Ancak kimse kimseyle çekişmesin, Kimse kimseyi suçlamasın, Çünkü halkın kâhinle çekişenlere benziyor.Todavia ninguém contenda, ninguém repreenda; pois é contigo a minha contenda, ó sacerdote.
‹‹Ancak kimse kimseyle çekişmesin, Kimse kimseyi suçlamasın, Çünkü halkın kâhinle çekişenlere benziyor.Πλην ας μη αντιλεγη μηδεις μηδ' ας ελεγχη τον αλλον διοτι ο λαος σου ειναι ως οι αντιλεγοντες εις τον ιερεα.
‹‹Ancak kimse kimseyle çekişmesin, Kimse kimseyi suçlamasın, Çünkü halkın kâhinle çekişenlere benziyor.Но никто не спорь, никто не обличай другого; и твой народ – как спорящие со священником.
‹‹Ancak kimse kimseyle çekişmesin, Kimse kimseyi suçlamasın, Çünkü halkın kâhinle çekişenlere benziyor.אך איש אל ירב ואל יוכח איש ועמך כמריבי כהן׃
‹‹Ancak kimse kimseyle çekişmesin, Kimse kimseyi suçlamasın, Çünkü halkın kâhinle çekişenlere benziyor.ولكن لا يحاكم احد ولا يعاتب احد. وشعبك كمن يخاصم كاهنا.
‹‹Ancak kimse kimseyle çekişmesin, Kimse kimseyi suçlamasın, Çünkü halkın kâhinle çekişenlere benziyor.然 而 人 都 不 必 爭 辯 、 也 不 必 指 責 、 因 為 這 民 與 抗 拒 祭 司 的 人 一 樣
‹‹Ancak kimse kimseyle çekişmesin, Kimse kimseyi suçlamasın, Çünkü halkın kâhinle çekişenlere benziyor.然而 人 都 不 必 爭辯 、 也 不 必 指責 、 因為這 民與 抗拒 祭司 的 人 一 樣
Artık hitabet yok. Karşılıklı konuşma yok. Sadece suçlama.Nu mai există discurs, nici conversaţie, ci doar învinovăţiri.
Aslında soru da tam anlamıyla bir soru değil, bir suçlama.De vraag is niet zozeer een vraag, als wel een beschuldiging.
Aslında soru da tam anlamıyla bir soru değil, bir suçlama.Diese Frage ist weniger eine Frage als vielmehr ein Vorwurf.
Aslında soru da tam anlamıyla bir soru değil, bir suçlama.E la domanda non è una vera domanda è un'accusa.
Aslında soru da tam anlamıyla bir soru değil, bir suçlama.És a kérdés nem is igazán kérdés, inkább vád.
Aslında soru da tam anlamıyla bir soru değil, bir suçlama.Et la question n'était finalement pas autant une question qu'une accusation.
Aslında soru da tam anlamıyla bir soru değil, bir suçlama.Jest to nie tyle pytanie, co oskarżenie.
Aslında soru da tam anlamıyla bir soru değil, bir suçlama.그리고 사실 그건 진짜 질문이 아니라 추궁이었습니다
Aslında soru da tam anlamıyla bir soru değil, bir suçlama.Și întrebarea nu este de fapt chiar o întrebare ci mai mult o învinuire.
Aslında soru da tam anlamıyla bir soru değil, bir suçlama.Và câu hỏi đó thực ra giống một lời buộc tội hơn.
Aslında soru da tam anlamıyla bir soru değil, bir suçlama.Η ερώτηση δεν είναι στ' αλήθεια μια ερώτηση, όσο μια καταγγελία.
Aslında soru da tam anlamıyla bir soru değil, bir suçlama.А въпросът всъщност не е толкова въпрос, колкото обвинение.
Aslında soru da tam anlamıyla bir soru değil, bir suçlama.На самом деле, это не столько даже вопрос, сколько обвинение.
Aslında soru da tam anlamıyla bir soru değil, bir suçlama.וזו בעצם לא ממש שאלה, אלא יותר האשמה.
Aslında soru da tam anlamıyla bir soru değil, bir suçlama.والسؤال لا يشبه السؤال الحقيقي شئ مثل الإتهام.
Aslında soru da tam anlamıyla bir soru değil, bir suçlama.非難なのですが オランダ人は、それに触れる場合は
Ayný gün, davacý JSTOR resmi olarak bütün suçlamalardan vazgeçtiđini açýklar ve dava takibini reddeder.là việc Aaron muốn thế giới trở thành một nơi<br/>tốt đẹp hơn nó không chỉ muốn kiếm tiền.
Ayný gün, davacý JSTOR resmi olarak bütün suçlamalardan vazgeçtiđini açýklar ve dava takibini reddeder.Lo stesso giorno, la vittima primaria del caso, JSTOR,