Darcy onun yanından ayrılır ama çok geçmeden bir mektupla suçlamalara cevap verir.Дарси си тръгва, но на другия ден ѝ дава писмо, в което обяснява своите действия.
İki taraf da birbirini saldırı gerçekleştirerek ateşkes antlaşmasını bozmakla suçlamaktadır.Двете страни влизат в преговори за прекратяване на размяната на огън.
Savaş zamanında düşmana yardım etmek suçlamalarıyla karşılaştı.По време на войната влиза с доброволците във Враня.
Haziran 2003 yılında zimmet suçlamasından beraat etti.През януари 2010 г. му е повдигнато обвинение в укриване на данъци.
Birçok taciz ve cinsel suistimal suçlaması yükseldi.Повдигат се много обвинения в тормоз и сексуална разпуснатост.
1981'de rüşvet suçlamasıyla yargılandı.През 1986 г. срещу него има заведено дело за фалшифициране на банкноти.
Bu suçlamaların kaynağını, tiyatronun ahlaki nasihatler için bir kaynak olduğu inancıydı.Тези атаки се основават на класическата теория, че театърът е място за морални наставления.
Semih Özakça, davanın altıncı duruşmasında yargılandığı tüm suçlamalardan beraat etmiştir.Trećeg dana suđenja je priznao krivnju po svih šest točaka optužnice.
Annesinin öldüğü için kendisini suçlamaktadır.On joj otkriva da joj je majka umrla.
Suçlamalar devam etmiş, soruşturulmamış ve yargılanmamıştır.Nitko nije ni kazneno progonjen, niti je bilo istrage, niti optužen.
İki taraf da birbirlerini ateşkesi ihlal etmekle suçlamaktadır.Strane su se međusobno optuživale za njegovo kršenje.
Yani mahkemeye geliş amacı onu dinsizlik ile suçlamaktır.Stoga je odvjetnica podnijela sudsku tužbu protiv toga zakona s ciljem, da se ukine.
Bu arada bu evliliğin düzmece, sahte bir evlilik olduğu suçlamalarıyla karşılaştılar.Ako su takvi motivi prisutni kod oba partnera, tada se govori o lažnom ili fiktivnom braku.
McEwan bütün bu suçlamaları da reddetmektedir.Alechin však všetky obvinenia odmietal.
Davranışı soruşturuldu ve kendisine suçlama yapılmadı.Nečakali na žiadne vysvetlenie a zabili ho.
Başkalarını suçlama ya da kendi suçunu başkalarına atma olarak tanımlanabilir.Môžu obviňovať druhých, aby sa vyhli zodpovednosti.
Daha sonra bu suçlama düştü.Toto obvinenie bolo neskôr stiahnuté.
Babasının bir alkolik olduğunu ve hakkında bir sürü suçlama olduğunu görürler.Vedia už vaši, že si alkoholik?
Cassius Dio'ya göre Sezar bu suçlamaların doğru olmadığını yemin ederek reddetmiştir.Sám Caesar, podľa Cassia Diona, pod prísahou poprel túto povesť.
Suçlamaları reddetti.Njihovo pritožbo zavrača.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Na koncu je bil oproščen vseh obtožb.
Hükümet aynı zamanda patriği de suçlamış ve onlara “asker kaçaklarının patriği” suçlamasında bulunmuştur.Partizani so ga tudi kmalu začeli preganjati pod pretvezo, da je organizator »izdajalske domobranske vojne«.
Ancak kendisine yapılan ağır suçlamaların hepsinden beraat etti.Zato jo je obtoževal za vse svoje težave.
Jordan suçlamayı yaptıktan sonra, 5 kişiden 3'ü Jordan'ı arabada tecavüz ettikleri sebebiyle tutuklandı.Po pritožbi njegovega moštva Jordan je FIA kazen dvignila na tri dirke prepovedi.
İzinsiz giriş suçlamaları düşürülmüştür.Obtoženi so bili oproščeni obtožb o ugrabitvi.
Ölümünden sonra bütün suçlamalardan aklanmıştır.Po izročitvi so vse usmrtili.
"Üç suçlama daha".3 kaltinimas.
Savcı, hakkındaki suçlamalardan Demirel'in 10 yıldan 23 yıla kadar hapisini istedi.Už šį nusikaltimą D. Dilindžeriui buvo paskirta bausmė kalėti nuo dešimties iki dvidešimties metų.
Fakat bu promosyon, Jackson'a 1993 yılında açılan çocuk tacizi suçlamaları nedeniyle rafa kaldırıldı.Pirmą kartą tokia informacija pasirodė 1993 m., kai Džeksonas buvo apkaltintas seksualiniu vaikų išnaudojimu.
Ancak üç yıl sonra, Troçkist suçlamasıyla partiden atıldı.Tačiau po ketverių metų I. Gašparovič buvo pašalintas iš partijos.
İki taraf da birbirlerini ateşkesi ihlal etmekle suçlamaktadır.Mõlemad pooled süüdistasid teineteist relvarahukokkuleppe rikkumises.
Sovyetler Birliğine döndüğünde vatan hainliği suçlamasıyla NKVD tarafından sorgulanır.Nõukogude okupatsiooni tulekul ta arreteeriti NKVD poolt.
Bütün suçlamalardan suçlu bulundu.Kohus vabastas ta kõigist süüdistustest.
30 Ekim tarihinde terör örgütü üyeliği suçlamasıyla sevk edildiği mahkemece tutuklandı.Alles 1. oktoobril ametisse astunud ministrit kahtlustati seotuses organiseeritud kuritegevusega.
Heesters her zaman ispatlanmasına rağmen bu suçlamaları reddetmiştir.Heesters ise eitas raha annetamist alati, ehkki see on dokumentaalselt hästi tõendatud.
Eruygur ise suçlamaları reddetmiştir.Käärik eitas süüdistusi.
Daha sonra 2008 yılında bütün suçlamalardan beraat etti.Septembris 2010 mõisteti ta kõigis süüdistuse punktides õigeks.
Şantaj, alıkoyma, işkence, cinayet hazırlığı suçlamalarıyla 1994-1997 yılları arasında tutuklu kaldı.Teda on süüdistatud seotuses genotsiidi, piinamiste ja mõrvadega 1980. ja 1990. aastatel.
Ama, atalarımızı suçlamaya devam etmeden önce, size şunu göstereyim dedim: bu benim konferans odam.하지만, 조상들을 욕하기 전에 이걸 보여드릴게요. 이것이 제 회의실입니다.
Ama, atalarımızı suçlamaya devam etmeden önce, size şunu göstereyim dedim: bu benim konferans odam.Mielőtt túlságosan beleéljük magunkat az ősök elítélésébe, gondoltam, megmutatom az én konferenciatermem.
Ama, atalarımızı suçlamaya devam etmeden önce, size şunu göstereyim dedim: bu benim konferans odam.Но прежде чем я зайду далеко с обвинениями наших предков, я подумал, что стоит показать вам мой конференц-зал.
Ama, atalarımızı suçlamaya devam etmeden önce, size şunu göstereyim dedim: bu benim konferans odam.אבל,אתם יודעים,לפני שאני מרחיק לכת בהכפשת אבותינו, חשבתי שאראה לכם : זהו חדר הישיבות שלי.
Ama, atalarımızı suçlamaya devam etmeden önce, size şunu göstereyim dedim: bu benim konferans odam.لكنكم - كما تعلمون - قبل أن أبدأ في إدانة أجدادنا، أظن أني سأعرض لكم: هذه غرفة الاجتماعات الخاصة بي.
Ama, atalarımızı suçlamaya devam etmeden önce, size şunu göstereyim dedim: bu benim konferans odam.私の会議室をお見せしましょう これはひどい状態です
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.Aber er gestand nicht den Verrat. Er sagte, "Ich habe diesem Nazi kein großes Meisterwerk verkauft.
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.Ale nie przyznał się do zdrady. "Nie sprzedałem wielkiego dzieła temu naziście.
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.Ampak ni priznal izdaje. "Nisem prodal velike umetnine tistemu nacistu.
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.Anh nói "Tôi không hề bán một kiệt tác cho tên Đức quốc xã đó.
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.Dar nu a recunoscut trădarea. "Nu am vândut o mare capodoperă naziștilor.
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.De nem az árulást vallotta be. "Én nem eladtam egy remekművet annak a nácinak!
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.Hij zei: Ik heb het zelf geschilderd; ik ben vervalser."
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.Il dit : Je l'ai peint moi-même ; je suis un faussaire."
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım."Io non ho venduto una grande opera d'arte a quel nazista.
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.그러나 반역에 대해서는 인정하지 않았습니다. 그는 "나는 절대로 나치에게 위대한 걸작을 팔지 않았습니다" 라고 말했습니다.
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.Mas ele não confessou a traição. Ele disse, "Eu não vendi uma obra-prima aquele Nazi.
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.Men han erkände inte till förräderi. Han sa "Jag sålde inte ett stort mästerverk till den där nazisten.
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.Men han tilstod ikke til forræderi. Han sagde, "Jeg solgte ikke et stort kunstværk til den nazist.
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.Mutta ei maanpetosta. "En myynyt mestariteosta sille natsille.
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.Nepriznal sa však ku vlastizrade. "Nepredal som úžasné majstrovské dielo tomu nacistovi.
Ama bu itiraf vatana ihanet suçlamasıyla ilgili değildi. " O naziye büyük sanat eserinin kendisini satmadım.Nepřiznal se ale ke zradě. "Neprodal jsem žádné veledílo tomu nacistovi.