III. Aleksios bu suçlamalara inanmış ve Vatatzes'i idam ettirmiştir.Ο Αλέξιος Γ΄ πίστεψε τις κατηγορίες και εκτέλεσε τον Βατάτζη.
McEwan bütün bu suçlamaları da reddetmektedir.Η Σαβτσένκο αρνείται όλες τις κατηγορίες.
Müslüman yetkililer, Yahudilere karşı yapılan suçlamalara sıcak bakmamaktaydı.Στην επιστολή αυτή ο Αυστριακός καγκελάριος χαρακτήριζε τις κατηγορίες εναντίον των Εβραίων τελείως παράλογες.
Çünkü suçlaması gereken kişi yalnızca kendisiydi ama o buna inanmayı reddediyordu.Αυτή του ζήτησε να παραδοθεί, αλλά αυτός αρνήθηκε να το κάνει.
Semih Özakça, davanın altıncı duruşmasında yargılandığı tüm suçlamalardan beraat etmiştir.Υπήρξε μάρτυρας κατηγορίας κατά τη Δίκη των Έξι.
1596’da heretiklik suçlamalarına karşı kendini savundu.Τον Ιανουάριο του 1696 τον κατηγόρησαν ως αιρετικό.
Bundan dolayı 1920 ve 1922 yıllarında vatana ihanet suçlaması ile yargılandı.Με την επικράτηση των Κεμαλικών το 1922 κατηγορήθηκε για προδοσία.
Manisalı genç, suçlamalardan beraat etti.Λίγες εστιάδες παρθένες απαλλάχθηκαν από τις κατηγορίες.
Hakkında bulunan birçok suçlama mevcuttur.Πολλές σημαντικές κατηγορίες δίνονται εδώ.
Daha sonra bu suçlama düştü.Η κατηγορία αυτή στη συνέχεια καταρρίφθηκε.
1807 yılında Dresden’e giderken Fransız askerleri tarafından ajan suçlamasıyla tutuklandı.Σε ένα ταξίδι στην Δρέσδη το 1807, ο Κλάιστ συνελήφθη από τις γαλλικές αρχές ως κατάσκοπος.
Takip eden gün kırk yazılı suçlama ile kanıt ileri sürdü.Den følgende dag anførte han fyrre skrevne anklager mod ham.
Ancak suçlamalar bir süre sonra düşmüştür.I alle tilfælde er anklagerne blevet droppet kort tid efter.
Bütün suçlamalardan suçlu bulundu.Han nægtede sig skyldig i alle anklager.
Suçlamaları reddetti.Han afviste anklagerne.
Suçlamaları kabul etmeyen Eudocia 443 yılında Kudüs'e geri döndü.Eudocia drog i 443 til Jerusalem, hvor hun blev til sin død i 460.
İki taraf da birbirlerini ateşkesi ihlal etmekle suçlamaktadır.Begge parter har skudt skylden på hinanden for at have saboteret fredsprocessen.
Ancak hiçbir suçlama kanıtlanamadı.Ingen anklager blev indgivet.
Eruygur ise suçlamaları reddetmiştir.Selv benægter han beskyldningerne.
Tacitus'un anlattıklarına göre evlilikleri boyunca kocasını "sonu gelmeyen suçlamalarla takip etmişti".Tacitus rapporterte at i løpet av deres ekteskap hadde hun «forfulgt sin ektemann med ustanselige anklager».
Ahidjo Fransa'ya sürgüne gitti ve oradan kamuoyu gücü ile Biya'yı suçlamaya başladı.Ahidjo gikk i eksil i Frankrike, og anklaget offentlig Biya for maktmisbruk og komplott mot seg.
1692 - Salem, Massachusetts'de bir kadın ve dört erkek cadılık suçlamasıyla idam edildi.1692 – Hekseprosessene i Salem: Fire menn og en kvinne blir hengt etter å ha blitt dømt for trolldom.
Yengesinin müdahalesi sayesinde Lecter, suçlamadan kurtulur.På grunn av manglende bevis slipper Lecter fri.
Heesters her zaman ispatlanmasına rağmen bu suçlamaları reddetmiştir.Heesters har gjentatte ganger benektet disse anklagene til tross for at gjentatte bevis er blitt fremlagt.
Orestes kendisini suçlamaktadır.Han ble anklaget for heresi.
Ancak suçlamalar bir süre sonra düşmüştür.Hver gang ble tiltalene mot ham trukket tilbake etter kort tid.
Suge Knight hakkında bulunan suçlamalardan bazıları aşağıda sunulmuştur.Ryktene sa at «Suge Knight» hadde noe med det å gjøre.
Bütün suçlamalardan suçlu bulundu.De ble alle funnet skyldig.
Bacon'a karşı öne sürülen rüşvet suçlamalannda önemli rol oynadı.Ideen om et kritisk eksperiment ble fremsatt av Bacon.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Anmeldelsene ble til slutt droppet.
Sonunda Çarlık rejimi savcılığı vekiller hakkındaki suçlamaları düşürmüştür.I sitt siste innlegg avviste Griffenfeld beskyldningene om forræderi.
Ancak hiçbir suçlama kanıtlanamadı.Imidlertid ble ingenting bevist.
Daha sonra bu suçlama düştü.Anklagen ble senere droppet.
Sanıklar hakkında ciddi bir suçlama yapılamadı.Men jeg tror ikke så mye på rettssaker.
Ancak kararın bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda tüm suçlamalardan beraat etti.Til gjengjeld for hans tilståelse ble han gitt full immunitet fra rettsforfølgelse.
Bütün suçlamalardan suçlu bulundu.Ia dibebaskan dari segala tuduhan tersebut.
Örgüt ise söz konusu iddia ve suçlamaları yalanladı.Dia menafikannya dan bersumpah dengan al Quran.
İki taraf da birbirlerini ateşkesi ihlal etmekle suçlamaktadır.Kedua belah pihak saling menuduh melanggar gencatan senjata.
III. Aleksios bu suçlamalara inanmış ve Vatatzes'i idam ettirmiştir.Alexius III mempercayai dugaan dan mengeksekusi Vatatzes.
MÖ 5 Antipater, Hirodes'i öldürmeyi planladığı suçlamasıyla mahkemeye çıkarıldı.5 SM Antipatros diajukan ke pengadilan dengan tuduhan ingin membunuh Herodes.
Doss'un suçlamaları düşürülür ve erkenden Dorothy ile evlenir.Tuduhan terhadap Desmond dibatalkan, lalu ia dan Dorothy menikah.
Nürnberg Mahkemelerinde suçlamalarla karşı karşıya kaldı ama hepsinden aklandı ve serbest bırakıldı.Owen muncul di depan Dewan, membebaskan dirinya sendiri dari segala tuduhan dan dibebaskan.
İoannis Kinnamos ve Nikitas Honiatis, cadılık eylemleri dahil suçlamalarda bulunulduğunu raporlamışlardır.Ioannes Kinnamos dan Niketas Choniates melaporkan bahwa tuduhan terhadap dirinya termasuk praktek sihir.
Fermi suçlamayı saçma buldu.Hal itu membuat Setyawati tersinggung.
Suçlama: “Borçlu olmamız sizin hatanızdır.”Lalu kami berseru lagi, "Demi Zat yang telah memberimu kekuatan beribadah, tolonglah kami!"
Suçlamalar devam etmiş, soruşturulmamış ve yargılanmamıştır.Dia dipecat tetapi tidak didakwa.
Ancak darbe suçlamalarını reddetti.Golan menyangkal dakwaan terhadapnya.
Sanıklar hakkında ciddi bir suçlama yapılamadı.Tidak ada tuntutan hukum yang dikenakan kepada pelakunya.
Nero ve Senato'ya karşı ilk vatana ihanet suçlaması 62 yılında yapıldı.Cáo trạng mưu phản nhằm chống lại Nero và thượng nghị viện xuất hiện lần đầu vào năm 62.
Ancak hiçbir suçlama kanıtlanamadı.Tuy nhiên, không có lời buộc tội nào được đưa ra.
Cassius Dio'ya göre Sezar bu suçlamaların doğru olmadığını yemin ederek reddetmiştir.Caesar, theo Cassius Dio, đã phủ nhận nó bằng cách tuyên thệ.
1961'de sağcılık suçlaması geri alınmıştır.1961, Tuyên Hóa đã được phục hồi.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Cuối cùng, các cáo buộc đã bị bỏ qua.
Bütün suçlamalardan suçlu bulundu.Bà không nhận tội cho tất cả các cáo buộc.
Takip eden gün kırk yazılı suçlama ile kanıt ileri sürdü.Việc thông qua nghị quyết cần trước 14 ngày khi có văn bản buộc tội.
Bu süreçte 40.000-60.000 arası kişinin cadılık suçlamasıyla idam edildiği tahmin edilmektedir.魔女裁判でに推定4万~6万人が処刑された。
Ancak hiçbir suçlama kanıtlanamadı.しかし起訴はされなかった。
16 Aralık 1997'deki mahkeme kararı bu altı kişinin, ölüme sebebiyet suçlamasından, beraatine hükmetti.判決は1997年12月16日に下され、過失致死について6名の被告全員が無罪となった。
Bunun üzerine Lucas, duruşmadan sonra herhangi bir suçlama olmadan serbest bırakılır.フィッシュはその後、和解なしでこの訴訟を取り下げることになる。
İtalyan Ceza Kanunu'nun 530. maddesi gereğince suçlamalar "oluşmamış fiil" olarak nitelendi.イタリアの刑法530条に従い、告訴は「証拠がないか、事実が存在しない」と宣言された。