Ana içeriğe geç
Sözlük

suçlama ile cümle

suçlama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Hij ziet uiteindelijk af van zijn aanspraken.
Fermi suçlamayı saçma buldu.Hij noemde de sluiting onverantwoord.
Akhanlı bu suçlamayı ve bu soygunla herhangi bir ilgisi olduğunu kararlı bir biçimde reddetmektedir.Charlene beweert dat ze ten onrechte werd veroordeeld en dat ze niets te maken heeft met de bankoverval.
Sanıklar hakkında ciddi bir suçlama yapılamadı.De beschuldiging kon niet hard worden gemaakt.
1973'te kokain satıp dağıtmak suçlaması ile tutuklandı.In 1977 werd ze gearresteerd wegens een poging tot het kopen van cocaïne.
Çünkü suçlaması gereken kişi yalnızca kendisiydi ama o buna inanmayı reddediyordu.Hierop dacht de doge eraan om af te treden, maar dit werd hem geweigerd.
Bu kadınların hepsi de büyücülük suçlamaları için "olağan şüpheliler" tanımına uyuyordu.Allerhande "aanwijzingen" waren reden om de vermeende heks te martelen.
Ancak suçlamalar bir süre sonra düşmüştür.Hij trok zijn aanklacht na korte tijd weer in.
"Üç suçlama daha".Hier zijn nog drie vervolgen op gekomen.
Beni hilekârlıkla suçlamaya nasıl cesaret edersin.Hoe durf je mij van bedrog te beschuldigen?
Sakın bir daha beni suçlama, olur mu?Beschuldig mij nooit meer, goed?
Örgüt ise söz konusu iddia ve suçlamaları yalanladı.الكذّاب - al-Kadhdhaab) a nawet „Kłamca nad kłamcami”.
İtalyan Ceza Kanunu'nun 530. maddesi gereğince suçlamalar "oluşmamış fiil" olarak nitelendi.Więc na podstawie art. 530 Kodeksu karnego oskarżenie mogło zostać uznane za "nieistniejące".
Çağlar, 1983 yılında ABD adına casusluk yapma suçlamasıyla tutuklandı.W czasie procesu, który odbył się w 1983 był oskarżany o szpiegostwo na rzecz Amerykanów.
Ölümünden sonra bütün suçlamalardan aklanmıştır.Po śmierci był oczyszczany z wszelkich zarzutów.
Birçok kişi, ruhları inceleyen ve manipüle eden bilim insanları olan animansçıları suçlamaktadır.Wielu ludzi wini animantów, naukowców badających dusze.
1948 yılında kendisine yöneltilen bütün suçlamalara takipsizlik kararı verildi.Do 1684 wszystkie jego fałszywe oskarżenia zostały obalone.
Manisalı genç, suçlamalardan beraat etti.Chłopaka oczyszczono z zarzutów.
Bütün suçlamalardan suçlu bulundu.Uznano go winnym wszystkich zarzutów.
Tüm suçlamaları reddederek savunma yapmadı.Zaprzeczył jednakże wszystkim pozostałym zarzutom.
Ancak suçlamalar taraflarınca reddedildi.Pozostałe zarzuty przeciwko niemu zostały oddalone.
Kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti ve delil yetersizliğinden serbest bırakıldı.Nie przyznał się wówczas do postawionych mu zarzutów i został uniewinniony z braku dowodów.
Günümüzde, Anne ve George Boleyn'e yapılan suçlamaların çoğunun uydurma olduğu kabul ediliyor.Powszechnie uważa się, że wszystkie zarzuty stawiane Annie Boleyn zostały spreparowane.
Daha sonra, Rourke aleyhinmdeki suçlamalar düşmüştür.Jan Piński: Jestem zażenowany zarzutami pod moim adresem.
Bu suçlama, Stalin'in 270 No'lu emriyle gerçekleşti.Zaocznie został skazany na karę śmierci z rozkazu nr 270.
İngiltere, ABD ve İsrail suçlamaları yalanladı.Jest krytykiem polityki Stanów Zjednoczonych i Izraela.
1997 ve 1998 yıllarında çete kurmak suçlaması ile yargılandığı davalarda mahkeme görevsizlik kararı verdi.1998, 2002 i 2005 Skarga na przewlekłość postępowania sądowego.
Suçlama veya İtham etme, bir gerçek veya tüzel kişiliğe karşı suç işlediği iddiasıyla isnatta bulunmaktır.By dopiąć swego, nie cofa się przed niczym, nawet fałszywym oskarżeniem czy zabójstwem.
Hükûmet birkaç Yahudiyi tutukladı ve bunlardan bazılarına işkence yapıp suçlamaları zorla kabul ettirdi.Szlachcianka sama osądziła Żydów i poddała ich torturom.
Spike bunun için Buffy'yi suçlamaktadır ve onu kesin öldürmek istemektedir.Elf chce, aby Agrael go zabił, ponieważ nie może znieść hańby.
24 Adar - (1817) I. Aleksandr, kan iftirası suçlamasını resmen yalanladı.2, Kraków 1918, (odpowiedź na pisemko P. Skargi Otóż tobie rokosz.
Medya bu suçlamaları ''haksız söylem'' olarak değerlendirdi.Ten uznał oskarżenia za „śmieszne”.
Bazı okurlar ise Haaretzi anti-Yahudi, anti-İsrail ve anti-Siyonist olarak suçlamaktadır.Ruch deklaruje się jako antysemicki i antyizraelski.
Şüpheliler hakkında dolandırıcılık suçlamasından dava açıldı.Podejrzewano go o zdradę interesów Florencji.
Suçlamalar devam etmiş, soruşturulmamış ve yargılanmamıştır.Pomimo prowadzonego śledztwa, nie zostali oni ujawnieni ani postawieni przed sądem.
30 Ekim tarihinde terör örgütü üyeliği suçlamasıyla sevk edildiği mahkemece tutuklandı.Został zatrzymany przez policję 30 grudnia 1999 pod zarzutem wymuszenia rozbójniczego.
29 Ağustos 2001 günü davanın ilk duruşmasında sanıklar suçlamaları kabul etmedi.Pierwszego dnia procesu, 11 stycznia 2001, nie przyznawała się do winy.
Onların suçlamaları doğru olabilir.Ich oskarżenia mogą być prawdziwe.
Ada, Byron’ı ensest ilişkiden dolayı suçlamadı, onun yerine Augusta Leigh’i suçladı.Däremot beskyllde hon inte Byron för den incestuösa relationen utan lade istället skulden på Augusta Leigh.
Bütün suçlamalardan suçlu bulundu.Samtliga friades från anklagelserna.
En azından İmparatorluk ailesi yönelik suçlaması doğru bir düşüncedir.Vid en fotografering av den brittiska kungafamiljen går någonting fruktansvärt fel.
Eski kaynaklarda tam da bu suçlama yapılır.Detta är precis den anklagelse man ofta finner i de antika källorna.
Merga Bien, büyücülük suçlamasıyla yargılandı ve 1603 sonbaharında Fulda'da bir kazanda canlı olarak yakıldı.Hon dömdes skyldig till häxkonst och brändes på bål i Fulda hösten 1603.
Manson, bu suçlamalara Rolling Stone'a yazdığı bir mektup ile cevap verdi.Marilyn Manson svarade i ett brev, som publicerades i Rolling Stone.
1961'de sağcılık suçlaması geri alınmıştır.Rehabiliterades 1961 från alla anklagelser.
Daha sonra bu suçlamaların asılsız olduğu anlaşılmıştır.Dessa anklagelser har senare visat sig vara ogrundade.
Aynı zamanda, Norveç'te cadılık suçlamasıyla idam edilen sondan ikinci kadındır.Hennes avrättning är den sista bekräftade avrättningen för häxeri i Norge.
Ancak hiçbir suçlama kanıtlanamadı.Anklagelsen kunde inte bevisas.
Suçlamaları reddetti.Hon nekade till anklagelserna.
Manisalı genç, suçlamalardan beraat etti.Den utpekade mannen förnekar anklagelserna.
Cenevre'de sahtekarlık suçlamasıyla kırbaçlanan iki keşiş.I Genève piskas två munkar för fusk.
İki taraf da birbirlerini ateşkesi ihlal etmekle suçlamaktadır.Båda beskyller varandra för att vara där olovligen.
Schacht bu suçlamaları reddetti.García nekade till anklagelserna.
Yunanistan'ın kurtuluşundan sonra vatan hainliği suçlamasıyla tutuklandı.Efter Japans kapitulation dömdes Iva för förräderi.
16 Aralık 1997'deki mahkeme kararı bu altı kişinin, ölüme sebebiyet suçlamasından, beraatine hükmetti.Вирок суду було оголошено 16 грудня 1997 року, з усіх шістьох звинувачення у вбивстві було знято.
Bütün suçlamalardan suçlu bulundu.Він був виправданий за всіма пунктами звинувачення.
Ancak hiçbir suçlama kanıtlanamadı.Проте звинувачення не було доведено.
Ancak kendisine yapılan ağır suçlamaların hepsinden beraat etti.Волох начисто заперечував усі пред'явлені йому звинувачення.
Suçlamaları reddetti.Він відкинув такі звинувачення.
Daha sonra bu suçlama düştü.Пізніше це звинувачення зняли.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
suçlama ile cümle - Sayfa 15 - suçlama kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App