Ozan ise bu suçlamaları kabul etmez.Новицкий эти обвинения не признавал.
Örgüt ise söz konusu iddia ve suçlamaları yalanladı.وصنف اختلق الكلام كذبا من غير أصل وهو من كلام العامة وظاهر المعنى هنا الخلط في الكلام.
Bu sebeplerden Effimios'u düşmana planları açık etmek sebebiyle ihanet ile suçlamaya karar verdi.لهذه الأسباب قرر أن يتهم ايفيميوس بالخيانة وذلك بسبب الكشف عن الخطط العدو.
Bütün suçlamalardan suçlu bulundu.وقد بُرأ من جميع التهم.
Bunun üzerine Lucas, duruşmadan sonra herhangi bir suçlama olmadan serbest bırakılır.بعد جلسة الإستماع، يُطلق سراح لوكاس دون تهم.
Daha sonra bu suçlama düştü.وفي وقت لاحق، اسقطت هذه الاتهامات .
1961'de sağcılık suçlaması geri alınmıştır.رفعت عنه الإقامة الجبرية عام 1961م.
Ozan ise bu suçlamaları kabul etmez.وانتم لا تستطيعون إنكار تلك الاتهامات.
6 Temmuz'da sorgulaması yapılan eski Maliye Nazırı Cavid Bey de suçlamaları reddetti.ونفى أيضًا وزير المالية السابق "جاويد بك" الذي تم التحقيق معه في 6 يوليو هذه الاتهامات.
1948 yılında kendisine yöneltilen bütün suçlamalara takipsizlik kararı verildi.في عام 1968 تم تسريح ثاين من جميع الاتهامات المرسلة اليه فيما يخص الحادثة.
Kızların suçlamaları yüzünden çok sayıda kişi tutuklanır.صدرت أحكام بالسجن على العديد من النساء اللواتي يخطفن الفتيات.
Hakkındaki suçlamalar davanın üçüncü iddianamesinde yer aldı.فتمت إدانتها في محاكمتها الثالثة.
Bu, bazı papazlar için yaşam bazıları içinse ihanet suçlamasıyla ölüm anlamına geliyordu.بالنسبة إلى بعض الكهنة، كان قرارهم يعني الفرار، وفي بعض الحالات الموت للخيانة.
Suçlamaları reddetti.إبطال ادعائهم.
Suçlamalar devam etmiş, soruşturulmamış ve yargılanmamıştır.بسبب وفاته، لم يتم اتهامه أو محاكمته.
Sınır çatışmalarında, iki taraf da sık sık birbirini ilk ateşi açan taraf olmakla suçlamaktadır.ولا يعلم بالضبط كيف بدأت الاشتباكات حيث أن كلا الطرفين يتهم الطرف الآخر بالبدء في إطلاق النار.
Nürnberg Mahkemelerinde suçlamalarla karşı karşıya kaldı ama hepsinden aklandı ve serbest bırakıldı.أثناء محاكمات نورمبرج الأمر الذي أدَّى إلى تبرئته وإطلاق سراحه.
Örgüt ise söz konusu iddia ve suçlamaları yalanladı.Ele, assim como seus associados e sua família, negou veementemente a acusação.
Tiberius'un ölümü bu suçlamalardan kurtulmasını sağlamıştır.Somente a morte do próprio Tibério fez com que se livrasse daquelas acusações.
Kocası Dong Jiqin, benzer şekilde "sorun yaratmak" suçlamasıyla iki yıl hapse çarptırıldı.Seu marido, Dong Jiqin, foi igualmente condenado a dois anos para "criar problemas."
Tacitus'un anlattıklarına göre evlilikleri boyunca kocasını "sonu gelmeyen suçlamalarla takip etmişti".Tácito relata que, durante o casamento, "ela perseguiu o marido com incessantes acusações".
Bu durum, daha fazla suçlamaya ve iki yüz kişiye kadar olan ölümlere neden oldu.Isso levou a novas acusações e a mortes de até 200 pessoas.
Cenevre'de sahtekarlık suçlamasıyla kırbaçlanan iki keşiş.Dois monges são açoitados em Geneva por trapaça.
Gölgeavcılarını, çok uzun zaman önce olmuş bir trajediden dolayı suçlamaktadır.Ele os culpa por uma tragédia que há muito tempo abalou sua vida.
İoannis Kinnamos ve Nikitas Honiatis, cadılık eylemleri dahil suçlamalarda bulunulduğunu raporlamışlardır.João Cinamo e Nicetas Coniates reportam que as acusações contra ele incluem a prática de bruxaria.
Daha sonra Nero ve Poppaea, zina suçlamasıyla Octavia'yı Pandateria adasına (modern Ventotene) sürdüler.Nero e Popeia então baniram Otávia para a ilha de Pandateria numa acusação falsa de adultério.
Bütün suçlamalardan suçlu bulundu.Ela admite todas as acusações.
İki taraf da birbirlerini ateşkesi ihlal etmekle suçlamaktadır.Ambos os lados acusaram o outro de violar o regime de cessar-fogo.
O daha sonra Papa Leo'ya karşı yapılan bazı suçlamaları kaldırdı ve Pavia'da ulusal meclisi topladı.Luís conseguiu então reunir acusações contra o papa Leão, reuniu uma Dieta em Pavia.
Haziran 2014'te, hakkındaki yolsuzluk suçlamaları nedeniyle, istifa etmiştir.Saiu em junho alegando atrasos salariais.
Suçlamaları reddetti.Negou as acusações.
Bu suçlama Charlie Sheen'in yüklü bir tazminat ödemesine yol açmıştır.Tal fato culminou com a demissão de Charlie Sheen da Warner.
En azından İmparatorluk ailesi yönelik suçlaması doğru bir düşüncedir.Não há dúvida de que nossas queixas contra o Império Britânico têm uma base sólida.
Ölümünden sonra bütün suçlamalardan aklanmıştır.Após sua morte, as acusações foram extintas.
Bu sebeplerden Effimios'u düşmana planları açık etmek sebebiyle ihanet ile suçlamaya karar verdi.Por estas razões, ele decidiu acusar Eufêmio de traição por revelar seus planos ao inimigo.
CIA'ye Sovyet büyüme rakamları üzerinde oynama suçlamaları yöneltildi.Desde esse momento, a CIA tem sido acusada de sobrestimar o crescimento soviético.
Ancak Kádár, çalışma arkadaşlarına karşı yapılan bu suçlamalara şüpheyle yaklaşmıştı.O pai ficara furioso com tais acusações contra sua esposa.
Annesinin öldüğü için kendisini suçlamaktadır.Ela se culpou pela sua morte.
Bu gruptakiler daha sonra, polisin elinden tutuklu arkadaşlarını almak suçlamasıyla yargılandılar.Posteriormente, os grupos detidos condenaram o tratamento dispensado pelos policiais.
Kişi suçlaması yapılamaz.A quem não se pode imputar crime.
Ancak suçlamalar taraflarınca reddedildi.As acusações foram deixadas de lado.
Orestes kendisini suçlamaktadır.Acacia obliqua (em inglês).
Ancak üç yıl sonra, Troçkist suçlamasıyla partiden atıldı.No entanto, acabou por ser expulsa de sua célula, sob a acusação de trotskismo.
Tüm suçlamaları reddederek savunma yapmadı.Ele negou todas as alegações.
Spike bunun için Buffy'yi suçlamaktadır ve onu kesin öldürmek istemektedir.Spike insiste em que Buffy finalmente admita que o ama.
1973'te kokain satıp dağıtmak suçlaması ile tutuklandı.Em 1973, a polícia o acusou de tráfico de cocaína.
Bu noktada terapist danışanının kendini suçlamasını engellemeye çalışır.Durante o interrogatório feito, o carrasco defendeu-se negando sua própria assinatura.
Bunun üzerine Lucas, duruşmadan sonra herhangi bir suçlama olmadan serbest bırakılır.Em avaliação posterior o Hawke foi considerado livre de qualquer culpa.
Lula, kendisine yönelik suçlamaların hepsini reddetti.Esse é o momento atual do país.
Örgüt ise söz konusu iddia ve suçlamaları yalanladı.Zij verplichtte hem om allerlei leugens te verzinnen en met haar plannen mee te doen.
Cenevre'de sahtekarlık suçlamasıyla kırbaçlanan iki keşiş.In Genève worden twee monniken gegeseld omdat ze vals gespeeld hebben.
Daha sonra bu suçlamaların asılsız olduğu anlaşılmıştır.Deze beschuldigingen bleken later ongegrond.
İngiltere, ABD ve İsrail suçlamaları yalanladı.Het Verenigd Koninkrijk, de Verenigde Staten en Israël ontkenden deze beschuldigingen.
Bütün suçlamalardan suçlu bulundu.Hij werd vrijgesproken van alle klachten.
Ozan ise bu suçlamaları kabul etmez.NS gaf geen gehoor aan deze klachten.
6 Mart 2009 da hükümeti düşürmeye teşebbüs suçlamasıyla tutuklandı.Op 10 december 2009 werd hij formeel aangeklaagd wegens het aanzetten tot omverwerping van de staat.
Fakat Combs bu suçlamalardan kurtulamadı.Combs werd echter vrijgesproken van de belangrijkste aanklachten.
1952'de bir grup Yahudi doktor, Stalin'i zehirlemeye çalışma suçlamasıyla yargılandı (bkz.Joodse artsen worden ervan beschuldigd Stalin te willen vergiftigen.
Hakkında bulunan birçok suçlama mevcuttur.Veel verwijten werden hem hierom niet gemaakt.
Bunun üzerine ABD'den suçlamalara dair ellerindeki bilgilerin mahkemeye gönderilmesi istenmiştir.De opgedane kennis namen zij mee terug naar de Creuse, waar zij die kennis verspreidden.