Polis bir dinleme cihazını suçlunun arabasına sakladı.The police hid a listening device in the criminal's car.
Şimdi suçluları bulduklarını söyleyecekler.Now they will say that they've found the culprits.
Onlar aranan bir suçluyu tutukladılar.They've arrested a known previous offender.
İpucu, polisi canavarca bir suça götürdü.The tip led the police to a monstrous crime.
Tom'a yapılan suçlamalar düşürüldü.The charges against Tom have been dropped.
Bu tatlı küçük yaşlı kadının bir suç örgütünün başı olduğu ortaya çıktı.This sweet little old lady turned out to be the head of a crime syndicate.
Bu çok suç işlenen bir mahalledir.This is a high-crime neighborhood.
Bu bir savaş suçudur.This is a war crime.
Kimyasal silah kullanımı bir savaş suçudur.The use of chemical weapons is a war crime.
Ben de herkes kadar suçluyum.I am just as guilty as everyone else.
Tom eşinin cinayetinden suçlandı.Tom has been charged with his wife's murder.
Tom üç cinayetle suçlanıyor.Tom has been charged with all three murders.
Birisini intihar etmesi için teşvik etmek bir suçtur.Provoking someone to commit suicide is a crime.
Tom sorunları için annesini suçladı.Tom blamed his mother for his problems.
Yalan söylediğim için kendimi suçlu hissediyorum.I feel guilty for lying.
Açıkça, bu bir suç.Evidently, that's a crime.
Leyla cinayet işlemek için komplo kurmakla suçlanıyordu.Layla was charged with conspiracy to commit murder.
Bir suç bildirmek istiyorum.I'd like to report a crime.
Suç oranları son birkaç on yılda sürekli olarak düşüyor.Crime rates have been consistently decreasing over the past few decades.
Leyla suçlu bir kadın gibi davranmıyordu.Layla wasn't acting like a guilty woman.
Leyla suç mahallinden kaçtı.Layla fled the scene of the crime.
Leyla suçlu bulundu.Layla was found guilty.
Leyla ilk başta cinayete teşebbüsle suçlanıyordu. Cinayet değil.Layla was originally charged with conspiracy to commit murder. Not murder.
Leyla suçu dikkatlice planlayıp uyguladı.Layla carefully planned and executed the crime.
Leyla, Sami'ye şantaj yapmakla suçlandı.Layla was charged of blackmailing Sami.
Leyla'nın suç geçmişi vardı.Layla had a criminal history.
Leyla, Sami'yi saldırgan olmakla suçladı.Layla accused Sami of being the attacker.
Onlar bu ülkedeki bütün suçları işlerler.They commit all the crimes in this country.
Onlar bu ülkedeki suçların çoğunu işlerler.They commit most of the crimes in this country.
Bu ülkedeki suçların çoğu onlar tarafından işlenir.Most of the crimes in this country are committed by them.
Onlar şiddete eğilimli suçlular.They're violent criminals.
Suçlar orantısız bir şekilde azınlıklar tarafından işleniyor.Crimes are disproportionately committed by minorities.
Suçu azaltmanın yolu yoksulluğu ortadan kaldırmaktır.The way to reduce crime is to eradicate poverty.
Bireysel suçların sonucunun ortak cezalandırma olması gerekir.The consequence of individual crimes should be collective punishment.
Avukatım bana suçlu olduğumu itiraf etmem gerektiğini söyledi.My lawyer told me that I should plead guilty.
Avukatım bana suçu kabul etmem gerektiğini söyledi.My lawyer told me that I should plead guilty.
Bir suçtan hiç hüküm giydin mi?Have you ever been convicted of a crime?
Tom'u suçlayamayız, değil mi?We can't blame Tom, can we?
Onu yapmak suç mu?Is it a crime to do that?
Leyla uyuşturucu suçundan hapisteydi.Layla was in prison for a drug crime.
Yalnızca suçlayacak birini arıyorsun.You're just looking for someone to blame.
Hataların için başkalarını suçlama.Don't blame others for your mistakes.
Leyla kaçırmayla suçlandı.Layla was charged with kidnapping.
Leyla her şey için Sami'yi suçladı.Layla blamed everything on Sami.
Tom işlemediği bir suç için hapishanede üç yıl hapis yattı.Tom served three years in prison for a crime he didn't commit.
O, adaleti engellemekle suçlanıyordu.He was accused of obstruction of justice.
Tom, Mary'nin suçsuz olduğunu düşünüyordu.Tom thought that Mary was innocent.
Tom, Mary'nin suçlu olduğunu düşündü.Tom thought that Mary was guilty.
Tom, Mary'nin suçlu olduğunu düşünüyor.Tom thinks that Mary is guilty.
"Suçları araştırıyorum." "Sherlock Holmes gibi mi?" "Onun gibi bir şey.""I'm investigating the crimes". "Like Sherlock Holmes?" "Something like that".
Komünist olmak suç değildir.Being a communist is not a crime.
Sami her iki suçu da itiraf etti.Sami confessed to both crimes.
Vicdanım beni suçlamıyor.My conscience does not blame me.
Leyla cinayetle suçlandı.Layla was charged with capital murder.
Leyla suçlarından dolayı gaz odasına gidecek.Layla will go to the gas chamber for her crimes.
Leyla, suçlarından bahsetmekten keyif alıyordu.Layla enjoyed talking about her crimes.
Tom'un suçlu olduğunu düşünüyordum.I thought that Tom was guilty.
Sami, hırsızlık ve uyuşturucuya bağlı suçlarla ilgili bir geçmişe sahipti.Sami had a history of theft and drug-related crimes.
Sami suçunu itiraf etti.Sami admitted guilt.
Tom haksız yere suçla itham edildi.Tom was unjustly accused of the crime.