İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Po drugie: przypisują wielką wagę zawodowi nauczyciela.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Ten tweede: ze geven een hoge status aan het onderwijs als vak.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Thứ hai là các hệ thống này trao cho nghề dạy học một vị thế rất cao.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Una seconda è che si attribuisce uno status molto alto alla professione di insegnante.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Zweitens: Sie schreiben dem Lehrerberuf einen sehr hohen Status zu.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Το δεύτερο είναι ότι αποδίδουν πολύ υψηλή θέση στο επάγγελμα του δασκάλου.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Во-вторых, они очень большое значение придают профессии учителя.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Второто е, че дават висок авторитет на учителската професия.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.По-друге, вони наділяють викладацьку професію надзвичайно високим статусом.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.שנית, הם מייחסים מעמד גבוה מאוד למקצוע ההוראה.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.والثانية أنهم يعطون مكانة عالية جدا لمهنيي التعليم.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.とても高いということ 優れた人を教師にし 絶えず彼らを支え
İletişimde kullanılan bir cihazı alıp statü sembolüne çevirdiler.애플은 휴대폰이라는 통신기기를 사회적 지위의 상징으로 만들었어요
İletişimde kullanılan bir cihazı alıp statü sembolüne çevirdiler.أخذت جهاز تواصل وجعلته رمز للمكانة الإجتماعية، وتحولت
İletişimde kullanılan bir cihazı alıp statü sembolüne çevirdiler.問題を解決し ブラウザ、メール、 電話を統合した商品から
İlk önce, rahatlık, statü, güzellik hakkında konuştu.D'abord, elle parlait du confort, du statut, de la beauté.
İlk önce, rahatlık, statü, güzellik hakkında konuştu.Eerst sprak zij over comfort, status, schoonheid.
İlk önce, rahatlık, statü, güzellik hakkında konuştu.Først, snakkede hun om komfort, status, smukhed.
İlk önce, rahatlık, statü, güzellik hakkında konuştu.Innanzitutto ha parlato di comfort, di status symbol, della bellezza dell'accessorio.
İlk önce, rahatlık, statü, güzellik hakkında konuştu.În primul rând a vorbit despre confort, statut, frumuseţe.
İlk önce, rahatlık, statü, güzellik hakkında konuştu.우선, 그녀는 모기장이 얼마나 안락하고 상태가 좋으며 예쁜지를 설명하였고,
İlk önce, rahatlık, statü, güzellik hakkında konuştu.Najpierw mówiła o wygodzie, statusie, estetyce.
İlk önce, rahatlık, statü, güzellik hakkında konuştu.Najprv rozprávala o pohodlí, postavení, kráse.
İlk önce, rahatlık, statü, güzellik hakkında konuştu.Primero, habló de comodidad, estatus, belleza.
İlk önce, rahatlık, statü, güzellik hakkında konuştu.Zuerst redete sie über Bequemlichkeit, Status, Schönheit.
İlk önce, rahatlık, statü, güzellik hakkında konuştu.Πρώτα, μίλησε για άνεση, κοινωνικό κύρος και ομορφιά.
İlk önce, rahatlık, statü, güzellik hakkında konuştu.Първоначално тя говори за комфорт, статус, красота.
İlk önce, rahatlık, statü, güzellik hakkında konuştu.Сначала она говорила о комфорте, текущем положении дел, красоте.
İlk önce, rahatlık, statü, güzellik hakkında konuştu.בהתחלה היא דיברה על נוחות, מעמד, יופי.
İlk önce, rahatlık, statü, güzellik hakkında konuştu.أولاً ، لقد تحدثت عن الراحة، الوضع، الجمال.
İlk önce, rahatlık, statü, güzellik hakkında konuştu.彼女は言いました この蚊帳を床に敷けば 虫は家に寄り付かなくなり
İltica başvurusunda bulunanlara mülteci statüsünün tanınmasıBeviljande av flyktingstatus till asylsökande
İltica başvurusunda bulunanlara mülteci statüsünün tanınmasıConcesión del estatus de refugiado para los solicitantes de asilo
İltica başvurusunda bulunanlara mülteci statüsünün tanınmasıOctroi du statut de réfugié aux demandeurs d’asile
İltica başvurusunda bulunanlara mülteci statüsünün tanınmasıPakolaisaseman myöntäminen turvapaikanhakijoille
İltica başvurusunda bulunanlara mülteci statüsünün tanınmasıПредоставление статуса беженца лицу, нуждающемуся в убежище
İltica başvurusunda bulunanlara mülteci statüsünün tanınmasıمنح الوضع الشرعي كلاجئ لطالبي اللجوء
İltica başvurusunda bulunanlara mülteci statüsünün tanınması寻求庇护者的难民身份
Irk, din, etnik veya milli kimlik, meslek, gelir, eğitim sosyal statü, cinsiyet...Race, religion, culture ethnique ou nationale, emplois, salaires, éducation statut social, sexualité
Irk, din, etnik veya milli kimlik, meslek, gelir, eğitim sosyal statü, cinsiyet...Ras, agama, latar belakang etnis dan nasional, pekerjaan, pendapatan, pendidikan, status sosial, seksualitas.
Irk, din, etnik veya milli kimlik, meslek, gelir, eğitim sosyal statü, cinsiyet...Raza, religión, trasfondo étnico y nacional, trabajos, ingresos, educación, estatus social, sexualidad.
Irk, din, etnik veya milli kimlik, meslek, gelir, eğitim sosyal statü, cinsiyet...Razza,religione,etnia e retaggio nazionale,lavori,entrate,istruzione, stato sociale e seesualità.
KİLİSELERİN VE DİNİ CEMAATLERİN STATÜSÜAZ EGYHÁZAK ÉS VILÁGNÉZETI SZERVEZETEK JOGÁLLÁSA
KİLİSELERİN VE DİNİ CEMAATLERİN STATÜSÜDE STATUS VAN KERKEN EN VAN NIET-CONFESSIONELE ORGANISATIES
KİLİSELERİN VE DİNİ CEMAATLERİN STATÜSÜESTATUTO DE LAS IGLESIAS Y DE LAS ORGANIZACIONES NO CONFESIONALES
KİLİSELERİN VE DİNİ CEMAATLERİN STATÜSÜKIRKERS OG KONFESSIONSLØSE ORGANISATIONERS STATUS
KİLİSELERİN VE DİNİ CEMAATLERİN STATÜSÜKIRKKOJEN JA EI-TUNNUSTUKSELLISTEN JÄRJESTÖJENASEMA
KİLİSELERİN VE DİNİ CEMAATLERİN STATÜSÜKYRKORS OCH KONFESSIONSLÖSA ORGANISATIONERSSTÄLLNING
KİLİSELERİN VE DİNİ CEMAATLERİN STATÜSÜPOSTAVENÍ CÍRKVÍ A NEKONFESNÍCH ORGANIZACÍ
KİLİSELERİN VE DİNİ CEMAATLERİN STATÜSÜPOSTAVENIE CIRKVÍ A NEKONFESIONÁLNYCH ORGANIZÁCIÍ
KİLİSELERİN VE DİNİ CEMAATLERİN STATÜSÜPRINCÍPIO DA DEMOCRACIA PARTICIPATIVA
KİLİSELERİN VE DİNİ CEMAATLERİN STATÜSÜSTATUS CERKVA IN NEKONFESIONALNIH ORGANIZACIJ
KİLİSELERİN VE DİNİ CEMAATLERİN STATÜSÜSTATUS DELLE CHIESE E DELLE ORGANIZZAZIONI NONCONFESSIONALI
KİLİSELERİN VE DİNİ CEMAATLERİN STATÜSÜSTATUS KOŚCIOŁÓW I ORGANIZACJI NIEWYZNANIOWYCH
KİLİSELERİN VE DİNİ CEMAATLERİN STATÜSÜSTATUT DES ÉGLISES ET DES ORGANISATIONS NON CONFESSIONNELLES
KİLİSELERİN VE DİNİ CEMAATLERİN STATÜSÜSTATUTUL BISERICILOR ŞI AL ORGANIZAŢIILOR NECONFESIONALE
KİLİSELERİN VE DİNİ CEMAATLERİN STATÜSÜΚΑΘΕΣΤΩΣ ΤΩΝ ΕΚΚΛΗΣΙΩΝ ΚΑΙ ΤΩΝ ΜΗΟΜΟΛΟΓΙΑΚΩΝ ΕΝΩΣΕΩΝ
Konseyin yasal statüsü yüksek öðrenim kanunuyla yönetilir.Ayrý bir finansal destek almaz.Erläuterung: Der Hochschulrat ist das öffentliche Aufsichtsorgan einer staatlichen Hochschule.
Kullanılan dil eski ve yoruma açık. 3. Bir polis memurunun statüsü, onu istemese şiddet uygulamaya itiyor.Statutul unui politist il face sa se comporte foarte violent, chiar daca nu isi doreste asta.
Kuruluþun yasal statüsü yüksek öðrenim kanunu tarafýndan yönetilmektedir.Der rechtliche Status dieses Verbands ist im Gesetz zur Hochschulbildung festgelegt.