Ana içeriğe geç
Sözlük

statü ile cümle

statü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Genlerimizin bizi yoldan çıkardığı diğer bir durum ise sosyal statülerdir.הדרך הנוספת בה הגנים שלנו עלולים להטעות אותנו היא בקשר למעמד החברתי.
Genlerimizin bizi yoldan çıkardığı diğer bir durum ise sosyal statülerdir.والطريقة الأخرى التي يمكن فيها لجيناتنا أحيانا أن تضللنا هي عن طريق المكانة الاجتماعية.
Genlerimizin bizi yoldan çıkardığı diğer bir durum ise sosyal statülerdir.社会的な地位があります 人間は社会的地位にとても敏感で
Golfçüler, bu oyunun atletik statüsü konusunda bir parça hassastır.A golfozók egy kicsit érzékenyek a sportjuk atlétikai státuszára.
Golfçüler, bu oyunun atletik statüsü konusunda bir parça hassastır.Các tay golf khá nhạy cảm về độ thể thao của môn này.
Golfçüler, bu oyunun atletik statüsü konusunda bir parça hassastır.Golfers zijn wat gevoelig over de atletische status van hun sport.
Golfçüler, bu oyunun atletik statüsü konusunda bir parça hassastır.Golfiści są nieco przewrażliwieni na punkcie atletycznego charakteru ich gry.
Golfçüler, bu oyunun atletik statüsü konusunda bir parça hassastır.Golfisté jsou trochu přecitlivělí na vnímání své hry jako sportu.
Golfçüler, bu oyunun atletik statüsü konusunda bir parça hassastır.Golfspieler sind etwas empfindlich was den sportlichen Status ihres Spiels angeht.
Golfçüler, bu oyunun atletik statüsü konusunda bir parça hassastır.Golfspillere er en smule følsomme over for deres spils atletiske status.
Golfçüler, bu oyunun atletik statüsü konusunda bir parça hassastır.골프선수들은 골프라는 게임의 지위에 약간 예민합니다.
Golfçüler, bu oyunun atletik statüsü konusunda bir parça hassastır.les golfeurs sont un peu sensibles quant à la nature athlétique de leur jeu.
Golfçüler, bu oyunun atletik statüsü konusunda bir parça hassastır.los golfistas son poco sensibles al estado atlético de su juego.
Golfçüler, bu oyunun atletik statüsü konusunda bir parça hassastır.Os jogadores de golfe são um tanto sensíveis quanto ao estatuto atlético do seu jogo.
Golfçüler, bu oyunun atletik statüsü konusunda bir parça hassastır.Pemain golf agak kurang peka tentang status keatletan mereka.
Golfçüler, bu oyunun atletik statüsü konusunda bir parça hassastır.Οι παίκτες του γκολφ είναι λίγο ευαίσθητοι γύρω από την αθλητική υπόσταση του παιχνιδιού τους.
Golfçüler, bu oyunun atletik statüsü konusunda bir parça hassastır.Играчите на голф са малко чувствителни относно атлетичния статут на тяхната игра.
Golfçüler, bu oyunun atletik statüsü konusunda bir parça hassastır.Игроки в гольф весьма чувствительно относятся к статусу этой игры, как физического вида спорта.
Golfçüler, bu oyunun atletik statüsü konusunda bir parça hassastır.שחקני גולף מעט רגישים בכל הקשור למעמד האתלטי של משחקם.
Golfçüler, bu oyunun atletik statüsü konusunda bir parça hassastır.لاعبو الغولف حساسين قليلاً تجاه الوضع الرياضي للعبتهم.
Golfçüler, bu oyunun atletik statüsü konusunda bir parça hassastır.スポーツとしての地位を気にしている (笑い)
Hac sırasında kimsenin statüsünü ayırt edemezsiniz.어떤 사람들 그들의 상태 때문 Haj 동안 구별할 수 없다
Hangi hukuki statüye sahip olmalıdır?Quel doit être son statut juridique?
Hangi hukuki statüye sahip olmalıdır?¿Qué personalidad jurídica debe asignársele?
Hangi hukuki statüye sahip olmalıdır?Каким должен быть его правовой статус?
Hatta İrlanda'da yasal statüleri bile yok.사실 아일랜드에서는 법적으로 아무런 보호도 받지 못하고 있죠
Hatta İrlanda'da yasal statüleri bile yok.למעשה אין להם שום סטאטוס חוקי באירלנד בשום צורה,
Hatta İrlanda'da yasal statüleri bile yok.في الحقيقة هي لا تتمتع بأي وضع تشريعي في ايرلاندا على اية حال
Hatta İrlanda'da yasal statüleri bile yok.歴史的に見ても ウバザメとの関わりがあるのに
Hükümetimiz, geleneksel topraklarımız üzerinde hukuki statü vermişti.Chính phủ đã hợp thức hóa vùng đất này.
Hükümetimiz, geleneksel topraklarımız üzerinde hukuki statü vermişti.Guvernul nostru a dat statut juridic pământurilor noastre.
Hükümetimiz, geleneksel topraklarımız üzerinde hukuki statü vermişti.Il nostro governo ha riconosciuto legalmente le nostre terre tradizionali.
Hükümetimiz, geleneksel topraklarımız üzerinde hukuki statü vermişti.우리 정부는 우리가 물려받은 땅에 대한 법적 지위를 인정했지요.
Hükümetimiz, geleneksel topraklarımız üzerinde hukuki statü vermişti.Le gouvernement a donné un cadre légal à l'occupation de nos terres tribales.
Hükümetimiz, geleneksel topraklarımız üzerinde hukuki statü vermişti.Naša vláda dala legálny štatút našim tradičným územiam.
Hükümetimiz, geleneksel topraklarımız üzerinde hukuki statü vermişti.Nuestro gobierno le ha dado estatus legal a nuestras tierras tradicionales.
Hükümetimiz, geleneksel topraklarımız üzerinde hukuki statü vermişti.O nosso governo conferiu estatuto legal às nossas terras tradicionais.
Hükümetimiz, geleneksel topraklarımız üzerinde hukuki statü vermişti.Onze regering heeft een wettelijke status gegeven aan onze traditionele gronden.
Hükümetimiz, geleneksel topraklarımız üzerinde hukuki statü vermişti.Rząd nadał naszym ziemiom plemiennym status prawny.
Hükümetimiz, geleneksel topraklarımız üzerinde hukuki statü vermişti.Unsere Regierung hat unseren traditionellen Stammesgebieten Gesetzesrang gegeben.
Hükümetimiz, geleneksel topraklarımız üzerinde hukuki statü vermişti.Η κυβέρνησή μας έδωσε νομική υπόσταση στα παραδοσιακά μας εδάφη.
Hükümetimiz, geleneksel topraklarımız üzerinde hukuki statü vermişti.Наше правительство предоставило нам законные права на земли, которые передавались из поколения в поколение.
Hükümetimiz, geleneksel topraklarımız üzerinde hukuki statü vermişti.Нашето правителство ни даде законен статут над традиционните ни земи.
Hükümetimiz, geleneksel topraklarımız üzerinde hukuki statü vermişti.היה שותפויות.
Hükümetimiz, geleneksel topraklarımız üzerinde hukuki statü vermişti.قامت حكومتنا باعطاء شرعية على أراضينا التقليدية.
Hükümetimiz, geleneksel topraklarımız üzerinde hukuki statü vermişti.ビジネス界によってナミビアに世界の眼が向けられるようになり
Hükümet, kendi kadrosunun çerçevesini ve statüsünü oluþturur.Die Regierung legt die Rahmenbedingungen und den Status des Personals fest.
Hükümet, kendi kadrosunun çerçevesini ve statüsünü oluþturur.El Gobierno establece el marco y el rango de su personal.
Hükümet, kendi kadrosunun çerçevesini ve statüsünü oluþturur.Le gouvernement xe le cadre et le statut du personnel.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.A második az, hogy nagy becsben tartják a tanári hivatást.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.A segunda coisa é que atribuem um estatuto muito elevado à profissão docente.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Det andet er, at de tillægger en meget høj status til lærergerningen.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Det andra är att de tillskriver en väldigt hög status till lärarens yrke.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Drugo je, da je učiteljski poklic zelo visoko cenjen.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Druhá věc je to, jak vysokou vážnost přisuzují učitelské profesi.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.În al doilea rînd, acordă un statut înalt profesiei de cadru didactic.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Kedua, mereka memberikan status yang sangat elit untuk profesi mengajar.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.두번째는 그들은 가르치는 직업을 굉장히 높게 평가합니다.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.La seconde est qu'ils attribuent un statut très élevé à la profession d'enseignant.
İkincisi de öğretmenlik mesleğine çok yüksek bir statü veriyorlar.Lo segundo, es que le atribuyen un estatus muy alto a la profesión docente.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod