Kuruluþun yasal statüsü yüksek öðrenim kanunu tarafýndan yönetilmektedir.Le statut juridique de cette union est régi par la loi sur l’enseignement supérieur.
Maddesi ve Avrupa Ombudsmanı Statüsü uyarınca, Avrupa Ombudsman’ına şikayette bulunulabilecektir.3 3Article 26Droit de se plaindre au Médiateur européen
Maddesi ve Avrupa Ombudsmanı Statüsü uyarınca, Avrupa Ombudsman’ına şikayette bulunulabilecektir.3 3Európskeho spoločenstva a Štatútom Európskeho ombudsmana3
Maddesi ve Avrupa Ombudsmanı Statüsü uyarınca, Avrupa Ombudsman’ına şikayette bulunulabilecektir.3 3Om möjligt skall institutionen göra texten tillgänglig i elektronisk form via sin webbplats.
Maddesi ve Avrupa Ombudsmanı Statüsü uyarınca, Avrupa Ombudsman’ına şikayette bulunulabilecektir.3 3Tratado que institui a Comunidade Europeia e do Estatuto do Provedor de Justiça Europeu3
Maddesi ve Avrupa Ombudsmanı Statüsü uyarınca, Avrupa Ombudsman’ına şikayette bulunulabilecektir.3 3Άρθρο 26ικαίωα υpiοβολή καταγγελία στον Ευρωpiαίο ιαεσολαβητή
Muhtemelen eşi ölüp statüsü Ana Kraliçeye indirildiğinde yılanı çıkartmışlardır.Tu pravděpodobně po smrti faraona odstranili a stala se tak pouze královnou matkou.
Muhtemelen eşi ölüp statüsü Ana Kraliçeye indirildiğinde yılanı çıkartmışlardır.Wąż został usunięty po śmierci jej męża. Natomiast ona została królową-matką.
Muhtemelen eşi ölüp statüsü Ana Kraliçeye indirildiğinde yılanı çıkartmışlardır.Її ймовірно зняли після смерті чоловіка, цариця впала в статусі до королеви-матері.
Muhtemelen eşi ölüp statüsü Ana Kraliçeye indirildiğinde yılanı çıkartmışlardır.Очевидно, корону сняли после смерти мужа Тии, когда она получила менее значительный титул "королева-мать".
Mülteci, mülteci statüsü almış kişidir.En flykting är en person med flyktingstatus.
Mülteci, mülteci statüsü almış kişidir.Pakolainen on henkilö, jolla on pakolaisasema.
Mülteci, mülteci statüsü almış kişidir.Un refugiado es una persona que posee el estatus de refugiado.
Mülteci, mülteci statüsü almış kişidir.Un réfugié est une personne qui a le statut de réfugié.
Mülteci, mülteci statüsü almış kişidir.Беженец – это человек, имеющий статус беженца.
Mülteci, mülteci statüsü almış kişidir.اللاجئ هو الشخص الذي لديه وضع اللاجئ.
Mülteci, mülteci statüsü almış kişidir.具有难民身份的人被视为难民,这包括被芬兰给予难民资格的人以及定额难民。
Mülteci statüsünü elde edemeyen ilticacılar, bazı başka nedenlerle Finlandiya’da oturma izni alabilirler.Asylsökande som inte beviljas flyktingstatus kan ändå få uppehållstillstånd i Finland på någon annan grund.
Mülteci statüsünü elde edemeyen ilticacılar, bazı başka nedenlerle Finlandiya’da oturma izni alabilirler.无法取得难民身份的寻求庇护者还可以其他理由申请芬兰居留许可。
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Comprano quelle borse e quei vestiti per un senso di identità e di status sociale.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Cumpără toate acele poşete şi haine ca semn al identităţii şi al statutului social.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.De opfatter de tasker og det tøj som en form for identitet og social status.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Eles compram essas malas e roupas para terem um sentido de identidade, de estatuto social.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Heille nämä laukut ja vaatteet ovat identiteetin ja sosiaalisen aseman merkki.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Họ đang lấy những cái túi và quần áo kia để thể hiện cái tôi và vị trí xã hội.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Ils prennent ces sacs et des vêtements comme un sentiment d'identité et de statut social.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.이들은 자아 정체성과 사회적 지위 때문에 명품 가방과 옷을 구입합니다
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Llevan esas bolsas y esa ropa como símbolo de identidad y de estatus social.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Mereka membeli tas dan pakaian ini sebagai bentuk identitas dan status sosial.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Nakupujú tieto tašky a oblečenie ako znak identity a spoločenského postavenia.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Sie nehmen diese Taschen und Kleidung als eine Art von Identität und sozialer Status.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Te torbice in obleke so zanje izraz identitete in družbenega statusa.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Traktują ubrania i torby jako oznakę przynależności i statusu społecznego.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Všechny ty kabelky a oděvy považují za součást identity a společenského postavení.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Ze gebruiken die tassen en kleren als identiteit en statussymbool.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Προμηθεύονται αυτές τις τσάντες και τα ρούχα ως ένα είδος ταυτότητας και κοινωνικής θέσης.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Вони сприймають ті сумки і одяг за відчуття ідентичності та соціального статусу.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Те купуват тези чанти и дрехи като чувство за идентичност и социален статус.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.הם מתייחסים לתיקים והבגדים הללו כסמל של זהות ומעמד חברתי.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.يأخذون تلك الحقائب والملابس كنوع من الشعور بالهوية والمركز الاجتماعي.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.不過距地買名牌手袋同衣服 來作為距地身份的象徵。
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.金持ち気分やステータスを求めるからです テレビのデート番組で
Özetle, bir milyon yıl önceki, on bin yıl önceki, yüz bin yıl önceki statülerine geri kavuşuyorlar.Em resumo, estão a adquirir o estatuto que tinham há um milhão de anos, há 10 mil anos, há 100 mil anos.
Özetle, bir milyon yıl önceki, on bin yıl önceki, yüz bin yıl önceki statülerine geri kavuşuyorlar.En résumé, elles retrouvent la place qu'elles avaient voilà un million d'années, il y a 10.000, 100.000 ans.
Özetle, bir milyon yıl önceki, on bin yıl önceki, yüz bin yıl önceki statülerine geri kavuşuyorlar.요약해서, 만, 십만, 몇백만년 전에 가졌던 지위를 그들은 되 찾고 있습니다.
Özetle, bir milyon yıl önceki, on bin yıl önceki, yüz bin yıl önceki statülerine geri kavuşuyorlar.Kort sagt, de återfår den status de hade för en miljon år sedan, för 10.000 år sedan, för 100.000 år sedan.
Özetle, bir milyon yıl önceki, on bin yıl önceki, yüz bin yıl önceki statülerine geri kavuşuyorlar.Kurz gesagt, sie erhalten den Status, den sie vor einer Million Jahren hatten, vor 10.000 oder 100.000 Jahren.
Özetle, bir milyon yıl önceki, on bin yıl önceki, yüz bin yıl önceki statülerine geri kavuşuyorlar.Na kratko, ponovno pridobivajo status, ki so ga imele milijon let nazaj, 10.000 let nazaj, 100.000 let nazaj.
Özetle, bir milyon yıl önceki, on bin yıl önceki, yüz bin yıl önceki statülerine geri kavuşuyorlar.Ngắn gọn, họ đang giành lại vị thế mà họ đã có hàng triệu năm trước. 10.000 năm trước, 100.000 năm trước.
Özetle, bir milyon yıl önceki, on bin yıl önceki, yüz bin yıl önceki statülerine geri kavuşuyorlar.Odzyskują status sprzed miliona lat, sprzed 10 tys., 100 tys.lat.
Özetle, bir milyon yıl önceki, on bin yıl önceki, yüz bin yıl önceki statülerine geri kavuşuyorlar.Stanno insomma riacquistando lo status che avevano un milione di anni fa, 10.000 anni fa, 100.000 anni fa.
Özetle, bir milyon yıl önceki, on bin yıl önceki, yüz bin yıl önceki statülerine geri kavuşuyorlar.Ve zkratce: získávají status, který už před miliony let měly. Před 10 000 lety, před 100 000 lety.
Özetle, bir milyon yıl önceki, on bin yıl önceki, yüz bin yıl önceki statülerine geri kavuşuyorlar.V krátkosti, získavajú postavenie, ktoré mali už pred milión rokmi, 10 000 rokmi a 100 000 rokmi.
Özetle, bir milyon yıl önceki, on bin yıl önceki, yüz bin yıl önceki statülerine geri kavuşuyorlar.Εν συντομία, αποκτούν τη θέση που είχαν εκατομμύρια χρόνια πριν. 10.000 χρόνια πριν, 100.000 χρόνια πριν.
Özetle, bir milyon yıl önceki, on bin yıl önceki, yüz bin yıl önceki statülerine geri kavuşuyorlar.С две думи, добиват значението, което са имали преди милион години, преди 10,000, преди 100,000 години.
Özetle, bir milyon yıl önceki, on bin yıl önceki, yüz bin yıl önceki statülerine geri kavuşuyorlar.ומשיגות את העמדה שהיתה להן לפני מליוני שנים לפני 10,000 שנה, לפני 100,000 שנה
Özetle, bir milyon yıl önceki, on bin yıl önceki, yüz bin yıl önceki statülerine geri kavuşuyorlar.بإختصار، لقد بدأن يستعدن مكانتهن اللتي كنّ عليها منذ ملايين السنين منذ 10.000سنة و 100.000سنة
Özetle, bir milyon yıl önceki, on bin yıl önceki, yüz bin yıl önceki statülerine geri kavuşuyorlar.かつての地位を取り戻しつつあるのです 私たちは人類の歴史上もっとも注目すべき伝統の1つを目の当たりにしているわけです
Özetle, bir milyon yıl önceki, on bin yıl önceki, yüz bin yıl önceki statülerine geri kavuşuyorlar.簡言之,佢地重新得到佢地喺100萬年前擁有嘅地位 一萬年前,十萬年前。
Reklam / Güzellik ve Tasarım / Sahiplik duygusu ve Sosyal Statü /Publicidad / Belleza y Diseño / Sentido de la Propiedad y el Estatus Social /