Ama aşağıda güneyde çok özel bir statüye sahip küçük bir ışığa sahipti.Има обаче малко светлина долу, на юг, която има много специален статут.
Ama aşağıda güneyde çok özel bir statüye sahip küçük bir ışığa sahipti.Однак на півдні є острівець світла з дуже особливим статусом.
Ama aşağıda güneyde çok özel bir statüye sahip küçük bir ışığa sahipti.Хотя у него есть маленькая светлая точка на юге, имеющая очень особый статус.
Ama aşağıda güneyde çok özel bir statüye sahip küçük bir ışığa sahipti.למרות זאת, יש לו טיפה אור במורד בדרום שהיא בעלת מעמד מיוחד.
Ama aşağıda güneyde çok özel bir statüye sahip küçük bir ışığa sahipti.بالرغم من ذلك ، هناك بعض الضوء في الجنوب لديه حالة خاصة جدا.
Ama aşağıda güneyde çok özel bir statüye sahip küçük bir ışığa sahipti.ここには 非常に特殊な地位が与えられています グァンタナモ湾の周りに ある区域があります
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Acuma sunt probleme asociate îmbătrânirii - boli, sărăcie, pierderea statutului social.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Az öregedéssel járnak azonban problémák is -- betegség, szegénység, vagy a társadalmi státusz elvesztése.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Bây giờ có những vấn đề liên quan đến lão hóa-- bệnh tật, đói nghèo, mất địa vị xã hội.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Ci sono problemi associati all'invecchiamento - malattie, povertà, perdita di status sociale.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Er zijn problemen die gelinkt zijn aan verouderen -- ziektes, armoede, verlies van sociale status.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Hay problemas asociados a la vejez: enfermedades, pobreza, pérdida del estatus social.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Il y a des problèmes associés au vieillissement -- les maladies, la pauvreté, la perte de statut social.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.이젠 노화와 관련해서 몇가지 문제가 생겼습니다-- 질병, 가난, 사회적 지위의 상실이죠.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Sekarang ada masalah-masalah yang dikaitkan dengan penuaan -- penyakit, kemiskinan, kehilangan status sosial.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Starzenie się wiąże się z pewnymi problemami: choroby, bieda, utrata statusu.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Υπάρχουν βέβαια προβλήματα που συνδέονται με την γήρανση -- ασθένειες, φτώχεια, απώλεια κοινωνικής θέσης.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Існують проблеми, пов'язані зі старінням - хвороби, бідність, втрата соціального статусу.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Но взамен мы получили проблемы старения — болезни, нищету, потерю статуса в обществе.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Проблеми свързани със стареенето съществуват -- болести, бедност, загуба на социално положение.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.יש אמנם בעיות הקשורות בהזדקנות -- מחלות, עוני, אובדן המעמד החברתי.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.الآن، هناك مشاكل مرتبطة بالتقدم في السن -- أمراض، فقر، فقدان للمناصب الاجتماعية.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.つまり 病気 貧困 社会的地位の喪失です 成功に甘んじている場合ではありません
Ancak statü anlaşması anlamındaki kimlik olarak kabul görmesi için yalanın gerçekten ayrılması lazım.Aber diese Lüge muss von der Realität getrennt werden, um als Standard Identität akzeptiert werden.
Ancak statü anlaşması anlamındaki kimlik olarak kabul görmesi için yalanın gerçekten ayrılması lazım.Ale lož musí byť oddelená od reality, na prijatie ako status zmluvy totožnosti
Ancak statü anlaşması anlamındaki kimlik olarak kabul görmesi için yalanın gerçekten ayrılması lazım.De ezt a hamisságot külön kell választani a valóságtól. hogy elfogadott státuszazonosító legyen.
Ancak statü anlaşması anlamındaki kimlik olarak kabul görmesi için yalanın gerçekten ayrılması lazım.Mais ce mensonge doit être séparé de la réalité, accepté comme un accord sur le statut de l'identité.
Ancak statü anlaşması anlamındaki kimlik olarak kabul görmesi için yalanın gerçekten ayrılması lazım.Pero esto también debe ser separado de la realidad, para ser aceptado como un acuerdo de status de identidad
Ancak statü anlaşması anlamındaki kimlik olarak kabul görmesi için yalanın gerçekten ayrılması lazım.Tapi kebohongan ini harus dipisahkan dari kenyataan, untuk diterima sebagai identitas status perjanjian.
Ancak statü anlaşması anlamındaki kimlik olarak kabul görmesi için yalanın gerçekten ayrılması lazım.自分を特定するための、一種の取り決めと考えるべきだ。 システム上のコードは、 他人の前に現れることはない。
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.유럽 연합은 2500명의 상근 통역관을 고용합니다.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.A União Europeia emprega uma equipa permanente de cerca de 2500 tradutores.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.Az Európai Unió egy 2500 főből álló állandó fordítói állományt alkalmaz.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.De Europese Unie heeft een vaste staf van ongeveer 2.500 vertalers.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.Den Europæiske Union har en permanent stab ansat af ca. 2.500 oversættere.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.Den Europeiska Unionen sysselsätter en fast personal av ungefär 2.500 översättare.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.Die Europäische Union beschäftigt ungefähr 2 500 festangestellte Übersetzer.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.Európska Únia má stálych zamestnancov, a to približne 2,500 prekladateľov.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.Evropská unie poskytuje stálé zaměstnání přibližně 2500 překladatelů a tlumočníků.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.Evropska unija stalno zaposluje okoli 2.500 prevajalcev.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.La Unión Europea emplea un personal permanente de cerca de 2.500 traductores.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.Liên Minh Châu Âu tuyển một đội ngũ thường trực gồm khoảng 2,500 phiên dịch viên.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.L'Unione Europea occupa uno staff permanente composto da circa 2500 traduttori.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.L'Union Européenne emploie un personnel permanent d"à peu près 2500 traducteurs.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.Unia Europejska zatrudnia na stałe około 2500 tłumaczy.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.Uni Eropa memperkerjakan staf permanen sekitar 2.500 penerjemah.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.Uniunea Europeană are circa 2500 de traducători angajați permanent.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.Η Ευρωπαϊκή Ένωση απασχολεί μόνιμο προσωπικό 2.500 μεταφραστών.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.Европейският съюз наема постоянен персонал от около 2500 преводачи.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.Евросоюз содержит в постоянном штате около 2500 переводчиков.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.ЄС наймає постійний штат з близько 2.500 перекладачів.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.האיחוד האירופי מעסיק צוות קבוע של כ- 2,500 מתרגמים.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.الإتحاد الأوروبي يوظف مترجمين دائمين يصل عددهم لـ 2,500 مترجم.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.約2500人も雇っています もっと新しいデータも
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Status ist ihnen sehr wichtig.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Chúng cũng dễ bị ám ảnh bởi những hoàn cảnh.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.De er også meget besatte af status.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Ils sont aussi obsedés par le status.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.침팬지는 또한 상대적 지위에 강하게 집착합니다.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Mają obsesję na punkcie statusu.