Komünler arasında şehir statüsü taşıyanlar eğik yazı ile belirtilmiştir.Savivaldybės, turinčios miesto statusą, išryškintos.
1956'da özerk cumhuriyet statüsü kazandı.1955 m. lenktynės paskelbtos respublikinėmis.
1661'de şehir statüsüne kavuştu.1661 m. įvardyta miesteliu.
1 Ocak 1921 tarihinde şehir statüsüne yükseltilmiştir.Miestas įkurtas 1921 m. sausio 1 d., 1992 m. jam suteiktas valstybinio pavaldumo miesto statusas.
Şehir statüsü ise 1949 yılında verilmiştir.Dabartinį miesto statusą įgavo 1949 metais.
Alaska, 1959'de Birleşik Devletler'de eyalet statüsü kazandı.Aliaska 1959 metais tapo JAV valstija.
1973 yılında kurulmuş ve 1984 yılında Dünya Mirası statüsüne kavuşmuştur.Įkurtas 1973 m., miesto statusas suteiktas 1984 m.
Böylelikle yasal statülerini de değiştirmiş oluyorlardı.Jos pakeitė magistratus.
Kasabaya 1920 yılında şehir statüsü verildi.1920 m. suteiktas miesto statusas.
Ülkeye, bölgeye göre seks işçilerinin yasal statüleri değişebilir.Šalys Lietuvoje gali rašytiniu tarpusavio susitarimu pakeisti teritorinį tos bylos teismingumą.
Diğer ülkeler gözlemci statüsü elde edebilirler.Kitos Pietų Amerikos šalys šioje organizacijoje turi stebėtojo statusą.
STK statüsündedir.Kiaunorių Šv.
Bir statü simgesi olarak kullanılmıştır.Stiili kasutatakse kui sümbolit.
Korunma statüsü LC (Least Concern) yani asgari endişedir.Soodsas seisundis (Least Concern, LC): oht on kõige väikseim.
Helsinki Teknoloji Üniversitesi 1849 yılında kurulmuştur ve 1908 yılında üniversite statüsü kazanmıştır.Helsingi tehnikaülikool loodi 1849. aastal ja see sai ülikooli õigused 1908. aastal.
Şehir statüsünü 1948'de almıştır.Linna staatuse sai 1948. aastal.
1954'te Hollanda Krallığı'nın kurucu ülkeleri statüsünden biri olmuştur.Aastal 1954 valmis Madalmaade Kuningriigi statuut.
Köy hızla büyüdü ve 1922 yılında şehir statüsü verildi.Asula kasvas kiiresti ning 1932. aastal sai ta linnaks.
1950'de Dalian tekrar yükseltildi ve Kasım 1952'de Nankin bir il düzeyi şehir statüsüne düşürüldü.1950. aastal lisandus Lüda, novembris 1952 degradeeriti keskalluvusega linnast provintsilinnaks Nanjing.
IHO, Birleşmiş Milletler'de gözlemci statüsüne sahiptir.Ordu omab vaatleja staatust ÜRO juures.
Şehir, şu anki statüsünü 1982 yılında aldı.Linn sai oma praeguse nime aastal 1982.
Salavat 1948 yılında kurulmuş olup 1954 yılında şehir statüsü almıştır.Salavat on asutatud 1948. aastal, linnaõigused sai 1954. aastal.
Fuhuşun yasal statüsü ülkeden ülkeye değişir.Kanepi õiguslik staatus erineb riigiti.
1992 yılında üniversite statüsü kazanmıştır.Ülikoolistaatus saadi 1992. aastal.
Şehir, bölge (Krai) ile aynı statüye sahiptir.Oblastitel on samasugune õiguslik staatus nagu kraidel.
Ulusal park statüsü 22 Ocak 1954'te kabul edildi ve İspanya'nın en eski üçüncü ulusal parkı oldu.Teide vulkaani ümbritsev rahvuspark loodi 22. jaanuaril 1954 ja see on üks vanemaid rahvusparke Hispaanias.
Şehir olma statüsü ise ancak 1937de verilmiştir.Ametliku staatuse riigilipuna sai see alles 1937. aastal.
Uluslararası platformda Kudüs'ün statüsü hakkında yasal ve diplomatik açıdan farklı görüşler görülmektedir.Internetipiraatluse õigusliku ja ühiskondliku seisundi suhtes on avaldatud vastakaid arvamusi.
Şehir statüsü 1993'te verildi.Linnaõigused saadi 1993. aastal.
1929 yılında ise belediye statüsü almıştır.1929. aastal sai linnaõigused.
1 Nisan 1964 tarihinde kasaba statüsü almıştır.1. aprillil 1997 sai linn tervikomavalitsuse staatuse.
Statükoyu sürdürmek var olan durumu olduğu gibi korumak anlamına gelir."Säilitada status quo" tähendab jätta kõik nii, nagu on.
Filistin Ulusal Yönetimi, Doğu Kudüs'ün gelecekteki kalıcı statüsünün başkentleri olarak görmektedir.Püha Tool ja Palestiina on ÜRO-s alalise vaatleja staatuses.
Albüm ABD 'de 1 milyon satmış ve platin plak statüsüne ulaşmıştır.Albumit müüdi üle miljoni eksemplari ning see jõudis kuldplaadi staatusse.
3. Bir polis memurunun statüsü, onu istemese şiddet uygulamaya itiyor.3. Aufgrund ihrer autoritären Rolle wird die Polizei automatisch gewalttätiger.
3. Bir polis memurunun statüsü, onu istemese şiddet uygulamaya itiyor.Полицейският статус ги кара да се държат жестоко, дори и да не искат.
ABYM’lerin statüsü ABM’lerdenfarklı olmakla birlikte, aynı görevleri üstlenirler.Apesar de o seuestatuto ser diferente de um EIC, os EICC executam,ainda assim, as mesmas tarefas.
ABYM’lerin statüsü ABM’lerdenfarklı olmakla birlikte, aynı görevleri üstlenirler.Bár jogállásukkülönbözik az Euro Info Központokétól, az EICC-kugyanazon feladatokat látják el.
ABYM’lerin statüsü ABM’lerdenfarklı olmakla birlikte, aynı görevleri üstlenirler.EIC-jevo omrežje predstavlja Evropsko unijo tudi vsedmih najbolj oddaljenih regijah: tretjimi državami.
ABYM’lerin statüsü ABM’lerdenfarklı olmakla birlikte, aynı görevleri üstlenirler.Hoci je ich postavenie odlišné od postavenia EIC, EICC plnia rovnaké úlohy.
ABYM’lerin statüsü ABM’lerdenfarklı olmakla birlikte, aynı görevleri üstlenirler.Malgré un statutdifférent, les missions et les fonctions des EICC correspondent à celles des EIC.
ABYM’lerin statüsü ABM’lerdenfarklı olmakla birlikte, aynı görevleri üstlenirler.Obwohl sie einenanderen Status als die EIC haben, übernehmen die EICC dieselben Aufgaben.
ABYM’lerin statüsü ABM’lerdenfarklı olmakla birlikte, aynı görevleri üstlenirler.Trots attderas status är annorlunda än EIC åtar sig EICCsamma uppgifter.
Afrika filleri ve pandalarla eşit statü verilmiş그리고 팬더처럼 보호해야 할 종이 되었습니다
Afrika filleri ve pandalarla eşit statü verilmişלכמה פילים באפריקה ולפנדות.
Afrika filleri ve pandalarla eşit statü verilmişوبعض الفيلة الأفريقية وكذلك حيوان الباندا
Afrika filleri ve pandalarla eşit statü verilmişパンダなどと同じ地位を得ました この魚は この2ヶ月間
Ama aşağıda güneyde çok özel bir statüye sahip küçük bir ışığa sahipti.Ale jest malutkie miejsce na samym południu, które ma specjalny status.
Ama aşağıda güneyde çok özel bir statüye sahip küçük bir ışığa sahipti.Are însă un pic de lumină în partea de sud care are un statut foarte special.
Ama aşağıda güneyde çok özel bir statüye sahip küçük bir ışığa sahipti.Er hat aber ein klein bisschen Licht unten im Süden, welches einen sehr speziellen Status hat.
Ama aşağıda güneyde çok özel bir statüye sahip küçük bir ışığa sahipti.Han har dog en lille smule lys nede i syden som har en meget speciel status.
Ama aşağıda güneyde çok özel bir statüye sahip küçük bir ışığa sahipti.Hij heeft echter wel een beetje licht in het zuiden dat een speciale status heeft.
Ama aşağıda güneyde çok özel bir statüye sahip küçük bir ışığa sahipti.그는 남쪽으로 눈을 돌렸습니다. 아주 특별한 상태인 곳으로요.
Ama aşağıda güneyde çok özel bir statüye sahip küçük bir ışığa sahipti.Lo que sí tiene es un rayito de luz en el sur que tiene un estatus muy particular.
Ama aşağıda güneyde çok özel bir statüye sahip küçük bir ışığa sahipti.Má ale malý kousek země na jihu, která má velmi zvláštní status.
Ama aşağıda güneyde çok özel bir statüye sahip küçük bir ışığa sahipti.Namun dia, memiliki sedikit cahaya terang di selatan, daerah dengan status yang sangat spesial.
Ama aşağıda güneyde çok özel bir statüye sahip küçük bir ışığa sahipti.Néanmoins, il a un petit morceau de terre, au Sud, avec un statut très spécial.
Ama aşağıda güneyde çok özel bir statüye sahip küçük bir ışığa sahipti.Quello che ha però è un po' di luce già a sud con uno status particolare.
Ama aşağıda güneyde çok özel bir statüye sahip küçük bir ışığa sahipti.Vad han har är en liten hörna av ljus längst nere i söder med mycket speciell status.
Ama aşağıda güneyde çok özel bir statüye sahip küçük bir ışığa sahipti.Έχει όμως ένα κομματάκι με φως κάτω στο νότο που έχει μια πολύ ιδιαίτερη κατάσταση.