Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Prav tako so obsedeni s statusom.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Şi foarte preocupaţi de statutul social.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Sono anche molto ossessionati dallo status sociale.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.También son muy obsesionados con el estatus.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Ze zijn ook zeer geobsedeerd door status.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Είναι επίσης πολύ παθιασμένοι με τη θέση.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Вони також одержимі статусом.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Они тоже одержимы статусом.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Също, те имат йерархия.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.וגם חשוב להם מאד המעמד החברתי.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.كما أنهم مهووس جداً بالأوضاع.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.松沢氏が考えたのは チンパンジーは脳の活動を温存し
Bay morgan ona bunu yapma hakkını veren hiçbir ABD yasa veya statüsünün olmadığını kabul etti.그들이 만드는 순간 돈과 신용은 생겼다 모건씨는 미국 법규에 따르면 그가 그럴 권한이 없다는 것을 인정했다
Bay morgan ona bunu yapma hakkını veren hiçbir ABD yasa veya statüsünün olmadığını kabul etti.أُوجد المال و الإئتمانات عندما تم إختلاقه ,إعترف مورغان أنه .لا يوجد قانون أو نظام يمنحه الحق لفعل ذلك
Bir baba, ebeveyn ve öğretmen statüsü konusunda özgüven sahibidir.Ein Vater wird sich in seiner Eltern- und Erziehungsrolle immer sicher sein.
Bir baba, ebeveyn ve öğretmen statüsü konusunda özgüven sahibidir.Isä tulee aina olemaan varma vanhemmuudestaan ja opettajan statuksestaan.
Bir baba, ebeveyn ve öğretmen statüsü konusunda özgüven sahibidir.Seorang ayah akan selalu yakin tentang orang tuanya dan status guru.
Bir baba, ebeveyn ve öğretmen statüsü konusunda özgüven sahibidir.Un padre sarà sempre fiducioso circa il suo status di genitore e insegnante.
Bir baba, ebeveyn ve öğretmen statüsü konusunda özgüven sahibidir.Un padre siempre estará seguro sobre el status de su padre y de su profesor.
Bir baba, ebeveyn ve öğretmen statüsü konusunda özgüven sahibidir.Un père sera toujours confiant envers ses parents ou son professeur
Bir baba, ebeveyn ve öğretmen statüsü konusunda özgüven sahibidir.Бащата винаги ще бъде уверен в ролята си на родител и учител.
Bir işin statüsü daha düşük oldukça ve kişi çalışıp yükseldikçe, kişisel çevresinden fazla uzaklaşacaktadır.Im niższy status pracy i osoby ją wykonującej, tym bardziej odcięty powinna być ze swojej prywatnej sfery.
Bir işin statüsü daha düşük oldukça ve kişi çalışıp yükseldikçe, kişisel çevresinden fazla uzaklaşacaktadır.직업과 그걸 수행하는사람의 신분이 낮아지면 낮아질수록, 그사람은 사유의 영역에서 제외되었어요.
Bir işin statüsü daha düşük oldukça ve kişi çalışıp yükseldikçe, kişisel çevresinden fazla uzaklaşacaktadır.Più basso è il livello del lavoro e della persona che lo svolge, più è distante dalla sua sfera personale.
Bir işin statüsü daha düşük oldukça ve kişi çalışıp yükseldikçe, kişisel çevresinden fazla uzaklaşacaktadır.Vị trí công việc và xã hội càng thấp, thì người đó càng bị cách ly khỏi khu vực quan hệ cá nhân.
Bir işin statüsü daha düşük oldukça ve kişi çalışıp yükseldikçe, kişisel çevresinden fazla uzaklaşacaktadır.ככל שסטטוס התפקיד והאדם נמוך יותר, כך הוא יהיה מרוחק יותר מהמרחב הפרטי שלו.
Bir işin statüsü daha düşük oldukça ve kişi çalışıp yükseldikçe, kişisel çevresinden fazla uzaklaşacaktadır.إذا كلما تدنت طبيعة العمل والشخص الذي يعمل ذلك العمل، كلما تم إبعاده من صعيده الشخصي أكثر.
Bir işin statüsü daha düşük oldukça ve kişi çalışıp yükseldikçe, kişisel çevresinden fazla uzaklaşacaktadır.地位が低いほど 個人領域から遠ざけられるのです 人はこの驚くべき可能性を利用しています
Birlik, felsefi ve dini cemaatlerin statülerine karşıeşit ölçüde saygılıdır.Az Unió ugyanígy tiszteletben tartja a világnézeti szervezetek jogállását.
Birlik, felsefi ve dini cemaatlerin statülerine karşıeşit ölçüde saygılıdır.De Unie eerbiedigt tevens de status van levensbeschouwelijke en niet-con- fessionele organisaties.
Birlik, felsefi ve dini cemaatlerin statülerine karşıeşit ölçüde saygılıdır.La Unión respetará asimismo el estatuto de las organizaciones filosóficas y no confesionales.
Birlik, felsefi ve dini cemaatlerin statülerine karşıeşit ölçüde saygılıdır.L’Unione rispetta ugualmente lo status delle organizzazioni filosofiche e non confessionali.
Birlik, felsefi ve dini cemaatlerin statülerine karşıeşit ölçüde saygılıdır.L’Union respecte également le statut des organisations philosophiques et non confessionnelles.
Birlik, felsefi ve dini cemaatlerin statülerine karşıeşit ölçüde saygılıdır.Sie gelten nicht als Besitzstand, der von beitrittswilligen Ländern angenommen werden muss.
Birlik, felsefi ve dini cemaatlerin statülerine karşıeşit ölçüde saygılıdır.Únia rovnako rešpektuje postavenie filozofických anekonfesionálnych orga- nizácií.
Birlik, felsefi ve dini cemaatlerin statülerine karşıeşit ölçüde saygılıdır.Unia szanuje na równi status organizacji filozoficznych i niewyznaniowych.
Birlik, felsefi ve dini cemaatlerin statülerine karşıeşit ölçüde saygılıdır.Unie rovněžuznává status filozofických a nekonfesních organizací.
Birlik, felsefi ve dini cemaatlerin statülerine karşıeşit ölçüde saygılıdır.Unija enako spoštuje status svetovnonazorskih in nekonfesionalnih organi- zacij.
Birlik, felsefi ve dini cemaatlerin statülerine karşıeşit ölçüde saygılıdır.Unionen respekterer ligeledes filosofiske og konfessionsløse organisationers status.
Birlik, felsefi ve dini cemaatlerin statülerine karşıeşit ölçüde saygılıdır.Unionen skall även respektera filosofiska och konfessionslösa organisatio- ners ställning.
Birlik, felsefi ve dini cemaatlerin statülerine karşıeşit ölçüde saygılıdır.Unioni kunnioittaa myös elämänkatsomuksellisten ja ei-tunnustuksellisten järjestöjen asemaa.
Birlik, felsefi ve dini cemaatlerin statülerine karşıeşit ölçüde saygılıdır.Uniunea respectă, de asemenea, statutul organizaţiilor cu caracter filozofic şi al celor neconfesionale.
Birlik, felsefi ve dini cemaatlerin statülerine karşıeşit ölçüde saygılıdır.Η Ένωση σέβεται p i α ρ οµο ί ως το καθεστώς των φιλοσοφικών και µη οµολο- γιακών οργανώσεων.
Bir polis memurunun statüsü, onu istemese şiddet uygulamaya itiyor.El status de un policía le hace comportarse violentamente, incluso si no quiere.
Bir polis memurunun statüsü, onu istemese şiddet uygulamaya itiyor.Status Seorang polisi yang membuatnya berperilaku keras, bahkan jika ia tidak mau.
Bu aynı zamanda statü güvensizliğine de yol açıyor.Außerdem führt es zu Status-Unsicherheit.
Bu aynı zamanda statü güvensizliğine de yol açıyor.Cela conduit aussi à l'insécurité du statut.
Bu aynı zamanda statü güvensizliğine de yol açıyor.Det leder också till otrygghet inom status.
Bu aynı zamanda statü güvensizliğine de yol açıyor.Det leder også til statususikkerhed.
Bu aynı zamanda statü güvensizliğine de yol açıyor.Duce de asemenea la nesiguranța statutului social.
Bu aynı zamanda statü güvensizliğine de yol açıyor.E leva também à insegurança do estatuto.
Bu aynı zamanda statü güvensizliğine de yol açıyor.Ez státusz-bizonytalansághoz is vezet.
Bu aynı zamanda statü güvensizliğine de yol açıyor.Het leidt ook tot statusonzekerheid.
Bu aynı zamanda statü güvensizliğine de yol açıyor.그것은 또한 지위의 불안정으로 이끕니다
Bu aynı zamanda statü güvensizliğine de yol açıyor.Nó cũng dẫn tới trạng thái bất an.
Bu aynı zamanda statü güvensizliğine de yol açıyor.Portano anche ad uno stato di insicurezza.
Bu aynı zamanda statü güvensizliğine de yol açıyor.Prowadzą też do niepokoju o swój status.
Bu aynı zamanda statü güvensizliğine de yol açıyor.Taktiež to vedie k stavu neistoty.
Bu aynı zamanda statü güvensizliğine de yol açıyor.También lleva a un estado de inseguridad.
Bu aynı zamanda statü güvensizliğine de yol açıyor.Vedou také k pocitu nejistoty společenského postavení.