Tokyo'nun çekirdeğini oluşturan 23 özel semti şehirlere benzer bir idari statüye sahiptir.Nos 23 Bairros Especiais de Tóquio, o Governador toma a figura de Alcaide.
Varsak 1973 yılına kadar köy statüsünde kalmış, 1973 yılından sonra ise belediye olmuştur.Voltou a prefeitura em 1973, ficando até 1977.
Özel sektörde aynı statüde çalışan kadın ve erkeğin farklı maaş alması.A lei estabelece que homens e mulheres que ocupam os mesmos cargos devem ser remunerados na mesma condição.
1992 yılında belde olmuştur günümüzde de halen belde statüsündedir.Até 1991, continha o que é agora o estado de Yobe.
Kohen statüsü, Musa'nın kardeşi Harun'a ve onun oğullarına ihsan edilmiştir.A Tumba de Aarão é o nome do suposto local de sepultamento de Aarão, irmão de Moisés.
1970 yılında havaalanına uluslararası statü kazandırıldı.O aeroporto foi elevado a aeroporto internacional em 1979.
2002 de Kraliçe beratı ile "Şehir" statüsünü kazanmıştır.Em 1996 ganhou o reconhecimento de "cidade" com decreto do Presidente da República.
Korunma statüsü LC (Least Concern) yani asgari endişedir.Estatuto de conservação: Não é considerada uma espécie ameaçada, "LC" (least concern ).
İşlevselci yaklaşım statükodan yana olmaktan öte, daha çok değişimi vurgulamak istemez.Isto, por sua vez, reforça o desejo de conformar-se à norma do grupo em vez de expressar discordância.
Ayrıca Litvanya'nın Klaipėda'nın siyasi statüsüyle ilgili görüşmeler başlatmasını istediler.Também reconheceu os interesses da Lituânia na Região de Klaipeda.
Kudüs'e ise Uluslararası statü verilmiştir.Jeruzalem moet een internationaal statuut krijgen.
Surlar ayrıca 1921'den beri İspanyol anıt statüsünü (Bien de Interés Cultural) elinde tutmaktadır.De muur heeft sinds 1921 tevens Spaanse monumentstatus als Bien de Interés Cultural.
Iwade, 1 Nisan 2006 tarihinde şehir statüsü almıştır.Op 1 april 2006 verkreeg Iwade het statuut van stad.
Volçansk şehir statüsünü 1956 yılında kazanmıştır.Voltsjansk kreeg de status van stad in 1956.
Sasebo 1 Nisan 2001 tarihinde özel şehir statüsü almıştır.Op 1 april 2001 verkreeg Sasebo het statuut van speciale stad.
Tai Ormanı Rezervi 1926'da kuruldu ve 1972'de ulusal park statüsüne yükseldi.In 1926 werd het gebied opgericht en in 1972 kreeg het de status van nationaal park.
Bu kilise topluluğunun Dünya Kiliseler Konseyi'nde gözlemci statüsü vardır.Het kerkgenootschap heeft de officiële status van waarnemer bij de Wereldraad van Kerken.
Leicester ilçesine yakın zamanda şehir statüsü verildi.Ze kreeg spoedig daarna stadsrechten toegekend door Leicester.
Kure, 1 Kasım 2000 tarihinde özel şehir statüsüne yükseltilmiştir.Op 1 november 2000 kreeg Kure het statuut van speciale stad.
Takizawa, 1 Ocak 2014 tarihinde köyden şehir statüsüne yükseltilmiştir.Op 1 januari 2014 werd het dorp Takizawa benoemd tot stad.
1809 yılında ise şehir statüsü almıştır.In 1809 werden de statuten van de gemeente vastgelegd.
Uluslararası Kriket Konseyi (ICC) hangi takımların ODİ statüsünde olacağını belirler.De internationale cricketbond ICC bepaalt welke landen dit zijn.
1936 Özerklik Statüsü referandumu'nda il komitesi sekreteri olarak çalıştı.Tijdens het conclaaf van 1963 diende hij als secretaris.
Türkiye dâimi gözlemci statüsündedir.Griekenland zit in de wachtkamer.
1943 yılına kadar Tokyo'nun ilçelerinin statüsü, Osaka veya Kyoto'nun ilçelerininkiler farklı değildi.Voor 1943, hadden de wijken van de stad Tokio, hetzelfde statuut als deze van Osaka of Kioto.
Bu statüdeki tek Güdül mahallesidir.Het is de enige parochiekerk in deze wijk.
Carbonia 1939'den beri "Città d'İtalia" (İtalya Şehri) statüsü taşımaktadır.Lourosa heeft sinds 19 april 2001 de status van stad (cidade).
1989 yılında şehir statüsü almıştır.In 1989 volgde de status van stad.
1985 yılında il düzeyi şehir statüsü almıştır.In 1985 verkreeg het de stadsstatus.
Şehir olma statüsü ise ancak 1937de verilmiştir.De stadsstatus werd verkregen in 1937.
1979 - İspanya, Bask Bölgesi'nin özerk statüsünü onayladı.In 1979 werd een verdrag ondertekend waarin de autonomiestatus van Spaans Baskenland (Euskadi) werd geregeld.
Uluslararası statüde bir geçerliği yoktur.Het heeft binnen de Europese Unie geen wettelijke betekenis.
Korsanlar ve haydutlar, ele geçirdiklerinin statüsü elveriyorsa fidye talebinde bulunurlardı.Piraten en struikrovers eisten losgeld wanneer de status van hun vangst dat kon garanderen.
1 defa platin statüsüne ulaştı.Later kreeg het een platina status.
Tokyo özel bir statüye sahip olup bunlara ek olarak 23 özel semte ayrılır.Tokio wordt verdeeld in 23 speciale wijken.
Statükoyu koruma genellikle büyük bir değişime karşı çıkılmasıyla gerçekleşir.De rest van het gezin verzet zich tegen die plotse verandering.
Elektrostal, 1916 yılında kurulmuş olup 1938 yılında şehir statüsü almıştır.Elektrostal is in 1916 ontstaan bij de bouw van een metaalfabriek en kreeg in 1938 de status van stad.
Güney Georgia ve Güney Sandviç Adaları da aynı statüde bulunmaktadır.Zuid-Georgië en de Zuidelijke Sandwicheilanden.
Helsinki Teknoloji Üniversitesi 1849 yılında kurulmuştur ve 1908 yılında üniversite statüsü kazanmıştır.De School voor Economie van Helsinki werd in 1904 opgericht en kreeg in 1911 de status van universiteit.
Roma Statüsü'nü imzalamak onaylamak anlamına gelmemektedir.De ondertekening van het Verdrag van Rome kon evenwel niet worden uitgesteld.
1868 yılında şehir statüsü almıştır.In 1868 kreeg het stadsrechten.
1 Nisan 1964 tarihinde kasaba statüsü almıştır.Op 1 april 1964 gaat de gemeente op in Loenen.
Bu statüyü değiştirmesi mümkün değildir.De gemeente heeft er geen behoefte aan dit te wijzigen.
Antlaşma esas olarak Uzakdoğuda mevcut statükonun korunmasını amaçlamaktadır.Dit is vooral om het westelijk deel in de huidige staat te behouden.
Şehir statüsü 1993'te verildi.Het kreeg in 1993 de status van stad.
2004'te kasaba statüsü almıştır.De plaats kreeg in 2004 stadsrechten.
1954'te Hollanda Krallığı'nın kurucu ülkeleri statüsünden biri olmuştur.In 1954 werd het Statuut voor het Koninkrijk der Nederlanden van kracht.
Şehir, 11 Kasım 2011 tarihinde kasabadan şehir statüsüne yükseltilmiştir.Op 11 november 2011 werd dit evenement door de IAAF aan de stad toegewezen.
Ayrıca, her iki ülke de, Avrupa Konseyi'nde gözlemci statüsüne sahiptirler.Daarnaast heeft de organisatie een waarnemersrol in de Raad van Europa.
1943 yılına kadar Tokyo'nun ilçelerinin statüsü, Osaka veya Kyoto'nun ilçelerininkiler farklı değildi.Przed 1943 okręgi Tokio nie różniły się od okręgów Osaki czy Kioto.
Bayrağın her iki ülkede de resmî bir statüsü bulunmamaktadır.Flaga Zjednoczenia nie ma statusu flagi urzędowej w żadnym z tych dwóch państw.
1998 - Uluslararası Ceza Mahkemesini kuran Roma Statüsü kabul edildi.1998: 120 krajów podpisało statut rzymski ustanawiający Międzynarodowy Trybunał Karny.
Şehrin en büyük kiliselerinden biridir ve küçük basilika statüsüne sahiptir.Jest trzecim najdłuższym kościołem Pragi i ma status bazyliki mniejszej.
Şehir statüsü Kraliçe I. Elizabeth tarafından 1590 yılında verilmiştir.Miasto posiada status city, nadany przez królową Elżbietę w roku 1590.
1932 yılında köy statüsünü almıştır.W roku 1932 przyznano jej status wsi.
Diğer ülkeler gözlemci statüsü elde edebilirler.Państwa trzecie mogą być przyjmowane jako obserwatorzy.
Seto 1 Ekim 1929 tarihinde şehir statüsü almıştır.1 października 1929: Seto zdobyło status miasta.
2004'te kasaba statüsü almıştır.W 2004 uzyskał status gminy miejskiej.
Özel sektörde aynı statüde çalışan kadın ve erkeğin farklı maaş alması.Zagwarantowanie równości płac dla kobiet i mężczyzn pracujących na tym samym stanowisku.
1977'de bu statüdeki görüşmeler tekrar başladı.Jesienią 1977 roku na nowo rozpoczęto starania w tym kierunku.