Köleler herhangi bir hakka ya da sosyal statüye sahip değillerdi.لم يكن للعبيد أي قوة أو وضع إجتماعي.
Başka bir vatandaşlığın otomatik olarak edinimi veya kaybı Türk vatandaşlığı statüsünü etkilemez.ولا يؤثر اكتساب الجنسية الأجنبية (أو الاحتفاظ بها) تلقائيا على الجنسية التركية.
Temel amacı, çağdaş sanatın daha iyi tanınması ve statüsünü güçlendirmektir.هدفها المركزي هو جعل الفن المعاصر المعروف وتعزيز مكانتها.
Azerbaycan'da kadınların statüsü son bin yılda büyük değişiklikler geçirmiştir.(أغسطس 2015) كان وضع المرأة في الهند تخضع للعديد من التغيرات الكبيرة على مدى آلاف السنين القليلة الماضية.
Parti 1 Mart 2011'de yasal statüsünü kazanmıştır.تحصل الحزب على التأشيرة القانونية في 3 مارس 2011.
Ancak özel bir mülk statüsündedir.وهي ضمن مجموعة ملكية خاصة.
Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlığı belirli haklar, görevler ve faydalar içeren bir statüdür.قانون الجنسية في الولايات المتحدة الأمريكية، أن تكون مواطنا هي حالة تستتبع حقوق محددة، أفضليات، وواجبات.
Her belediye, nüfusunun 10,000'i aşmasının ardından şehir statüsünü almak için başvurabilir.والبلدية قد تطلب الحصول على مكانة المدينة في أي وقت بعد أن يتجاوز عدد سكانها 10،000.
"Haydar Aliyev" nişanı Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına onun statüsüne göre veriliyor.تمنح ميدالية "حيدر علييف" لرئيس جمهورية أذربيجان حسب وضعه.
2016 yılı itibarıyla, 201 federasyondan toplam 3,378 hakem FIFA Kokartlı Hakem statüsündedir. ^ Hakem Listesi.اعتبارًا من 2016، ما مجموعه 3.378 حكامًا من 201 اتحاد حول العالم يتمتعون بشارة الفيفا الدولية.
Komae, 1952 yılında kasaba ve 1 Ekim 1970 tarihinde şehir statüsü almıştır.تم ترقية كومايه إلى بلدة في عام 1952، ومن ثم إلى مدينة في 1 أكتوبر 1970.
Statükoyu sürdürmek var olan durumu olduğu gibi korumak anlamına gelir.تبقى المبررات القانونية في البلاد كما هي.
Film, kült film statüsü taşımaktadır.فأخرج فيلما بعنوان إرحل.
Önceden belde olan Kayırlı, günümüzde köy statüsündedir.القطعاية، وهي قرية بولاية قبلي.
Surinam (Hollanda), 1953'te statüsü değişti.سورينام خرجت من عباءة السيطرة الهولندية في عام 1975.
Ancak, bu durum Avrupa'nın statüsünü değiştirmeye yönelikti.وأراد والدها تغيير هذه الحالة.
1960'ta üniversite statüsünü almıştır ve İsveç'in en eski dördüncü üniversitesidir.حصلت جامعة ستكهولم على لقب "جامعة" سنة 1960، وهي بذلك الرابعة في الأقدمية بين الجامعات السويدية.
Bunun yanında, gümrük statüleri, para alanları, NATO üyeliği gibi düzlemler söz konusudur.كما يوجد مقياس آخر يكون حسب الحالة الجمركية، والعُملة المُستخدمة، والعضوية في حلف شمال الأطلسي.
IHO, Birleşmiş Milletler'de gözlemci statüsüne sahiptir.حصلت منظمة التحرير الفلسطينية على مقعد مراقب في الأمم المتحدة.
Güney Georgia ve Güney Sandviç Adaları da aynı statüde bulunmaktadır.جورجيا الجنوبية وجزر ساندويتش الجنوبية أيضا تظل تحت السيادة الترابية للمملكة المتحدة.
"Dominyon statüsü" terimi ilk defa 1907'deki İmparatorluk Konferansı'nda resmî olarak kullanıldı.واعطي لها مسمى "دومينيون" رسميا في المؤتمر الاستعماري لسنة 1907.
Şehir statüsünü 1960 yılında almıştır.أعلنت البلدية في سنة 1960.
2008 yılı mart ayında ise Bağlar ilçe statüsü alarak ilçe belediyesi olarak ilan edilmiştir.أواخر آذار / مارس: رفع العلم التركي رسميًا من شعار الجمعية الوطنية الكبرى.
Başkent Erivan da topluluk statüsüne sahiptir ancak şehir/il değildir.مُهاجرُ رسول الله : لقوله : (المدينة مهاجري ومضجعي في الأرض)(97).
Bu terim, belirli bir olayın, eylemin ya da daha geniş statükoya karşı referans olarak gösterilebilir.ويستخدم هذا المصطلح للإشارة إلى حدث أو فعل معين، أو الإشارة إلى الوضع الراهن الأعم والأشمل.
1932 yılında ise semt statüsü almıştır.وفي عام 1932، أصبحت تتولى الإيداع القانوني.
Blair istediklerini elde etmek için çekiciliğini, parasını ve sosyal statüsünü kullanır.Blair usa seu charme, dinheiro e posição social para conseguir o que quer.
İmparatorlurluğun başlangıcında, İtalya değişik statülere sahip toprakların bir bileşkesiydi.No início do período do império, a Itália era um conjunto de territórios com diferentes estatutos.
Aşağıdaki film festivallerine FIAPF tarafından yarışmalı festival statüsü verilmiştir.Os Festivais de cinema abaixo receberam o status de competitivos pela FIAPF.
1943 yılına kadar Tokyo'nun ilçelerinin statüsü, Osaka veya Kyoto'nun ilçelerininkiler farklı değildi.Antes de 1943, os bairros de Tóquio não eram diferentes dos de Osaka ou de Quioto.
Ayrı bir yasal statüye ve kendi mevzuatına sahip bir sekreterlik oluşturuldu.Foi criado um secretariado com um estatuto legal separado e estatutos próprios.
Chester'e şehir olma statüsü 1541de verilmiştir.Chester recebeu o estatuto de cidade em 1541.
20 yaşında Top Model statüsü kazandı ve tarifesi günde bin dolara çıktı.Alcançou o status de top model aos 20 anos de idade, com um salário diário de mil dólares.
Aynı yüzyılın ikinci yarısında Rusya ve Prusya Krallığı önemli bir statü kazandı.Na segunda metade do século XVIII, a Rússia e a Prússia ganharam status importantes.
Bu statü 1659'da imzalanan "Pireneler Antlaşması" ile kurulmuştur.Foi estabelecido pelo Tratado dos Pirenéus em 1659.
1 Şubat 1974 tarihinde başkent Kuala Lumpur federal toprak statüsü almıştır.Mais tarde, em 1 de fevereiro de 1974, Kuala Lumpur tornou-se um Território Federal.
Hakodate, 1 Ağustos 1922 tarihinde şehir statüsü almıştır.Hakodate ganhou o estatuto de cidade em 1 de agosto de 1922.
Bu dönemde Hıristiyanların statüsü gelişti ve Yahudileri koruyabilecek yetkililerin güçleri azaldı.Isto, contudo, acentuou o status dos cristãos e fez ruir o poder das autoridades para a proteção dos judeus.
15 Mart 1967 tarihinde şehir statüsü almıştır.Recebeu o estatuto de cidade a 15 de Março de 1967.
29 Aralık 1998'de belediye statüsü alarak beldeye dönüştü.E no dia 29 de Abril de 1992 o povoado passou a ser cidade.
Ontario'nun en yeni şehri, 1 Temmuz 2012 tarihinde kasaba statüsünden şehir statüsüne geçen Markham'dır.A cidade a mais nova de Ontário é Markham, que obteve a classificação de cidade em 1º de julho de 2012.
Dünya Mirası statüsü 1988'de ilan edildi.Foi declarada Património Mundial em 1988.
1986 yılında kurulmasına rağmen, üniversite statüsünü 1997'de kazandı.Foi inaugurada em 1986, mas obteve o título legal de universidade em 1997.
Odawara 20 Aralık 1940 tarihinde şehir statüsü almıştır.Recebeu o estatuto de cidade a 20 de Dezembro de 1940.
Şehir statüsünü 1948'de almıştır.Recebeu o estatuto de cidade em 1948.
Şehir 1 Nisan 1988 tarihinde şehir statüsü almıştır.Recebeu o estatuto de cidade a 1 de Abril de 1988.
Şehir statüsünü 1972 yılında almıştır.O estatuto de cidade chegaria em 1972.
1960'ta üniversite statüsünü almıştır ve İsveç'in en eski dördüncü üniversitesidir.Em 1960, foi elevada à categoria de universidade, tornando-se a quarta universidade sueca.
1967'de şehir statüsü aldı.Adquiriu o estatuto de cidade em 1967.
Bu terim, belirli bir olayın, eylemin ya da daha geniş statükoya karşı referans olarak gösterilebilir.O termo pode ser aplicado em relação a um evento ou situação particular, ou para um status quo maior.
Savoya Hanedanı altında Aosta'ya özel bir statü garanti edilir.No entanto, dita um decreto que concede a cidade de Tebas um estatuto especial.
Komünler arasında şehir statüsü taşıyanlar eğik yazı ile belirtilmiştir.Apenas municípios legalmente constituídos como cidades estão listadas aqui.
Resmi olarak 1 Temmuz 1923 tarihinde şehir statüsü kazanmıştır.Recebeu o estatuto de cidade a 1 de Julho de 1923.
1809 yılında ise şehir statüsü almıştır.Em 1891, adquiriu o status de cidade.
Fuhuşun yasal statüsü ülkeden ülkeye değişir.O estatuto jurídico do spam varia de uma jurisdição a outra.
Dolayısıyla gulamın, köleden farlı sosyal ve hukuki statüsü vardır.Atualmente, a pena tem um enquadramento legal e sociológico bastante diferente.
Washington, DC özel bir statüye sahiptir, senatör veya Temsilciler Meclisi üyeleri yoktur.Exceto Washington D.C., que não tem senadores, mas sim três delegados.
1973 yılında kurulmuş ve 1984 yılında Dünya Mirası statüsüne kavuşmuştur.Fundado em 1973, foi incluído na lista do Património Mundial em 1984.
1 Nisan 2007 yılında belirlenmiş şehir statüsü almıştır.Recebeu o estatuto de cidade designada em 1 de abril de 2007.
Sansha'nın bulunduğu bölgenin statüsü tartışmalı olup Çin Halk Cumhuriyeti tarafından fiilen yönetilmektedir.O rochedo é administrado pela Coreia do Sul, e disputado pela República Popular da China.