1981 tarihinde ise kasaba statüsüne yükselmiş ve Ereğli ilçesine bağlanmıştır.Nel 1981 passa a La Stampa di cui è inviato speciale e responsabile della politica interna.
Bu statü 1659'da imzalanan "Pireneler Antlaşması" ile kurulmuştur.Tale possesso fu definitivamente sancito col Trattato dei Pirenei (1659).
1960'ta üniversite statüsünü almıştır ve İsveç'in en eski dördüncü üniversitesidir.Dal 1960 ha acquistato ufficialmente il titolo di università, diventando la quarta università della Svezia.
Estado Novo rejimi hükümet kararı ile yedi kasabayı şehir statüsüne geçirdi.Durante il periodo dittatoriale dello Estado Novo il regime elevò al grado di città 7 centri abitati.
1997 yılında ise statüde küçük bir değişikliğe daha gidildi.Nel 1972 il modello fu oggetto nuovamente di modifiche minori.
1934 yılında şehir statüsü aldı.Nel 1934 ha ottenuto lo status di città.
15 Nisan 1973 tarihinde, Békés'e şehir statüsü verildi.Il 30 aprile 2005 l'AVS divenne standard nazionale.
M.Ö.133'te Roma İmparatorluğu içinde özgür bir kent statüsü kazanır.Fondata durante la dominazione romana ottenne lo statuto di città libera nel 1331.
1967'de şehir statüsü aldı.Ricevette lo status di città nel 1967.
Köy, 1992 yılında belediye statüsü alarak beldeye dönüşmüştür.Attivo in politica a livello locale, nel 1992 divenne sindaco della città.
Yeni unvanın oluşturulması İngilizler tarafından "makamın statüsünün geliştirilmesi" amacını taşıyordu.Creata dalla Ford Foundation, aveva il fine di aumentare il livello di istruzione del pubblico americano.
Diğer ülkeler gözlemci statüsü elde edebilirler.Другие страны могут получить статус наблюдателя.
Üst sınıf, sosyal statülerini sanat ve edebiyatta açıkça ortaya koyardı.Высший класс выражал свой социальный статус в искусстве и литературе.
Kongre, yeni Parti'nin statüsünün, Sovyet toplumunun sınıf yapısındaki değişimleri yansıttığını tasdik etti.Съезд принял новый Устав партии, отражавший изменения в классовой структуре советского общества.
Statüsü, 18 Ekim 2007 tarihli Velsen Antlaşması'nda yer almaktadır.Статус данной организации регулирует Фельзенский договор от 18 октября 2007 года.
Ayrıca 2008 yılında, tesis Kremlin Tedarikçileri Birliği üyesi statüsünü geri aldı.Также в 2008 году завод восстановил статус члена Гильдии поставщиков Кремля.
11 Mayıs 2014'te Donetsk ve Lugansk'ta bölgelerin statüsünü belirlemek amacıyla referandum düzenlendi.11 мая 2014 года на территории Луганской и Донецкой областей прошли референдумы о статусе регионов.
Bayrağın her iki ülkede de resmî bir statüsü bulunmamaktadır.Флаг не имеет официального статуса ни в одной из стран.
1228'te kasaba statüsü almıştır.В 1228 году получил статус города.
Korunma statüsü LC (Least Concern) yani asgari endişedir.Охранный статус — LC (наименьший риск).
Bu kilise topluluğunun Dünya Kiliseler Konseyi'nde gözlemci statüsü vardır.Имеет статус наблюдателя во Всемирном совете церквей.
Yahudiler (ve Hristiyanlar) zimmi statüsündeydiler.«Против иудеев» (Adversus Iudaeos).
Azerbaycan'da kadınların statüsü son bin yılda büyük değişiklikler geçirmiştir.Статус женщин в Азербайджане претерпел несколько серьезных изменений.
Ulusal park statüsü 22 Ocak 1954'te kabul edildi ve İspanya'nın en eski üçüncü ulusal parkı oldu.Парк был основан 22 мая 1902 г. и явился пятым национальным парком в США.
Bu birlik yasal bir statüye sahiptir.Эта организация имеет военное наследство.
Sankt-Peterburg başkent statüsünü son 215 yıldır sürdürüyordu.Жизнь и быт Петербургской фабрики за 210 лет ее существования.
Tabiat parkı statüsündedir.Чугач — парк штата.
Mısır toplumu belirgin biçimde tabakalaşmış bir toplumdu ve sosyal statü kesin olarak katıydı.Египетское общество было высоко стратифицированным, где социальный статус явно отображался.
Statükoyu sürdürmek var olan durumu olduğu gibi korumak anlamına gelir.Сохранить статус-кво — значит оставить всё так, как есть.
İoannes tarafından bu statü kalıcı yapılacaktır.Этот путь кажется Иванову вечностью.
1809 yılında ise şehir statüsü almıştır.В 1809 году получил статус города.
1943 yılına kadar Tokyo'nun ilçelerinin statüsü, Osaka veya Kyoto'nun ilçelerininkiler farklı değildi.До 1943 года районы города Токио не отличались от районов Осаки или от районов Киото.
Şehirler en az 150,000 nüfusa sahip olup bir ilçenin nüfusu bu rakama ulaşırsa şehir statüsü alabilmektedir.Города имеют население не менее 150 000 жителей; если уезд превышает этот порог, он получает статус города.
Bu statüyü değiştirmesi mümkün değildir.Не подлежит изменению республиканское устройство государства.
Nakış tasarımları, köy kadınlarının sosyal statüsünü belirlemektedir.Сложность вышитого рисунка определял социальный статус жительницы села.
Zamanla daha kuzeydeki bölgeye de protektora statüsü verildi.Также в северной части часто встречалась белка.
Yıllar sonra ise kült statüsüne ulaştı.Только через несколько лет ей удастся убежать из его дворца.
Şu an hâlen Fransa toprağı statüsündedir.Ныне земля, на которой он расположен, является территорией Франции.
Türkmence, Türkmenistan'da resmi dil statüsündedir.Туркмения — Государственная пограничная служба Туркменистана.
Böylelikle yasal statülerini de değiştirmiş oluyorlardı.Соответственно изменился её правовой статус.
Kırmızı listede soyları tehlikede olmayan hayvanların yer aldığı statüsündedir.Рыжий кролик не состоит в каком-либо списке животных, находящихся под угрозой исчезновения.
Salo, 1887 yılında kurulmuş olup 1960 yılında şehir statüsü kazanmıştır.Официально Сало был основан в 1887 году, а статус города получил только в 1960 году.
Haziran 2018 tarihinde şehir statüsü almıştır.20 июня 2018 года получил статус города.
Sırbistan'a adaylık statüsü 1 Mart 2012 tarihinde Avrupa Konseyi tarafından verildi.1 марта 2012 года Сербия получила официальный статус кандидата на вступление в ЕС.
Gözlemci statüsü bir Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önergesiyle verilir.Статус наблюдателя Генеральной Ассамблеи ООН присваивается резолюцией Генеральной Ассамблеи.
Şehir statüsünü 1972 yılında almıştır.Статус города получил в 1972 году.
Bu dönemde Hıristiyanların statüsü gelişti ve Yahudileri koruyabilecek yetkililerin güçleri azaldı.Однако она усилила влияние христианства и ослабила защищавшую евреев власть.
1932 yılında köy statüsünü almıştır.В 1932 году получил статус села.
1970 yılında havaalanına uluslararası statü kazandırıldı.В 1974 году аэропорту была присвоена международная категория.
2008 yılında belediye statüsünü kaybetmiştir.В 2008 году получил статус города.
28 Aralık 1934 yıllında İjevsk Udmurt OSSC başkent statüsü aldı.28 декабря 1934 года Ижевск приобрёл статус столицы УАССР.
Washington'un özel bir statüsü vardır.Берлин имел особый статус.
2014 öncesinde köy statüsündeydi.2014 г. На месте бывшего дома.
1831-1972 yılları arasında Bergen, şehir-eyalet statüsünde değerlendirilmiştir.Город Берген в 1831-1972 годах существовал как город-графство.
Bu statü 1659'da imzalanan "Pireneler Antlaşması" ile kurulmuştur.Установлено в 1659 году после подписания Пиренейского мира.
Doğu Timor ve Papua Yeni Gine'ye gözlemci statüsü verilmiştir.На данный момент статус наблюдателя имеют Папуа — Новая Гвинея и Восточный Тимор.
Kayıt olunduğunda çömez statüsüne sahip olunur.При открытии получил статус собора.
Laince resmî dil statüsünden çıkarılarak yerine Macarca getirildi.Вместо узбекских вождей на государственные должности были назначены иноземцы.
1997 yılında ise statüde küçük bir değişikliğe daha gidildi.В 1997 году внешний вид ордена был незначительно изменён.
Yahudiler (ve Hristiyanlar) zimmi statüsündeydiler.حديث استفتاح اليهود على المشركين بمحمد - صلى الله عليه وسلم -.