Ana içeriğe geç
Sözlük

soylu ile cümle

soylu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ailesi zengin ve soyluydu.Його сім'я була багатою та шанованою.
Göktürklerin soylu kabilelerinden Aşide sülalesindendir.Останній власник по чоловічій лінії містечка Сатанів.
Prenses, genellikle Avrupa hanedanlarında kadın üyelere verilen genel soyluluk unvanı.Щедрий вечір Переддень Нового року Женщина в Европе.
Kendilerinden daha ağır olan Soylu Bakırlar bile Sarı Orakçılardan daha hızlı uçar (ama daha kısa mesafe).Обмотки нижчої напруги розміщують ближче до стрижня, а обмотки вищої напруги — над ними.
Pek çok toplumda soyluluk ebeveynlerden çocuklara (genellikle babadan oğula) geçer.Повага до жінки в сім'ї росте, якщо вона народжує якомога більше дітей (особливо синів).
Kont, Avrupa'da bir soyluluk unvanı.Віко́нт (англ. viscount; фр. vicomte віце-граф) — титул європейського дворянства.
İmparatorluk içerisinde soylular, kendi mülklerinde birer prens gibi hüküm sürmeye başladılar.Новгородці змінювали тоді своїх святителів так часто, як князів.
Gelişen isyan, Haziran ayında İrvin'de İskoç soyluların İngiliz koşullarını kabulü ile önemli bir zarar gördü.В червні португальська міліція завдала серйозної шкоди іспанським лініям постачання.
Ancak, soylulara ve babasının onuruna bağlılığı sayesinde kendi hanedanında barışı koruyabilmiştir.Nicméně loajalita šlechty k jeho otci, pomohla zachovat mír v zemi.
İki Soylu Akraba - Tüm metin İngilizce.Our Mutual Friend – kompletní kniha v angličtině.
III. İoannis Dukas Vatacis, daha önce yapılmamış olan kilise ve soylu kadınlara da Pronoia verdi.Dukas Vatatzes přišel s novinkou: začal udělovat pronie i šlechtičnám a církvi, což dříve běžné nebylo.
Soylular ise fidye karşılığı serbest bırakıldı.Věznitelé jim mnohdy slibují propuštění za výkupné.
Firavun olmak için anne tarafından soylu kan taşımanın daha önemli olduğuna inanılırdı.Francisco vyrůstal ve šlechtické křesťanské rodině, kde se cenila ušlechtilost ducha více než krve.
Anastasia, Romanov'lardan olan bir soyludur.Fjodorovič z rodu Romanovců.
Burada paralı ve soylu bir müşteri grubu bulmayı başardı.Byl bohatým a ušlechtilým obchodníkem ve městech Povolží.
1976’da kraliçenin doğum gününde kendisine soyluluk unvanı verildi.Tento den Nizozemci oslavují narozeniny své královny.
İskoçya Krallığına soyluların annesini tahttan indirmesiyle sahip oldu.Svůj nárok na švédský trůn založil na původu své matky.
Büyük soylu aileler arasında önceden beri bir anlaşmazlık bulunmaktaydı.Mezi těmito společnými předky byl velký spor.
Yeni soyluluksa toplumun sayesinde ayaktaydı.Pro přátelskou povahu byl populární ve společnosti.
Bir soylunun kızıydı.Je dcerou chirurga.
1536'da babası Gustav Vasa, İsveçli soylu bir kadın olan Margaret Leijonhufvud (1516-51) ile evlendi.În 1536, tatăl său, Gustav Vasa, s-a recăsătorit cu Margaret Leijonhufvud (1516–55), o nobilă suedeză.
Anlatıcı Montresor, arkadaşı olan soylu Fortunato'dan intikam aldığı gecenin öyküsünü anlatır.Montresor povestește o întâmplare din ziua în care s-a răzbunat pe Fortunato, un prieten de viță nobilă.
Hanna ailesini "güçlü ve soylu bir İrlanda-Amerikan aile" olarak tanımlar.Hanna și-a descris familia ca fiind „o familie de irlandezi americani plină de viață”.
İrini Atina'da yaşayan bir soylu aileye, Sarantapechos ailesine mensuptu.Irina s-a născut într-o familie de nobili din Atena, familia Sarantapechos.
Soylu aileden gelmiştir.Provine dintr-o familie nobilă.
Fransa'da bir soyluluk unvanıdır.Dar celebritatea o obține în Franța.
1874'te Yekaterinoslav soylularının başı olarak şeçildi ve 1886'ya kadar bu unvanını korudu.În 1879 a fost numit mareșal al nobilimii din Podolia și a deținut această funcție până în 1886.
Nietzsche, üstinsan kavramıyla soylu bir insan eylemliliği kavramını yeniden kurmaya çalışır.Nietzsche a căutat să găsească o soluție la acest nihilism prin reevaluarea fundamentelor valorilor umane.
Ancak, soylulara ve babasının onuruna bağlılığı sayesinde kendi hanedanında barışı koruyabilmiştir.Loialitatea nobililor față de tatăl său a păstrat totuși pacea în timpul minorității sale.
Soyluluk unvanlarıTributul fanilor
Soylu şövalyeler kendi atlarını kesip yediler.Iară un Purice aprodul i-au dat calul lui.
Ama tanrı soyludur.Patria este sfântă...
Eski dönem Sırp soyluluğuna kıyasen, bu dönemde birçok soylu, birçok unvan elde etti.Se spune că, de-a lungul timpului, această sfântă icoană a făcut multe minuni.
Her ikisi akrabaydılar ve Soylu bir Gürcü ailesi olan Cakeli soyundan geliyorlardı.Ambii părinți proveneau din familii înstărite, cu puternice tradiții liberale.
Oyun, Bizans soyluları arasında çok popülerdi.Poeții timpului erau foarte populari printre oamenii hanatului.
O zengin, dahası, o soylu.El este bogat și pe deasupra este și de viță nobilă.
Bu türlü soylu kadınların tehlikeli kişiler olduklarını bildirir.Azt próbáltam meg elmondani, hogy az előkelő emberek is lehetnek kurvák.
Bir soylunun kızıydı.Van egy taxis vőlegénye.
Soylu ailelerin kız çocukları rahibe manastırlarında eğitim görürdü.A környék nemes családjai szívesen adták leányaikat a kolostorba nevelésre.
Plutarkhos tarafından yazılan yaşam öyküsüne göre Coriolanus Romalı soyluları temsil etmekteydi.Plutarkhosz szerint Coriolanus képviselte a római arisztokráciát.
15. yüzyılda Papalik Arnavut Katolikleri ve katolik soylularla çok sıkı ilişki içindeydi.A XV. században a gyógyítás még erősen kötődik a kolostorokhoz és a klerikusok tevékenységéhez.
Onna-bugeisha (Japonca: 女武芸者; "kadın dövüş sanatçısı"), Japon soyluluğuna ait bir çeşit kadın savaşçıydı.Az onna-bugeisa (女武芸者?) egyfajta, a Japán felső osztályba tartozó, harcos nő volt.
Bu olay Polonya soylularının yurtseverlik duygularını kamçıladı.Ez kiváltotta a lengyel országlakosok tiltakozását.
Aileler ise Orta Çağ'daki soylu ailelerini temsil eder.A középkorban nemesi családok birtoka.
Soylular Wolsey ile alaya başlarlar.Bevonul a király és Wolsey.
Soylu bir İspanyol ailesine mensuptu.Spanyol származású nemesi családba született.
Soylu aileden gelmekteydi.Nemes családból származott.
Eğer öyleyse kalıtsal olarak soylu biridir.Amolyan régimódi nemesúr ő.
Kraliyet ailesine mensup üst düzey soyludur.Elhelyezése a királyi családban nehéz.
Soylu bir ailenin çocuğu olarak 1548 yılında İtalya'nın Nola kasabasında dünyaya geldi.1548-ban született a Nápoly közelében fekvő Nola városában.
1297'de kasaba Cenevizli soylu aile olan Doria'lara sonra da De Mari ailesine satıldı.1297-ben Genova eladta a várost a Doria és a De Mari családoknak.
Bu zamanda, çok eşlilik soylular arasında yaygın bir uygulamaydı.Gyakori volt a nagy korkülönbség a házastársak között.
Tüm soyluların kralın seçimine doğrudan katılması sağlandı.Mindegyik nemesnek joga volt részt venni az uralkodó választásában.
Bir soyluluk unvanı.Egy úrileány vallomásai.
Türingiyali küçük bir soylu ailesinden geliyordu.Kisbirtokos nemesi családból származott.
Eğer öyleyse kalıtsal olarak soylu biridir.Luonteeltaan hän on tinkimättömän jalo.
Rusya'nın en eski soylu ailelerinden birinin üyesi olan Buturlin yaşamanın çoğunu Rusya'da geçirmiştir.Buturlin kuului Venäjän vanhimpiin aatelissukuihin ja vietti pääosan elämästään Venäjällä.
Kont, Avrupa'da bir soyluluk unvanı.Albumi sai jonkinlaista suosiota Euroopassa.
Gaius Rubellius Plautus (33-62) İmparator Nero'nun siyasi rakiplerinden Roma soylusu.Gaius Rubellius Plautus (33-62) oli roomalainen poliitikko ja keisari Neron poliittinen vihamies.
Ailesi zengin ve soyluydu.Hänen perheensä oli arvostettu ja varakas.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod