Bir soylunun kızıydı.Aan de bruid.
Bir soyluluk unvanı.Een vriendenboekje.
Kşatriyalar: bu sınıfta ise soylular yer alıyor.Komeetkwatrijnen: in deze categorie kwatrijnen staan kometen vermeld.
Sergius, Roma soylularına aitti ve Benedictus adlı bir adamın oğluydu.Benedictus werd geboren in de stad Rome en was de zoon van een rijke edelman, Bonifatius genaamd.
Ama soylu çabaları için eğitimini tamamladığında, en iyi şairler yarışmasına katılabilecekti.Als hij zich totaal aan de Muzen had gewijd, kon hij wedijveren met de grootste klassieke dichters.
Sırbistan'ın yönetimi prenslerin (knez) ve soylu ailelerin eline geçti.Die bleef in handen van de vorsten en de adel.
Gelişen isyan, Haziran ayında İrvin'de İskoç soyluların İngiliz koşullarını kabulü ile önemli bir zarar gördü.De opstand leek te stoppen toen de hoge Schotse adel zich onderwierp aan de Engelsen in Irvine in juli.
Leh kumandanlar ve soylular askerlerini terk ederek kuzeye doğru kaçmaya başladılar.Soldaten en officieren probeerden te ontsnappen naar het westen.
Necla Soylu (gerçek adı:Necla Soy), (d.De geliefde van een wakashu noemt men de nenja (念者).
Kralın genç ve güzel kızıyla pek çok soylu kişi evlenmek istemektedir.Dan moet de jongste en liefste dochter van de koning aangewezen worden.
Kral, Frank geleneğinin davamı, krallığın önde gelen soyluları tarafından resmen seçilirdi.Het hof wilde de dood van de koning beslist in de koningsgezinde ochtendkranten gepubliceerd zien.
Babasının mirasının üçte ikisinin gitmesiyle, 29 yaşındaki Pascal soylu yoksulluğa mahkûm oldu.Po utracie dwóch trzecich majątku swego ojca, 29-letniemu Pascalowi w oczy zajrzało widmo biedy.
Anna Anakutlu Komnini destekçisi soylular idam edildi, Anna boğduruldu.Scholarioi zabili zwolenników Anny, a ona sama została uduszona.
Soğuk sözcüğü isim soyludur.)Zimny pocałunek (tytuł oryg.
Anlatıcı Montresor, arkadaşı olan soylu Fortunato'dan intikam aldığı gecenin öyküsünü anlatır.Montresor opowiada historię pewnej nocy, kiedy to zemścił się na Fortunacie, zaprzyjaźnionym szlachcicu.
Ayrıca unvanı alan kişinin ailesi de soylu kabul edilmekteydi.Akt podpisywała także okoliczna szlachta.
Soylular ise fidye karşılığı serbest bırakıldı.Szlachta była zwolniona od płacenia cła.
Önünde bir 15. yy.dan kalma soylu armasi resmi bulunur.15 min.) znajduje się kolejne miejsce pamięci narodowej.
Soylu bir İspanyol ailesine mensuptu.Urodził się w hiszpańskiej rodzinie szlacheckiej.
Soyluluk unvanları kaldırıldı ve herkes kanun önünde eşit kabul edildi.Godziliśmy się na wszystkie ustępstwa i niech każdy z was pamięta o tym na froncie.
Ayrıca Constantinus'tan kendini kurtarabilmiş birkaç Galya-Roma soylusu tarfından da desteklenmiştir.Popierali go też liczni lokalni galo-rzymscy arystokraci, którzy przetrwali porażkę Konstantyna III.
Fransa'da ise diğer soylular da şövalye istihdam edebiliyordu.Wtedy też pozostała czwórka musi zmierzyć się z Czarnymi Rycerzami.
Bu sırada soyluluğa dair kitaplar da imha ediliyorlardı.Prawdopodobnie podczas tych wydarzeń został też zniszczony księgozbiór.
Köklü, soylu bir Sakson ailesindendir.Pochodziła ze szlacheckiej rodziny z Saksonii.
Çiçerin ailesi (Rusça: Чичерины), Rus soylu bir ailedir.Хрущёвы) - rosyjski ród szlachecki.
İsim soylu sözcüklerden fiil yapan eklerdir.Szlachetni dbali o rzeczy szlachetne.
Magistralıklar başlangıçta yalnızca soylulara mahsustu.Na początku wychowawcy zakładają tylko ogólne cele.
Britanya tarihinde her soylunun kendine ait bir arması vardır.Czachowski Robert, Każdy most ma swoją historię.
Timon - Atinalı bir soylu kişi.Tymon – ateński możny, bogaty człowiek.
Soyluların yetkilerini sınırladı.Uzyskał uprawnienia notariusza.
1379'da Pomoravlje lordu Lazar Hrebeljanović diğer Sırp soyluların arasından öne çıkmıştır.W 1389 książę Łazarz Hrebeljanović polecił dobudować do niego egzonarteks.
Annesi Ana Bantăş ise soylu bir ailenin çok iyi eğitim almış kızıydı.Jej matka była dobrze wykształconą kobietą, dbała o dobre wykształcenie swoich córek.
Tali soylular birer birer imparatorluk güçlerine biat ettiler.Możni królestwa podzielili się na zwolenników jednej lub drugiej księżniczki.
Oyun, Bizans soyluları arasında çok popülerdi.Święty cieszył się dużą popularnością wśród Bambrów.
Bu olay Polonya soylularının yurtseverlik duygularını kamçıladı.Spowodowało to wrogość okolicznych mieszkańców narodowości polskiej.
Maximinus soylulardan nefret ederdi ve kendisine karşı plan yapanlara karşı acımasızdı.Lehár miał żal do librecistów, oni do niego.
Sergius, Roma soylularına aitti ve Benedictus adlı bir adamın oğluydu.Sergius tillhörde den romerska adeln och var son till en man vid namn Benedictus.
Plutarkhos tarafından yazılan yaşam öyküsüne göre Coriolanus Romalı soyluları temsil etmekteydi.Enligt Plutarkos representerade Coriolanus den romerska aristokratin.
Necla Soylu (gerçek adı:Necla Soy), (d.Vid barnens aftonbön ("O Gud!
Mülkiyeti Tsitsishvili adlı soylu ailesine aitti.Staden var då i den adliga familjen Tsitsisjvilis ägo.
İyelik ekleri, ad soylu sözcüklere gelerek bu sözcüklerin sahibini tanımlar.I genitivkonstruktioner står ägaren efter det ägda.
Soylu bir ailenin oğluydu.Han var son till en adelsman.
Yeni soyluluksa toplumun sayesinde ayaktaydı.Lögdeälven flyter genom samhället.
Soylu bir aileden gelen Aleksey Tolstoy, Lev Tolstoy’un da uzaktan akrabasıdır.Tolstoj var avlägset släkt med Lev Tolstoj.
İnce bir zekâya ve soylu bir eğilime sahipti.Hon hade ett obegränsat mod och en generös anda.
Ayrıca unvanı alan kişinin ailesi de soylu kabul edilmekteydi.Brudens, och brudgummens, familjer var också rikligt representerade.
Soylular ise fidye karşılığı serbest bırakıldı.Provåker man får man en gratispresent.
Hollanda ise yavaş yavaş Sumatra soylularının kontrolünü ele geçirdi.När nederländarna anlände kom de många furstendömena på Sumatra gradvis under deras kontroll.
Fugger, 1367 yılından beri Almanya'nın Augsburg kentinde oturan Schwaben eyaletinin bir soylu ailesidir.Fugger var en schwabisk (tysk) släkt som från 1367 verkade i Augsburg.
Cüceler buradaki dağın soyluları olurlar ve dağı yeniden inşa ederler.Wegert operar Berg och denne tillfrisknar.
Ratu, Fijililer tarafından kullanılan ve şef anlamına gelen bir soyluluk unvanıdır.Ratu är en titel som används av fijianska män av ledande rang.
Bu unvanların herhangi birine sahip olan soyluya aynı zamanda Lord da denir.Seigneurens område med inbegrepp av alla därmed förbundna rättigheter benämndes seigneurie.
Mdivani ailesi Gürcistan'ın soylu ailelerinden biriydi.Styrande där var medlemmar av adelsfamiljen Geghamian.
İsveçli soylular hiçbir zaman Danimarkalılar tarafından yönetilmekten hoşnut kalmadılar.De danska judarna skickades dock aldrig vidare, tack vare starka påtryckningar från danska regeringen.
Ana madde: İki Soylu Akraba İki Soylu Akraba.Familjen Nott: Renblodig släkt med två kända medlemmar.
Resmin daha sağ tarafında, bir Fransisken keşişi soylu bir adamla sohbet etmektedir.За святковим столом знайшлося місце і для монаха-францисканця, який спілкується із бородатим чоловіком.
Maximinus soylulardan nefret ederdi ve kendisine karşı plan yapanlara karşı acımasızdı.Максимін ненавидів аристократів і був безжалісний до тих, кого він підозрював у змові проти себе.
Şövalye: Topraksız soylu.З безземельних дворян.
1531’de soylu bir ailenin kızıyla evlendi.У 533 році оженився на доньці останнього.
"Jūnzǐ" kavramı (Çince: 君子; pinyin: soylu), klâsik Konfüçyüsçülük için çok önemli bir noktadır.Жень (китайська: 仁; піньїнь: rén) — понятійна категорія в конфуціанстві.