Soylular ise fidye karşılığı serbest bırakıldı.Почётные члены были освобождены от уплаты взносов.
Kont, Avrupa'da bir soyluluk unvanı.Земан — дворянский титул в Восточной Европе.
Köklü, soylu bir Sakson ailesindendir.Происходил из старинной саксонской дворянской семьи.
1874'te Yekaterinoslav soylularının başı olarak şeçildi ve 1886'ya kadar bu unvanını korudu.В 1879 году был назначен Подольским губернским предводителем дворянства и занимал эту должность до 1886 года.
Kara antilop avlamak Hint soylularının en sevdiği spor olmuştur.Охота на носорогов была одним из излюбленных развлечений многих индийских феодалов.
Çiçerin ailesi (Rusça: Чичерины), Rus soylu bir ailedir.Колычевы (Колычёвы) — русский дворянский род.
Pickthall'ın aile kökleri eski bir İngiliz soylu ailesine dayanır.Семья Клейстов происходила из старинной знатной семьи.
Omnium artium medicina nobilissima est Tüm sanatlar içinde hekimlik en soylu olandır.Медицина — благороднейшая из всех наук (лат. Omnium artium medicina nobilissima est).
Soylu saraylılar Rigoletto'dan intikam almaya karar verirler.Хулиганы решают отомстить Уоррену.
Zamanla soyluluk unvanı hâline gelmiş ve çok geniş bir coğrafyada yaygın olarak kullanılmıştır.Эта система стала настолько популярной, что используется и по сей день в большинстве запонок.
Kağan dışında kalan tüm soylular ve savaşçılar da saçlarını örmek zorundaydılar.وبخلاف الإمبراطور كان جميع النبلاء والمحاربين المتبقيين مجبرين على تضفير شعرهم.
Fakat Margaret'ten sonra gelen Danimarkalı yöneticiler, İsveç soylularını kontrol edemediler.مع ذلك، فإن خلفاء مارغاريت الذين تركز حكمهم في الدنمارك، لم يتمكنوا من السيطرة على نبلاء السويد.
Sanço soylu kadın Toda Aznárez’la evlendi.وتزوج زازا رغم أنف الجميع.
İrini Atina'da yaşayan bir soylu aileye, Sarantapechos ailesine mensuptu.ولدت أيرين لعائلة اليونان نبيلة من أثينا، عائلة سارانتيبشو (Sarantapechos).
Maximinus soylulardan nefret ederdi ve kendisine karşı plan yapanlara karşı acımasızdı.تصرف كوزيمو طيلة حياته بوحشية ضد أولئك الذين حاولوا معارضة خططه.
Soylu sınıf içinde yeni bir konuşma modası ortaya çıktı.ولكن في الرياضيَّات الحديثة أصبح هُنالك تعريف جديد.
Annesi Ana Bantăş ise soylu bir ailenin çok iyi eğitim almış kızıydı.عمر الأصغر، وأمّه سَلْمى بنت خَصَفَة.
Soylular ise fidye karşılığı serbest bırakıldı.هؤلاء الملاك يقومون بفعل ذلك مقابل أجور.
Sergius, Roma soylularına aitti ve Benedictus adlı bir adamın oğluydu.كان باسكاليس من أبناء روما، وكان أبوه يسمى بونوسوس.
İskoçya Krallığına soyluların annesini tahttan indirmesiyle sahip oldu.تخلى فورا عن العرش البرتغالي لصالح ابنته الكبرى.
Bunlar soylular ya da yüksek dereceli memurlardı.فهل تريدني أن أقول (المحترمون) أم (المحترمين)?
Bir soylunun kızıydı.ينام نومة العروس.
Buna göre, Kara Hazarlar aşağı tabaka, Ak Hazarlar ise soylular sınıfı ve kraliyet mensuplarıdır.ووفقًا لهذا فإن الخزر السود هم الطبقة السفلى، أما الخزر البيض فهم من المنتسبين للملكية والطبقة النبيلة.
Bu amaçla soyluluk unvanları kaldırılarak tüm vatandaşlar yasalar önünde eşit kabul edildi.مع تأسيس الديموقراطية كان لكل المواطنين امتيازات متساوية في المجلس.
Grandük: Üçüncü dereceden soyluluk unvanıdır.كأس تكريم صاحب المرتبة الثالثة.
Yeni soyluluksa toplumun sayesinde ayaktaydı.A nova nobreza existiu devido à organização da sociedade.
III. İoannis Dukas Vatacis, daha önce yapılmamış olan kilise ve soylu kadınlara da Pronoia verdi.João III Ducas Vatatzes estendeu a pronoia à Igreja e às mulheres nobres, coisa sem precedentes até então.
Hareket Lucius Sergius Catilina adlı bir soylunun önderliği altında birleşti.O movimento se uniu sob um aristocrata chamado Lúcio Sérgio Catilina.
İnce bir zekâya ve soylu bir eğilime sahipti.Ela possuía a coragem ilimitada e um espírito generoso.
İrini Atina'da yaşayan bir soylu aileye, Sarantapechos ailesine mensuptu.Irene nasceu numa família grega nobre de Atenas chamada Sarantapeco.
Ayrıca Constantinus'tan kendini kurtarabilmiş birkaç Galya-Roma soylusu tarfından da desteklenmiştir.Ele foi apoiado por diversos nobres galo-romanos que tinham sobrevivido à derrota de Constantino.
Mavi Sakal, birçok insanın kendisinden çirkin ve korkunç mavi sakalı yüzünden korktuğu zengin bir soyludur.Barba Azul era um rico aristocrata, assustador por ser muito feio, com uma horrível barba azul.
O zamanlar oyunların birçoğu Baltık Alman soylularını eğlendirmek için sahnelenen komedilerden oluşmuştur.A maioria das peças na época eram comédias voltadas para a diversão da nobreza local do Báltico.
Türingiyali küçük bir soylu ailesinden geliyordu.Outra foi a comparativamente pequena classe de nobres.
Tisza ailesi asıl olarak Kalvinist ve unvansız küçük soylulardandı.Os filhos de Hália, porém, eram rapazes arrogantes e insolentes.
İlerleyen yıllarda Sırp soyluları da yükselmeye başladılar.Nos anos seguintes, também ficaram famosos os corsos carnavalescos.
Kontluk arazilerine çoğu İngiltere soylularının eline geçmişti.Na sua maioria, descendiam da nobreza antiga.
Ama soylular bu durumu iğrenç olarak değerlendirdi.O sal é considerado repugnante para eles.
Bir soyluluk unvanı.Um dom da graça.
Kral, Frank geleneğinin davamı, krallığın önde gelen soyluları tarafından resmen seçilirdi.O rei era formalmente eleito pelos líderes da nobreza no reino, continuando com a tradição dos francos.
Soylu bir aileye aitti, muhtemelen Münih ve Freising arasında bulunan Hollern'de doğmuştu.Pode ter vindo de uma família abastada que residia em Norwich ou arredores.
Soyluluk unvanını kullanabilmek için böyle yasal bir onaylama gerekliydi.Porém, tal proposta precisa de aprovação legislativa para ter validade.
Her ikisi akrabaydılar ve Soylu bir Gürcü ailesi olan Cakeli soyundan geliyorlardı.Pode-se inferir que os dois eram parentes e que pertenceram a uma família de tradição militar.
Ayrıca unvanı alan kişinin ailesi de soylu kabul edilmekteydi.Também se leva em conta o status social da noiva.
Oyun, Bizans soyluları arasında çok popülerdi.Foi muito popular entre os fãs de Lauper.
Ortağı Nazlı ise titiz, soylu bir aileden gelen, mütevazı bir polis komiseridir.Já o irmão é um puxa saco, que tem vergonha da família humilde.
Kağan dışında kalan tüm soylular ve savaşçılar da saçlarını örmek zorundaydılar.Envergonhados, os outros dragões tiveram de sair da batalha também.
Kont, Avrupa'da bir soyluluk unvanı.O clube fez uma excursão consagradora à Europa.
Soyluların yetkilerini sınırladı.Suas providências reduziram o poder da nobreza.
Tekrar soylular Siena şehrinin idaresini ellerine geçirdiler.No seu interior foi de novo colocada a cadeira de São Gens.
Sırp soylular sadece Osmanlı devletine haraç (tribute) ödemekle yükümlüydüler.Eles também pagavam impostos e tributos à nova administração muçulmana.
Soylu şövalyeler kendi atlarını kesip yediler.De Engelse ridders waren van hun paarden afgestegen.
Feodal soylular, merkezî olmayan devletler içinde çok büyük güç kazanmışlardır.Deze feodale edelen vormden al snel een belangrijke macht binnen de zwak gecentraliseerde staten.
İlk eşi, Trabzon soylusu Anna Xylaloe'dan, kendisinden sonra imparator olan II. Andronikos doğmuştur.Uit het eerste huwelijk met de Byzantijnse edelvrouw Anna Xylaloë werd de troonopvolger Andronikos II geboren.
Nedime, soylu bir kadına eşlik ve arkadaşlık etmekle yükümlü yardımcı kadın.Hoe gaat dat, een vriendje of vriendinnetje trekt je mee.
Mülkiyeti Tsitsishvili adlı soylu ailesine aitti.Het was toen in handen van de adellijke familie Tsitsishvili.
Soylu Milanese ailesinin oğlu olup, Leonardo'nun hanesine 1506 yılında katılmıştır.Als zoon van een adellijke Milanese familie trad Melzi in 1506 toe tot de huishouding van Leonardo da Vinci.
Kont Guido del Mestri soylu bir İtalyan ailesinden gelmektedir.Stanislas de Guaita kwam uit een Italiaanse adellijke familie.
Bununla beraber bazı önemli Fransız soyluları bu sefere katılacaklarına ant içtiler.In vele opzichten waren Franse notabelen betrokken bij de beslissingen die werden genomen in deze kerkraad.
Yalnızca soyluların katılabildiği seçkin bir yemekti, ve önemli kararların alındığı toplantılardı.Slechts een select publiek, de patriciërs, kon genieten van de uitgebreide maaltijden.