Soylularla, Halkının soylularıyla birlikte oturtsun diye.להושיבי עם נדיבים עם נדיבי עמו׃
Soylularla, Halkının soylularıyla birlikte oturtsun diye.ليجلسه مع اشراف مع اشراف شعبه.
Soylularla, Halkının soylularıyla birlikte oturtsun diye.使 他 們 與 王 子 同 坐 、 就 是 與 本 國 的 王 子 同 坐
Soylularla, Halkının soylularıyla birlikte oturtsun diye.使 他 們與 王子同 坐 、 就 是 與本國 的 王子同 坐
Soylular ülkeyi terk ediyorlar ve Fransa'dan göç ediyorlardı.Adelige verliessen das Land, sie emigrierten aus Frankreich.
Soylular ülkeyi terk ediyorlar ve Fransa'dan göç ediyorlardı.I nobili stavano lasciando il paese, stavano emigrando fuori dalla Francia.
Soylular ülkeyi terk ediyorlar ve Fransa'dan göç ediyorlardı.귀족들은 나라를 떴습니다 그들은 프랑스 밖으로 이민을 갔습니다
Soylular ülkeyi terk ediyorlar ve Fransa'dan göç ediyorlardı.La nobleza dejaba el país, estaba emigrando fuera de francia.
Soylular ülkeyi terk ediyorlar ve Fransa'dan göç ediyorlardı.Les nobles quittaient le pays, ils émigraient hors de France.
Soylular ülkeyi terk ediyorlar ve Fransa'dan göç ediyorlardı.Nobilii incepusera sa plece din tara, emigrau in afara Frantei
Soylular ülkeyi terk ediyorlar ve Fransa'dan göç ediyorlardı.Nobres estavam deixando o país, eles estavam emigrando para fora da França.
Soylular ülkeyi terk ediyorlar ve Fransa'dan göç ediyorlardı.Šlechta opouštěla zemi, emigrovali z Francie.
Soylular ülkeyi terk ediyorlar ve Fransa'dan göç ediyorlardı.Szlachta opuszczała kraj, emigrowała z Francji.
Soylular ülkeyi terk ediyorlar ve Fransa'dan göç ediyorlardı.Благородниците напускат държавата, емигрират извън Франция.
Soylular ülkeyi terk ediyorlar ve Fransa'dan göç ediyorlardı.Дворяни покидали країну. Вони емігрували з Франції.
Soylular ülkeyi terk ediyorlar ve Fransa'dan göç ediyorlardı.و بدأ النبلاء في مغادرة البلد، لقد كانوا يهاجرون خارج فرنسا.
Soylular ülkeyi terk ediyorlar ve Fransa'dan göç ediyorlardı.逃亡したんだ。 そうなると、国王や女王も いてもたっても、いられなくなってくる。
Soylular zengindi ve bununla beraber bütün kontrole onlar sahipti. .그들은 매우 부유해서 거의 모든 것을 통제 할 수 있다고 할 수 있었죠.
Soylular zengindi ve bununla beraber bütün kontrole onlar sahipti. .И были люди бедные, которые работали на них.
Soylular zengindi ve bununla beraber bütün kontrole onlar sahipti. .أي من هذه الأجيال، كانوا يملكون الكثير من الثروة بحيث كانوا فعلياً متحكمين في كل شيء
Soylunun evindeki hayatın çocuğu için ne büyük sıkıntı olacağını biliyormuş.Bà biết cuộc đời con mình sẽ đau khổ trong căn nhà quý tộc đó.
Soylunun evindeki hayatın çocuğu için ne büyük sıkıntı olacağını biliyormuş.Elle savait que la vie de son fils aurait été difficile parmi les nobles.
Soylunun evindeki hayatın çocuğu için ne büyük sıkıntı olacağını biliyormuş.Sabía que en casa de una familia noble la vida de su hijo estaba condenada a la miseria.
Soylunun evindeki hayatın çocuğu için ne büyük sıkıntı olacağını biliyormuş.Она знала, что для такого ребёнка, как я, во дворце жизни не будет.
Soylunun evindeki hayatın çocuğu için ne büyük sıkıntı olacağını biliyormuş.Тя е знаела, че живота на дете и в знатната къща ще е мъчение.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.A na kniežatá synov Izraelových nevystrel svojej ruky, hoci videli Boha, a jedli a pili.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.A na książęta synów Izraelskich nie ściągnął Pan ręki swej: choć widzieli Boga, przecię jedli i pili.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.Contro i privilegiati degli Israeliti non stese la mano: essi videro Dio e tuttavia mangiarono e bevvero
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.Eikä hän kajonnut kädellänsä israelilaisten valittuihin, ja he katselivat Jumalaa, söivät ja joivat.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.Il n`étendit point sa main sur l`élite des enfants d`Israël. Ils virent Dieu, et ils mangèrent et burent.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.In ni iztegnil roke svoje zoper plemenitnike Izraelovih sinov, in videli so Boga in so jedli in pili.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.하나님이 이스라엘의 존귀한 자들에게 손을 대지 아니하셨고 그들은 하나님을 보고 먹고 마셨더라
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.Men han lagde ikke Hånd på Israeliternes ypperste Mænd. De skuede Gud, og de spiste og drak.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.Men han lät icke sin hand drabba Israels barns ypperste, utan sedan de hade skådat Gud, åto de och drucko.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.Na knížata pak synů Izraelských nevztáhl ruky své, ačkoli viděli Boha, a potom jedli i pili.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.Og han løftet ikke sin hånd mot de ypperste av Israels barn, men de skuet Gud og åt og drakk.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.και επι τους εκλεκτους των υιων Ισραηλ δεν εβαλε την χειρα αυτου και ειδον τον Θεον, και εφαγον και επιον.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.И Он не простер руки Своей на избранных из сынов Израилевых: они видели Бога, и ели и пили.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.Но Той не тури ръка на благородните от израилтяните. И те видяха Бога, и там ядоха и пиха.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.ואל אצילי בני ישראל לא שלח ידו ויחזו את האלהים ויאכלו וישתו׃
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.ولكنه لم يمدّ يده الى اشراف بني اسرائيل. فرأوا الله وأكلوا وشربوا
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.他 的 手 不 加 害 在 以 色 列 的 尊 者 身 上 . 他 們 觀 看 神 、 他 們 又 喫 又 喝
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.他 的 手 不 加害 在 以色列 的 尊者 身上 . 他 們觀 看 神 、 他們又喫又喝
Ülkedeki kutsallara gelince, Soyludur onlar, biricik zevkim onlardır.(15:3) К святым, которые на земле, и к дивным Твоим – к ним все желание мое.
Ülkedeki kutsallara gelince, Soyludur onlar, biricik zevkim onlardır.Ale svatým, kteříž jsou na zemi, a znamenitým, v nichž všecka líbost má.
Ülkedeki kutsallara gelince, Soyludur onlar, biricik zevkim onlardır.Ale świętym, którzy są na ziemi, i zacnym, w których wszystko kochanie moje.
Ülkedeki kutsallara gelince, Soyludur onlar, biricik zevkim onlardır.Als ik kijk naar de andere mensen die U volgen, wordt mijn hart warm van blijdschap.
Ülkedeki kutsallara gelince, Soyludur onlar, biricik zevkim onlardır.An den Heiligen, so auf Erden sind, und den Herrlichen, an denen hab ich all mein Gefallen.
Ülkedeki kutsallara gelince, Soyludur onlar, biricik zevkim onlardır.A szentekben, a kik e földön vannak és a felségesekben, bennök van minden gyönyörûségem.
Ülkedeki kutsallara gelince, Soyludur onlar, biricik zevkim onlardır.de heliga som finnas i landet, de äro de härliga till vilka jag har allt mitt behag.»
Ülkedeki kutsallara gelince, Soyludur onlar, biricik zevkim onlardır.De hellige, som er i Landet, de er de herlige, hvem al min Hu står til."
Ülkedeki kutsallara gelince, Soyludur onlar, biricik zevkim onlardır.idet jeg holder mig til de hellige som er i landet, og de herlige i hvem jeg har all min lyst.
Ülkedeki kutsallara gelince, Soyludur onlar, biricik zevkim onlardır.in svetnikom, ki so na zemlji: To so slavni, v katerih je vse veselje moje.
Ülkedeki kutsallara gelince, Soyludur onlar, biricik zevkim onlardır.ja pyhille, jotka maassa ovat: "Nämä ovat ne jalot, joihin on koko minun mielisuosioni".
Ülkedeki kutsallara gelince, Soyludur onlar, biricik zevkim onlardır.땅에 있는 성도는 존귀한 자니 나의 모든 즐거움이 저희에게 있도다
Ülkedeki kutsallara gelince, Soyludur onlar, biricik zevkim onlardır.Kuhormati orang-orang suci di negeri ini; kesukaanku ialah tinggal bersama mereka
Ülkedeki kutsallara gelince, Soyludur onlar, biricik zevkim onlardır.Les saints qui sont dans le pays, Les hommes pieux sont l`objet de toute mon affection.
Ülkedeki kutsallara gelince, Soyludur onlar, biricik zevkim onlardır.Para con los santos que están en la tierra, y para con los íntegros, es toda mi complacencia.
Ülkedeki kutsallara gelince, Soyludur onlar, biricik zevkim onlardır.Per i santi, che sono sulla terra, uomini nobili, è tutto il mio amore
Ülkedeki kutsallara gelince, Soyludur onlar, biricik zevkim onlardır.Pre svätých je, ktorí sú na zemi, a pre slávnych, v ktorých mám všetku svoju záľubu.